RTÜK'ten Basın Açıklaması

Bazı basın ve yayın organlarında, istinaf kanun yolu incelemesi devam etmekte olan bir dosyada verilen iptal kararının uygulanmasıyla ilgili olarak, Üst Kurulumuzu hedef alan yersiz ve mesnetsiz haber ve yorumlara ilişkin olarak aşağıdaki açıklamaların yapılmasında fayda bulunmaktadır. 

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 138’inci maddesinde, yasama ve yürütme organı ile idarenin, mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ile idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesi geciktiremeyeceği; İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinde, idarenin mahkemenin esas ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararının icaplarına göre gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, uygulama süresinin hiç bir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçmeyeceği; anılan Kanunun 52’nci maddesinde ise temyiz veya istinaf yoluna başvurulmuş olması, hâkim, mahkeme veya Danıştay kararlarının yürütülmesini durdurmayacağı hükme bağlanmıştır.

Hukuk devleti olmanın doğal bir sonucu olarak, mahkeme kararlarının uygulanma zorunluluğuna ilişkin Anayasa'nın amir hükmü ve yasal düzenlemeler karşısında; idarenin bağlı yetki içinde bulunduğu ve idarelere yargı kararlarının uygulanması noktasında yorum ve değerlendirme yoluyla takdir yetkisi tanımadığı, aksine mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmemesinin Türk Ceza Kanunu’nun 257’nci maddesinde tanımlanan “Görevi kötüye kullanma” suçunu oluşturduğu öğreti ve yargı kararlarıyla da kabul edilmektedir. 

Durum böyle iken, bazı basın ve yayın organlarında, halen istinaf kanun yolu incelemesi devam etmekte olan bir dosyada esas hakkında verilen iptal kararının uygulanma zorunluluğuna binaen tesis edilen işlemle ilgili olarak, “itiraz sonucu beklenmeden ödeme yapıldığı” hususuna da yer verildiği görülmektedir.

 Söz konusu haberlerde adı geçen Sevriye Verbay’ında aralarında bulunduğu 29 kişi; söz konusu haberlerde anılan Üst Kurul yöneticileri tarafından, milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY) iltisaklı, ilişkili ve destek içinde olduğu şüphesiyle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Görevden uzaklaştırma” başlıklı 137’nci maddesi uyarınca 21.07.2016 tarihinde görevlerinden uzaklaştırılmış, aynı gün itibariyle de haklarında suç duyurusunda bulunulmuş ve daha sonra 01.09.2016 tarih ve 29818 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın kamu görevinden çıkarılmıştır.

Diğer taraftan, uygulanmak zorunda kalınan iptal kararı, adı geçenin kamu görevinden çıkarıldığı tarihten önce eksik ödenen mali ve sosyal haklarının iadesine ilişkin olup, söz konusu haberlerde bahsedildiği gibi herhangi bir tazminat ödemesi söz konusu değildir. 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik Ek 11’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan "uzman" ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 16.12.2015 tarihli ve 29564 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 03.12.2015 tarihli ve E.: 2015/101, K.: 2015/111 sayılı kararıyla iptal edilmesinden sonra,  26.04.2016 tarih ve 29695 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 14.04.2016 tarihli ve 6704 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesiyle söz konusu hüküm yeniden düzenlenmiştir. Üst Kurulumuzda görev yapan uzman unvanlı meslek personelinin mali ve sosyal hakları 6704 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 26.04.2016 tarihinden geçerli olmak üzere, anılan Kanuna uygun olarak ödenmeye başlanılmıştır. Ancak, söz konusu personelden 54 kişi mali ve sosyal haklarının 15.01.2012 tarihinden önce aynı göreve başlayan diğer Üst Kurul uzman yardımcıları ile eşitlenmesi istemi ve yoksun kalınan mali, sosyal hak ve yardımların yasal faizi ile birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle Ankara İdare Mahkemeleri nezdinde davalar açmıştır. Açılan davalar neticesinde; adı geçen şahıs da dâhil olmak üzere, 32 kişi hakkında yoksun kalınan mali ve sosyal hakların ilgililere ödenmesi yönünde iptal kararları verilmiştir. Bu personelden büyük çoğunluğu terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla herhangi bir irtibatı bulunmadığından, görevlerinin başındadır. 

Yargı kararlarının uygulanma zorunluluğuna binanen yapılmak zorunda kalınan işleme başka bir anlam yüklenmeye çalışılmamalıdır. (saat:19:20)  

Kamuoyuna saygıyla sunulur.

BASİN BİLDİRİSİ

Sayı : 17420072/621.02/E.27582

Tarih :16.11.2017

Yayın Tarihi : 16 Kasım 2017