“Eğitim ve Vizyon Günleri” Kapsamında Hukukçu, Yazar ve Oyuncu Bahadır Yenişehirlioğlu Konuğumuzdu

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nda göreve yeni başlayan Üst Kurul Uzman Yardımcıları ve Memurlar başta olmak üzere tüm Üst Kurul çalışanlarına yönelik düzenlenen “RTÜK Eğitim ve Vizyon Günleri” seminerleri kapsamında 7 Aralık 2018 Cuma gününde; “Payitaht Abdülhamit” adlı yapımda Tahsin Paşa, “Yedi Güzel Adam” adlı yapımda Sahaf İsmail Efendi ve “Sevda Kuşun Kanadında” adlı yapımda Saatçi Hüsnü karakterlerini canlandıran hukukçu, yazar ve oyuncu Bahadır YENİŞEHİRLİOĞLU konuğumuzdu.

Hukuk eğitimi aldığını ve 28 yıl boyunca Ceza Avukatlığı yaptığını belirten Yenişehirlioğlu, oyunculuk hayatına“Yedi Güzel Adam” adlı yapımda Sahaf İsmail Efendi adlı karakterle tesadüfen başladığını ve yılların birikimi sonrasında bu alandaki yeteneğini keşfetmesi ile başarılı bulunarak oyunculuğa devam ettiğini belirtti. Kısaca oyunculuk serüvenini anlatarak sözlerine başlayan Yenişehirlioğlu konuşmasında şu şekilde devam etti:

“Annem avukat olmamı istemişti. Benim tercihim ressam olmaktı. Ama demek ki insanların içinde sanat aşkı olunca bir yerden sonra bir kapı bulup çıkış sağlıyor. Benim de 50’li yaşlarda oldu. Dizi oyunculuğunu aktörlüğü hiç düşünmemiştim açıkçası. Hiç planladığım bir şey değildi. Edebiyat hep yapmak istediğim şeydi, çünkü hayatım boyunca çok okurdum. Tamamen tesadüf benim aktörlük hayatım.2011 yılında profesyonelce avukatlık mesleğimi bitirdim. Artık yapmak istemediğime karar verdim ve bütün mesaimi kitaba ayırmak için tamamen bitirdim. 2011’de yazmaya başladım. 2011’den bugüne kadar da 9 tane kitap yazdım. İnsanoğlu kendi gücünün ya da sınırlarının ne olduğunu tam manasıyla başına bir şey gelmeden bilmiyor. Yani sınamadan bilmiyor insanoğlu kendi gücünü.

“Daha sonra TRT Sevda Kuşun Kanadında adında bana göre çok önemli bir projeye imza attı. (12 Eylül öncesi dönemleri ele alan yapım); Saatçi Hüsnü karakteri de gerçek bir karakterdir. Orada bana Saatçi Hüsnü karakterini yorumlamamı teklif ettiler.”

 “Tahsin Karakteri Benim İçin Büyük Bir Ödül Gibi Oldu”

Aldığım bir ödül gibi görüyorum Tahsin karakterini. Tahsin karakterinin parametrelerinin ulaştığı coğrafyaları, Temsil ettiği alanın ne kadar geniş bir kitleye ulaştığını görünce gerçekten Tahsin karakteri benim için bir ödül gibi oldu. Hayatım boyunca çok ödül aldım. Ama aldığım en büyük ödül Mescidi Aksa’yı ziyaret etmek için ikinci kez Kudüs’e gitmek oldu. Orada beni gördüğü andan itibaren avaz avaz bağıran Filistinli küçücük bir kız çocuğunun gelip ayağıma sarılması. Aslında sarıldığı ben değildim: kocaman bir imparatorluktu. Bu coğrafyanın, bu büyük tarihi geçmişe sahip milletin bizatihi kendisiydi sarıldığı, Tahsin değildi o. Bir hami gibi bir baba gibi bir ağabey gibi görünen Osmanlı diyelim ve onun temsilcisi Tahsin’di oradaki sarıldığı. Çok anlamlıydı ve çok duygusal anlar yaşadık biz orada. Aldığım en büyük ödüldü. O zaman anladım ki bu karakter çok şey ifade ediyor. Çok doğru oynanması lazımdı, baştan itibaren öyle kurgulamıştım oyunumu.

“Görsel Sanatlar Günümüzde Nükleer Silahlardan, Bombalardan Daha Etkili”

“Biz yıllarca sanatın anlamını, değerini ve gücünü fark etmedik bir toplum olarak. Oysa ki medeniyetler, imparatorluklar kendi sanatlarıyla kendi kreatif değerleriyle de güçlüdürler ve mutlaka öyle bir anlam ifade ederler. Biz nedense toplum olarak sanatla alakamızı, ünsiyetimizi bozduk. Sanattan bu kadar uzaklaşırsanız o zaman sanatı başka güçler kontrol etmeye başlar. Bir toplumu değiştirip, dönüştürmek için kullanabileceğiniz en büyük araç aslında görsel sanatlardır. Görsel sanatlar günümüzde nükleer silahlardan, bombalardan daha etkili. Ya da bunun tam tersini yapabilirsiniz: ihya hareketi gibi kullanabilirsiniz. Biz sanatın gücünü çok sonra fark ettik. Türkiye’de nedense geri kaldığımız bir alan.”

Filtre Vazifesi Görecek Bir Kurum Olması Şart

“Yapımların hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu hangisinin zararlı hangisinin faydalı olduğunu bir kriter belirlemek, bir filtre vazifesi görmek için Radyo Televizyon Üst Kurulu diye bir Kurul kuruldu. Hani sansürcü bir kurul gibi algılanır toplunun farklı katmanlarında, hatta RTÜK’ün kaldırılması tartışılır, konuşulur. Ama Türkiye henüz ileri demokrasiyi tamamlamadığı için, kendi varlığını tam kurgulayamadığı için, çok yol almasına rağmen yapması gereken pek çok şey olduğu halde ve Türkiye üzerinde de bu kadar güçlü oyun oynanıyorsa ve bilinçli olarak bu diziler vasıtasıyla yapılıyorsa o zaman bir kuruma ihtiyaç var. Toplumların katmanlarının cehalet seviyesini de düşünecek olursak, okumayan bir toplum olduğumuzu düşünecek olursak, o zaman böyle bir filtreye ihtiyaç var bana göre.” Sizin yapacağınız vazife hazırlayacağınız raporlar, önünüze gelen hususlardaki öngörünüz aslında çok şeyi ifade ediyor.

 “Toplum son derece cahil. Televizyonda gördüğü şeyi önemli zannediyor, televizyonda gördüğü o kimliğin bizatihi değerli olduğunu düşünüyor, o kimliğin yaptığı hareketlerin doğru olduğunu düşünüyor, örnekleme yapıyor ve kendine misyon olarak seçiyor, onun gibi davranmaya başlıyor. Öyle olunca bu kurulun bir dizinin, filmin içerisinde hangi sahneler gösterilmemeli ya da ne kullanılmamalı bunun belirlemesi gerekiyor… Yasakçı bir adam değilim, sansürcü bir adam değilim ama her toplum kendi reflekslerini kullanmak zorundadır. Medeni toplumlar için de bu söz konusudur, neslinin ihya edilmesi ve bozulmamasına yönelik doğal olarak savunma refleksini kullanmak mecburiyetindedir. “İşte böyle bir toplumda yaşıyorsanız bu kadar saldırı altındaysanız edebiyatta, müzikte, görsel sanatlarda bir filtreye ihtiyacınız oluyor doğal olarak. O filtre de RTÜK işte. Onun üyelerinin onun raportörlerinin toplum kodlarını çok iyi okuyan, memleket meselelerini bilen, asla tetikçi olmayan, hür düşünebilen, insanların önünü açan, onları geliştiren ileriye doğru yönlendiren, kimyasını, kapasitesini değiştirecek ne varsa onları ihya edecek projeleri destekleyip onların önünde engel oluşturacak ne varsa gereğini yapacağına inanıyoru. Sansürcü müyüm? diye zaman zaman sorguluyorum kendimi ama hayır, çünkü bazı yayınlar o yaş grubunun izleyeceği şeyler değil. O zaman devletin önlem alması gerekir doğal olarak, neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda evrensel normlar üzerinden asla fanatik olmayan bir bakış açısıyla kontrollü olması gerekir.”

 “Okumak insanoğlunu geliştiren en önemli şey. Allah insanı yaratırken ne yapıp ne yapmayacağını ve ne yaparsa gelişeceğini bildiği için peygamber vasıtasıyla insanlara ulaştırdığı ilk tebliğ: “Oku!”. “Oku” emri diye bir emirle karşılaşan bir toplum inandığı kitabı bile okumuyor. Hiç okumayan sadece seyreden sadece güdülenen bir toplumdan bahsediyoruz. Tabi ki izlediğinden etkileniyor, seyrettiğinden etkileniyor. Onu önemli olarak görüyor. O yüzden böylesine cahil bir topluluğun bir şekilde korunması da gerekiyor, neslimizin korunması açısından. Neslini kaybetmiş bir toplumun geleceğini kucaklaması zaten mümkün değil. Onlar da onu çok iyi bildikleri için olabildiğince hızlı saldırıyorlar. Biz de olabildiğince hızlı tedbir almak mecburiyetindeyiz. Bana göre RTÜK böyle bir kurum. O yüzden siz hepiniz çok anlamlısınız, çok önemlisiniz benim için. Benim için önemli olup olmamanız size bir şey katmaz da sizi nasıl gördüğümü ifade etmek için söylüyorum. Burada yapacağınız çalışmalar çok önemli. İnşallah hayırlı çalışmalara imza atarsınız diyerek sözümü bitiriyorum.”

 

 

Yayın Tarihi : 13 Aralık 2018