İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 13.11.2017 tarih ve 1041 sayılı yazısına konu KANAL D logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 04.09.2017 tarihinde saat 09:58’da yayınladığı "Hayatın Penceresinden" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, KANAL D logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 04.09.2017 tarihinde saat 09:58’da yayınlanan "Hayatın Penceresinden" adlı programda, evini terk eden, evli ve bir kızı olan Z. U. isimli kişiyi aramak için annesinin canlı yayına, eşinin ise telefonla yayına katıldığı, ekranda Z. U. isimli kişinin resminin yer aldığı bölümde geçen diyaloglarda; “- Zeynep evli. 14 yaşındaki kız çocuğunu evde uyurken bırakıyor...Kızınızın bir sorunu mu vardı?- isteyerek vardı. 22 yıllık evli...En son girdiği işte bir bayan, bir erkekten, onunla çok samimiydi. Ben onların kandırdıklarını düşünüyorum. Benim çocuğum saf ruhluydu.- İnsan çocuğuna nasıl kıyar. Hadi çocuğuna kızdın gidiyorsun da... Hiç bir telefon yok mu?- Telefon geldi, bir haftalıkken. Kardeşine geldi...Küçük oğlan ablacığım neredeysen ben geleyim alayım getireyim seni, korkma kimseden dedi. Ben dedi sadece kendim gittim çıktım gittim. Geri döneceğim ben beyimden ayrılmak istiyorum. Beyimin sorumsuzluğunun yüzünden oldu bunlar. - Anladım eşini suçluyor. - Eşinizin gitme nedeni olarak bir bilginiz var mı?- O gün benden sonra çıktı. Ne annem, bak şu anda yanınızda ne kendim ne kızım sesini bile duymadım. Yani neden gitti. - Kavga etmiş miydiniz Ertuğrul bey? Son dönemde aranız nasıldı? Kavga etmiş miydiniz, hayatın çekilmezliğinden ya da rutininden şikayet ediyor muydu?- Hayır öyle bir şey yok. Ben 22 yıllık eşiyim. Yapsa bundan önceki yıllarda yapardı... 22 yıllık eşime bu zamana kadar ben yoksulluk içerisinde, kayınvalidem iyi bilir, en iyi şekildi geçim sağladım...Benim eşim saf her şeye kanan saf bir kadın. Onun öyle yapacağına ben inanmıyorum. Sonuçta bu benim eşim kızımın annesi. Arasa ki dese ki ya ben daha gelmiyorum veya ben iyiyim. Yani en azından bir sesini verse. Biz ne yaptık yani. Ne annesi, ne kardeşleri ne biz...Neden gitti? Ben kovmadım, tartışmadım, dövüşmedim, kavga etmedim...-Acaba kaçırılma olayı olabilir mi? Polise başvurduğunuzda polis herhangi bir araştırma yaptı mı? - Kaçırılma demeyelim biz buna. Saf benim eşim. ne dersen inanan bir insan... Kayıp ilanı verdim. 24 saat içinde bulundu diye kardeşleriyle beraber gittik. Bulundu diye bize bir bilgi verdiler. Bize sadece bir belge gösterdiler. Vermiş olduğu ifadeyi gösterdiler. - Eşinizi bulmuş mu polis?- Tabi ki. - Yani kendi özgür iradesiyle mi evi terk ettiğini söylemiş ifadesinde. - ifadesini öyle vermiş. Ama benim eşim o ifadeyi, polis karakolunun kapısını bulacak bir insan değil. - İfadede ne yazıyor? Bu önemli. Başka bir noktaya geldik. Eşiniz karakola verdiği ifadede ne demiş Ertuğrul bey. - Vermiş olduğu ifadede kendi isteğimle gittim. Sağlık durumum iyi. Bulunduğum yeri kimse bilmesini istemiyorum diye ifade vermiş. - Peki kendisine telefonla ulaştılar o da geldi öyle mi. - Bana emniyette söylenen cümleler onlar. - Peki yapabilecek ne var böyle bir ifadesi varsa?- Yani tabi aslında özgür irademle evi terk ettim diyorsa tabi orada emniyet görevlilerinin çok önemli. Bir tedirginliği varsa, birileri varsa yanında.- Kendi imzasıyla, isteyerek gittim demiş. Bizim yaptığımız olay işin duygusal yanı. En azından kızını bunca zamandır aramaması, sormaması ve görmemesi olayı üzerine.- Ama şöyle olabilir yarın bir gün şüpheli bir duruma rastlarsınız. Birinden bir ihbar alırsınız. O zaman belki yeniden bir başvuruda bulunabilirsiniz. Maalesef şu anda yapacak bir şey yok. - Ben buradan Zeynep'e tekrar seslenmek istiyorum. Telefonlarımız ekranda ister yayınımıza istersen yayından sonra ekibimize bağlanabilirsin. En azından evladına söylemek üzere bizi ara Zeynep lütfen. En azından evladın sesini duysun...İnsan evliliğinden vazgeçebilir ama evladından vazgeçmez. Zeynep hanım duyun, evlattan vazgeçilmez.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, gerek 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun gerekse taraf olunan İstanbul Sözleşmesi gibi uluslararası düzenlemeler kadınların şiddet ve şiddet tehlikesinden korunması amacını temel almaktadır. İhlale konu yayında, kendi isteğiyle evinden ayrılan ve kocasından boşanmak isteyen bir kadının televizyon aracılığıyla bulunmaya çalışıldığı, polise ifade verdiği, kendi isteğiyle gittiği, kaldığı yerin bilinmesini istemediği anlaşılmıştır. Program sırasında kadının resminin defalarca gösterildiği kaçırılmış veya kandırılmış gibi yansıtıldığı, çocuğunu evde bırakması üzerinden psikolojik baskıya maruz bırakıldığı, dolayısıyla kadını sığındığı ya da gittiği yerden ortaya çıkması için televizyon aracılığıyla baskı yapılarak can güvenliğinin tehlikede olabileceği gerçeğinin göz ardı edilerek kamusal sorumluluk anlayışından uzak bir yayıncılık sergilendiği kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
1) 6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinde yer alan; "Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. …” hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ağustos 2017 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 18.206.275,48 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 364.126,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir. …” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.


