İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 19.12.2017 tarih ve 1158 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda, TV 8 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşa, 14.12.2017 tarihinde yayınlanan “Yetenek Sizsiniz” isimli programda 6112 sayılı Kanunun 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinde yer alan; "Çocuklara, güçsüzlere ve engellilere karşı istismar içeremez ve şiddeti teşvik edemez" hükmünün ihlali nedeniyle idari para cezası uygulanmasına ve 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “8 inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir. …” hükümleri uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine oy çokluğu ile karar verilmiştir.
Anılan kararda;
- “Yetenek Sizsiniz” isimli programda, yaşları 7 ile 11 arasında değişen kız çocuklarından oluşan 12 kişilik "Quens of the Dans" isimli dans grubunun sahne almış olduğu,
- Türkiye'nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'de on sekiz yaşına kadar her insanın çocuk olarak kabul edildiği ve haklarının güvence altına alındığı,
- Söz konusu Sözleşme’nin 36'ncı maddesinde; "Taraf devletler, esenliğine herhangi bir biçimde zarar verebilecek başka her türlü sömürüye karşı çocuğu korurlar." hükmünün yer aldığı,
- İhlale konu programda yarışan çocukların gösteri yaptıkları sıradaki giyim, makyaj ve davranış biçimleriyle çocuk görünümlerinin yetişkin figürüne taşındığı,
- Çocuk yarışmacıların çocukluğun saflık ve masumiyetine tezat görüntüler içinde yaşlarına uygun olmayan kıyafet ve makyajlarla dans gösterilerini tamamladıklarının görüldüğü,
- Bu nedenlerle, söz konusu yayında çocukların yayın yoluyla istismar edildiği ve gelişme çağındaki yarışmacı çocukların belirtilen halde temsiline yer veren yayın kuruluşunun en büyüğü 11 yaşında olan çocukların ihmal ve istismar edilmesine aracılık ettiği,
- Dolayısıyla mezkûr yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendinin ihlal edildiği kanaatine varıldığı
ifade edilmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; hem meri mevzuatla hem de uluslararası anlaşmalarla çocuk hakları teminat altına alınmıştır ve bu konuda tüm toplumun üzerine düşen hassasiyeti göstermesi zaruridir. Büyük Atatürk’ün de dediği gibi “Vatanı korumak, çocukları korumakla başlar.”
Sağlıklı bir toplum oluşturmak ancak sağlıklı çocuklar yetiştirmekle mümkündür. Medya sektörünün çocukları istismar etmesi ve ticari meta olarak kullanmasının önüne geçilmesi hem kamu otoritesinin hem de toplumun tüm ilgili birimlerinin vazifesidir. Bu kapsamda, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ğ) bendindeki "Çocuklara, güçsüzlere ve engellilere karşı istismar içeremez ve şiddeti teşvik edemez" hükmü hem kişisel hem de kurumsal olarak görevimizi ifa ederken özen göstermemiz gereken en temel önceliklerden biridir. Bu açıdan, çocukların medyada yer alıp almayacağı, alırsa ne şekilde yer alacağı, hangi kıstaslara sahip programlarda (reklamlar dâhil) yer alacağı psikologlar, pedagoglar, sosyal hizmet uzmanları, politika belirleyiciler ve sivil toplum tarafından hayatın akışındaki değişimler çerçevesinde bir bütün olarak sürekli tartışılarak gözden geçirilmelidir.
Diğer taraftan, burada üzerinde durulması gereken husus, alınan kararda “çocuk yarışmacıların çocukluğun saflık ve masumiyetine tezat görüntüler içinde yaşlarına uygun olmayan kıyafet ve makyajlarla dans gösterilerini tamamladıklarının görüldüğü”nün belirtilmiş olmasıdır. Diğer bir ifade ile burada çocukların cinsel objeler olarak kullanılması iddiası söz konusudur.
Programa ilişkin görüntüler izlendiğinde, çocukların büyükler gibi giyindiği veya cinsel meta olarak kullanıldığına dair bir ize rastlamak söz konusu değildir. Programda çocukların giydikleri kıyafetler denizde, havuzda giyilen mayolardan ya da dans, bale eğitimi kurslarında giyilen kıyafetlerden pek bir farkı olmayan giysilerdir. Kaldı ki sağlıklı bireyler çocukları her yerde ve her koşulda çocuk olarak görürler. Anılan programda çocukların giymiş olduğu sıradan dans kıyafetlerini “çocukluğun saflık ve masumiyetine tezat, yaşlarına uygunsuz kıyafet” olarak değerlendirmek, ergenlik çağına bile gelmemiş çocuklar üzerinden cinsel anlamlar çıkarmak, son yıllarda çokça yaşanan pedofili olaylarına hafifletici gerekçe yaratmak anlamına gelebilecektir. Bu durum ise her şeyine karışılan, çocukların çocukluğunu yaşayamadan yetişkin hale geldiği sağlıksız bir topluma dönüşmekle sonuçlanabilecektir.
Pedofilinin, cinsel istismarın önüne sadece TV kanallarına ceza kesmekle geçilebilmesi mümkün değildir. Aksine, çocukların cinsel obje imiş gibi görülerek ceza verilmesi, cinsel istismar suçu işleyenlerin çocukların kıyafetlerinden etkilenebilir olduklarına ilişkin olarak kamuoyunda hafifletici unsur algısı oluşmasına katkıda bulunabilecektir. Böyle bir yaklaşım, saf, masum, günahsız çocukların korunmalarından ziyade cinsel obje olarak görülmesine katkı sağlayacaktır. Çocukların cinsel obje olarak görüldüğü bir toplumda ise ne çocuk istismarının ne de çocuk gelinlerin önüne geçmek mümkün olabilecektir.
Cinsel istismar ile başa çıkmada en temel mesele çocukların güçlendirilmesidir. Bu ise çocukların insan ilişkilerindeki sınırları kavrayabilmeleri, hayır diyebilmeleri ve kendilerini rahatsız eden davranışlar olması durumunda güven duydukları bir yetişkine ulaşabilmeleri konusunda cesaretlendirilmeleri ile yani ancak eğitimle mümkündür.
Pedofili vakalarında ya da yetişkinlere ilişkin cinsel taciz vakalarında istismarcıların, çocukların ya da yetişkinlerin giyiminden bağımsız olarak eylemde bulunduğu bilinmektedir. Kaldı ki bu tip vakaların, daha muhafazakâr kıyafetlerin giyildiği ortamlarda da meydana gelebildiği yaşanan olaylardan da görülebilmektedir.
Çocukların giydiği sıradan dans kıyafetlerine cinsel anlamlar yüklemek bir sonraki aşamada şampuan reklamlarında oynatılan bebeklerin “yarı çıplak” olarak değerlendirilmesine yol açabilecektir.
Üzülerek belirtmek isterim ki geldiğimiz nokta; maçoluğun, cinsiyetçiliğin, varoşluğun, paçozluğun, feodalitenin yıllardır diziler aracılığıyla pompalanmasının sonucudur. Geldiğimiz nokta; evlilik programlarının, gündüz kuşağı “reality show”ların toplumu getirdiği noktadır. Geldiğimiz nokta “oğlum amcana pipini göster” şeklinde ortaya çıkan cinsiyetçi zihniyetin sonucudur. Geldiğimiz nokta şekilcilikten öteye gitmeyen ahlak anlayışının bizleri getirdiği son noktadır.
Bu çerçevede, alınan karara katılmadığımı ifade etmek isterim.
Çocuklar, çocuktur. Cinsiyetleri ne olursa olsun ve ne şekilde giyinirlerse giyinsinler çocuklar çocuktur!


