İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 14.11.2017 tarih ve 1049 sayılı yazısına konu; TV 8 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 26, 29.09.2017 tarihlerinde saat 15:17, 15:25’de yayınladığı “Gerçeğin Peşinde” adlı programa ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Ayrıntıları bahse konu yayına ilişkin izleme raporunda belirtildiği üzere; TV 8 logosu ile yayın yapan MNG TV YAYINCILIK. A.Ş unvanlı kuruluş tarafından 26, 29.09.2017 tarihlerinde saat 15:17, 15:25’de yayınlanan “Gerçeğin Peşinde” adlı programın 26.09.2017 tarihli bölümünde geçen diyaloglarda, "Bir anne B. İ. 19 yaşındaki oğlu. Binnur hanım eşinden ayrılmış Kocaeli'ye gelmiş oğluyla birlikte bir engelli çocuğu daha var… Berkay 31 Ocak 2014'de saat 19:30 sularında arkadaşlarıyla buluşacağını söyleyerek Karadeniz Ereğli'de babasının yaşadığı yerden çıkıyor ve babasının hemen karşısındaki inşaat halindeki bir binanın dibinde saat 21:00 de bekçi tarafından cesedi bulunuyor. -Binnur hanım bize olayı şu şekilde anlattı önce bi kaç gün geçti olayı hatırlamak için nasıl anlattı olayı bi bakalım sonrasında biz olay yerine gittik efendim Karadeniz Ereğli'ye gittik" - Bundan tam üç yıl önce makine mühendisliği öğrencisi 19 yaşındaki Berkay sadece altı günlüğüne babasının evine gitti ve dördüncü gününde bir inşaatın dibinde cansız bedeni bulundu. Kayıtlara şüpheli ölüm olarak geçti ama ardındaki gerçek gizli kaldı. - Ocak sömestir tatilinde babasının yanına gitmesine -halayla baba birlikte yaşar- onların yanına gitmek istediğini söyledi. İlk haftasıydı sömestir tatilinin. Pazar günü gitti, cumartesi için biletini almış ama maalesef oğlum yanıma gelemedi. ... 31 Ocak 2014 yedi buçukta evden çıktığı söyleniyor ama çocuğum 10 dakika içinde yok oluyor. Sanki buharlaşmış gibi. Çocuğumu kim o hale getirdi, o inşaata nasıl götürüp koydular yani saat daha çok erken çünkü. Ve bir kimsenin görmemesi mümkün değil. Neden susuyorlar? Niçin susuyorlar? korkmasınlar ya korkmasınlar. ... o arada bana pat diye Berkay öldü dedi. Ben tabi ne yapacağımı şaşırdım. İşte ya intihar dediler ya da atıldı dediler polis ve savcı. Dedim ki bu çocuk oradan düşmüş olsa kendisinin bütün her yerinde tahribat var da bütün iç organlarında tahribat var, bu telefona nasıl bir şey olmamış dedim. O gece oğlum orada bulunduktan sonra gelen doktor muayenesinde diyor ki şüpheli ölüm, Adli Tıbba gitmesi gerekir diyor. ... Bütün iç organlarında hepsinde hepsinde kanama var, her bir organındaki kanamayı okudukça ben fenalık geçirdim. Dedim ki üçüncü kattan düşmeyle bu kadar tahribat olmaz. Üçüncü kattan düşen dibine düşmesi gerekir, üç metre öteye gitmiş. ....fizik olarak babaya çok benziyordu, ... ben sordum o zaman babasına dedim sana benzetmiş olup da böyle bir şey olabilir mi dedim. Var mı dedim öyle husumetli kimsen şu bu var mı? yok dedi bana. ....İntihar olayına hiçbir zaman ihtimal vermedim, intihar değil. O dışarıda herhangi bir yerde öldürüldü, oraya getirildi konuldu. Dosyası faili meçhul olarak kapatıldı. ...- Otopside intihar olmadığı iç organlarında düşmeye bağlı olmayan darp nedeniyle çok sayıda kanama olduğu tespit edilmiş. ...- Olay yerine gittik. Berkay'ın cesedinin bulunduğu yere. O inşaat nasıl bir inşaat. ...şimdi bu intihar olmadığı konusunda zaten savcılık raporu var yani şüpheli ölüm olarak geçmiş çünkü otopsiden sonra ortaya çıkmış bazı bulgular var. Diyor ki yani özetle bu çocuk eğer intihar etmiş olsaydı bu iç organlarında oluşan kanama oluşmaması gerekirdi. Bu ancak ölmeden önce darp gördüyse bu kanamalar oluşabilir. Peki babasının evinini karşısındaki inşaat halindeki apartmanın dibinde bulunması aslında babaya bir mesaj mı? bütün bunları yerinde görüntüledik dedikten sonra olay yeri görüntülerine dış sesin "ekibimiz Berkay ın cansız bedeninin bulunduğu olay yerini de görüntüledi..." ifadelerine yer verildiği ve "19 yaşındaki üniversite öğrencisi Berkay nasıl öldü? İntihar mı cinayet mi?" şeklindeki bant yazının yer aldığı görülmüştür. Aynı konunun ele alındığı programın 29.09.2017 tarihli bölümde de, konu başka bir boyuta taşınarak ölüm anında merhumun üzerinde bulunan ve delil niteliği taşıyan giysilerin stüdyoda bulunan adli tıp uzmanı tarafından incelenmesinin istendiği, bu durumun izleyicilere aktarıldığı, belirtilen giysilerin incelendiği sırada “Berkay”ın öldüğünde üzerinde bulunan giysiler stüdyoda! O giysiler Beykay’ın ölümüne dair ne anlatıyor” ifadeleriyle bant yazı ile ekranda yer verildiği, sunucu tarafından “Babasının söylediği şuydu eğer benim çocuğum oraya düşmüş olsa ya da oradan yürüyerek oraya gelmiş olsa ayaklarında çamur olurdu muhakkak dedi... Bir de efendim şimdi evet oradan yani bulunduğunda vücudunda pek çok iz vardı...” şeklinde ifadeler kullanıldığı sırada annenin ağlarken fenalaştığı, sağlık ekiplerinin müdahale ettiği ve yayına ara verildiği görülmüştür.
İhlale konu programda, 19 yaşındaki bir gencin ölümüyle ilgili tüm detayların anlatıldığı, evladını kaybetmenin acısıyla başa çıkmaya çalışan acılı bir annenin bu süreçte bir televizyon programında oğlunun ölümüyle ilgili detayların defalarca anlatılması sonucu yaşadığı acının yeniden üretildiği, söz konusu vefat olayına ayrılan süre boyunca ekranda ölen gencin fotoğraflarına yer verildiği, vefat ettiği anda üzerinde bulunan giysi ve ayakkabıların stüdyoda yakın plan çekimlerle detaylı olarak incelenmesi ve ölümüne neden olan yaralanmalarıyla ilgili olarak bilgilerin açıktan yayınlanmasının kamusal sorumluluk anlayışıyla bağdaşmadığı, bununla beraber vefat eden bir gencin ölüm anı ve sonrasında vücudunda meydana gelen travmalara ilişkin detayların izleyicilere aktarılmasının insan onuruna saygılı olma ilkesine aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan, "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz,..." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8 inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. (…)” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ağustos 2017 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 8.498.578,13 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde bir oranı (%1) 84.986,00 TL. İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir. …” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.


