Üst Kurul Başkanı Ebubekir ŞAHİN’in gündem dışı olarak;
İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 04.02.2020 tarih ve 182 sayılı “KRT” konulu yazısının görüşülüp karara bağlanmak üzere gündeme alınmasını öneriyorum."
Şeklindeki beyanına istinaden yapılan oylamada, konunun gündeme alınmasına Üst Kurul Üyesi Ali ÜRKÜT’ün karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verilerek görüşmelere geçilmiştir.
İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 04.02.2020 tarih ve 182 sayılı yazısına konu KRT logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 26, 27.01.2020 tarihlerinde saat 18:30’da yayınladığı “Akşam Haberleri” isimli haber bülteni yayınlarına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, KRT logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun, gazeteci Serdar AKİNAN’ın Elazığ’da yaşanan deprem sonrası yapılan arama kurtarma faaliyetlerine yönelik iddialarına yer verildiği 26.01.2020 tarihli saat 18:30’da yayınladığı “Akşam Haberleri” adlı haber bülteninde “-Kamera görmüyor, kamera duymuyor bu kadarını.- …"Sedyeleri hazırlayın". Çünkü enkazın içindeki ekiplerden içeride kaç kişi olduğu, kaçının canlı kaçının hayatını kaybettiği bilgisi geliyor. Ceset torbalarını hazırladılar. Sedyeleri hazırladılar. Bilgiyi alıyorum. Daha sonra bunu da 'konfirme' ettim, oradaki itfaiye ekipleriyle 'konfirme' ettim. Sayın Cumhurbaşkanı geldi. Oradaki insanlara, yakınını kaybeden veyahut da yakınının iyi haberini bekleyen insanlarla ailelerle konuştu. Yetkililerden bilgi aldı ve ağır ağır diğer enkazın olduğu yere ilerledi. Şimdi bu önümüzde bekleyen ekip oradaki enkazın içinde battaniye istediler ve kameralar çekmesin diye bir bariyer oluşturdular. Görsel bir bariyer ki bu anlaşılabilir bir şey. Fakat biliyorum ceset torbaları hazırlandığına göre ekip içeride kaç cenaze olduğunu biliyor. Onlar bekletiliyor. Şu dikkatimi çekti. Önümdeki kurtarma ekibiyle bir bağım vardı. Telsizle, içeride yaralı var, kadın. çıkartılacak. Oradaki ekip diyor ki "Bekletin, bekletin, bekletin". Ambulanslar bekliyor, kapıları açık. Buradaki ekip bekliyor. Oradaki bir yetkili, içerideki, kim olduğunu bilmiyorum, bilmem de mümkün değil, oradaki heyetin gelişini koordine ediyor. Sayın Cumhurbaşkanı önümden geçti, o enkazın önüne geldi. Ayken binasının önüne geldi ve o battaniye indi ve oradan sedyeyle yaralı kadını çıkarmaya başladılar. Sayın Cumhurbaşkanı geldi ve sedye önüne geldi. İnanılır gibi değil. O yaklaşık bir saat sürdü, bir saat boyunca sürdü bu bahsettiğim şey. Yani orada siz o kadını, eğer bu doğruysa gerçekten vahim. Bir fotoğraf vermek için indiriyorsanız eğer buysa gerçekten inanılmaz. Yani hakikaten inanılmaz. Daha önemlisi hadi bunu geçtim, ben yanıldım, o anda denk geldi diyelim, daha önemlisi bugün itfaiyedeki o arkadaşları arıyorum… -Bu neyin güç gösterisi? Yani nedir, bunun amacı nedir?… Yani şu son fotoğraf karesini alabilmek için bir saat mi beklendi? -40-45 dakika beklediler aşağı yukarı. 40-45 dakika beklediler. Yani o anda çıkardılarsa bilemem. Yani bu fotoğraflar böyle olmadığını, yani benim tam da korktuğum gibi olduğunu, yani "Sayın Cumhurbaşkanı geliyor. Oradan bir fotoğraf..." … Bu anlaşılır bir şey değil. Yani bu fotoğraf karesini vermek için değer mi? Belki o kadının dakikalarla hayatını kurtarmamız gerekiyor. Belki, hipotermi krizinde belki. Belki böbrekleri çöktü. Serum bağlamışlar. Ne olduğunu bilmiyoruz. Oradaki acil müdahale ekibine sen o talimatı neye göre veriyorsun? Belki Cumhurbaşkanı'nın bundan haberi bile yok bu arada, bence. Asıl önemlisi bu. Haberi bile yok. Adam oradan geçiyor, oradaki AFAD daire başkanı "Bakın biz çalışıyoruz". Çünkü sahadaki diğer yetkililerin, yani diğer illerden gelen itfaiye grup amirlerinin paylaştıklarını birleştirince bugün itibariyle karşıma böyle bir fotoğraf çıktı.”,
27.01.2020 tarihinde yayınlanan haber bülteninde ise; (…) Dolayısıyla o süre zarfında atıyorum şu olabilir. Enkazın içinde ayağı sıkışmıştır da o yaralıyı çıkartamıyordur, bekliyordur. Bu da olabilir diyorum. Altını çizerek söylüyorum. Fakat ne olduysa, onu gözümle gördüm. Önümüzden geldi Cumhurbaşkanı heyetle beraber. 40-50 kişilik belki biraz daha da kalabalık. Diğer enkazın olduğu yere gitti. Orada insanlarla konuştu. Baş sağlığı diledi, teskin etti. Neyse. Orada ufak bir basın açıklaması yaptı. Ben bu arada bulunduğum yer itibariyle hakim pozisyondayım. Hem o tarafı görüyorum, hem bu tarafı görüyorum. Buradaki hazırlıkta bir battaniye istendi ve ön taraf bloke edildi. Gözümle gördüm. Şu vincin hemen arkasındaki yerde. Mavi, mavi polarlı olan arkadaş var ya onun sağ tarafında içeride mağara ağzı gibi bir yer var. Yaralı kadın da oradan çıkartıldı… Yani orada planlanmış, bilgisi verilmiş bir resim olduğu gayet ortada. Ha bu o anda hazır olmuştur olmamıştır onu bilemem. Ama benim gördüğüm tam da gördüğüm buydu. Bunu söylemeye çalışıyorum… Bu arada bakın altını çizerek söylüyorum. Buna eminim bu arada eminim. Emin olduğum bir tek şey varsa o da Cumhurbaşkanı'nın orada "Ben geliyorum. Orada yaralıyı bekletin. Bilmem ne yapın." dediği değil… Evet bu görüntüler ilk kez geliyor sevgili izleyiciler ekranlarınıza. Serdar Akinan'ın dün akşamki anlatımlarını doğrulayan yani olayın gerçek yüzünü bir kez daha kare kare, saniye saniye anlatan görüntüler… Yani bu işin belki de kameraların önünde, tam da Cumhurbaşkanı'nın geldiği sırada yaralının oradan çıkartılmasının hazırlanmış bir şey olabileceği ihtimali... Kimseyi direkt suçlamıyoruz. "Evet böyle bir şey olmuştur" demiyoruz ama böyle bir ihtimal dahi varsa bu yanlış bir şeydir. Bu olmamalıdır, bu yaşanmamalıdır… Şimdi Serdar Akinan dün akşam burada bunları anlattı. Bu akşam da anlattıklarını doğrulayan ve pekiştiren bu görüntüleri getirdik ekranlarını… Sayın Cumhurbaşkanı önümden geçti, o enkazın önüne geldi. Ayken binasının önüne geldi ve o battaniye indi ve oradan sedyeyle yaralı kadını çıkarmaya başladılar. Sayın Cumhurbaşkanı geldi ve sedye önüne geldi. İnanılır gibi değil. O yaklaşık bir saat sürdü, bir saat boyunca sürdü bu bahsettiğim şey. Yani orada siz o kadını, eğer bu doğruysa gerçekten vahim. Bir fotoğraf vermek için indiriyorsanız eğer buysa gerçekten inanılmaz. Yani hakikaten inanılmaz. Daha önemlisi hadi bunu geçtim, ben yanıldım, o anda denk geldi diyelim, daha önemlisi bugün itfaiyedeki o arkadaşları arıyorum... 40-45 dakika beklediler aşağı yukarı. 40-45 dakika beklediler. Yani o anda çıkardılarsa bilemem. Yani bu fotoğraflar böyle olmadığını, yani benim tam da korktuğum gibi olduğunu, yani "Sayın Cumhurbaşkanı geliyor. Oradan bir fotoğraf..." şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Kitle iletişim araçlarının günümüzdeki önemi kamusal faaliyetteki etkin gücünden ileri gelmektedir. Yayıncılığın kamusal bir sorumluluk olduğu gerçeğinden yola çıkarak gazetecilik olanakları içerisinde üretilen haberlerin ve bilgilerin tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas alması beklenmektedir.
Medyanın özellikle demokrasiye katkı bağlamında bir takım görevlerinin varlığından söz edilebilir. Bu bağlamda medyanın temel işlevlerinden biri sağlıklı iletişim ortamını oluşturmaktır. Yöneten-yönetilen ilişkisinde doğru bilgilendirme ve tarafsız habercilikle kurulacak iletişim, özgür tartışma ortamının yaratılmasına, kamuoyunun aydınlatılmasına ve serbestçe oluşumuna katkıda bulunacaktır.
Yayıncının haberlerle kamuoyunu bilgilendirmek görevini icra ederken, kriz haberciliğinin hassas dengelerini akılda tutması beklenmektedir. 2014 yılında hazırlanan Yayın İlkeleri Rehberi'nde "Doğal afet haberleri gibi yayınlarda izleyicilerde korku, panik, endişe yaratacak ifadeler kullanılmamalı gerilimi artıracak nitelikteki yorumlardan kaçınılmalıdır." ifadesi yer almaktadır. Yayıncı kuruluşların, deprem gibi afet-kriz anlarında ve sonrasında olay yerinde yaşananlara ilişkin haberlerin veriliş tarzı ve dilinde otokontrol yapmalarının gerekliliği vurgulanmaktadır.
Bu nedenlerle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan; "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %1 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Aralık 2019 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 254.194,89 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2020 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 25.881 (yirmibeşbinsekizyüzseksenbir) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Ali ÜRKÜT’ün karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.


