Üst Kurul Başkanı Ebubekir ŞAHİN’in gündem dışı olarak;
İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 03.02.2020 tarih ve 184 sayılı “TV 5” konulu yazısının görüşülüp karara bağlanmak üzere gündeme alınmasını öneriyorum."
Şeklindeki beyanına istinaden yapılan oylamada, konunun gündeme alınmasına Üst Kurul Üyesi Ali ÜRKÜT’ün karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verilerek görüşmelere geçilmiştir.
İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 03.02.2020 tarih ve 184 sayılı yazısına konu TV 5 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 28.01.2020 tarihinde saat 20:00’da yayınladığı "Kulis Ankara" isimli program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, TV 5 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 28.01.2020 tarihinde saat 20:00’da yayınlanan "Kulis Ankara" isimli programda, program konuğu tarafından; "Mesela bir cenaze sahibi, taziyeye gittiğimizde söyledi; dedi ki, ‘Biz geceden beri bekliyoruz, cenazemizi bize teslim edecekler diye. Sabah oldu teslim etmediler, öğlene yaklaştık; en son bir kamu görevlisi geldi, ‘İkindi namazına Cumhurbaşkanı gelecek. Cenazeleri onunla beraber kaldıralım istiyoruz, ikindi namazında’ dedi… Taziye sahibi, ‘Ben de isyan ettim kardeşim’ dedi. ‘Benim cenazem, sizin siyaset unsurunuz olamaz ki. Ben cenazemi götüreceğim mahalleme. Bizim usulümüz bellidir. Orada beraber yaşadığı insanlarla helalleşsinler; sonrasında defnini yapayım... -Ben, bunun Sayın Cumhurbaşkanının talebi olduğu kanaatinde değilim; ama oluşturulan siyasî iklim, oraya yaranmayı, hani bunlara yaranacak bir şeyler söyleyelim, gösterelim, yapalım ki o da beraberinde bir şey getirdiği için bu türden şeyler oluyor. Ben, taziye sahibinin bize ifade ettiğini söylüyorum. Burada mesele zaten, yani konuşulan şey burada şu: ne deprem, yani o binalar AK Parti iktidar döneminde yapılmış binalar değil… Onlar daha erken alıyorlar. Kendi camilerinde kaldırıyorlar. İtiraz edince alabiliyorlar cenazelerini.” şeklinde ifadelerle, kamuoyunda kanaat oluşturarak, tüm ülkeyi derinden sarsan bir afet üzerinden toplumu yanlış yönlendirebilecek ve farklı değerlendirmeye sebebiyet verebilecek nitelikte yayın yapıldığı görülmüştür.
Yayıncının haberlerle kamuoyunu bilgilendirmek görevini icra ederken, kriz haberciliğinin hassas dengelerini akılda tutması beklenmektedir. 2014 yılında hazırlanan Yayın İlkeleri Rehberi'nde "Doğal afet haberleri gibi yayınlarda izleyicilerde korku, panik, endişe yaratacak ifadeler kullanılmamalı gerilimi artıracak nitelikteki yorumlardan kaçınılmalıdır." ifadesi yer almaktadır. Yayıncı kuruluşların, deprem gibi afet-kriz anlarında ve sonrasında olay yerinde yaşananlara ilişkin haberlerin veriliş tarzı ve dilinde otokontrol yapmalarının gerekliliği vurgulanmaktadır.
İhlale konu programda, program konuğu tarafından, kamu görevlilerinin iktidara yaranmak ve menfaat elde etmek için cenazeyi ailesine teslim etmediklerini, itiraz üzerine cenazenin aileye teslim edildiğinin ifade edildiği, bu yayın özelinde yapılan bir çok yorumun eleştiri sınırları içerisinde, ifade ve haber alma özgürlüğü hakkının bir parçası olarak değerlendirilse de "cenazenin aileye teslim edilmemesi" iddiasının ilgili kişi ve kurumları zan altında bırakan, doğrulanması gereken bir iddia olduğu, kamuoyunun böylesi durumlarda her türlü malumatı doğru kabul edebileceği düşünülmeden, araştırılmadan, doğruluğu ispatlanmadan, iftira nitelikli bu tarz ifadelerin kriz zamanlarında olması gereken sağduyu ortamını yaralayacak türdendir. Medya mensuplarının siyasi kişi, kurum ve kuruluşları eleştirmesi; onların söz ve eylemleri hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi tabii bir durumdur. Ancak bu hakları kullanırken tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerinden ödün verilerek kamuoyunu yanlış yönlendirebilecek yayınlardan kaçınılması gerektiği, kişi, kurum ve kuruluşların haklarının da gözetilmesi gerekmektedir.
Bu nedenlerle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan; "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %1 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Aralık 2019 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının bulunmadığı değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2020 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 25.881 (yirmibeşbinsekizyüzseksenbir) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Ali ÜRKÜT’ün karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.


