İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 18.03.2020 tarih ve 378 sayılı yazısına konu HABER TÜRK logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 18.01.2020 tarihinde saat 20:59’da yayınlanan "Gerçek Fikri Ne?" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, HABER TÜRK logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş 18.01.2020 tarihinde saat 20:59’da yayınlanan "Gerçek Fikri Ne?" adlı programda, program sunucu ile program konukları arasında geçen diyaloglarda; " Siz diyorsunuz ki bölgede su gibi kan akacak, savaş Türkiye'ye sıçratılacak. Yani tam da Yusuf Hoca kendi analizini yaparken bir kültür coğrafyası üzerinden ve size dedim ki soracağım bu soruyu da "O coğrafyaya yayılıyor olmak, o coğrafyanın bütün çelişkilerini ve çatışmalarını da buraya doğru çeken bir mıknatısa dönüşür mü?" sorusunu soracağım. Peki Cübbeli Ahmet namı diğer ne dedi onu bir izleyelim, ondan sonra tartışmamıza o perspektiften devam edeceğiz. Böyle bir risk ve tehditle Türkiye karşı karşıya mı?"…"Türkiye'de bu selefi ile İrancı grupların, yani İrancı gruplarla selefi gruplar arasında bir şeyler hazırlanıyor. Pompalı bulunsun evde, bilmem av tüfeği gibi olaylar oldu. Sonra kimisi silahlanılsın dedi. Bu silahlanmalar yarın bir gün Allah muhafaza iç savaş malzemesi de kullanılabilir şeklinde dört tane açıklamam var.", " Şimdi yaptığı vurgu şu, bu konuşmanın biraz daha başında da diyor ki biraz mezhep üzerinden soruluyor alevi, sünni gibi filan. Hayır diyor hiç öyle olacağını sanmıyorum diyor. Selefi gruplar silahlanıyor, selefi gruplarla İran'a yakın, İrancı gruplar arasındaki bir gerginlik çatışma üzerine bir şey kuruluyor... bu anlamıyla silahlanma olgusu, vurgusu artık Cübbeli Ahmet konumundaki biri de ifade ediyorsa hassasiyet üstü durulması gereken bir şey mi? O anlamıyla sınırları Edirne Kars değildir. daha ötesidir dediğimiz bir Türkiye. O daha ötesindeki bütün sorunları ve bütün çelişkileri kendisine de çekmekte midir? kısmını sormak istiyorum. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz Cübbeli Ahmet'in bu söylediklerini.? Var mıdır böyle silahlananlar, böyle bir silahlanma. - Gruplar niye silahlanır bilmiyorum da Sadat diye bir gerçeğiniz var. Adnan Tanrıverdi general silahlandırdı. Örnek ÖSO' ya dünya kadar silah yağdırdığınız Örnek gibi. ...Şöyle birşey söyleyeyim bakın Adalet ve Kalkınma Partisi Hükümeti'nin kuruluşundan son münhasır ekonomik bölge ile ilgili sözleşmeye kadar dış politikada yaptığı her şey yanlış, her şey yanlış ama. ...11 Eylül 2001 bu dünyada ABD emperyalizminin soğuk savaştan sonraki yeni aldırmış olduğu şekil hepimizin bildiği üzere Afganistan, Irak işgalleriyle başlayan sonra bütün Orta doğu haritasını bozmak üzere kurgulanmış olan bir yeni strateji. Peki adını ne koydular? önce büyük orta doğu sonra genişletilmiş orta doğu projesi. Peki Tayyip bey Başbakan kimliğiyle işte Aydınlık Gazetesi daha önce onlar hesaplamış yapmışlardı. Doğu bey kaç kere ifade etti? 34 kez ben büyük orta doğu projesinin eş başkanıyım demiş. Ama neden sonra son yıllarda fark ettiler ki arkadaş bunun içinde parçalatılacak 22 ülkeden söz ediliyor. Bu coğrafyada Türkiye de buna dahil. Sonra biz o ifadeleri duymamaya başladık ama ona kadar Orta Doğu, Afrika zaten şekillendirildi. Şimdi siz mezhepçi dış politika uyguladığınızda Cübbeli Ahmet doğru bir şey söylüyor. ...Peki bütün bunlar olurken Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruluşunda laik bir dünya görüşüne sahip devlettir diyorsanız 1928 itibarıyla sonra da 36'ya geleceksiniz anayasanıza yazacak mısınız. Bugün ki benim şiddetle eleştirdiğim, çok büyük bölümünde reddettiğim bu anayasa da bile laik bir sosyal hukuk devletidir diyor musunuz. Peki Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin dünya görüşü laik ise siz nasıl olur da mezhepçi bir dış politika uygulama peşine düşersiniz. Madem ki bu coğrafyanın bu nedenden dolayı darma dağın edildiğini görüyorsanız o zaman bunda nasıl ısrar edersiniz. Tamam şöyle bir şeyi kabul ederim, efendim bir siyasal parti ya da bir kişi ihvancı ya da müslüman kardeşlerci dünya görüşünü içselleştirmiş olabilir. Ama siz bunu bir devletin dış politikasına giydiremezsiniz. Hele bu devlet Türkiye ise ve hele bu coğrafyada ise. Bak tekrar söylüyorum. Kültürel olarak buna inanabilirsiniz. Bu saygı duyulacak bir şeydir. Bunu düşünce özgürlüğü olarak ta ifade edebilirsiniz. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti hala laik bir devlet ise hala ve anayasasında ...- Yani bir tereddütünüz mü var? bu hala vurgusunu niye yapıyorsunuz.- Israrla yapıyorum çünkü mezhepçi dış politika uygulanıyor. ısrarla yapıyorum. General Adnan Tanrıverdi ne dedi kendi sesinden.? Ne dedi Mehdi'yi bekliyoruz, bunun geliş zamanını Allah biliyor ama bizde Mehdinin gelişi için de alan açmalıyız. Eğer bu generali Cumhurbaşkanlığı Baş Danışmanlığı'na getiriyorsanız bu ülkede bir büyük problem var demektir. ...Şimdi Ahmet Davutoğlu beyfendiyi düşünelim. Dış işleri Bakanı, ondan önce TİKA, ondan önce danışmanlık, sonra Başbakanlık. Peki biz Suriye meselesine niye bulaştık, o bataklığa biz niye girdik. Tamda söylediğim bu meseleden dolayı. Ne dedi 15 gün sonra Emevi Camii'nde cuma namazı kılacağız. Öyle mi kardeşim? o günden bu güne kadar biz orada cuma namazı kılmadık. Geçen gün Putin Emevi camii'ni ziyaret etti. Şuanda Türkiye'de yüzlerce Suriyeli imam cuma namazı kıldırıyor. ...Madem Cübbeli Ahmet'in şeyinden geldik... Söylediği şey evet bu doğru bir mesele ama biz bunu çözmemiz gerekiyor. Biz neyi çözmedik? Bir kere Cumhuriyet'in kuruluşundaki temel olguları yıkmak üzerine bir iddiası var Hükümet'in. Ağzını açan herkesin saldırısı bu yönde. Son günlerde gene bir Atatürk'e saldırı, Kemalizm'e saldırı. Niye yapılıyor bu? Bakın, hiçbir ülkede kurucu babalara hakaret edilmez. Bir bizde. Bizde bir garip moda var. Tuhaf bir iş var. Cumhuriyet'in bütün kuruluş ayarları, fabrika ayarları deniyor ya. Bunların hepsinin alt üst edilmesi gibi bir iddia var. Peki bu iddia niye? ...Deniliyor ki (uluslararası ilişkilerde) bu ilişkilerde silahlı kuvvetleri, orduyu kullanmadan yumuşak güç unsurlarını kullanarak da orduyu kullandığınızdaki sonucu alırsınız. Ankara bunu yapmadı yapmamakta da ısrar ediyor... Efendim Suriye'ye onu göndereceğim falan, tamam Suriye'de müdahalede geldiğimiz noktada haklı, asker göndermekte haklıyız. Ama büyük problemler ver tabi. Çok büyük problemler var. Niye önce diplomasi işletilmiyor... Peki nasıl çözeceksiniz siz problemleri? Bölgeyi konuşuyorsun Mısır'da Büyükelçi'n yok, İsrail'de Büyükelçi'n yok, Suriye'de Büyükelçi'n yok Irat'ta yoksun. Nerede varız? Peki nasıl çözeceksiniz problemleri.- Peki bunun içeride bir basınç oluşturduğunu düşünüyor musunuz iç savaş tehdidi hikayesinde.?- Bölgedeki basıncın içeriye yansıtılması meselesi, içeride çıkması değil. Yoksa özür dilerim içeride Sünni - Alevi çatışması olmaz. Türk-Kürt çatışması olmaz.- "Bu anlamıyla siz nasıl değerlendiriyorsunuz, Cübbeli Ahmet'in ... Güneydoğudaki bazı Hizbullah vs gibi yapılara dikkat dedi. Toplumsal tabanı da var, silahlanılıyor. Ve dışarıdaki bir çatışma aslında biraz içeriye doğru geliyor, yaklaşmakta diye. Bu bir felaket tellallığı mı, yoksa ciddi bir risk mi, gerçek olma potansiyeli yüksek bir şey mi?- "Şimdi şöyle Türkiye'de önümüzdeki gelecek süreçte kaşınmak istenen problem, Türkiye'nin başını belaya sokacak problem, Allah korusun, Alevi- Sünni çatışması problemidir. Bir şekilde onu kaşımaya çalışıyorlar. Zaman zaman onu kaşımaya çalışıyorlar."- "Siz riski orada mı görüyorsunuz?"- "Ben riski orada görüyorum."- "Peki İrancılar diye bir şey var mı Türkiye'de?"- " Var var. Bürokrasi de var, devlette var, muhalefet partilerinde var. İktidar partisinde var, devletin bürokrasisinde var."-" Peki, selefiler denilen gruplar toplum içerisinde ne kadar etkin, bürokraside devlette varlar mı?"- " Yani, Selefilerin etkinliği yok. Selefiler bir şekilde dışarıdan birtakım istihbarat örgütleri üzerinden empoze edilmeye çalışılıyor... Ama güçleniyor o kesin."- " Siz Alevi- Sünni diyorsunuz."- "Alevi- Sünni çatışması hazırlanıyor. Bakın örnek vereyim... Yani Alman vakıfları nasıl çalıştı Türkiye'de. Yani acayip bir şekilde çalıştı. Yani Türkiye'nin mezhebi haritasını çıkardı Almanlar. Yani Türkiye'deki mezhebi tarikat haritaları, meşrebi haritalar, şu an haritalar veriler data, big data diyebileceğimiz veriler Almanlar'ın elinde... Alman istihbarat örgütü çok güçlü bir örgüttür ve Yahudilerin kontrolündedir, onu da hatırlatmış olayım."- "Türkiye'nin yumuşak karnıyla oynamak için, stratejiler geliştirmek için dolayısıyla böyle yöntemlere başvurulduğunu hatırlatmak isterim.... Şimdi şöyle Almanya'da bazı eyaletlerde Alevilik'i resmi din olarak kabul ettiler... Şimdi Alevilik bir din değil. Alevilik Müslümanlık'ın bir yorumu."- " Bazı Alevilerin kullanılması burada, Aleviliğin resmi din olarak ilan edilmesine Alevilerin karşı çıkması lazım. Mesela ben bunu bekliyorum, bekledim, epey karşı çıkan da olmuş." " Biz Türk- Kürt meselesiyle başa çıkabiliriz, ama Alevi- Sünni meselesiyle başa çıkamayız."- "Ona katılıyorum."- "Alevi- Sünni çatışmasının denemeleri çok oldu ülkemizde. "- " Bunu başaramayacaklar hocam, ben başaracaklar demedim."- "Bunu başaramayacaklar. Buna ne Aleviler ne Sünniler izin verirler."- " Halkımız büyük ferasetiyle, büyük bilgeliğiyle bu tip oyunları göre göre aklı başında ister Sünni ister Alevi aklı başında insanlar bu işi kaşımayacaktır. Kaşıyana da gereken dersi verecektir. İki aynı zamanda İslam'ı tam anlamıyla hazmetmiş, anlamış olan mütedeyyinler, yine ister Alevi olsun ister Sünni olsun, bu insanlar da eğer gerçek anlamda İslam'ı kabul etmişlerse bunlar da izin vermeyeceklerdir. Bu siyaseten zaman zaman oy devşirmek için yapılan hamlelerdir. İster Alevi taraftarlırı tarafından gelsin ister Sünniler tarafından gelsin. Buna dikkat etmemiz lazım....- Dış politika stratejisi mezhepçi...uygulanan strateji ne çözülmesi gereken, Ankara'nın baştan beri farketmediği, çok geç farkettiği.Bir islamı islamla yok etmek, iki bunun için ne yapacaksınız ikinci adım müslümanı müslümana kırdırmak, bak bu yapıldı, Ankara yine meseleyi farketmiyor, mesele büyüdü sünni şii çatışmasına, yusuf kaplan şu analizime katılır mı merak ediyorum, ABD'nin bölgede uyguladığı dış politika stratejisi İran'ı güçlendirmiştir.- Ben yazdım hocam sadece ben yazdım, kesinlikle- Katılıyorsunuz degil mi... Asıl mesele ne biliyor musunuz, sonra ne oldu kontrollü kaos stratejisi uyguladılar en son nereye geldi biliyor musunuz, sürdürülebilir kriz stratejisi Ankara orada uyandı. Danışmanları kimdir, nedir, çocuk düzeyinde danışmanlarla çalıştığınız zaman bu iş böyle oluyor zaten, kime söylediğimi anlıyor onlar.b onlar biliyor o çocukların kim olduklarını, böyle bir noktaya getirdikten sonra bu işi çözmemiz zor, siz orada islamı islamla yok ettirme en baştan onu farkettiğinizde neden buraya müdahale ediyorsunuz, niye oradaki iç savaşın taraflarından birisi halini alıyorsunuz mademki bu ülkenin yüzde doksanı doksanbeşi müslüman diyorsunuz anayasası laik olmasına rağmen. Evet inanç iklimi bu niçin buna müdahil olduğunuz da bu belli değil mi ki uzun vadede.- Kasıtlı yapıyorsunuz. - Kasıtlı yapıyorum çünkü buradaki barışın tek koşulu” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, haberciliğin temel gereklilikleri olan sadelik, açıklık, kesinlik ve doğruluk ilkeleri tüm haber aktarımlarında geçerliliğini korumalıdır. Haberciliğe dair sorumluluk, toplumu ve ulusal güvenliği ilgilendiren bir olay ya da durumla ilgili bilgi verileceği zaman olayın kendisiyle ilgili noktaların şahsi fikirlerden ayrı bir şekilde değerlendirerek ve doğruluk, gerçeklik gibi ilkeler ön planda tutularak olayla ilgili tüm geçerli noktaların sunulmasını gerektirmektedir.
Söz konusu programda, farklı görüş ve düşünceleri ifade ederken son derece hassas davranılması ve gerçekliğe dayanmayan ya da doğrulanmamış beyanlarla spekülasyonlara yol açılmaması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan; "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Aralık 2019 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 3.746.832,53 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 74.937,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir…” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.


