İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 20.03.2020 tarih ve 415 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda "HALK TV" logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 19.03.2020 tarihinde saat 10:59’da yayınlanan "Medya Mahallesi" isimli program sunucusu Ayşenur Arslan ve konuğu Hüsnü Bozkurt’un;
“Hüsnü Bozkurt: Bakın, umreye izin verdiniz, Güle Çağrı isimli Ankara Üniversitesindeki doktor hanım "Umreden gelenlerle bu iş patladı" demesinden dolayı kızcağızın hakkında soruşturma açıyorsunuz.
Ayşenur Arslan: Çok önemli gerçekten
Hüsnü Bozkurt: Ama bu sizin sorumluluğunuz kardeşim ya, bunu niye yapıyorsunuz? Neden umreye izin veriyorsunuz? Umre dediğimiz bir de farz da değil. Hani hacc olur da bilmem ne onu anlarım. Yav Suudi Arabistan Kabe'yi ziyarete kapatıyor, Vahabi ya bunlar Vahabi, laik devlet felan değil. Suudi Arabistan'ın Kabe'yi ziyarete kapadığı bir ortamda siz laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yönetenler olarak 20 bin kişinin umreye gitmesini yasaklayamıyorsunuz. 80 milyonluk bir ülke ve bu insanların hepsi bizim yurttaşımız. Yani biz burda umreye gidenleri suçlamıyorum yanlış anlaşılmasın. Devlet devlet olacak önlemini alacak. Bakın İtalya'da siz gösterdiniz, her bir kişinin önüne 2 metre mesafe. Bakın Amerika'nın en ünlü, Ayşenur Hanım çok önemli bir şey söyleyeceğim, marketler zinciri, Amerika'nın her yerinde olan marketleri olan zincir, 60 yaş üstü yurttaşlar daha fazla risk altında diye sabahları saat 6 ile 7 arasında bütün marketlerini sadece 60 yaş üstü için açık tutuyor, o saatin dışında 60 yaş üstü yurttaşlara izin vermiyor. Bakın bu tür önlemler geliştiriyor insanlar, şirketler, şunlar, bunlar. Biz devlet olarak kendi vatandaşımızı yani ben o vatandaşlar gelip de başkasına virüs bulaştıracaklar diye söylemiyorum. Biz kendi 20 bin yurttaşımızı virüsün olduğunu bildiğimiz bir ülkeye niye gönderiyoruz ya? Niye bunu engellemiyoruz? O zaman bize dinsiz mi derler? Yani sizin gibi mi yaparız biz de? Yani 2. Dünda Savaşı'nda o savaşın en civcivli anında kutsal emanetleri korumak için trenlerle onları sandıklara koyup Niğde'de ve Konya'da bazı camilere ibatede kapatıp o camilerde koruma altına alan İsmet Paşa'ya ve CHP'ye 70 yıldır siz gayet yanlış ve hatalı olarak "Vay bunlar camileri ahır yaptı" dediniz diye biz de şimdi siz korona salgınında camileri kapatırsanız 70 sene size "Vay bu AKP camileri kapattı" mı deriz. Ya biz öyle bir şey demeyiz kardeşim. Tam tersini deriz. Deriz ki "Aferin ya, evet bunlar siyasal islamcı falan ama bakın bilimin dedeği doğruyu yapıyorlar" deriz. Doğru olan budur. Şimdi burada test dediniz değil mi? Test kiti dediğiniz nedir? Türkiye'de o kadar gelişmiş bir sağlık sistemi var ki size samimiyetle söylüyorum bugün Bakanlık "Yapın bu kiti" dese bir günde yapılır, iki günde yapılır. Hatta şimdi dünyada geliştirildi, 15 dakikada sonuç veren testler var.
Ayşenur Arslan: Niye olmuyor o zaman? 8 bin küsür kişiye sadece, az önce söyledik, dışardan, umreden ve Avrupa'dan Amerika'dan gelenlerle 30 bin kişiye varıyor. Hadi bıraktık içeriyi. 8 bin test yapıldıysa, neden?
Hüsnü Bozkurt: Neden biliyor musunuz? İnfial yaratmayalım diyen bir otorite var. Sağlık Bakanı da buna uymak zorunda, Ticaret Bakanı da buna uymak zorunda, şu da uymak zorunda, bu da.
Ayşenur Arslan: Yani otorite derken Erdoğan'dan söz ediyorsunuz değil mi?
Hüsnü Bozkurt: Ben, evet. Bakın yürütmenin başı o. Ben onu bunu bilmem. Yani kalkıp da 3. havaalanını ben yaptım diye açıyorsan kardeşim, bu salgının sorumlusu da sensin. Ne demek yani? Şimdi burada demek istediğim ciddiye alınmadı ya, alınmadı. Yani biz nasıl olur, 80 milyonluk ülkede 8 bin test yapılmış olmasını ne ile izah edeceğiz? Neden yapılmıyor? Dünya Sağlık Örgütü diyor ki "Test, test, test".
Ayşenur Arslan: Daha ne desin?”
şeklindeki ifadeleri nedeniyle, 6112 sayılı Yasanın 8. Maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan “"Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz…" hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle yaptırım uygulanmasına “oy çokluğuyla” karar verildi.
Söz konusu programda ki ifadeler ve yorumlar eleştiri sınırları içinde olup her hangi bir hakaret, tehdit, aşağılama içermemektedir. Bütün Dünyayı saran korona salgınının henüz başladığı bir tarihte yapılan programda yer alan ifadelerin ne kadar doğru saptamalar olduğu zaman içinde ortaya çıkmıştır. Bu ifadeler halkı korku ve paniğe sürükleyen değil aksine konunun ciddiye alınarak alınması gereken tedbirler ve bu konuda halkın şeffaf olarak bilgilendirilmesinin önemi vurgulanmaktadır.
Öyle ki, Umreden dönenlerin büyük bir bölümünün karantinaya alınmaması salgının yayılmasına yol açmış, Suudi Arabistan’da salgının korkutucu bir biçimde artmasından sonra bu yıl ki Hac ziyaretlerini yasaklamak zorunda kalmıştır. Bu gerçekler bile programda konuşulanların ne kadar haklı eleştiriler olduğunu göstermiştir.
İfade özgürlüğü; çoğulcu ve anayasal demokrasilerin temel taşlarındandır. Farklı tanımlara yer verilmekle birlikte genel kabule göre, ifade özgürlüğü; insanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği fikir ve kanaatlerden dolayı kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve serbestisidir. İfade özgürlüğü, sadece “düşünce ve kanaat sahibi olmayı” değil, “düşünce ve kanaatlere ulaşma” ve “düşünce ve kanaatleri açıklama, yayma” özgürlüklerini de kapsamaktadır. Ayrıca ifade tarzları, biçimleri ve araçları da bu özgürlük kapsamındadır.
AİHM’ye göre ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun en önemli temellerinden olup, toplumsal ilerlemenin ve her kişinin gelişiminin başlıca koşullarından birini teşkil etmektedir. AİHS'nin 10. maddesinin 2. fıkrası saklı kalmak koşuluyla, ifade özgürlüğü, yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerlidir. Çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik bunu gerektirir ve bunlar olmaksızın “demokratik bir toplum” olamaz. (Handyside/Birleşik Krallık, 5493/72, 07.12.1976).
Pandemi salgını başlangıcında yöneticiler tarafından alınması gereken tedbirlerin konu edildiği ve doğruluğu zaman içinde ortaya çıkan programdaki bu ifadeler nedeniyle yaptırım uygulanmasının hukuki olmadığı, muhalif basının susturulması gibi demokratik toplumlarda kabul edilemez bir amaca yönelik karar olduğu görüşünde olduğum için katılmadım. 29.06.2020


