İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının, 06.04.2020 tarih ve 493 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda:
"HALK TV" logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta, 02.04.2020 tarihinde saat 13:00’te yayınlanan ve sunuculuğunu Şule Aydın’ın yaptığı "Gündem Özel" isimli programda verilen haberde; “Şule Aydın’ın: Cemil Taşçıoğlu'nu uğurladık son yolculuğuna ve üzgünüz, gerçekten üzgünüz. Türkiye açısından çok değerli bir ismi son yolculuğuna uğurladık, insanlığın ilerlemesi için bilimin ilerlemesi için uğraşmış bir isimdi Cemil Taşçıoğlu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, dün Bilim Kurulu Toplantısı sonrası açıklamalar yaptı. Sağlık çalışanlarına ilişkin verdiği bilgiler önemliydi. 601 sağlık çalışanının enfekte olduğunu söyledi.” şeklindeki ifadeleri ekrana getirilmiş, ancak haber sunumu esnasında, aşağıda bilgilendirme amaçlı yer alan kuşak yazısında; “Prof. Cemil Taşçıoğlu Hayatını Kaybetti. / Türkiye'de 601 Sağlık Çalışanı Hayatını Kaybetti.” yazısı yer almıştır.
Haberde, “601 sağlık çalışanının enfekte olduğu” belirtilirken, alt yazıda “601 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği” şeklinde, sehven yapılan yazım hatası nedeniyle, 6112 sayılı Yasa’nın 8. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde belirlenen; “Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın ve doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz...” hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle yaptırım uygulanmasına “oy çokluğuyla” karar verilmiştir.
Ancak, program sunucusunun ifadelerinde, yaptırıma konu olan maddi hatayla benzerlik taşıyan bir ifade bulunmamaktadır. Dahası haberin kendisinin de doğru bilgilerle hazırlandığı görülmektedir. Dolayısıyla, sunucunun ifadeleri ya da haberin içeriği nedeniyle değil, sadece habere ait alt yazıda sehven yapılan bir hata nedeniyle yaptırım uygulanması kararı alınmıştır.
Oysa yayıncı kuruluş sehven yapılan bu hata nedeniyle, üzüntülerini kamuoyuyla ve izleyicileriyle paylaşmıştır. Bu durum, uzman raporunda da; “İlgili haber bülteninin ikinci bölümünde ve 19:00'da yayınlanan ana haber bülteninde, kamuoyunda tepkiyle karşılanan söz konusu haberin hata sonucu yapıldığına dair beyanların olması ve bu konuda özür dilenmesi sorumlu yayıncılık açısından olumlu bir örnek olarak değerlendirilmiş” ifadesiyle kayda geçirilmiştir.
Üst Kurul Toplantısı’nda, oy çokluğu ile alınan söz konusu karara katılmama nedenlerim aşağıda sunulmuştur:
KOVİD 19, sadece ülkemizin değil dünyanın da ilk defa deneyimlediği ve doğrudan insan sağlığıyla ilişkili bir süreçtir. Bu süreç, medya yayıncılığının da alışagelmiş parametrelerinin dışına çıkmasına neden olmuştur.
Örneğin; pandemiyle ilgili haberlerin, son dakika gelişmelerinin en hızlı ve doğru şekilde izleyiciye aktarılmasının, sadece bir habercilik faaliyeti olmadığı/ olamayacağı bu süreçte ortaya çıkmış, “en hızlı ve doğru” aktarımın, bireyin ve toplumun sağlığı açısından da büyük önem taşıdığı görülmüştür. Virüsün tıbbi ve biyolojik özellikleri açısından bakıldığında; çok kısa süre gecikmiş bir bilgilendirmenin dahi, hastalığa karşı alınması gereken önlemler hususunda, bireyde ve toplumda zafiyet yaratabileceği kabul edilmiştir.
Bu bağlamda, yaptırıma konu edilen yayıncı kuruluşun “altyazı hatası” bilginin en doğru ve hızlı şekilde izleyicilerle paylaşılma çabasının istenmeyen bir sonucudur. Ulusal ve uluslararası düzeyde pek çok yayıncı kuruluşun, özellikle haber ağırlıklı program ve yayınlarında, ilgili yayıncı kuruluşta yaşanan hatalara da rastlamak mümkündür.
Üstelik yayıncı kuruluş, hatasını da kabul etmiş; hatasından dolayı özür de dilemiştir. Yayıncı kuruluşun bu olumlu tavrı uzman raporunca da kayda geçirilmiştir. Dilenen özür ve bu durumun uzman raporunca kayda geçirilmesi de göstermektedir ki yaptırıma konu olan hatada bir kasıt bulunmamaktadır.
Yaptırım kararında da belirleyici kriterin, “kasıt olmadığı” hususu olması gerektiğini düşünmekteyim. Ayrıca, geçmişte alınan benzer Üst Kurul kararlarına bakıldığında, sehven yapıldığı ortada olan benzer hatalara karşı anlayışla davranıldığı, yaptırım uygulanmadığı da görülecektir. Öte yandan her yayıncı kuruluşa, her durumda eşit mesafede bir duruş sergilemek, tarafsız kalarak olaylara objektif açıdan bakabilmek, adalet duygumuzu her koşulda korumak da Üst Kurul Üyeleri olarak bulunduğumuz konumun zorunluluğudur.
Özetle, yayıncı kuruluşa–üstelik defalarca özür dilenmesine rağmen- yaptırım uygulanmasının ahlakî, vicdanî ve hukukî olmadığı, bu uygulamanın demokratik toplumlarda kabul edilemez bir amaca yönelik karar olduğu görüşünde olduğum için, söz konusu karara katılmadım.


