İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 27.04.2020 tarih ve 598 sayılı yazısına konu HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 13.03.2020 tarihinde saat 10:59’de yayınlanan "Medya Mahallesi" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından 13.03.2020 tarihinde saat 10:59’da canlı olarak yayınladığı, sunuculuğunu Ayşenur Aslan'ın yaptığı, "Medya Mahallesi" adlı programda, program sunucusu ile konuğu arasında geçen diyaloglarda, “(…) Bakın bu ülkede daha çok yakın zamanda en az 34 askerin öldürüldüğü bir savaşın içinde Türkiye Suriye'de. Kimse çıkıp "Savaşa Hayır" diyemedi kusura bakmasınlar yani. Orda ölenlerde ana baba kuzusu. O çocuklar neden öldü ya gencecik? Şimdi vidyoları izliyorum o Suriye savaşından işte omuz üstü roket atarlarla savaşıyorlar, ediyorlar. Ne yaptığının şuurunda, farkında bile olmayan çocuklar ve başka bir ülkenin toprağında tam adıyla işgalci bir güç olarak, bir gücün temsilcisi olarak birileriyle savaşmaya ve ölmeye gönderilmiş yani. Ve buna bile kimse itiraz etmiyor. - Evet.- Bakın unutuldu, 34 kişi öldü ya, 34 tane gencecik insan öldü. Libya'da kaç kişi öldüğünü bilmiyoruz. "Türkiye'nin orada ne işi var?" sorusu çok meşrudur. Şimdi Erdoğan çıkmış diyor ki "Amerika'ya, Avrupa ülkelerine niye sormuyorsunuz?" Oranın yurttaşı da oraya sorsun, ordaki gazeteci de onlara sorsun. Ben sana sormakla mükellefim. Bu ülkenin yurttaşı olarak, kimsenin ölmesini istemeyen biri olarak tekrar tekrar tekrar sormamız lazım, "Kardeşim senin başka bir ülkenin toprağında ne işin var? Niye emperyalistlerin maşası olmayı kabul ettin?" Bu çok meşru bir sorudur ve ölümleri engelleyecek tek şey buna güçlü ses çıkarmaktır. Siz savaşı sona erdirdiğinizde bu boğuştuğunuz finansal krizle ve onun getirdiği yoksulluk ve yoksunlukla da boğuşmanız çok daha kolay hale gelecek. Yani orda savaşın bir ekonomisi var. Birtakım menfaatleri gözetiyor olabilir devletler. Ama bu ülkenin insanına çok ciddi zarar veren finansal boyutları da var, hani can kaybını bir yana bırıkarak söylüyorum. Bir yana bırakmak gerektiğini söylemiyorum ama bunların hepsi birlikte düşüneceğimiz şeyler. Bu ülkedeki finansal krizin en büyük nedeni despotik bir iktidar, diktatör heveslisi birinin iktidarda olması ve iktidardaki ömrünü, bitmiş meşruiyetini ve iktidardaki ömrünü uzatmanın tek yolunun savaş politikalarından geçtiğini bildiği için başkasının çocuğu üzerinden, başkasının çocuğunun kanı üzerinden siyaset yapmaya devam etmesi. Çocuğu ölen hiç kimse "Vatan Sağolsun" dememeli çünkü o çocuklar bu vatan için ölmediler, sarayın saltanatı sürsün diye öldüler. Bu kadar basit." şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın değiştirilemeyecek hükümleri arasında yer alan 3'üncü maddede, "Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür..." hükmü yer almaktadır. Bununla beraber, Türk Ceza Kanunu'nun "Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar" bölümünde "Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozmak" başlığıyla düzenlenmiştir. TCK'nın 302. maddesinde "Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet iradesinden ayırmaya yönelik bir fiil..." şeklinde ifade edilmiştir.
Anayasanın 26. maddesi düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini düzenlemektedir. İlgili maddede "Bu hürriyetin kullanılması, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir." denilmektedir.
İhlale konu yayında, program konuğu tarafından; "Şimdi vidyoları izliyorum o Suriye savaşından işte omuz üstü roket atarlarla savaşıyorlar, ediyorlar. Ne yaptığının şuurunda, farkında bile olmayan çocuklar ve başka bir ülkenin toprağında tam adıyla işgalci bir güç olarak, bir gücün temsilcisi olarak birileriyle savaşmaya ve ölmeye gönderilmiş yani. Ve buna bile kimse itiraz etmiyor." şeklinde ifadelerle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sınırlarını korumakla ve halkın güvenliğini sağlamakla görevlendirilmiş ordu mensuplarını hafife alıcı nitelikte ifadeler ve ulusal güvenlik çerçevesinde geliştirilen ve yürütülen devlet politikasına Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın yüklediği sorumluluğu aşar nitelikte yorumlar olduğu, sınırlarımızdaki güvenliği sağlamaya çalışan Devletimizi herhangi bir sebep göstermeksizin Suriye topraklarını işgal eden işgalci bir devlet olarak gösterilmeye çalışıldığı, Türkiye Cumhuriyeti'ni, eğitimsiz ve masum askerlerini bilerek ve sebepsiz bir şekilde ölüme gönderen, elindeki gücü terörize eden bir yapı hüviyetinde gösterme amacında olduğu, bu duruma da program moderatörünün herhangi bir müdahalede bulunmayıp aksine söylenenleri onaylayan bir üslup ve tavır takındığı, dolayısıyla ulusal çapta yayın yapan bir platformda kullanılan ifadelere kamusal yayıncılık sorumluluğu çerçevesinde müdahale etmesi gerekirken, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı böylesine ifade ve suçlamalara müdahale etmemesinin kamusal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan; "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı olamaz." hükmünün ihlal edildiği sabit görülmüştür.
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti, anılan madde ile korunmak istenen kamusal menfaat göz önünde bulundurularak, %5 oranında idari para cezası uygulanmasına ve idari tedbir olarak program yayınının beş (5) kez durdurulmasına karar verilmesi takdir edilmiştir.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan; "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı olamaz." ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” hükmü uyarınca, idari para cezası ve program yayını durdurma idari tedbirinin uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %5 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Şubat 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 494.818,97 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2020 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 25.881 (yirmibeşbinsekizyüzseksenbir) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) İdarî tedbir olarak, ihlale konu PROGRAM YAYINININ TAKDİREN 5 (BEŞ) KEZ DURDURULMASINA, bu idari tedbirin uygulanma zamanın kuruluşa yapılacak tebligatta bildirilmesine,
c) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan; “…Yükümlülük veya yasağa aykırılık dolayısıyla idarî tedbir olarak programın yayınının durdurulması kararının verilmesi halinde, yaptırım uygulanmasına sebebiyet veren fiilin işlenmesinden dolayı sorumluluğu olan programın yapımcısı veya varsa sunucusu, yayının durdurulduğu süre zarfında, aynı veya farklı medya hizmet sağlayıcı kuruluşta hiçbir ad altında başka bir program yapamaz veya sunamaz.” hükmü uyarınca, işlem yapılması hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
d) İdari tedbir uygulanması sonucu yayını durdurulan programın yerine, Üst Kurulca gönderilen programların, programın başında; “Bu program, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun 30.04.2020 tarih ve 2020/18 sayılı toplantısında alınan 8 No’lu kararı uyarınca, kuruluşumuzun 13.03.2020 tarihinde saat 10:59’da yayınladığı "Medya Mahallesi" adlı program yayınında, 6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan, yayın hizmetleri ‘Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı olamaz.’ ilkesinin ihlali nedeniyle idari tedbir uygulanması sonucu yayını durdurulan program yerine yayınlanmaktadır.” metninin anlaşılır şekilde okunarak DVD/CD’de yer aldığı şekliyle ticari iletişim yayını içermeksizin yayınlanmasına, ayrıca anılan metnin program yayını süresince ekranın altında akar yazı ile verilmesine,
e) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentlerindeki ilkelerle dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapılmasını müteakip verilecek yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının on güne kadar durdurulmasına; ikinci tekrarı halinde ise, yayın lisansının iptaline karar verilir. … Programlarının yayını veya yayınları süreli durdurulan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yaptırım kararının tebliğine rağmen kararın gereklerine aykırı olarak yayınlarına devam etmesi halinde yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP, İlhan TAŞCI ve Ali ÜRKÜT’ün karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 30.04.2020 tarih ve 2020/18 sayılı toplantısında alınan 08 no.lu karara karşı oy yazısı.
İlhan TAŞCI Şerhidir.
Üst Kurulun 30.04.2020 tarih, 2020/18 sayılı toplantısında alınan 08 no.lu karara karşı oy yazısı.
Ali ÜRKÜT Şerhidir.


