İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 27.04.2020 tarih ve 603 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda "DİYALOG TV" çağrı işaretli medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 17.04.2020 tarihinde saat 20:00’de yayınlanan, sunuculuğunu Hasan Erçakıca’nın yaptığı ve Liberal Demokrat Parti eski başkanı Besim Tibuk' un konuk olarak katıldığı "Dünyaya Bakış" isimli programda program sunucusu ile konuğu arasında geçen diyaloglarda; “Pekala Türk ekonomisinin biraz esasına dönelim. Çünkü tabi bizi de Kuzey Kıbrıs'ı çok yakından etkileyecek bu. Hem gerek turizm gerek yüksek öğretim bakımından etkilenecektir. - Çok kötü etkilenecektir. Yani ben isterdim ki Kuzey Kıbrıs Türkiye yerine İngiltere'ye bağlı olsun.- Şimdi turizme dönersek Besim bey yani o zaman Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin turizmi içinde umutsuz olmamamız gerekiyor. - Şimdi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin turizminin umutsuz olmaması için çok enteresan bir şey lazım. Ben Türkiye Cumhuriyetinin, AKP idaresinin Kıbrıs'a olumlu baktığını düşünmüyorum. Bu hükümet değişti sırf Ankara ile işler iyi olsun diye galiba onun için değil mi hep öyle diyorlardı. - Evet, o da bir nedendi en azından. - Yani Türkiye'nin burayı bu şekilde yüzüstü bırakması hoş bir şey değil. Ama bu da AKP'nin Kıbrıs'a olan düşmanlığından geliyor. Onu açık herkes Kıbrıslı bilsin. Burasının talihsizliği şeye bağlı olması, Türkiye'de böyle bir burayı sevmeyen bir idarenin olması Türkiye'de...- Ulaşımda Türkiye'ye bağlıyız. Ulaşımda Türkiye buraya yine büyük kazık atacak. Uçak biletleri çok pahalı olacak.-Kıbrıs için neler söylemek istersiniz. Yani bizim ne yapmamız gerekecek önümüzdeki dönemde. Kısmen daha rahat atlatabilmek için bu şeyi. THY'nin ambargosu orada duracak onu veri kabul ederek soruyorum bu soruyu.- AKP idaresi giderse Kıbrıs rahatlar. Şimdi AKP'nin düşmanlığı o sizin o hataydı. O karikatür krizi vardı ya Afrika'da öyle başladı.” şeklinde ki ifadeleri nedeniyle, 6112 sayılı Yasanın 29. Maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan; “Platform ve altyapı işletmecileri, Üst Kuruldan yayın lisansı almayan veya yayın lisansı iptal edilen medya hizmet sağlayıcılar ile Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu uluslararası antlaşmalar ve bu Kanun hükümlerine aykırı yayın yaptığı Üst Kurulca tespit edilen bir başka ülkenin yargı yetkisi altındaki medya hizmet sağlayıcılarının yayın hizmetlerinin iletimini, Üst Kurul kararının tebliğini müteakiben durdurur. Tebliğe rağmen yayın hizmetlerinin iletimini durdurmayan işletmecinin yayın iletim yetkisi iptal edilir ve bu durum Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna bildirilir.” hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle yaptırım uygulanmasına “oy çokluğuyla” karar verildi.
AİHM’ye göre ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun en önemli temellerinden olup, toplumsal ilerlemenin ve her kişinin gelişiminin başlıca koşullarından birini teşkil etmektedir. AİHS'nin 10. maddesinin 2. fıkrası saklı kalmak koşuluyla, ifade özgürlüğü, yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerlidir. Çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik bunu gerektirir ve bunlar olmaksızın “demokratik bir toplum” olamaz. (Handyside/Birleşik Krallık, 5493/72, 07.12.1976).
Bir başka AİHM kararına göre; ifade özgürlüğünün, toplumsal ve bireysel işlevini yerine getirebilmesi için AİHM’nin de ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında sıkça belirttiği gibi yalnızca toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü haber ve düşüncelerin değil, devletin veya halkın bir bölümünün olumsuz ya da yanlış bulduğu, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerekir. İfade özgürlüğü, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin temeli olup bu özgürlük olmaksızın demokratik toplumdan bahsedilemez (AİHM Handyside/Birleşik Krallık, Başvuru No: 5493/72, Para. 49).
Söz konusu programda ki ifadeler eleştiri sınırları içinde olup her hangi bir hakaret, tehdit, aşağılama içermemektedir. Yapılan haber ve yorumlar ifade özgürlüğü kapsamında gazetecilik mesleğinin gerektirdiği şekilde ve ölçüde yapılmıştır.
İfade özgürlüğü; çoğulcu ve anayasal demokrasilerin temel taşlarındandır. Farklı tanımlara yer verilmekle birlikte genel kabule göre, ifade özgürlüğü; insanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği fikir ve kanaatlerden dolayı kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve serbestisidir. İfade özgürlüğü, sadece “düşünce ve kanaat sahibi olmayı” değil, “düşünce ve kanaatlere ulaşma” ve “düşünce ve kanaatleri açıklama, yayma” özgürlüklerini de kapsamaktadır. Ayrıca ifade tarzları, biçimleri ve araçları da bu özgürlük kapsamındadır.
Üst Kurul kararında da belirtildiği üzere, kuruluşun Üst Kuruldan yayın lisansı olmadığı, KKTC yargı yetkisinde bulunduğu, ayrıca söz konusu kuruluşun yayınlarına sadece TÜRKSAT uydusu üzerinden Uydu TV olarak devam ettiği, başka bir yayın ortamından yayın olanağı bulunmadığı, dolayısıyla kuruluşa uygulanan bu yaptırımın fiilen süresiz yayın durdurma ve/veya lisans iptali anlamına geldiği açıktır.
KKTC Yayın Yüksek Kurulu ile Üst Kurulun iyi ilişkiler içinde bulunduğu, ortak toplantıların yapıldığı göz önüne alındığında, böylesine ağır bir yaptırım uygulanma yoluna gidilmesi yerine KKTC Yayın Kuruluna durumun bildirilmesi ve eğer bir yaptırım uygulanacaksa bunun Yayın Yüksek Kurulunca yapılmasının doğru bir yaklaşım olacağı, ayrıca söz konusu kuruluşun KKTC hükümetine de ağır eleştirilerde bulunmasına rağmen Yayın Yüksek Kurulu tarafından ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilerek yaptırım uygulanmadığı bilinirken sırf iktidara yönelik eleştirilerde bulunduğu için yıldırmak, korkutmak, susturmak amacıyla böylesine ağır bir yaptırım uygulanmasının hukuki olmadığı, basının susturulması gibi demokratik toplumlarda kabul edilemez bir karar olduğu görüşünde olduğum için katılmadım. 15.06.2020


