İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 27.04.2020 tarih ve 597 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda "RADYO SPOR" çağrı işaretli medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 25.03.2020 tarihinde saat 07:00’de yayınlanan ve sunuculuğunu Barış Ertül’ün yaptığı, "Sabah Sporu" isimli programda sunucunun; “Eğer Türkiye'de lig seyircisiz de olsa oynanmıyorsa Türkiye'de hayatın normalleşme ihtimali yok. Şimdi diyorlar ki 15 gün içerisinde hayat normalleşecek. Hikaye anlatıyorlar, hikaye anlatıyorlar!...Yani kimse şeffaf değil, kimse şeffaf değil. Herkes çok şeffaf olduğunu, bütün verdiği rakamların birebir doğru olduğunu, toplumda ne oluyorsa aynen bu politika ama hiç kimse şeffaf davranmıyor. Toplumda en azından böyle bir kanaat yok. Benim de kişisel kanaatim. Ne Çin şeffaf davranıyor ne Amerika. Hiç kimsenin şeffaf davrandığını düşünmüyorum. Bizimkiler de dahil olmak üzere. Ben birçok açıklamalara şüphe ile bakıyorum.” şeklinde ifadeleri nedeniyle, 6112 sayılı Yasanın 8. Maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan; “Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz…” hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle yaptırım uygulanması yönünde oy çokluğu ile alınan karara aşağıda belirttiğim nedenlerden dolayı katılmadım:
AİHM’ye göre ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun en önemli temellerinden olup, toplumsal ilerlemenin ve her kişinin gelişiminin başlıca koşullarından birini teşkil etmektedir. AİHS'nin 10. maddesinin 2. fıkrası saklı kalmak koşuluyla, ifade özgürlüğü, yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerlidir. Çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik bunu gerektirir ve bunlar olmaksızın “demokratik bir toplum” olamaz. (Handyside/Birleşik Krallık, 5493/72, 07.12.1976).
Bir başka AİHM kararına göre; ifade özgürlüğünün, toplumsal ve bireysel işlevini yerine getirebilmesi için AİHM’nin de ifade özgürlüğüne ilişkin kararlarında sıkça belirttiği gibi yalnızca toplumun ve devletin olumlu, doğru ya da zararsız gördüğü haber ve düşüncelerin değil, devletin veya halkın bir bölümünün olumsuz ya da yanlış bulduğu, onları rahatsız eden haber ve düşüncelerin de serbestçe ifade edilebilmesi ve bireylerin bu ifadeler nedeniyle herhangi bir yaptırıma tabi tutulmayacağından emin olmaları gerekir. İfade özgürlüğü, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin temeli olup bu özgürlük olmaksızın demokratik toplumdan bahsedilemez (AİHM Handyside/Birleşik Krallık, Başvuru No: 5493/72, Para. 49).
Söz konusu programda yer alan ifadelerin ne kadar doğru olduğu, liglerin önce seyircisiz oynatılması hemen arkasından tamamen tatil edilmesi süreçlerine bakıldığın da anlaşılmaktadır. Programın yapıldığı 25.03.2020 tarihinde, 15 gün içinde hayatın normalleşeceği söylemlerinin de bilimsellikten uzak, gayri ciddi olduğu görülmüş ve sunucunun eleştirilerinin haklılığı ortaya çıkmıştır. Sırf iktidara yönelik eleştirilerde bulunduğu için yıldırmak, korkutmak, susturmak amacıyla para cezası yaptırımı uygulanmasının hukuki olmadığı, muhalif basının susturulması gibi demokratik toplumlarda kabul edilemez bir karar olduğu görüşündeyim.


