İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 08.05.2020 tarih ve 672 sayılı yazısına konu KANAL YALOVA logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 07.05.2020 tarihinde saat 14:32’de yayınladığı ticari iletişim yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, kuruluşun 07.05.2020 tarihinde saat 14:32’de yayınladığı “Hilye-i Şerif” isimli ürünün ticari iletişim yayınında, “Hilye-i Şerif Peygamberimizin mübarek şerefli görüntüsü. Aleyhissalatüvesselamın bu dünyadan ahirete göç edeceği sırada Hz Fatıma'tüz Zehra ağlayacak, sahabe ağlayacak. Ya Rasulallah diyecek sen bu dünyadan gidince bizim halimiz ne olacak seni nasıl göreceğiz ya RasulAllah? Seni özleyeceğim ey mübarek babam diyordu Hz. Fatıma. Sarılacaktı Rasulullah'ın boynuna dayanamayacaktı ayrılığına Peygamberimiz ağlayacak Hz. Fatıma ağlayacak. İşte kainatın gülünün şerefli görüntüsü Hilye-i Şerif. Dostlar bir ışık arayanlar, bir umut arayanlar, bir çıkış yolu arayanlar...”,“Yarabbi kurtar beni bu dertten bana bir çare. İşte çare, işte kurtuluşunuz. Eşini, çoluğunu çocuğunu, sevdiklerini, gelecek günlerini koruyan ve kollayan zırh Yemen Zırhı. Size korunacaksınız diyorum dostlar nazardan, cinden, büyüden korunacaksınız diyorum. Efendimizin mübarek hilyesi ile korunacaksınız diyorum. Şu taşlara bakar mısınız ne olur bir dakika şöyle gözlerinizle bir nazar edin. Şu güzelliğe, şu Hilye-i Şerif'e. Çıkış yolu bulamayan, darda olan. Huzursuz musun? Mutsuz musun? Çaresiz misin? Yusuf gibi kuyularda mı kaldın? İşte derdine derman arayanlar, sıkıntılarına çare arayanlar işte dostlar bakın hocamız Nihat hocamızı bir dinleyelim dostlar. Hilye-i Şerif berekettir, Hilye-i Şerif bakın şereftir diyen o otoriteyi, o peygamber sevdalısı Profesör Dr. Nihat Hatipoğlu Hocam bakın gelin anlatsın bakın bilmeyene görmeyene gelin bir dinleyelim ben demiyorum Hilye-i Şerif ile korunun kollanın diye. İşte Prof. Dr. Sayın Nihat Hatipoğlu hocamız konuşuyor...”,“Bakın dostlar Hilye-i Şerif duası akik taşını alan kardeşlerimiz konuşuyordu. Bakın Yemen Zırhını alan kardeşlerimiz bir kardeşimiz ulaşacak bize. Diyecek ki henüz 16 yaşında bir yavrumuz bize ulaşacak geceleri uyuyamıyormuş korkudan uyuyamadığı için okulunda zorluklar yaşıyormuş her gece rahatsız ediliyormuş. Küçük küçük adamlar üzerime geliyordu hocam. Kimseler inanmadı bana dalga geçtiler benimle diye ağlıyordu 16 yaşındaki yavrumuz. Bize geldiğinde daha 16 yaşında Ezgi. Evladımız daha hayatın çok başında karşılaştığı ifritlerle Ezgi. Kardeşimize yakaza kabilesi musallat olmuş ama derdi veren Allah dermanını da veriyor. Çok şükür Ezgi kızımız şimdi uyuyabiliyor. Nasıl mı dostlar Yemen Zırhı ile Hilye-i Şerif duası ile uyuyor. Ey Ezgi kardeşim gibi geceleri uyuyamayanlar o Yemen Zırhını taktı ve korundu Yemen Zırhı ile musallattan kurtuldu dostlar...”,“Kurtuluşunuz olacak dostlar inşallah, aile saadetinize vesile olacak inşallah, büyüleri bertaraf edecek inşallah. Yine bir kardeşim evet kardeşlerim bir diğer mazlum ise Ahmet ve Zeynep kardeşlerimiz. Bakın Ahmet ile Zeynep'in hikayesini anlatıyorum tam altı sene çocuk sahibi olmak için her yolu denemişler tedavi görmüşler ama iki kardeşim de de hiçbir sorun yokmuş çocuk sahibi olmalarına engel. Hiçbir şey bulunamamış altı senenin sonunda bize geldi Ahmet ve Zeynep. Dostlar Yemen Zırhı aldı, evlerine Yemen Zırhı taktı çok şükür onlar şimdi bir bebek bekliyor. Cenab-ı Hakk'ın izniyle bir yavruları olacak. O özlemini çektikleri evlat hasreti dindi Yemen Zırhı sayesinde. Onların derdi bitti Rabbim sağlıcakla çocukların almayı nasip etsin görün kardeşlerim bakın Yemen Zırhı sizlere ne kapılar açıyor. Benim anlattıklarım en küçük sorunlar en küçük dertler Yemen Zırhı nelere vesile oluyor bir bilseniz ayırmazsınız iman tahtanızdan, bırakmazsınız Yemen Zırhını bir an olsun...”,“Ümmü sübyan cinleri musallat oluyor. Hamile kalmasını engelliyor, çocuğu düşürüyor. Onların hakkından Allah'ın izniyle Yemen Zırhıyla gelebilirsiniz. Alın takın neyin özlemini çekiyorsanız ona kavuşun. Huzursa huzur, mutluluksa mutluluk, bereketse bereket, çocuksa çocuk. Alın, takın sonra hayatınıza bakın...”, "Bilgi İçin 0 216 277 70 ... 3 Adet Yemen Zırhı 99 TL Kargo Kdv Dahil", Hilye-İ Şerif ile Dertlerden Kurtulabilirsiniz. Hilye-i Şerif ile Aile İçi Sıkıntılara Son Verebilirsiniz. Hilye-i Şerif İn Büyük Gücü ile Korunabilirsiniz. Yapılan Büyüleri Bozmak ve Büyüden Korunmak İster Misiniz? Hilye-i Şerif ile Kafir Cinlerden Korunabilirsiniz! Üzerinizde Büyü Varsa Hilye-i Şerif ile Büyülerden Korunabilirsiniz. Cin Musallatından Kurtulmak ve Korunmak İçin Takabilirsiniz! Artık Cinlerden Ve Büyülerden Korunabilirsiniz! Türkiye'nin %99'u Musallat Altında!" şeklinde sözlü ve yazılı ifadelerle, ürünün geceleri uyuyamayanların uyuyabildiği, çocuk sahibi olamayanların çocuk sahibi olduğu vurgulanarak, bu tür sorunlara çözüm olarak sunulduğu, ürünün insan sağlına faydalı olduğunu ima eden ifadeler kullanılarak sağlık beyanıyla tanıtım ve satışına yönelik yayın yapıldığı tespit edilmiştir.
Bilindiği üzere, 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu’nun 19’uncu maddesinin birinci fıkrasında; "...Müstahzar olmamakla beraber hastalıkları teşhis ve tedavi ettiği beyanı ile herhangi bir ürünün satışını, pazarlamasını veya reklamını yapanlar bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ayrıca bunların tanıtım veya satışlarının internet veya başkaca herhangi bir elektronik ortam üzerinden yapılması hâlinde 18 inci maddenin üçüncü fıkrası uygulanır." hükmüne yer verilmiştir.
Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun 13.02.2013 tarih ve 18816847 sayılı yazısında; “İnsan sağlığına doğrudan veya dolaylı olarak faydalı olduğunu yahut hastalıklara veya belirtilerine karşı etkili olduğunu, koruduğunu, tedavi ettiğini belirten ileri süren veya ima eden tüm ifadeler sağlık beyanı olarak kabul edildiği, bununla birlikte, TV ve radyo kanallarının reklamlarında veya programlarında gıda takviyeleri ve bazı kozmetik ürünlerin "zeka seviyesinde artış, iştahsızlık, erken boşalma, iktidarsızlık, sperm sayılarını arttırma, cinsel sorunları giderme, tansiyon ve ritim bozuklukları, mide bağırsak problemleri, hepatit C, hepatit B, diyare, hemoroid, gastrit/reflü, kolesterol seviyesini azaltma, astım şikayetlerinin giderilmesi, kemik erimesi, trombosit düşüklüğü, kanser (tümör), karaciğer büyümesi, kansızlık, idrar yolları problemleri, migren, baş ağrısı, uçuk tedavisi, metabolizmayı hızlandırması, sindirimi kolaylaştırması, hazımsızlığa iyi gelmesi" gibi bir çok sağlık beyanıyla tanıtımı ve satışının yapıldığı, bunun yanı sıra bazı kozmetik ürünlerinde "bel ve boyun fıtığı, kireçlenme, romatizma, diz ve kas ağrısı, sırt ağrısı, eklem ağrıları, saç çıkarma, kellik" gibi semptomlarda tedavi edici özelliği belirtilerek yani sağlık beyanında bulunularak tanıtım ve satışının yapıldığı” belirtilmektedir.
Bahse konu ürünün tanıtım ve satışına yönelik ihlale konu yayında, söz konusu ürünün geceleri uyuyamayanların uyuyabildiği, çocuk sahibi olamayanların çocuk sahibi olduğu vurgulanarak ve insan sağlına faydalı olduğunu ima eden ifadeler kullanılarak ilgili mevzuatına aykırı olarak sağlık beyanıyla tanıtımının yapıldığı sabit olup, tedavide etkinliği ve emniyeti kanıtlanmamış olan ürünlerin sağlık beyanı ile tanıtılması ve bu tanıtımda yer alan ifadelerin, insanların hastanelere, tıp doktorlarına ve tıbbi tedavi yöntemlerine duydukları güvenin sarsılmasına neden olabileceği, toplum sağlığını olumsuz yönde etkileyebileceği kanaatine varılmıştır.
Yukarıda yer alan açıklamalar dikkate alındığında; ihale konu yayında, söz konusu ürünün sağlık beyanı ile tanıtım ve satışının yapılmasının, 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu’nun 19’uncu maddesinin birinci fıkrasına ve ilgili mevzuatına aykırılık taşıdığı, dolayısıyla mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan "Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde... takviye edici gıdalar ve benzeri destekleyici ürünler de dâhil olmak üzere herhangi bir ürünün ilgili mevzuatına aykırı olarak sağlık beyanıyla satışına, pazarlanmasına ve/veya reklamına... yer verilemez..." hükmünün ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bunun yanısıra, programda işlenen büyü, cin vb. konuların hassas ve istismara açık konular olduğu, bu tür yayınların televizyon gibi her kitleye ulaşabilen, çok yaygın bir kitle iletişim aracından yapılmakta olduğu düşünüldüğünde; cinler ve cinler alemiyle ilgili, insanları ürkütebilecek, içerikler barındıran anlatım ve söylemlerin çok dikkatli kullanılması ve istismara oldukça açık olduğu düşünülen bu konulara ihtiyatla yaklaşılması gerektiği, İnsanları vesveseye sevk edebilecek, iç huzurunu bozabilecek, dini inançlarını istismar ederek maneviyatına darbe vurabilecek, yakın çevresindekilerle olan ilişkilerini olumsuz etkileyebilecek söylemlerden kaçınmak gerekmektedir. İnanç ve duanın maddi ve manevi sıkıntıların giderilmesinde etkisi önemlidir, fakat duanın dini anlamda önemi ve değeri yadsınmamakla birlikte dua ticari bir amaçla kullanılmamalı, inanç ve dua tıbbi tedaviye ikame bir yöntem olarak sunulmamalıdır. Dolayısıyla maddi sebeplere başvurmaksızın ve bir çaba harcamaksızın, bir anlamda fiili dua gerçekleştirmeksizin sadece duanın okunması, asılması veya takılması suretiyle insanların maddi, manevi sıkıntılar ve hastalıklardan kurtulacaklarına inandırılmasının duanın özüne aykırı bir tutum olduğu, bu durumun insanların dini duygularının sömürüsü ve manevi duygularının istismarı niteliğinde olduğu, bu tür bir uygulamanın dinimizde herhangi bir karşılığının bulunmadığı, dolayısıyla bu türlü batıl yollarla insanların dini değerler kullanılarak istismar edildiği,
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (r) bendinde yer alan; "Yayın hizmetleri ... kişileri fal veya batıl inançlar yoluyla istismar edemez.", hükmünün ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.
Anılan yayın kuruluşu hakkında;
-6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (r) bendinin ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca, ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, %3 oranında idari para cezası uygulanmasına,
-6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin dördüncü fıkrasının ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’nci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti, anılan madde ile korunmak istenen kamusal menfaat göz önünde bulundurularak, %5 oranında idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.
Bu itibarla;
1) 6112 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (r) bendinde yer alan; "Yayın hizmetleri ... kişileri fal veya batıl inançlar yoluyla istismar edemez.", hükmünün ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. (…)” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
2) 6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan; "Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde ... takviye edici gıdalar ve benzeri destekleyici ürünler de dâhil olmak üzere herhangi bir ürünün ilgili mevzuatına aykırı olarak sağlık beyanıyla satışına, pazarlanmasına ve/veya reklamına ... yer verilemez ..." hükmünün ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan; “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanması gerektiği,
Bu itibarla; aynı yayınla, birden fazla yayın ilkesi ihlali olduğundan ve her iki ihlalin de idari para cezası yaptırımını gerektirdiğinden, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 15’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince, bahse konu ihlallerden en ağır (tek) cezanın verilmesi öngörüldüğünden,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %5 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Nisan 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının bulunmadığı değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2020 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 25.881 (yirmibeşbinsekizyüzseksenbir) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentlerindeki ilkelerle dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapılmasını müteakip verilecek yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının on güne kadar durdurulmasına; ikinci tekrarı halinde ise, yayın lisansının iptaline karar verilir. …” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
c) 6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (r) bendinin ihlali yönünden; 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.


