İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 20.05.2020 tarih ve 708 sayılı yazısına konu SÜPER TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 15.05.2020 tarihinde saat 16:55’te yayınladığı "Mücahid Han ve Diğerleri" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, söz konusu kuruluşun 15.05.2020 tarihinde saat 16:55’te yayınladığı sunuculuğunu Mücahid Han’ın yaptığı, "Mücahid Han ve Diğerleri" adlı programda, sunucu tarafından; "Efendim merhabalar, bu güzel canlı yayınımızda metafiziksel sıkıntılarımızı konuşacağız. İçerisinde bulunmuş olduğumuz manevi sıkıntılar hususunda istişare edeceğiz. Ekranlarda sizler de bize ulaşacağınız numaralarımızı görüyorsunuz zaten. Bir yandan metafiziksel sıkıntılarımızı masaya yatırıyoruz, fikir alışverişinde bulunuyoruz, istişare ediyoruz. Nasıl istişareler bunlar? Yani üzerimizde büyü, musallat, nazar gibi bir garabet olabilir mi, yaşadığımız problemler efendim dünyevi olarak sebebini tespit edemediğimiz problemlerin metafiziksel alemden gelen bir sebebi olabilir mi? Hep bunları da inşallah bir yandan konuşuyoruz, konuşmaya da devam edeceğiz. Dolayısıyla sizler de bu suallerinizi bize iletmeye devam edebileceğinizi unutmayın. Bizler de inşallah sıkıntılarımızın sebebini tespit edip, sıkıntılarımızın membasını da keza yine tespit edip bununla alakalı da bir çözüm yolu arayacağız. Nereden? Kur'an'dan, sünnetlerden ve ulemanın kıymetli sözlerinden. Nasıl bir çözüm yolu? Efendim işte eğer üzerimizde bir büyü varsa, yapılan bir büyü neticesinde evlenmek nasip olmuyor ise evet bu evliliği nasıl yapabiliriz, bu büyüyü üzerimizden nasıl defedebiliriz? Efendim hastalıklarımızın sebebi birilerinin nazar etmesi ise bu nazardan nasıl kurtuluruz? Bu konuda inşallah hep fikir alışverişinde bulunacağız, istişare edeceğiz. Dediğim gibi programımız devam ettiği müddetçe siz de bizlere suallerinizi iletebileceğinizi unutmayın kıymetli kardeşlerim.” program sunucusu ile programa telefon ile bağlanan izleyiciler arasında geçen diyaloglarda ise; “Mehmet Abi, sizin üzerinizde dokuz sene evvel yapılan bir büyünün tesiri var. Nedir bu büyü? Mezar büyüsü. Mezara gömülme suretiyle yapılan bir büyü. Efendim mezar büyüsü dediğimiz zaman, mesela herkese aynı mezar büyüsü yapılıyor demek değil. Mezara gömme suretiyle yapılan büyülerin tamamına mezar büyüsü derler. Mezara bir muska yazıp da gömmüş olabilir, hayvanların bağırsaklarına düğümler atanlar filan da var, bunları da mezara gömmüş olabilir, kaşık da gömmüş olabilir. Yani ne demek, mezara girene kadar dert, sıkıntı, tasa, musibet bela devam etsin, yağmur gibi yağsın, mezara girene kadar yüzü gülmesin, öyle hale gelsin ki mezara girmeyi dahi tercih etsin. Ölseydim daha iyiydi diyecek hale gelsin. Mehmet Abi'nin hanımı, kendi, çocukları, hepsi ayrı ayrı belalara duçar olmuşlar. Aile bireylerinin hepsi ayrı sıkıntı yaşıyor. Çocuklardan birinin yüzü gülmez mi? E gülmüyor. Kimi evlilik konusunda kimi rızık konusunda derken şöyle bir bakılıyor ki aile bireylerinin tamamı büyük sıkıntılar yaşıyor. Rabbim acilen inşallah bu büyünün tesirini izale etsin. İsminde Şanlıurfa'nın Ş'si olan, senin kendi akrabalarından bir kadının yapmış olduğu bir büyü var. Onu da söylüyorum ha. Senin kendi akrabalarından bir kadın bu. Dokuz sene önce yapmış bu büyüyü. Allah'ım yardımcın olsun. Aileni de seni de bu büyünün tesirinden en kısa zamanda Rabbim kurtarsın.”, “Şimdi Aykut Abi, nazarda, kısmette bir bağlılık var doğru. Bu konuda bir bağlılık yaşıyorsun ama bu bağlılığın sebebi büyü değil, musallat değil, nazar değil. Üzerinde ağır bir beddua enerjisi var. Evet, bedduadan kaynaklı problem yaşıyorsun. Rabbim Teala Hazretleri yardımcın olsun. Allah'ım bu bedduanın tesirinden seni en kısa zamanda kurtarsın. Rabbim inşallah kısmetini açsın diyelim. Yine söylüyoruz, bir insanın üzerindeki beddua onun kısmetinde bağlılık meydana getirebilir mi, evet getirebilir. Bu konuda hiç şek yok, şüphe yok. İnsanın nasibinde, kısmetinde bir bağlılık getirebiliyor beddua enerjisi.”, "Üzerimde Büyü, Musallat, Nazar Var Mı? Varsa Nasıl Anlarım Diyenler!", "Negatif Enerjiden Nasıl Korunurum? Ekran Başına!", "Cinlerden Nasıl Korunurum? Ekran Başına!", "İşlerim Bozuk, İş Hayatım Nasıl Düzelir?", "Karı Koca Arasında Geçimsizlik, Huzursuzluk Yaşayanlar!", "Maddi Manevi Sıkıntılar Yaşayanlar! Ekran Başına!", "Tıbbi Hiçbir Sorun Yok! Ağrılar, Ateşlenmeler, Korku ve Endişe Hiç Gitmiyor Diyenler!", "Bilgi İçin (Ücretsiz Hat): 0212 975 22 …" şeklinde sözlü ve yazılı ifadelere yer verildiği görülmüştür.
İhlale konu programda, her insanın yaşam süreci içerisinde karşılaşmaları mümkün olan bazı maddi/manevi ve ruhsal sıkıntıların çoğunun, cin, büyü, nazar, musallat vb. sebeplerden kaynaklandığının ifade edildiği ve bu yönde bazı reçeteler sunularak izleyicilerin dini hassasiyetlerinin istismarına yol açabilecek nitelikte yayın yapıldığı, bu tür yayınların insanları kaygı, korku ve endişeye sevk edebileceği ve bu konularda çeşitli sıkıntılar yaşamakta olan izleyicilerin maddi manevi zarara uğratılabileceği, dolayısıyla, maddi sıkıntılar, ailevi problemler, sağlık sorunları vb. sorunların nedenini batıl inanışlara ve uygulamalara dayandırıldığı, bu yolla mezkur yayında, kişisel çıkar sağlamak amacıyla insanların dini duygularının istismar edildiği kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (r) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (r) bendinde yer alan; "Yayın hizmetleri... kişileri fal veya batıl inançlar yoluyla istismar edemez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %3 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Nisan 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının bulunmadığı değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2020 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 25.881 (yirmibeşbinsekizyüzseksenbir) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir…” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.


