İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 29.06.2020 tarih ve 1096 sayılı yazısına konu HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 16.06.2020 tarihinde saat 11:00’da yayınlanan "Medya Mahallesi" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntılarıyla belirtildiği üzere, HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 16.06.2020 tarihinde saat 11:00’da canlı olarak yayınladığı, sunuculuğunu Ayşenur Aslan'ın yaptığı, "Medya Mahallesi" adlı programda, program sunucusu ile konuğu arasında geçen diyaloglarda, “Şimdi Türkiye'de çok uzun zamandır biz bunu zaten biliyoruz, ne zaman ki içeride sıkışılsa hemen gözleri dışarıya çevirirler, dün mesela Pençe Harekatı, Kuzey Irak'a bomba atmışız, ben bu Pençe Harekatlarını, Kartal Harekatlarını, efendim işte Şahin Harekatları derseniz onun adını son 20 senede herhalde sekiz bin kere okumuşumdur. Her seferinde sanki yerle yeksan edilmiş gibi davranırlar, hiç de öyle olmadığı ortaya çıkar, artık yani ben utanıyorum biliyor musunuz bir televizyoncu olarak bir gazeteci olarak her gün televizyonda bunları son dakika son dakika görünce utanıyorum. Yani doğru değil bunlar ya…, Türkiye Libya'da şimdi kendine göre şimdi üs kuruyor bak deniz ve hava üssü kuruyor. Bunlar yazılıyor öyle yazılıyor ki, deniz ve hava. Şimdi Türkiye'nin derdi ne biliyor musun? Bazıları diyebilir ki evet abi biz büyük devletiz tabiki böyle yapacağız. Mısır'ı karıştırmak, Libya üzerinden, Sudan'ı karıştırmak, çünkü Sudan'da biliyorsun El Beşir vardı darbe ile gitti şimdi orada Türkiye karşıtı yani Erdoğan karşıtı bir iktidar var. Sudan'ı orada da Müslümanlar var İslamcılar var daha doğrusu, Tunus'da İslamcılar var Gannuşi.- Zaten Serrac'ın arkasında Müslüman Kardeşler koalisyonu var. Daha doğrusu Müslüman Kardeşler var.- Kimler var en radikal gruplar var. En radikal yani IŞİD, NUSRA gibi. Zaten Suriye'den oraya 10 bin kişi taşındı oraya. - İŞİD falan da var mı?- Suriye'den Libya'ya 10 bin kişi zaten söylüyorlar bunları yani Cumhurbaşkanı Erdoğan da söyledi yani Suriye'den götürdük söyledi bunu. Ama rakamlar söylenmiyor ama şeyler bu bazıları yakalandı çünkü oraya gidenler. - Tamam da yanı ÖSO'cuları falan götürdüğünü biliyoruz ama sen IŞİD'e kadar vardırdın işi.- O şeyde İdlip'te, NUSRA yok mu? NUSRA nedir, KAİDE; KAİDE ne, IŞİD. - HTŞ yani gene IŞİD. - Yani tek tek bunları şöyle şey gibi söylemenin bir biz genel olarak bunların yüzde yüzü doğru bunların. Şimdi dolayısıyla Mısır'ı karıştıralım, Sudan'ı karıştıralım, Cezayir'de İslamcılar var Cezayir'i...- Peki neden bu stratejinin bir...- Dünya lideri olmak. - İslam aleminin lideri olmak, oradan da dünya. - İslamcıların, İslam aleminde hiç kimse bugün Türkiye ile arası hiç iyi değil hiç bir ülke. - İslam aleminin değil de İslamcıların lideri olmak. - Evet evet, bir tek Katar ile aramız iyi devlet olarak söylüyorum orada da Türk askeri var. Orada da komik bir durum var, gerçekten komik. Katar, Körfez ülkeleriyle işte geri kalan Körfez ülkeleriyle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn filan hepsiyle düşman. Ve efendim Türk ordusu gitti Katar Emiri'ni koruyor öbürlerine karşı. Şimdi bak Türkiye'de, Katar'da, Suudi Arabistan'da, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn'de, Umman'da hepsinde Amerikan üssü var. Ne oluyor yani birisi çıksın bana anlatsın ya kim kimi koruyor?" şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, yayıncının haberlerle kamuoyunu bilgilendirmek görevini icra ederken, haberciliğin hassas dengelerini akılda tutması beklenmektedir. Sorumlu yayıncılıkta haber bilgilerinin veriliş tarzı ve dilde otokontrol yapılmasının gerekliliği vurgulanmaktadır. Her ne kadar medya, görüş ve eleştirilerin ifade edilebildiği mecra olarak görev yapsa da bu görev yerine getirilerken bazı değerlerin ve hassasiyetlerin gözetilmesi gerekmektedir. Medya, topluma sürekli bir “anlam sistemi” sunmakta olağan ve doğal olan ile olağan dışı ve doğal olmayanın neler olduğunu göstermekte, kısacası, normalin ne olduğunun başlıca belirleyicisi olmaktadır. Bu yüzden medya aracılığıyla yapılan çağrışımlar, anlamlandırmalara dikkat edilmesi gerekmektedir, aksi takdirde kamuoyunda farklı bir geri dönüşüm ile karşılaşabilir.
İhlale konu yayında, Libya'ya asker gönderilmesi ile ilgili olarak program konuğu tarafından;;"Türkiye'nin derdi ne biliyor musun? Bazıları diyebilir ki evet abi biz büyük devletiz tabiki böyle yapacağız. Mısır'ı karıştırmak, Libya üzerinden, Sudan'ı karıştırmak... Kimler var en radikal gruplar var. En radikal yani İŞİD, NUSRA gibi. Zaten Suriye'den oraya 10 bin kişi taşındı oraya. Suriye'den Libya'ya 10 bin kişi zaten söylüyorlar bunları yani Cumhurbaşkanı Erdoğan da söyledi yani Suriye'den götürdük söyledi bunu. Ama rakamlar söylenmiyor ama şeyler bu bazıları yakalandı çünkü oraya gidinler... O şeyde İdlip'te NUSRA yok mu? Nusra nedir, KAİDE, KAİDE ne, İŞİD. Yani tek tek bunları şöyle şey gibi söylemenin bir biz genel olarak bunların yüzde yüzü doğru bunların." şeklinde ifadelerle, Türkiye'nin amacının Libya'nın komşu ülkelerini karıştırmak olduğunun belirtildiği, IŞİD terör örgütünün Türkiye'ye yönelik onlarca saldırı yaptığı ve yüzlerce vatandaşımızın ölümüne ve yaralanmasına sebep olduğu, Türkiye'nin IŞİD terör örgütü ile mücadele kapsamında gerek yurt dışında gerekse yurt içinde kapsamlı ve kararlı bir mücadele yaptığı bilinmesine rağmen, program konuğunun Türkiye'nin IŞİD militanlarını Libya'ya gönderdiğini ve onların Türkiye için savaştığının ifade edilerek, Türkiye ve terör örgütünün yan yana getirilerek, gerçek dışı ifadelerle (yüzde yüzü doğru bunların) gerçekmiş gibi lanse edildiği, ayrıca Uluslararası tanınırlığı olan devletlerarasında yapılan bir mutabakatla gerçekleşen anlaşma ile TBMM'sinden geçen Libya tezkeresinin Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hak ve menfaatlerini korumaya yönelik bir adım olduğu, Libya'nın toprak bütünlüğünü savunan Türkiye'nin amacının BM nezdindeki meşru hükümetin çağrısına destek verme ve bölge barışına hizmet etmeye yönelik olduğuna dair resmi kaynaklardan birçok açıklamanın yapılmasına rağmen, söz konusu yayında, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ağır ithamlara maruz bırakıldığı gibi devletin varlığına yönelik ciddi tehditleri barındıran, ülkenin doğrularıyla bağdaşmayan gerçek dışı ifadeler olduğu,
Bununla birlikte, program sunucusu tarafından, Pençe-Kartal Operasyonu ile ilgili olarak; "Şimdi Türkiye'de çok uzun zamandır biz bunu zaten biliyoruz, ne zaman ki içeride sıkışılsa hemen gözleri dışarıya çevirirler, dün mesela Pençe Harekatı, Kuzey Irak'a bomba atmışız, ben bu Pençe Harekatlarını, Kartal Harekatlarını, efendim işte Şahin Harekatları ne derseniz onun adına son 20 senede herhalde sekiz bin kere okumuşumdur. Her seferinde sanki yerle yeksan edilmiş gibi davranırlar, hiç de öyle olmadığı ortaya çıkar, artık yani ben utanıyorum biliyor musunuz bir televizyoncu olarak bir gazeteci olarak her gün televizyonda bunları son dakika son dakika görünce utanıyorum. Yani doğru değil bunlar ya." şeklindeki ifadelerle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin terörle mücadelede kararlılığını, gerçekliğini, doğruluğunu ve başarısını göz ardı eden, ülkemizin uluslararası politikalarına ters düşen ifadeler olduğu, Libya'ya asker gönderilmesi ve Pençe-Kartal Operasyonu ile ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin resmi makamlarınca, yapılan açıklamalarına rağmen, böylesine ifade ve suçlamalara ulusal çapta yayın yapan bir platformda yer verilmesinin kamusal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan; "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı olamaz." hükmünün ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Kuruluş hakkında, evvelce Üst Kurul’un 30.04.2020 tarih ve 2020/18 sayılı toplantısında alınan 8 No’lu kararıyla kuruluşun 13.03.2020 tarihli yayınında 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin ihlali nedeniyle idari para cezası ile beş kez program durdurma müeyyidesinin uygulanmasına karar verildiği, anılan kararın kuruluşça 08.05.2020 tarihinde tebellüğ edildiği, Üst Kurul Kayıtlarından anlaşılmış olmakla; kuruluşun 16.06.2020 tarihinde saat 11:00’da yayınladığı, "Medya Mahallesi" adlı programda, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde tekraren ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’nci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uyarınca anılan yayın kuruluşu hakkında ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti ve kuruluşa ait müeyyide sicili göz önünde bulundurularak, 5 gün süre ile yayınının durdurulmasına karar verilmesi takdir edilmiştir.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan; "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı olamaz." ilkesinin bir yıl içinde tekraren ihlali nedeniyle;
HALK RADYO VE TELEVİZYON YAYINCILIK A.Ş. unvanlı ve “HALK TV” logolu kuruluşun; 16.06.2020 tarihinde saat 11:00’da yayınladığı, "Medya Mahallesi" adlı programda, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin bir yıl içinde tekraren ihlali nedeniyle; 6112 sayılı Kanun’un 32’nci maddesinin 5’inci fıkrasında yer alan "8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentlerindeki ilkelerle dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapılmasını müteakip verilecek yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının on güne kadar durdurulmasına; ikinci tekrarı halinde ise, yayın lisansının iptaline karar verilir." hükmü uyarınca, yayının BEŞ (5) GÜN SÜREYLE DURDURULMASINA,
a) Geçici yayın durdurma kararının uygulanmasında; medya hizmet sağlayıcı kuruluşun, Üst Kurul Kararının tebliğini müteakip saat 00:00’dan başlayarak logosunun yer aldığı ekranda; “Yayınımız, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından 16.06.2020 tarihinde saat 11:00’da yayınladığı, "Medya Mahallesi" adlı programda, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan, ‘Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı olamaz.’ ilkesinin tekraren ihlali gerekçesiyle 5 gün süre ile durdurulmuştur.” metnine yayın durdurma süresince okunur şekilde yer vermesine,
b) 6112 sayılı Kanun’un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "8 inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentlerindeki ilkelerle dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapılmasını müteakip verilecek yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde aynı ihlalin …. ikinci tekrarı halinde ise, yayın lisansının iptaline karar verilir… Programlarının yayını veya yayınları süreli durdurulan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yaptırım kararının tebliğine rağmen kararın gereklerine aykırı olarak yayınlarına devam etmesi halinde yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca yayın lisansının iptaline karar verileceği,
c) Ayrıca yayınlarına devam etmesi halinde, 6112 sayılı Kanun'un 33’üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “… yayınları Üst Kurul tarafından geçici olarak durdurulmasına … rağmen yayın yapan gerçek kişiler ile tüzel kişilerin yönetim kurulu üyeleri ve genel müdürü, bir yıldan iki yıla kadar hapis ve bin günden beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Tüzel kişiler hakkında ayrıca 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 60 ıncı maddesindeki güvenlik tedbirleri uygulanır. İzinsiz olarak faaliyetine devam eden yayın cihaz ve tesisleri Üst Kurulca mühürlenerek kapatılır.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği, hususlarının kuruluşa yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP, İlhan TAŞCI ve Ali ÜRKÜT’ün karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 01.07.2020 tarih, 2020/27 sayılı toplantısında alınan 09 no.lu karara karşı oy yazısı.
Ali ÜRKÜT Şerhidir.


