İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 11.08.2020 tarih ve 1493 sayılı yazısına konu RADYO HARMAN çağrı işaretiyle yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 13.02.2020 tarihinde saat 10:24’te yayınlanan "Gündemdekiler" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; RADYO HARMAN çağrı işaretiyle yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 13.02.2020 tarihinde saat 10:24’te yayınladığı, sunuculuğunu Hüseyin Bekar’ın yaptığı, "Gündemdekiler" adlı programda, program sunucusu ile konuk HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç arasında geçen diyaloglarda, “İdlib niye bugün bu hale geldi? Çünkü İdlib'te aslında bu iç savaşta taraf olmuş olan, bütün dünya ülkeleri tarafından aslında terör örgütü olarak nitelendirilmiş olan yapıları Türkiye himayesine aldı, iktidar himayesine aldı...Türkiye'deki iktidar özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı bu terör örgütlerinin hamisi gibi davranmaya başladı. Bunları adeta kendi paralı ordusu haline getirdi...orada bir işgal hareketi gerçekleştirerek…İktidar burada biraz da kendi bekasını kurtarmak, kendi bekasını sağlamak için bir savaş politikasını, çatışma politikasını tercih etti…İktidar sadece Suriye'de değil, bakın Libya'da da aynı yolu tercih etti…Yani Türkiye'nin geleneksel dış politikası "Yurtta sulh, cihanda sulh" politikası aslında terk edilmiş vaziyette. Yani "Yurtta savaş, cihanda savaş" politikası Adalet ve Kalkınma Partisi'nin temel politikası haline gelmiş vaziyette…Siz komşunuzdaki her yere askeri olarak müdahale edeceksiniz, her fırsatta askeri bir çatışmanın parçası haline geleceksiniz, orada sizin vekalet savaşınızı yürüten çeteler olacak…Milli Suriye Ordusu'nun içinde IŞID ve El-Kaide türevi her türlü çete yapısı var. Ve bu yapıyı bir araya getiren, toparlayan Türkiye'deki iktidar…En önemli konulardan bir tanesi çok önemsediğim bir konu Kızılay Başkanlığına kayyum atanmazken…65 tane HDP'linin 32 belediyesine kayyum atanmış…Bizim 65 belediyemiz vardı 31 Mart seçimlerinde. Bunların 3'ü büyükşehirdi. Bu 65 belediyeden 32'sine kayyum atandı. Ve büyük bir hukuksuzlukla, anayasa çiğnenerek ve yasalar yok sayılarak kayyum atandı…kayyumlar yoluyla halkın iradesi gasp edilmiş oldu…Bu Sayıştay raporları gösterdi ki kayyum atanmış belediyelerde büyük yolsuzluk ve usulsüzlükler var…Yani orası tam bir yolsuzluk merkezi de gelmiş aynı zamanda, atanmış olan kayyumlar.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın değiştirilemeyecek hükümleri arasında yer alan 3'üncü maddede, "Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür..." hükmü yer almaktadır. Bununla beraber, Türk Ceza Kanunu'nun "Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar" bölümünde "Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozmak" başlığıyla düzenlenmiştir. TCK'nın 302. maddesinde "Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet iradesinden ayırmaya yönelik bir fiil..." şeklinde ifade edilmiştir.
Anayasanın 26. maddesi düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini düzenlemektedir. İlgili maddede "Bu hürriyetin kullanılması, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir." denilmektedir.
Demokrasinin en temel önceliklerinden biri halkın haber alma özgürlüğüdür. Yayıncılar güncel, siyasi, edebi vb. konular üzerine yorum yapma özgürlüğüne sahiptir. Ancak bu noktada dikkat edilmesi gereken nokta yorumların kişi ve kurumları zedelemeyecek şekilde dürüst bir şekilde aktarılmasıdır. Yayıncılığın aynı zamanda bir kamusal sorumluluk görevi olduğu da düşünüldüğünde yayınların Basın Meslek İlkeleri çerçevesinde yürütülmesi bir zorunluluktur. Bu ilkelere göre yayınlarda kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilmemesi gerekmektedir.
Türkiye'deki siyasi kimliği ile öne çıkan kişilerin gündemdeki önemli olayların sunucular ve yorumcular tarafından konuşulup değerlendirildiği bir formatı içeren ihlale konu yorum programında Türkiye'nin Suriye ve Libya politikası, Başkentgaz'ın Kızılay'a yaptığı bağış ve HDP'li bazı belediyelere kayyum atanması konuları konuşulmuştur.
2011 yılında Suriye'de Arap Baharı'ndan etkilenerek yolsuzluğa ve insan hakları ihlallerine karşı ortaya çıkan çatışmalardan istifade etmek isteyen DEAŞ ve YPG/PKK gibi birçok terör örgütünün Türkiye'nin sınırında bir terör koridoru oluşturmaya başlaması Türkiye’nin Fırat Kalkanı Harekatı ve Zeytin Dalı Harekatı'nı gerçekleştirmesine neden olmuş ve söz konusu harekatlar sırasında "Suriye Milli Ordusu" Türkiye'nin Suriye politikasında önemli bir faktör olmuştur.
İhlale konu yayında Türkiye'nin ülke bütünlüğünü ve halkını korumak için gerçekleştirdiği meşru bir temele dayanan harekatlarda "Suriye Milli Ordusu" ile yaptığı işbirliğini "terör örgütü hamiliği" ve "terör örgütü olarak nitelendirilmiş olan yapıları Türkiye himayesine aldı" şeklinde yorumlayan program konuğu Türkiye'nin Suriye'deki politikalarını bir "savaş politikası" olarak nitelemiş, "orada bir işgal hareketi gerçekleştirerek" şeklindeki ifadesine ise moderatör tarafından herhangi bir müdahalede bulunulmamış ve Türkiye'nin kendi paralı ordusunu oluşturduğunu ve bu durumun Libya'da da devam ettiğini iddia etmektedir. Söz konusu yayında İçişleri Bakanlığı'nın Belediyelerdeki Kayyum Sistemi ve Mevcut Durumu Raporunda “kayyum süreci olarak bilinen, bölücü terör örgütü PKK ile iltisaklı, irtibatlı ... belediye başkanının görevden alınarak yerlerine belediye başkan vekilleri görevlendirilmesinin Bakanlığımızca bir tercih olmayıp devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü korumak, bölgede yaşayan vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini sağlamak... için Anayasal bir sorumluluk ve kanuni bir görev olduğunu..." belirtilmesine ve görevden uzaklaştırılan belediye başkanlarının belediye kaynaklarını terör örgütüne yönlendirdikleri, kamu ihalelerinin terör örgütü yandaşlarına verildiği, terörü desteklemeyen mahallelere belediye hizmetlerinin götürülmediği, örgütsel faaliyetlere karşı çıkan vatandaşların silah zoruyla şehri terk etmeye zorlandığı, belediye kaynaklarının terör örgütü faaliyetlerinde kullanıldığı, kayyum atanan bu belediye başkanlarının belediye imkan ve kaynaklarını terör örgütünün amaçları doğrultusunda kullandığı somut delillerle tespit edildiği için görevden almaların gerçekleştirildiği belirtilmesine rağmen konuk HDP'li bazı belediyelere İçişleri Bakanlığı tarafından kayyum atanması hadisesini "büyük bir hukuksuzlukla, anayasa çiğnenerek ve yasalar yok sayılarak" yapıldığı ve "halkın iradesinin gasp edildiğini" iddia etmiştir.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan; "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı olamaz." hükmünün ihlal edildiği sabit görülmüştür.
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti, anılan madde ile korunmak istenen kamusal menfaat göz önünde bulundurularak, %2 oranında idari para cezası uygulanmasına ve idari tedbir olarak program yayınının iki (2) kez durdurulmasına karar verilmesi takdir edilmiştir.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan; "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı olamaz." ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” hükmü uyarınca, idari para cezası ve program yayını durdurma idari tedbirinin uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %2 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ocak 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının bulunmadığı değerlendirilerek, radyo kuruluşları için idari para cezasının 1.000 (bin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2020 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 2.579 (ikibinbeşyüzyetmişdokuz) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) İdarî tedbir olarak, ihlale konu PROGRAM YAYINININ TAKDİREN 2 (İKİ) KEZ DURDURULMASINA, bu idari tedbirin uygulanma zamanın kuruluşa yapılacak tebligatta bildirilmesine,
c) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan; “…Yükümlülük veya yasağa aykırılık dolayısıyla idarî tedbir olarak programın yayınının durdurulması kararının verilmesi halinde, yaptırım uygulanmasına sebebiyet veren fiilin işlenmesinden dolayı sorumluluğu olan programın yapımcısı veya varsa sunucusu, yayının durdurulduğu süre zarfında, aynı veya farklı medya hizmet sağlayıcı kuruluşta hiçbir ad altında başka bir program yapamaz veya sunamaz.” hükmü uyarınca, işlem yapılması hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
d) İdari tedbir uygulanması sonucu yayını durdurulan programın yerine, Üst Kurulca gönderilen programların, programın başında; “Bu program, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun 13.08.2020 tarih ve 2020/33 sayılı toplantısında alınan 17 No’lu kararı uyarınca, kuruluşumuzun 13.02.2020 tarihinde saat 10:24’te yayınladığı "Gündemdekiler" adlı program yayınında, 6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan, yayın hizmetleri ‘Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı olamaz.’ ilkesinin ihlali nedeniyle idari tedbir uygulanması sonucu yayını durdurulan program yerine yayınlanmaktadır.” metninin anlaşılır şekilde okunarak DVD/CD’de yer aldığı şekliyle ticari iletişim yayını içermeksizin yayınlanmasına, ayrıca anılan metnin program yayını süresince ekranın altında akar yazı ile verilmesine,
e) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentlerindeki ilkelerle dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapılmasını müteakip verilecek yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının on güne kadar durdurulmasına; ikinci tekrarı halinde ise, yayın lisansının iptaline karar verilir. … Programlarının yayını veya yayınları süreli durdurulan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yaptırım kararının tebliğine rağmen kararın gereklerine aykırı olarak yayınlarına devam etmesi halinde yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP, İlhan TAŞCI ve Ali ÜRKÜT’ün karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 13.08.2020 tarih, 2020/33 sayılı toplantısında alınan 17 no.lu karara karşı oy yazısı.
İlhan TAŞCI Şerhidir.
Üst Kurulun 13.08.2020 tarih, 2020/33 sayılı toplantısında alınan 17 no.lu karara karşı oy yazısı.
Ali ÜRKÜT Şerhidir.


