İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 29.09.2020 tarih ve 1867 sayılı yazısına konu ATV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 17,18,21-25.09.2020 tarihlerinde saat 16:20’de yayınlanan “Esra Erol’da” adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
ATV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta, hafta içi her gün saat 16:30'da canlı olarak “Genel İzleyici" koruyucu sembolü ile yayınlanan, sunuculuğunu Esra EROL'un yaptığı, kayıp/kaçırılmış/ailesini arayan kişilerle ilgili şüpheli durumların konu edildiği, "Esra EROL'DA" adlı programda; F.K. isimli şahsın, karısının kayıp olduğu gerekçesiyle programa başvuru yaptığı, 17 Eylül tarihinden itibaren F.K. ve ailesinin çevresinde yaşanan konuların her gün işlendiği, 25 Eylül tarihli yayında, “DNA Testi Açıklanıyor, Son Dakika, 6 Aylık Bebeğin Babası Kim? F. mi? Yoksa Komşu C. mi?” şeklinde söz konusu programda; “E. K. konusu ile devam ediyoruz. Bugün aslında beklenen gün Sevgili Seyirciler. DNA testinin sonucu ortaya çıkacak, dünyaya gelen 6 aylık bebeğin biyolojik babası kim? - Vallahi nereden başlayacağımı bilmiyorum. Biraz sonra DNA testinin sonucunu açıklayacağım. Testin sonucu senin için önemli mi? ...- Şimdi DNA testinin sonucuna da gelmek istiyorum. Bir tarafta 6 yaşında bir oğlunuz var, eşin seninle ilgili açıklamaları yaparken, ilk bu koltuğa oturduğunda şey dedi, eşim 2-3 yıldır dedi, zaten çok değişti. Ne çocuklarla ilgileniyordu, ne eve bakıyordu, kafasını telefondan kaldırmıyordu dedi.... -Yine istiyorsun. Peki. Hazırsanız… F.K. ve çocuk K. arasında biyolojik yönden ilişki bulunmamaktadır. (Gerilim müzikleri ile uzun uzun duraksayarak açıklama yapılmıştır.)...- Ya şunu susturun Esra Hanım, gerekli cezai işlemi yapın. Hak ediyor bu. - Öyle bir cezai işlem yapamıyoruz kardeşim. Benim sizin için yapabileceğim tek şey, yani sizin için değil çocuklar için yapabileceğim tek şey sizin bir şekilde boşanmanızı sağlamak. Velayet konusunda anlaşmalı protokolle siz velayet konusunda anlaşırsınız. Senin sonraki süreçte bu çocuğun senin nüfusundan düşürülmesi konusunda nasıl bir yol izleyeceksin, hangi mahkemeye başvuracağın, nasıl bir dilekçe hazırlayacağın konusunda ben sana… Yapmam mı diyorsun?- F.K. : Hülya Hanım, bizi boşayın, çocukların velayetini bana verin. (Hülya, programda avukat olarak yer alan konuk)- F., Hülya Hanım değil, avukatınız Ahmet (anlaşılamadı) boşanma sürecini takip ediyor program adına, ama en önemlisi bizim için, sizin anlaşmalı protokolde uzlaşıyor olmanız. Ortak kararla hareket etmeniz, oradaki belirlenecek maddelerle, işte çocuğun velayeti kimde kalır, nasıl olur, bu konuda anlaşacaksınız. Anlaşmalı boşanmayı biz yaparız. Ama onun haricinde çekişmeli boşanmaya giderse o süreç zaten sizin takip edebileceğiniz…”, ayrıca, 28 Eylül tarihinde program sunucusu Esra Erol’un günlerce devam eden olaylar hakkında yaptığı yorumlarda; "Günlerce bu konuda hem araştırmalar yaptık, hem kayıp çocuğu ve eşi bulduk ve sonra da koca ile onları buluşturduk. ... Bu programa mağduriyeti, velayet konusunda olabilir, eşi kaçmış olabilir, eşinden şiddet görüyor olabilir, kızı kayıp olan her türlü konuda programa başvuru yapabiliyorsunuz, burada telefon numaralarımız var. F.K. da bu programa başvuruda bulunan kişilerden biriydi. Elinde bir kayıp başvurusu ile geldi, dedi ki, karım kayıp. ... Bundan sonraki süreçte babanın, o ikinci çocukla ilgili, hangi mahkemeyi, nasıl başvurması konusunda, nasıl müracaat edeceği konusunda dilekçelerine kadar, sadece F.’ye değil, bundan önce de işlemiş olduğum konularda tüm evraklarına, tüm dosyalara ve delillere kadar somut bir şekilde belgeleri ile bu insanları buradan uğurluyorum." şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanun'u 285 inci maddesi gereği evlilik birliği içinde doğan çocuğun babası babalık karinesi gereği kocadır. Soybağının reddi davası ancak koca tarafından dava yoluyla mahkemelerde görülebilecek bir davadır. Mezkur yayında katılımcıların program yapımcıları tarafından yanlış yönlendirildikleri, programın bu tarz durum ve olayların konuşulabildiği mecralar gibi aksettirildiği, dolayısıyla, katılımcıların program yapım ve sunucusunu yetkili görmelerinden dolayı temel insan hakları ihlallerine rıza gösterdikleri, F. K.'nın "Esra Hanım, gerekli cezai işlemi yapın, Hülya Hanım, bizi boşayın, çocukların velayetini bana verin" ifadeleri ile yalnızca mahkemelerin yetkisinde olmasına rağmen Esra Erol'un "Anlaşmalı boşanmayı biz yaparız" ifadelerinden katılımcıların her şeyi konuşabilecekleri, sanki bir mahkeme salonunda imiş gibi hareket edebilecekleri bir ortama inandırıldıkları ve bunu teyit eden ifadelerin kullanıldığı anlaşılmıştır.
Ayrıca, Anayasa’nın 141 inci maddesine göre; “Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir.” Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre çocuğun yararı gereği, çocuğun taraf olduğu yargılamanın gizli olması gerekmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6’ıncı maddesinde de, çocukların korunması, alenîyet ilkesinin istisnaları arasında sayılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 28 inci maddesi ikinci fıkrasına göre; “Duruşmaların bir kısmının veya tamamının gizli olarak yapılmasına ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin yahut yargılama ile ilgili kişilerin korunmaya değer üstün bir menfaatinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, ilgilinin talebi üzerine yahut resen mahkemece karar verilebilir.” denilerek mahkemede resen gizlilik kararı alınabilecek bir konuda, milyonlarca kişinin önünde bir çocuğun soybağı ilgili yayın yapılması çocuğun korunması ilkesine açıkça aykırıdır.
Aile, çocuk, genç, yetişkin, yaşlı, erkek veya kadın herkes için en doğal ve temel sığınaktır. Fertler, toplumsal hayata ilk olarak ailede hazırlanırlar, dinini, inancını, ahlak, edep, saygı, sevgiyi önce ailede öğrenirler. Aile kurumunun toplumun en doğal ve temel birimi olup toplum ve devlet tarafından korunma hakkına sahip olduğu hususu, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 16 ncı maddesi başta olmak üzere, evrensel düzeyde kabul gören birçok insan hakları metninde yer almaktadır. Anayasamızın 41 nci maddesine göre de "Aile, Türk toplumunun temelidir." Sadece mevzuat bağlamında değil değerler hiyerarşimizde de ailenin korunması ve aile bağlarına ihtimam gösterilmesi en üst sıralarda yer almaktadır. Toplumun önemli bir parçası olarak aile, üstlendiği rol gereği ve yerine getirdiği işlevleriyle geçmişten günümüze hemen her toplumun karakteristiğini yansıtmaktadır. Milletin ayırıcı vasıflarını, değer yargılarını, inanç ve düşünce kalıplarını bünyesinde barındıran, bu değer ve düşünce kalıplarının aktarılmasını ve kuşaklar arası bağın sürdürülmesini sağlayan aile, kendinde içkin olan bir değere sahiptir.
Hız, erişim kolaylığı ve kitleleri etkileme gücü nedeniyle medya, modern dünyanın en önemli araçlarından birisidir. Ancak hem ülkemizde hem de dünyada ailenin korunması ve güçlendirilmesi konusunda medyanın yoğun olarak olumsuz algı ve değerler yaydığı görülmektedir. Bu nedenle medyada aileyi kötüleyen, değersizleştiren, sapkın ilişkileri reklam eden, çocukları kimlik bunalımlarına sokan, aile bireylerinin kişilik haklarını ihlal eden; genel ahlaka, milli ve manevi değerlere uymayan yayınlara ilişkin proaktif tedbirlerin geliştirilmesi gerekmektedir.
Aile kurumu bireyin sosyalleşmesi, güven kazanması, kişiliğinin şekillenmesi ve kültürel kimliğini içselleştirmesi konusunda en önemli toplumsal unsurdur. Aile ayrıca, toplumsal değerlerimizin ve kültürel kodlarımızın sürekliliğini ve bunların benimsetilmesini ve nesilden nesile aktarılmasını sağlamaktadır. Bu bağlamda, aile toplum için vazgeçilmez bir önem arz etmektedir. Aile kavramının içinin boşaltılması sonucu temel fonksiyonlarını yerine getiremeyen ailelerin, o toplumun içten içe zayıflamasına ve sonunda bütün toplumun etkileneceği bir toplumsal savrulmanın oluşmasına neden olacağı açıktır. Unutmamak gerekir ki güçlü ve sağlıklı bir toplum ancak güçlü ve sağlam temeller üzerine oturtulmuş aileler ile mümkün olacaktır. Bu nitelikteki yayın içerikleri incelendiğinde aile kurumunun itibarsızlaştırıldığı ve toplumun yozlaştırıldığı düşünülmektedir. Bu açıdan aile kurumunun zayıflaması genel olarak değerlendirildiğinde toplumun da zayıflaması ve dönüşmesi anlamına gelmektedir. Yayıncıların rapora konu olan bu ve buna benzer yayınlar aracılığıyla aile kavramını güçlendirmekten ziyade onun içerdiği değer ve normları zayıflattığı değerlendirilmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu yayında, yalnızca Hukuk Muhakemeleri Usul Kanunu çerçevesinde mahkemelerde görülmesi gereken bir ihtilafın, son dakika, şimdi açıklıyorum, biraz sonra açıklayacağım denilerek gerilim müzikleri eşliğinde bir reality show kapsamında henüz 6 aylık olan bir bebeğin babasının kim olduğunun açıklanması sadece hukuki değil aynı zamanda vicdani ve ahlaki olarak da izahı olmayan bir durum olduğu, ayrıca konu ile ilgili olarak vatandaşlarımız tarafından RTÜK Şikayet Merkezi'ne çok sayıda şikayet bildirimi yapıldığı da dikkate alındığında, söz konusu yayının “genel ahlaka ve ailenin korunması” ilkesine aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle söz konusu yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Anılan yayın kuruluşu hakkında;
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti, anılan madde ile korunmak istenen kamusal menfaat göz önünde bulundurularak, %2 oranında idari para cezası uygulanmasına karar verilmesi takdir edilmiştir.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan; “Toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz.” ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ağustos 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 23.166.613,07 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 463.332,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir...” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ile İlhan TAŞÇI’nın karşı oyu ve oyçokluğu ile Karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 30.09.2020 tarih, 2020/40 sayılı toplantısında alınan 15 no.lu karara karşı oy yazısı.
İlhan TAŞCI Şerhidir.


