İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 29.09.2020 tarih ve 1871 sayılı yazısına konu SHOW TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 13, 20.09.2020 tarihlerinde saat 20:00’da yayınlanan “Arıza” adlı dizi film yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; SHOW TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından “Arıza” adı ile yayınlanan dizi filmin 13.09.2020 tarihinde saat 20:00’da yayınlanan bölümünde; dizi film karakteri Ali Rıza'nın intikam almak maksadıyla düşmanının evine baskın yapması; korumaları bir bir öldürmesi ve nihayetinde ev sahibine silah doğrulttuğu sahnede geçen diyaloglarda "Derler ki intikam almak isteyen iki mezar kazsın biri düşmanı biri kendi için yüreğime bu ateş düşene kadar kendi halinde bir taksi şoförüydüm benim canımı öyle bir yaktılar ki bütün İstanbul'u bir mezara sığdırsam yine de yüreğim soğumaz. Benim adım Ali Rıza. Birazdan memleketin en büyük mafya babalarından birinin oğlunu öldürücem." şeklinde ifadelere yer verildiği, bölümün ilerleyen dakikalarında mafya liderinin oğlu dizi film karakteri Burak’ın kendi işlerine engel olan bir iş adamının ofisini bastığı, hisselerini satması için metal bir beyzbol sopasıyla adamı dövdüğü, Halide'nin taksiden tartaklanarak indirilmeye çalışıldığı ve taksici Ali Rıza'nın Halide'yi zorlayanları döverek uzaklaştırdığı, yediği dayağın intikamını almak isteyen Burak’ın, Ali Rıza'nın kız kardeşi Nihan'ın düğün gecesinde adamlarıyla birlikte düğün mekanına geldiği, eski bir kabadayı olan Hasan Abi ve diğer mahalle sakinleri ile karşı taraf arasında silahlı kavga çıktığı ve Burak'ın silahından çıkan mermi ile Nihan hayatını kaybettiği, arbede esnasında taraflar arasında geçen şu diyaloglarda ise; “Hoopp hoopp hoopp! Hayırdır? Böyle destursuz, raconsuz bizim mahallemizden bizim adamımızı alıp çıkacak mısınız?- Evet!- Hanım kızım sen şöyle ayrıl bakim.- Ayrıl Halide ayrıl. Bunların hepsi kahraman olmak istiyor.- Lan gevşek! Adam gibi çekip gidecek misin mahallemizden? Yoksa biz mi atalım ha?- Hasan Abi, abi siz karışmayın ben halledicem. - Ali Rıza biz o kavşağı geçeli çok oldu. Arkadaşlar için köprüden önce son çıkış. - Sok lan o bıçağı yerine!- Ya hadi be abi!- Gel lan buraya! Ben seni Allah'ınızı! - Gel lan buraya! Allahsızlar!” şeklinde ifadelere yer verildiği, dizi film karakteri Ali Rıza’nın, kardeşi Nihan'ın ölümünden sonra mahkemede verilen yalan ifadelerle ceza evinden çıkmayı başaran Burak'tan intikamını almak için Burak'ın saklandığı eve gizlice girdiği, önce yedi tane korumayı döverek ve silah kullanarak etkisiz hale getiren Ali Rıza’nın evin içine girdiği ve öldürmek için Burak'a da silahını doğrulttuğu”, 20.09.2020 tarihinde yayınlanan bölümünde ise; dizi film karakteri Ali Rıza’nın, Burak'ı başından vuracağı sırada telefonunun çaldığı. Burak'ın babası Fuat'ın adamlarıyla evine girip annesi, ablası, eniştesi ve erkek kardeşini rehin aldığını öğrenince bırakıp gittiği, dizinin ilerleyen dakikalarında artık kaçak mal taşımak istemediklerin belirten tır şoförlerinden birinin silahların gölgesinde patronu tarafından sopayla dövüldüğü görülmüştür.
Televizyonun izleyiciler üzerinde yaptığı etkiler konusunda yapılan araştırmalarda; medyada yayınlanan, özellikle de televizyonda yer alan şiddet olaylarının, toplum genelindeki saldırganlık oranları üzerindeki istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir artışı tetiklediği, medyanın değerlerimiz, tutum ve davranışlarımızı şekillendirmede de etkileyici bir güç olduğunu, televizyonun tüm kitle araçları içerisinde belki de en kolay erişilen ve en yaygın kullanılan araç olması nedeniyle en etkili öğrenme kanalı olarak dikkat çektiği, yapılan bilimsel araştırmaların televizyon ve medyada izlenen şiddetin gerek kısa, gerekse uzun vadede izleyicilerin duygu, düşünce, değer, tutum ve davranışları üzerinde tetikleyici, hızlandırıcı ve özendirici bir etkisi olduğu yönündeki tespitler; ekranlardan verilen şiddet mesajlarının tüm izleyicileri olumsuz yönde etkilediğini, izlenen şiddet sahnelerinin tutum ve davranışlara yansıyarak toplumda gittikçe yaygınlaşan ve bireylerin sorunlarını şiddet uygulayarak çözmeye yönelik davranış değişiklikleri oluşturduğunu kanıtlar niteliktedir.
Bunula birlikte, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin E. 2019/10194 ve K. 2019/11813 sayılı kararında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ve çeşitli AİHM kararlarına atıfta bulunulmuştur. Atıfta bulunulan 13.12.2005 tarihli İ. D. - Türkiye Davası'nda AİHM'e göre din ve inanç özgürlüğü söz konusu olduğunda başkalarına zarar verecek nitelikteki söylemlerden ve saygısızlık edecek davranışlardan kaçınılması gerekir. Yine AİHM kriterlerine göre mahkemenin bir anlatımın ifade özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığının değerlendirilmesinde ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin yasal dayanağının meşru bir amacının olması, meşru amacın başkalarının şöhret ve haklarının korunması ile dini barışı ve dini duyguları koruyarak kamu düzensizliğini önlemesi ve sınırlamanın demokratik toplumda gerekli ve orantılı olması şeklinde üç aşamalı bir ölçüt belirlenmiştir. Karara konu somut olay hakkında ise "AİHM'e göre, dinsel görüşler ve inançlar söz konusu olduğunda, kamusal bir tartışmaya hiçbir katkısı olmayan başkaları için ucuz saldırı olarak görülebilecek ifadelerden kaçınmak gereklidir." değerlendirmelerinde bulunulmuştur.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, İhlale konu dizi filmin, geneline hakim olan şiddet sahnelerinin suçluların güç mücadelesinde çözüm olarak gösterildiği, dizide yer alan farklı şiddet, işkence ve intikam görüntüleriyle şiddetin dizi aracılığıyla yeniden üretildiği, yoğun şiddet sahnelerinin yer aldığı dizinin izleyicileri bilhassa çocukları olumsuz yönde etkileyeceği, konu itibariyle her ne kadar kurgusal yapımlar da olsa hikayelerini hayatın içinden aldıkları, toplumda gerçeklik noktasında bir karşılık bulabildiği, dizi içerisinde yer alan şiddet sahnelerinin şiddete meyilli kişiler tarafından rol/model edilme olasılığının var olabileceği gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Gündelik yaşamdan kesitlerin aktarıldığı, kurgusal metinlere dayanan televizyon dizileri, karakterleri ve anlatılan hikayeleri aracılığıyla izleyicilerin zihninde "gerçek bir dünya" algısı yaratmaktadır. Gerçekle kurguyu ayırt etme yetisine tam olarak sahip olmayan çocuklar, televizyon dünyasını gerçekmiş gibi algılayıp bu karakterlerle özdeşlik kurup, onları kendisine rol/model olarak almakta ve model aldığı karakterlerin olumlu olduğu kadar olumsuz davranışlarını da benimsemektedir. Şiddet içeren sahnelerin çocuk ve genç kitle üzerinde bırakabileceği psikolojik etki ve yaratabileceği travma konusunda gerekli hassasiyet gösterilmeden ekrana yansıtılarak, bu kitlenin zararlı içeriklere maruz bırakıldığı, dizide yer alan şiddet içerikleri ile şiddetin meşrulaştırıldığı, çözüm yöntemi ve cezalandırma unsuru olarak yansıtıldığı, dolayısıyla şiddetin özendirildiği, ayrıca, "Ben seni Allah'ınızı..." ifadeleri, medya hizmet sağlayıcı kuruluşlardan beklenen toplumsal değerlere ilişkin hassasiyetlerin çok uzağında olduğu ve kullanılan ifadelerin amacını aştığı, Türk toplumunun milli ve manevi değerlerine aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve (ş) bentlerinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan; "Toplumun millî ve manevî değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz." hükmü ile aynı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ş) bendinde yer alan; "Şiddeti özendirici veya kanıksatıcı olamaz." ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. …” hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanması gerektiği,
Bu itibarla; aynı yayınla, birden fazla yayın ilkesi ihlali olduğundan ve her iki ihlalin de idari para cezası yaptırımını gerektirdiğinden, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 15’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince, bahse konu ihlallerden en ağır (tek) cezanın verilmesi öngörüldüğünden,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ağustos 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 13.811.031,33 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 276.221,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.


