İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 29.09.2020 tarih ve 1872 sayılı yazısına konu TV 8 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 21, 22, 24, 25.09.2020 tarihinde 13:55, 14:00, 13:54, 14:18 saatlerinde yayınlanan "Doya Doya Moda" adlı moda yarışma programı yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
TV 8 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta, hafta içi her gün yayınlanan "Doya Doya Moda" adlı moda yarışma programının 21.09.2020 tarihli bölümde geçen diyaloglarda; “Ayrıca aranızda en çok farklı şeyleri yanlışlarım da olsa deneyen benim. -Yoo, ben bunu kabul etmiyorum.- Klasik her zaman burada olan sensin. Bu iki.- Yoo, ben hiçbir zaman klasik değilim.- Benim bütün ama bütün parlaklığım.- Hareketlere bak.- Herkese en fazla da sana yeter.- Yoo, ben hiçbir zaman senin parlaklığını görmedim ki.- Şimdi beni konuşturma. İki tane kolye aldın diye bana burada vik vik vikleme.- Ben hiçbir zaman senin parlaklığını görmedim ki.- Ben kötü bir yarışmacı değilim.- Senin parlaklığını kim görür biliyor musun? Arkadaşın Rümeysa.- Ha ha. Ay çok komik. Ha ha ha.- Gül o zaman.- Ayrıca..- Peki jüri onun parlaklığını görmemiş olsaydı on birinci haftada olur muydu acaba Sabiha?- Tamam da bak bir şey söyleyeceğim burada hepimiz, o zaman burada hepimiz parlıyoruz. Sen de parlıyorsun.- Ee sen de söyle o zaman. Parlamıyor diyemezsin.- Diyemezsin o zaman.-Birben burada diyemez ki "Benim parıltımda hepiniz kayboluyorsunuz." diye. Öyle bir şey yok.- Söyle. Neden diyemez? Egosu var, özgüveni var, egosu var, özgüveni var söyler. - Birben'de o ışık yok ki beni kaybedecek. Senin var ya gerçekten kendine özgüvenin yok.- Yüksek sesle ve üst üste konuşmayın.- Sende de olsun, sende de olsun, sende de.- Senin, senin kendine özgüvenin yok. Onun koltuklarının arkasına, onun arkasına sığınmışsın sadece Birben önde, Birben önde, Birben'i poh pohlayıp kendin yerlerdesin. Sen kendine gel, kendine. Bırak gülmeyi.- Bunu söyleyecek en son kişi sensin.- Üst üste konuşuyorsunuz.- Burada.. Konuşayım mı? - Lütfen.- Burada özgüven denilince akla ben gelirim. Özgüvenin babasıyım ben, sen bir kendine gel.- Bakayım, hoş geldin baba. Hoş geldin.- Ben buradaki en büyük bedenim, yapmadığım şey kalmadı. Hadii, geç o işleri.- Ne yaptın ya? - Aynen ne yaptın?- Kızı havuza attın, ondan sonra geldin arkadan fiştek yaptın.”,
22.09.2020 tarihli bölümde geçen diyaloglarda; “Hadi çok konuşmayın icraat gösterin!- Ay konuşma ya konuşma!- Ne oluyor! Ne hadi! Kime emir veriyorsun?- Emir vermiyorum. Hadi başlayalım diyorum.- Kime emir veriyorsun! Veremezsin zaten! Veremezsin emir! Kendine gel tamam mı!- Kendimdeyim zaten! Hadi başla diyorum! Cevap verme diyorum, hala konuşuyorsun!- Planlarına beni alet edemezsin!- Etmiyorum ki zaten.- Emir vermeden konuşacaksın!- Etmiyorum ki zaten bak hepimiz buradayız, hepimiz yapacağız.- Hadi kızlar başlayalım diyebilirsin. Hadi çok konuşmayın başlayın diyemezsin. Haddini bil!- Başlayalım dedim. Sen bana haddimi bildiremezsin! Hadi o temizliğini yap ya of!- Haddini bil! Haddini bil canım! Haddini bil!”,
24.09.2020 tarihli bölümde geçen diyaloglarda; “Sen kendi özgüvenini bizimle tatmin edemezsin. Ben sana bunu söylüyorum. - Bir şey söyleyeceğim, sen kendin tatmin ettirme. - Ya benim üzerimden zaten sen tatmin edemezsin.(Bağırarak) - O zaman derdin ne ? Bu kadar basit... Siz sabaha kadar beni burada kötü göstermeye çalışın, izleyici de ne olduğunu görüyor, jüri de ne olduğunu görüyor.- Şu anda oynuyorsun yalnız. Ben seni niye kötü göstermeye çalışayım? - Ben niye oynayacağım ya? Benim oynamaya ihtiyacım var mı sence? Ben burada tarzımla her zaman oldum, sizin gibi böyle kavgalarla değil, dün ilk defa bağırdım şu anda da çirkinleşiyorum, kendime yakışmayan bir şekilde. - Kızların işi gücü yok sabaha kadar seni mi düşüneceğiz biz ? - Seninle muhatap olmayacağım şu an tamam bitti.- Orada bir şeyi düzeltelim kimse burada kavgalarla var olmuyor Özdeciğim. - Seray Hanım onu demek istemedim, hayır kastettiğim şu. Ya ben niye sürekli yanlış anlaşılıyorum. Kastettiğim şu, diyorum ki Seray hanım ben sürekli burada kavga eden bir insan değilim, sesimi yükselten bir insan da değilim.- Zaten bu durumdan dolayı kendimden de utanıyorum dedi, bunu da kendime yakıştırmıyorum dedi zaten. - Dedim dün özür diledim ve şu anda da utanıyorum yani tekrar elim ayağım titriyor bu konuda. Bakın ben astım hastasıyım bir de ve böyle durumlarda benim atağım geliyor ve şu anda gerçekten bir atağın arifesindeyim Gülşah Hanım. Ben bu konularda hiçbir zaman için ya gerçekten sinirleniyorum. (Ağlayarak bağırmaktadır.) Sürekli kötü gösteriliyorum ve sürekli böyle bir çaba var kızlar tarafından ve bu durum beni rahatsız ediyor. Özür dilerim (Özde ağlayarak ve kriz halinde astım ilacını almaya gitmektedir.)- Hayır ne alakası var kötü gösterilmekle ya? - Haklı çocuklar, çok üstüne gidiyorsunuz haklı. Hedef tahtası yaptınız yazık, birbirinizi bu kadar haklamayın Allah aşkına ya.”,
25.09.2020 tarihli bölümde geçen diyaloglarda ise; “Senin o üzerindeki ne? - Benim elbisem, benim abiyem.- Ne demek senin abiyen, çıkart hemen onu üzerinden.- Çıkartmıyorum, kralı gelse bunu çıkartamaz.- Ben geldim, senin kralın benim.- Şu maskeni çıkart seni ciddiye alamıyorum. - Sen benim nasıl bir karaktere, kişiliğe sahip olduğumu çok çok iyi biliyorsun o yüzden burada eğer bilmiyorsan söyleyeyim burada ayırttık dediyse eğer ayırtılıyor o elbise ve onu bir daha kimse denemiyor. Buradaki mağaza çalışanları bile sana bu elbiseyi nasıl verdiler ben şu an hayret içerisindeyim. O yüzden bu elbiseyi ilk mağazam benim geldim denedim ve bu elbise benim elbisem. Oldu ki buradan bir şey oldu da ben bu elbiseyi alamadım, sen aldın. Sana ben bu elbiseyi giydirtmem.- Görürsün nasıl giyiniyorum o zaman.- Giydirtmem, git kabine çıkart.- Giyerim, çıkarmıyorum. Çıkartabiliyorsan çıkart. Çıkartacak gücün varsa çıkartırsın.- Benim gücüm sana çok güzel yeter de ben senin yüzünden diskalifiye olmak istemiyorum. Gider misin? - Çıkartmıyorum, gitmiyorum kabine. Ben senin bu elbiseyi giyindiğini gördüm mü görmedim, ben bu elbiseyi denedim, dış ses dedi ki bu elbiseyi Sabiha da giyinmişti. - O zaman niye Sabiha da giyinmiş dedikleri halde Sabiha giyerse giysin ben alcam diyorsun. Sen var ya sen çok kurnaz bir kızsın. Sen dedin ki Sabiha burada abiyeleri iyi, tercihleri iyi, ben gidiciyim galiba, gidiyim Sabiha'nın giyeceği elbiseyi alayım da yüksek puan alayım.- ... Burada en son örnek alacağım insan sensin.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
İhlale konu programın, bir moda yarışması olması itibariyle yapılması gereken kıyafet değerlendirmesi ve eleştirisi olması gerekirken, yarışmacıların birbirleri hakkında yorum yaparken kıyafetlerin ikinci planda bırakılarak eleştiri sınırlarını aşan bir düzeyde kaba ve "bayağı" bir biçimde hal, tutum ve kişiliklerini hedef alarak küçük düşürücü, aşağılayıcı ve onur kırıcı ithamlarda bulunulduğu, yarışmacıların ortaya koyduğu bu olumsuz tutum ve davranışlar, jüri üyeleri tarafından olumlu ve sürdürülebilir bir biçimde müdahale edilip düzeltilmediği gibi aksine, programın olumsuz içerik ve formatına uygun olumsuz tutum ve davranışlarla dolaylı bir biçimde desteklenmektedir. Programda yarışmacıların birbirlerine, küçük düşürücü eylem ve söylemlerim program formatının bir parçası olması ve sürekli olarak gerçekleşmesi bu tür olumsuz rol/model oluşturan davranışların normalleştirilmesine ve meşrulaştırılmasına yol açacağı, mezkur yayında bu tartışmaların astım hastası bir yarışmacının atak geçirme noktasına gelmesine dahi yol açtığı ve eğlence programı niteliğindeki bir yarışmada yarışmacının ilaç almaya ihtiyaç duyacak düzeye geldiği görülmüştür. Dolayısıyla program biçimi itibarıyla yarışmacıların birbirleriyle rekabet ederken birbirlerini eleştirmeleri esas olmakla birlikte, gerek ses tonu gerekse el ve yüz hareketleriyle birlikte sarf ettikleri ifadelerle, birbirlerinin hal, tutum ve kişiliklerini hedef alarak aşağıladıkları, küçük düşürdükleri ve onur kırıcı ithamlarda bulundukları kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; "İnsan onuruna ... aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. …” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ağustos 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 41.162.081,54 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 823.242,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.


