İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 29.09.2020 tarih ve 775 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda "TELE 1" logolu medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 07.06.2020 tarihinde saat 20:01’de yayınlanan ve sunuculuğunu Yaşar Koçer ile Cemil Kılıç’ın yaptığı, “Karanlıktan Aydınlığa” isimli programda yer alan;
“İmam Hatip Liselerinde öğrenci mi yetiştirilmek hedeflenmiştir, yoksa bir partinin ileri gücü, taşıyıcı bir kitlesi. Bir partinin seçmeni mi yetiştirilmeye çalışılmıştır? Yoksa bir siyasi partinin zihin yapısına uygun bir seçmen yetiştirme gayreti mi vardır?"- "Seçmenin de ötesinde bir militan yetiştirme aslında. Açık söyleyelim yani. Bugün İmam Hatip Liselerinde okutulan fıkıh dersindeki kaynaklarla IŞİD'in dayandığı kaynaklar aynı."- Ben bir vesileyle demiştim. IŞİD'in dayandığı müfredatın aynısı İmam Hatiplerde okutuluyor. E o zaman ne kadar İmam Hatip o kadar Işid dedim yani. O zaman oraya çıkıyor yani bu iş. Bunu söylediğim için şimdi yargılanıyorum ben. İmam Hatip Okullarını efendim IŞİD terör örgütüyle özdeşleştirdi diye. Şimdi militan yetiştiriliyor büyük ölçüde. İki İmam Hatipli olarak bunları söylüyoruz." şeklindeki ifadeler nedeniyle 6112 sayılı Yasanın 8. Maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan "... kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle yaptırım uygulanmasına “oy çokluğuyla” karar verildi.
Söz konusu programda yer alan yorumlar eleştiri sınırları içinde olup ifade özgürlüğü kapsamındadır. İfade özgürlüğü; çoğulcu ve anayasal demokrasilerin temel taşlarındandır. Farklı tanımlara yer verilmekle birlikte genel kabule göre, ifade özgürlüğü; insanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği fikir ve kanaatlerden dolayı kınanmaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte meşru yöntemlerle dışa vurabilme imkan ve serbestisidir. İfade özgürlüğü, sadece “düşünce ve kanaat sahibi olmayı” değil, “düşünce ve kanaatlere ulaşma” ve “düşünce ve kanaatleri açıklama, yayma” özgürlüklerini de kapsamaktadır. Ayrıca ifade tarzları, biçimleri ve araçları da bu özgürlük kapsamındadır.
AİHM’ye göre ifade özgürlüğü, demokratik bir toplumun en önemli temellerinden olup, toplumsal ilerlemenin ve her kişinin gelişiminin başlıca koşullarından birini teşkil etmektedir. AİHS'nin 10. maddesinin 2. fıkrası saklı kalmak koşuluyla, ifade özgürlüğü, yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerlidir. Çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik bunu gerektirir ve bunlar olmaksızın “demokratik bir toplum” olamaz. (Handyside/Birleşik Krallık, 5493/72, 07.12.1976).
Bugüne kadar Cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk ve silah arkadaşları başta olmak üzere muhalif kesimlere yapılan hakaret, aşağılama ve saygısızlığı ifade özgürlüğü kapsamında sayarak yaptırım uygulamaktan ısrarla kaçınan Üst Kurulun, söz konusu programa, hiçbir hakaret ve aşağılama içermeden, konusunda uzman bir ilahiyatçının yorumları ile sadece gerçekler ışığında eleştiri ve ifade özgürlüğünün kullanılmasına rağmen uyguladığı yaptırım kararının hukuki olmadığı, muhalif basının susturulması gibi demokratik toplumlarda kabul edilemez bir amaca yönelik karar olduğu görüşünde olduğum için katılmadım. 20.11.2020


