İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 12.10.2020 tarih ve 1954 sayılı yazısına konu HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 06.10.2020 tarihinde saat 20:01’de yayınladığı "Şimdiki Zaman Siyaset" isimli program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 06.10.2020 tarihinde saat 20:01’de yayınlanan "Şimdiki Zaman Siyaset" adlı programda, geçen diyaloglarda; "...Şimdi şunu söylüyorum, Türkiye'de saçma sapan bir tartışma var. Ya kardeşim ver! Testi pozitif olanları ver hasta olanlar şunlar... Transparent ol ya saklayacak bir şey yok. Tabipler odası diyor ki Ankara'nın Tabipler Odası, ya diyor biz de diyor dört bin tane vaka görüyoruz Ankara'da sadece diyor. Ordan Bahçeli çıkıyor diyor ki ya kardeşim; ben Bahçeli'yi zaten anlamış değilim; Bahçeli iflas etsin şeyi MHP'yi geçsin AKP'ye orda el kaldırsın. Niye ayrı bir partisi var anlamış değilim, belki siz daha iyi anlıyorsunuz. Bahçeli'yi saygım sonsuz. Çıkıyor diyor ki Tabipler Odası'nı kapatmamız lazım, Anayasa Mahkemesi'ni kapatmamız lazım. İmparatorluk mu kuruyorsun lan. Ne biçim böyle bir şey olabilir mi ya? Birisi Amerika'da çıkıp Supreme Court'u kapatacağım diyebilir mi? Diyebilir mi size söylüyorum ya...- Hocam siz şimdi programın heyecanıyla herhalde demin lan diye bir hitapta mı bulundunuz? Demediniz herhalde öyle bir şey. Dediniz mi? Dediyseniz düzeltelim lütfen.- Hayır hayır, yok. Düzeltelim. Lan diye bir şey yok. Sir diyelim efendim tamam mı sir." şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Demokrasinin en temel önceliklerinden biri halkın haber alma özgürlüğü olduğundan demokratik rejimlerde medya, kamuoyu oluşumunda hayati öneme sahip bir aktördür. Öyle ki; medyanın yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü güç olduğu çoğu otorite tarafından kabul edilmektedir. Günümüzde medyanın gücünün artması ile medya mensuplarının sorumluluklarının da aynı ölçüde arttığı bir gerçektir. Medya mensuplarının siyasi kişi, kurum ve kuruluşları eleştirmesi; onların söz ve eylemleri hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi tabii bir durumdur. Medyanın toplum üzerindeki büyük etkisi bir takım ahlaki sorumluluklarının doğmasına sebep olmuştur. Bu sorumlulukların bir kısmı kişilik haklarına saygılı olmayı kapsamaktadır. Medya mensuplarının siyasi kişi ve/veya kuruluşları eleştirme hakları bulunmaktadır. Ancak bu haklarını kullanırken siyasi kişi kurum veya kuruluşların haklarının gözetilmesi önem arz etmektedir.
Yayıncılar canlı yayın gerçekleştirirken yayın sırasında kullanılan ifadelerin dürüst, kişi ve kurumları zedelemeyecek nitelikte olması hususuna özen göstermeli; yayıncılığın kamusal sorumluluk görevi olduğu ve yayınların Basın Meslek İlkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerekliliği unutulmamalıdır. Bu ilkelere göre yayınlarda kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilmemesi gerekmektedir. İhlale konu programda, "İmparatorluk mu kuruyorsun lan..." şeklinde, kamuya mal olmuş bir siyasi parti lideri hakkında kullanılmaması gereken eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadelere yer verilmesinin sorumlu yayıncılık anlayışı ile bağdaşmadığı, program sunucusu tarafından; kullanılan ifadenin düzeltilmesini istemesine rağmen, program konuğunun "...Lan diye bir şey yok. Sir diyelim efendim, tamam mı sir." şeklinde ifade edildiği, yayın kaydının tekrar incelendiğinde açıkça "lan" ifadesinin kullanıldığı, dolayısıyla sarf edilen söz konusu ifadenin düzeltilmediği, bir siyasi parti yöneticisi özne ve bireylerin temsiliyeti olarak eleştiriye açık olmak durumunda olsa da Türk dilinde argo olarak tanımlanan "lan" ifadesi şahıstan öteye geçerek kurum ve temsil edilenlere yönelik eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadelere yer verildiği kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %3 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Eylül 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 636.565,40 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2020 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 25.881 (yirmibeşbinsekizyüzseksenbir) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ile İlhan TAŞÇI’nın karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi.


