İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 02.11.2020 tarih ve 1968 sayılı yazısına konu HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 17.10.2020 tarihinde saat 20:01’de yayınladığı "Gündem Özel" isimli program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 17.10.2020 tarihinde saat 20:01’de yayınlanan "Gündem Özel" adlı programda, program konuğu tarafından; Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet güçlerine yönelik olarak; "Dedik ya devletin sac ayakları ile oynarsanız devlete zarar verirsiniz. Ordu, Emniyet şu an nerdeyse tasfiye edilmiş durumda. Çok güçlü bir devletimiz yok. Hani her ne kadar işin magazinsel boyutuna varsak da Mısır ordusunun bir gösterisi oldu işte vücut gösterisinin haricinde başka bir şeye dikkat çekmek istiyorum. Hali hazırda şu an bizde kara savaşında bulunabilecek ne Ordu kaldı ne Emniyet kaldı. SİHA ve İHA'ları çıkardığınız zaman devletin hani sahada reaksiyon verecek ordusu kalmadı. Orduyla oynarsanız olacağı bu, yargıyla oynarsanız olacağı bu." "... Devletin en önemli kurumları ile oynamamanız gerekiyor. Bu bakın çok basit bir örnek SİHA ve İHA'yı çıkarın ordumuzun çok etkin olacağına dair bir tane herhalde komutanımız bir şey söyleyebilecek durumda değil.", programın diğer konuğu tarafından da Milli Savunma Üniversitesi hakkında; "Harp Akademileri'nin yerine kurulan Milli Savunma Üniversitesi'nde siz gerçekten harp eğitimi yapıldığını mı sanıyorsunuz?" şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Demokratik rejimlerde basın, ifade hürriyetinin geniş kitlelere ve farklı görüşlerin dile getirilmesinde en etkili araç olarak demokrasinin de teminatıdır. Demokrasi çeşitlilik ve çoğulculuk esasında ilerlerse halk için olur. Çoğulculuğun ve çeşitliliğin bir arada var olabilmesinin yegane yolu karşılıklı sınırların çizilmesiyle mümkündür. Sınırların çizilmesi bireylerin tekleştirilmesi, özgürlüklerinin alınması değil bireyin hakkının devletçe kontrol altına alınmasıdır. Buradan hareketle devletin kitle iletişim araçlarını kontrol etmesi toplumsal sözleşmenin gereğinin devletçe yerine getirilmesidir. Kitle iletişim araçları halkın yönelimini ve kültürel birlikteliğini belirleyebilen bir güç olarak demokrasilerde seçimlerin öznesinin ve özneyi kılanın tercihleri üzerinde etkili olduğu gayet açıktır.
Günümüzde medyanın gücünün artması ile medya mensuplarının sorumluluklarının da aynı ölçüde arttığı bir gerçektir. Medya mensuplarının siyasi kişi, kurum ve kuruluşları eleştirmesi; onların söz ve eylemleri hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi tabii bir durumdur. Ancak bu hakları kullanırken kişi, kurum ve kuruluşların haklarının da gözetilmesi gerekmektedir.
Yayıncılar canlı yayın gerçekleştirirken yayın sırasında kullanılan ifadelerin dürüst, kişi ve kurumları zedelemeyecek nitelikte olması hususuna özen göstermeli; yayıncılığın kamusal sorumluluk görevi olduğu ve yayınların Basın Meslek İlkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerekliliği unutulmamalıdır. Bu ilkelere göre yayınlarda kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilmemesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda, program konukları tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri ve Emniyet güçlerine yönelik olarak sarf edilen; "Şu an bizde kara savaşında bulunabilecek ne ordu kaldı ne de emniyet...", "Ordu, Emniyet nerdeyse tasfiye edilmiş durumda, çok güçlü bir devletimiz yok", "Hali hazırda bizde kara savaşında bulunabilecek ne Ordu kaldı ne Emniyet.", "Siz orada gerçekten harp eğitimi yapıldığını mı sanıyorsunuz", "Siz gerçekten harp eğitimi yapıldığını mı sanıyorsunuz?" şeklinde ifadelerin, ülkemizin çevresinde çatışma ve savaşların yaşandığı şu dönemde ülkemizin iç ve dış güvenliğini sağlayan ve terörle mücadele eden çok önemli iki kurumumuz olan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve Emniyetin moral üstünlüğünü zafiyete uğratabilecek küçük düşürücü, zayıf gösterme ve itibarsızlaştırıcı nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %2 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Eylül 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 636.565,40 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2020 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 25.881 (yirmibeşbinsekizyüzseksenbir) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ile İlhan TAŞÇI’nın karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi.


