İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 01.12.2020 tarih ve 2067 sayılı yazısına konu HABER TÜRK logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 28.11.2020 tarihinde saat 19:58’de yayınlanan "Gerçek Fikri Ne?" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; HABER TÜRK logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından 28.11.2020 tarihinde saat 19:58’de yayınlanan gündemdeki konuların değerlendirildiği, sunuculuğunu Eren Eğilmez'in yaptığı ve Prof. Dr. Yaşar HACISALİHOĞLU, İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Bahadır ERDEM, Hilmi DAŞDEMİR ve CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir BAŞARIR’ın konuk olarak katıldığı "Gerçek Fikri Ne?" adlı programda; Tank Palet Fabrikası’nın ele alındığı bölümde geçen diyaloglarda “(…) Bunu niye tartışıyoruz? Öyle bir noktadayız ki Cumhuriyet tarihinde ilk kez devletin ordusu Katar'a satılmış, ben değer biçemiyorum. 20 milyar dolar olduğu söyleniyor, 50 milyon dolara satılmış. Birileri mandacı olmuş....- Nedir? Ordudur tabi. ...- Bir şeyi, bir şeyi netleştirelim. Hilmi Daşdemir itirazınız duyuldu. Ordu satılmış şeklindeki bir ifadeye çok net bir itirazınız var. Canlı yayındayız, canlı yayında tekrar sorayım. - Bakın dediğim şu. - Ali Mahir Bey, ordu satılmış ifadesinden kastınız nedir? Geri almayı düşünür müsünüz? ...- Bunu anlatma cümleniz orduyu satmak mı? - Neyi geri alıp alamayacağımı lütfen bana siz söylemeyin.- Bunu geri alır mısınız?- Dinlerseniz, dinlerseniz açıklamamı bir kez daha söylüyorum.- Türk milletinin ordusu Mete'den beri hiçbir yerde satılmamıştır... " şeklinde ifadelere yer verildiği,
Programda, CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir BAŞARIR'ın bu söylemleri karşısında programa konu olan Prof. Dr. Yaşar HACISALİHOĞLU ve Hilmi DAŞDEMİR sert bir şekilde tepkilerini dile getirdiği ve Ali Mahir BAŞARIR'ın bu söylemlerine itiraz ettikleri, program sunucusunun ise konuklarına nazaran Ali Mahir BAŞARIR'ın açıklamalarına karşı ciddi bir şekilde tepki vermediği ve açık bir şekilde itiraz etmediği, Ali Mahir BAŞARIR'ın yayın esnasında yaptığı bu açıklamalara ilişkin özür beyanında bulunmadığı da görülmüştür.
Bilindiği üzere, Anayasa'nın 26'ncı maddesinde “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlığı altında yer alan “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.” şeklinde özgürlükçü demokratik sistem açısından düşünce özgürlüğüne getirilebilecek ve genel kabul gören düşünce özgürlüğünü sınırlama nedenlerinden bahsedilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin İfade Özgürlüğüne ilişkin 10’uncu maddesinde: "1. Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir. 2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda gerekli tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, nizamın sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin açığa vurulmasının önlenmesi veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı merasime, koşullara, sınırlamalara veya yaptırımlara bağlanabilir." kuralı yer almaktadır.
AİHM'nin Lingens Avusturya içtihadında da belirtildiği üzere, ifade özgürlüğü demokratik bir toplumun asli temellerindendir. Bu, toplumun ilerlemesinin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşullarından birini oluşturur. Basının görevi, kamu yararını ilgilendiren başka alanlarda olduğu gibi, siyasi konularda da bilgi ve fikirleri açıklamaktır. Buna karşın, AİHM'nin Times Newspapers Limited No 1-2 Birleşik Krallık kararında belirtildiği üzere, Sözleşmenin 10’uncu maddesi, basının halkın yararına olan ciddi meseleleri işlemesinin söz konusu olduğu durumlarda dahi, hiçbir sınırlama içermeyen bir ifade özgürlüğünü güvenceye almaz. Bu maddenin 2’inci fıkrası uyarınca, basın ifade özgürlüğünü kullanırken, görev ve sorumluluklarına uygun davranmak durumundadır.” denilmektedir.
Bir ülkenin varlığının, bağımsızlığının ve ülke bütünlüğünün güvencesi güçlü bir ordudur. Gerek iç, gerekse dış tehditlere karşı her zaman saygı duyulan, güvenilen ve caydırıcı bir güce sahip olan bir orduya her daim ihtiyaç vardır. Böylece hem ülke içinde hem de ülke dışında asayişin, güvenliğin ve barışın sağlanması da garanti altına alınmış olur.
Bu etkilere sahip olan ve kökeni yüz yıllar öncesine, Hun İmparatorluğu'na kadar dayanan, kesintisiz bir şekilde varlığını sürdüren "Türk Ordusu" günümüzde de dünyanın en güçlü orduları içinde yer almaktadır ve gerek ülke içinde gerekse ülke dışında birçok faaliyet sürdürmektedir. Aynı zamanda ordumuz dünyada stratejik olarak oldukça önem arz eden bir konumda olan ülkemizin varlığı, bütünlüğü, bağımsızlığı, rejimi, güvenliği, birlik ve beraberliği için vazgeçilmez bir konuma sahiptir.
Bu doğrultuda, her ne kadar medya, görüş ve eleştirilerin ifade edilebildiği mecra olarak görev yapsa da bu görev yerine getirilerken bazı değerlerin ve hassasiyetlerin gözetilmesi gerekmektedir. Medya, topluma sürekli bir “anlam sistemi” sunmakta olağan ve doğal olan ile olağan dışı ve doğal olmayanın neler olduğunu göstermekte, kısacası, normalin ne olduğunun başlıca belirleyicisi olmaktadır. Bu yüzden medya aracılığıyla yapılan çağrışımlar, anlamlandırmalara dikkat edilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda, program konuğu tarafından; "Öyle bir noktadayız ki Cumhuriyet tarihinde ilk kez devletin ordusu Katar'a satılmış, ben değer biçemiyorum. 20 milyar dolar olduğu söyleniyor, 50 milyon dolara satılmış. Birileri mandacı olmuş." "Bakın izin verirseniz. Tank Palet Fabrikası ordunun bir parçasıdır dedim ve bunun yüzde 49'u Katar'a satılmıştır dedim. Mandadan bahsedenler, dönüp buna baksın." şeklinde Türk Silahlı Kuvvetleri'ni rencide edici ifadelerin, ulusal çapta yayın yapan bir platformda yer verilmesinin kamusal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmadığı gibi ülkemizin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırılık teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan; "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, ... aykırı olamaz." hükmünün ihlal edildiği sabit görülmüştür.
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti, anılan madde ile korunmak istenen kamusal menfaat göz önünde bulundurularak, %5 oranında idari para cezası uygulanmasına ve idari tedbir olarak program yayınının beş (5) kez durdurulmasına karar verilmesi takdir edilmiştir.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan; "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, .... aykırı olamaz." ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” hükmü uyarınca, idari para cezası ve program yayını durdurma idari tedbirinin uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ekim 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 6.193.686,25 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde beş (%5) 309.684,00 Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) İdarî tedbir olarak, ihlale konu PROGRAM YAYINININ TAKDİREN 5 (BEŞ) KEZ DURDURULMASINA, bu idari tedbirin uygulanma zamanın kuruluşa yapılacak tebligatta bildirilmesine,
c) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan; “…Yükümlülük veya yasağa aykırılık dolayısıyla idarî tedbir olarak programın yayınının durdurulması kararının verilmesi halinde, yaptırım uygulanmasına sebebiyet veren fiilin işlenmesinden dolayı sorumluluğu olan programın yapımcısı veya varsa sunucusu, yayının durdurulduğu süre zarfında, aynı veya farklı medya hizmet sağlayıcı kuruluşta hiçbir ad altında başka bir program yapamaz veya sunamaz.” hükmü uyarınca, işlem yapılması hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
d) İdari tedbir uygulanması sonucu yayını durdurulan programın yerine, Üst Kurulca gönderilen programların, programın başında; “Bu program, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun 02.12.2020 tarih ve 2020/49 sayılı toplantısında alınan 7 No’lu kararı uyarınca, kuruluşumuzun 28.11.2020 tarihinde saat 19:58’de yayınladığı "Gerçek Fikri Ne?" adlı program yayınında, 6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan, yayın hizmetleri ‘Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne,... aykırı olamaz.’ ilkesinin ihlali nedeniyle idari tedbir uygulanması sonucu yayını durdurulan program yerine yayınlanmaktadır.” metninin anlaşılır şekilde okunarak DVD/CD’de yer aldığı şekliyle ticari iletişim yayını içermeksizin yayınlanmasına, ayrıca anılan metnin program yayını süresince ekranın altında akar yazı ile verilmesine,
e) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentlerindeki ilkelerle dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapılmasını müteakip verilecek yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının on güne kadar durdurulmasına; ikinci tekrarı halinde ise, yayın lisansının iptaline karar verilir. … Programlarının yayını veya yayınları süreli durdurulan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yaptırım kararının tebliğine rağmen kararın gereklerine aykırı olarak yayınlarına devam etmesi halinde yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.


