İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 28.12.2020 tarih ve 2225 sayılı yazısına konu FOX logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 27.12.2020 tarihinde saat 08:30’da yayınlanan "İlker Karagöz ile Çalar Saat Hafta Sonu" adlı haber programı yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
FOX logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 27.12.2020 tarihinde saat 08:30’da yayınladığı ve konuk olarak Kalp ve Damar cerrahı Prof. Dr. Bingür Sönmez’in katıldığı "İlker Karagöz ile Çalar Saat Hafta Sonu" adlı haber programda, program konuğu tarafından; koronavirüs hastalığı ve aşılarına yönelik olarak “Aşı çok büyük bir kurtarıcı olacak. Ama bir ülkenin yeteri kadar bağışıklık sağlayabilmesi için en az yüzde 60, yüzde 70 aşı yapılmış olması lazım….Ben Çin aşısı gelir gelmez yaptıracağım. Şu anda bazı aşılar yapılıyor ama onlar faz 3 çalışması. Yani 1000 kişilik bir grup, yüzde 70 aşı yüzde 30 test yapılan insanlar, bunlar gönüllü insanlar onlara ben hayranlık duyuyorum, çok teşekkür ediyorum, onlar birer kahraman. Çünkü kendisine aşı mı yapıldı, serum mu yapıldı bilmiyorlar, üç ayın sonunda antikor testleri yapılacak, serum yapılanlara öncelik tanınarak direkt aşı yapılacak. O üçüncü faz tamamlandıktan sonra herkese yapılacak. Muhtemelen ocak ayının içinde herkese aşı yapılacak. Ama ben aşı yaptırmam diyenler birer vatan haini, onlara kız bile vermeyeceğiz, resmi dairelere bile giremeyecekler, okullara gidemeyecekler. İnsan vücudunun dokunulmazlığı nedeniyle mecbur etme şansımız yok. Kanun çıkarıp herkes yaptıracak deme şansımız yok ama kurallar koyacağız. Nasıl sokağa çıkma yasağının kuralları var. Aşıda da kural koyacağız, devlet dairelerine bile giremeyecekler, otobüslere binemeyecekler, toplu taşımadan faydalanamayacaklar. Başka çaremiz yok.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından yeni keşfedilen bir koronavirüsün neden olduğu bulaşıcı bir hastalık olarak tanımlanan yeni koronavirüsün dünya genelinde yaşayan insanların sağlığını tehdit eden bulaşıcı bir hastalık olması sebebiyle Dünya Sağlık Örgütünce pandemik hastalık olarak değerlendirilip pandemi ilan edilmiştir. Ülkemizde ve tüm dünyada çok sayıda can kaybına yol açan, toplumsal hayatı derinden etkileyen söz konusu virüs ekonomik olarak da çok ciddi zararlar vermiştir. Dünyayı sosyal ve ekonomik olarak bu kadar olumsuz etkileyen bu hastalığa karşı çok sayıda aşı çalışması başlamış ve bazı aşılar geliştirme süreçlerini tamamlamak ve gerekli izinleri almak suretiyle uygulama aşamasına gelmiştir. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın konuyla ilgili resmi twitter hesabından 25.12.2020 tarihinde paylaştığı "Aşı zorunlu olmayacak. Vatandaşımızı aşının etkisine ve güvenilirliğine ikna ederek aşılamak istiyoruz. İlk aşıyı olanlardan biri de sağlık çalışanlarımızla birlikte ben olacağım." şeklinde açıklamasından aşının zorunlu olmayacağı görülmektedir.
Toplumun önemli bir bölümü koronavirüs aşılarının bir an önce yapılmasını beklerken bazı kesimlerde ise bir aşı tereddüdü veya aşı karşıtlığı oluştuğu görülmektedir. Aşı karşıtı söylemlerin başlıcaları; aşıların içeriğinde bulunan kimyasal maddelerin insan sağlığına zararlı olduğu, aşı üreten firmaların para kaygısı olduğu ya da doğal yollarla da bu hastalıklardan korunmanın mümkün olduğu ile ilgili söylemlerdir. Aşı karşıtlığının başlıca nedenleri dini, felsefi ve aşı güvenilirliği ile ilgili nedenler olarak da sınıflanabilmektedir. Toplum düzeyinde aşı ile önlenebilir hastalıkların kontrolü için yüksek aşılanma oranlarına ulaşmak gerekir. Bu sebeplerle tüm dünya ciddi bir aşılama sürecine girmiş ve başta Avrupa ülkeleri olmak üzere aşılama faaliyetleri başlamıştır.
İhlale konu yayında; tüm bu açıklamalar çerçevesinde özellikle sağlık çalışanlarının bu süreçte korovirüsle yüz yüze gelmesi ve kendi canlarını ortaya koyarak fedakârca ve kahramanca görev yapmaları dikkate alındığında bir hekim olarak program konuğunun aşı konusundaki açıklamalarının önemi ve bilimselliği yadsınmamakla ve herkesin aşı yaptırmasının toplumsal bağışıklığın kazanılmasındaki önemi vurgulanmakla aşı karşıtlarına tepki göstermesi ve eleştirmesi anlaşılmaktadır. Ayrıca koronavirüs aşılarının yeni aşılar olması nedeni ile aslında aşı karşıtı olmayan kişilerin dahi aşı yaptırma konusunda tereddüt etmesi ve bilimsel açıklamalarla ikna edilmeye ihtiyaç duyulması da anlaşılır bir durum olarak görülmektedir. Aşının kimlere ve hangi takvimde yapılacağı, zorunlu mu olacağı, bireyin tercihine mi bırakılacağı, aşı yaptırmak istemeyenlere herhangi bir yaptırım uygulanıp uygulanmayacağı, bu süreçlere ilişkin genel kuralların belirlenmesi ve benzeri hususlar başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere devletin ilgili kurum ve kuruluşlarının görev, yetki ve sorumluğunda olması hasebiyle Prof. Dr. Bingür Sönmez’in “Ama ben aşı yaptırmam diyenler birer vatan haini, onlara kız bile vermeyeceğiz, resmi dairelere bile giremeyecekler, okullara gidemeyecekler. … Nasıl sokağa çıkma yasağının kuralları var. Aşıda da kural koyacağız, devlet dairelerine bile giremeyecekler, otobüslere binemeyecekler, toplu taşımadan faydalanamayacaklar.” şeklinde sarf edilen ifadelerin aşılamanın yaygınlaşmasına ve aşı tereddüdü bulunan kişilerin ikna edilmesine katkı sunmayacağı gibi özellikle eleştirdiği kişilere karşı kullandığı “ben aşı yaptırmam diyenler birer vatan haini” şeklinde ifadelerin, eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ve aşağılayıcı nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; "..., kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. …” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Kasım 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 84.609.364,86 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde bir oranı (%1) 846.094,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.


