İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 28.12.2020 tarih ve 2224 sayılı yazısına konu HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 01.12.2020 tarihinde saat 11:00’da yayınladığı "Medya Mahallesi" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından 01.12.2020 tarihinde saat 11:00’da canlı olarak yayınlanan, sunuculuğunu Ayşenur Aslan'ın yaptığı, "Medya Mahallesi" adlı programda, program sunucusu ile konuğu arasında geçen diyaloglarda, “-Erdoğan baktığı zaman belki onun penceresinden sırça köşkten başka görünür ya manzara belki başka görünüyor. Danışmanları ona başka şeyler söylüyorlar yazıyor çünkü artık öyle bir irtifadaki aşağıyı göremiyor, algılayamıyor. -Bu dediğinizi destekleyecek şey Erdoğan'ın, pelikan grubunun binasını ziyaretidir mesela. Bu tam dediğiniz fotoğrafı zihinlerimizde netleştiren bir görüntüydü. Yani bir ülkeyi yöneten, bir iktidarı kuran, onu bugünlere getiren ve yaklaşık yirmi yıldır iktidarın tepesinde bulunan bir siyasetçinin tamamı ile algı operasyonları ve tamamı ile tırnak içinde diyebileceğimiz yasa dışı işler yapan bir kirli yapıyı gidip ziyaret etmesi benim hayatımda görebileceğim en korkunç manzaralardan bir tanesiydi. Ben öyle değerlendiriyorum. Yani bazen gerçekten insanlar gerçeklikten uzaklaşabiliyor. Bu fotoğraf öyle bir fotoğraftı. Yakın bir gelecekte eğer o yapı da dağıtılmazsa daha da ilerisini söyleyeyim yani o yapının asli isimlerinden biri olan ve Türkiye medyasını kontrol eden ikinci Albayrak da aslında sistemin dışına atılmazsa bunların hiçbirisinin olma ihtimali yoktur. Yani kastettiğiniz Fahrettin Altun mudur? Yok hayır. Yani Turkuvaz Grubu'nun başında abisi var biliyorsunuz Berat Bey'in. Onu söylüyorsunuz. Ben saraydaki ismi söylüyorsunuz ha çünkü o gruplar başka bir yerden aslında yönetiliyor gibi ya…Aslında Hürriyet de dahil olmak üzere Demirören Grubu da dahil olmak üzere Türkiye medyasının yaklaşık olarak yüzde doksanını kontrol ediyor ve bununla da yetinmiyor işte buradaki çeşitli yapılarla ilgili de etkilerinin olduğu ortaya çıkıyor. Belki de nasıl diyelim yani gördüğümüz çeşitli sosyal medya operasyonlarının da yürütülmesinde etkin olan isimlerden birisi. Dolayısıyla aslında yani Berat Albayrak'ın görevden ayrılması ya da ayrılmak zorunda kalması tek başına Berat Albayrak ile sınırlı kalmayabilir demek istediğim o. Demek istediğim medyadan sivil topluma kadar çeşitli yerlerde değişiklikler söz konusu olabilir. Olmadığı sürece de zaten bir asli değişimden bahsedilemez. Makyaj gibi bir değişim olabilir ve bunun da etkisini en fazla iki ay üç ay görürüz...” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Demokrasinin en temel önceliklerinden biri halkın haber alma özgürlüğü olduğundan demokratik rejimlerde medya, kamuoyu oluşumunda hayati öneme sahip bir aktördür. Öyle ki; medyanın yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü güç olduğu çoğu otorite tarafından kabul edilmektedir. Basın, yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü kuvvettir. Günümüzde medyanın toplum üzerindeki büyük etkisi bir takım ahlaki sorumluluklarının doğmasına sebep olmuştur. Bu sorumlulukların bir kısmı kişilik haklarına saygılı olmayı kapsamaktadır. Medya mensuplarının siyasi kişi ve/veya kuruluşları eleştirme hakları bulunmaktadır. Ancak bu haklarını kullanırken siyasi kişi ve/veya kuruluşların haklarının gözetilmesi önem arz etmektedir.
Günümüzde medyanın gücünün artması ile medya mensuplarının sorumluluklarının da aynı ölçüde arttığı bir gerçektir. Medya mensuplarının siyasi kişi, kurum ve kuruluşları eleştirmesi; onların söz ve eylemleri hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi tabii bir durumdur. Ancak bu hakları kullanırken kişi, kurum ve kuruluşların haklarının da gözetilmesi gerekmektedir.
Yayıncılar canlı yayın gerçekleştirirken yayın sırasında kullanılan ifadelerin dürüst, kişi ve kurumları zedelemeyecek nitelikte olması hususuna özen göstermeli; yayıncılığın kamusal sorumluluk görevi olduğu ve yayınların Basın Meslek İlkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerekliliği unutulmamalıdır. Bu ilkelere göre yayınlarda kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilmemesi gerekmektedir.
İhlale konu yayında, program konuğu tarafından; "tamamı ile algı operasyonları ve tamamı ile tırnak içinde diyebileceğimiz yasa dışı işler yapan bir kirli yapı", "Türkiye medyasının yaklaşık olarak yüzde doksanını kontrol ettiği", "buradaki çeşitli yapılarla ilgili de etkilerinin olduğu, ...gördüğümüz çeşitli sosyal medya operasyonlarının da yürütülmesinde etkin olan isimlerden birisi", "Yani bir ülkeyi yöneten, bir iktidarı kuran, onu bugünlere getiren ve yaklaşık yirmi yıldır iktidarın tepesinde bulunan bir siyasetçinin tamamı ile algı operasyonları ve tamamı ile tırnak içinde diyebileceğimiz yasa dışı işler yapan bir kirli yapıyı gidip ziyaret etmesi benim hayatımda görebileceğim en korkunç manzaralardan bir tanesiydi." şeklinde sarf edilen ifadelerin, iddialarını destekleyecek herhangi bir bilgi/belge olmaksızın yer verilmesinin sorumlu yayıncılık anlayışı ile bağdaşmadığı gibi, eleştiri sınırları ötesinde aşağılayıcı ve küçük düşürücü nitelikte ifadeler olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; "... kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %1 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Kasım 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 754.174,47 değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2020 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 25.881 (yirmibeşbinsekizyüzseksenbir) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.


