İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 11.01.2021 tarih ve 61 sayılı yazısına konu TELE 1 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 29.12.2020 tarihinde saat 19:59’da yayınlanan "Ana Haber Bülteni" yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
TELE 1 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta hafta içi her gün saat 18:00'de yayınlanan sunuculuğunu Evren Özalkuş'un yaptığı "Ana Haber Bülteni" yayınına ilişkin 29.12.2020 tarihli bölümünde Maltepe'deki evinde öldürülen Üniversite Öğretim Üyesi Dr. Aylin Sözer ile ilgili bir haberin aktarımında sunucu tarafından; "Az sonra Diyanet İşleri Başkanlığının, bizim kadınlığımıza, yuvamıza, ailemize, çocuk sahibi olmamıza, iş yaşamımıza dair nasıl neye karıştığı ile ilgili haberi de getireceğiz ekrana. Öyle olduğu müddetçe bu cinayetler de devam edecek gibi görünüyor. Biz mücadelemizi ama sonuna kadar yapacağız. Bu kez yakılarak öldürülen bir kadın var. Neymiş sevgilisini terk etmiş. Ne oldu? Ya benimsin ya toprağın dendi. Bakış açısı bu ya o eski sevgili iddialara göre eski sevgili gitti gencecik kadını yakarak öldürdü. Bu hayattan kopardı. Muhtemelen çok kısa bir zamanda da cezaevinden çıkacaktır.", "Şimdi neden değişmiyor peki? Niçin kadına şiddet, kadın cinayetleri azalmıyor? Hani biraz önce bazı siyasetçilerin kahkahamızdan kılığımıza kıyafetimize, çocuk doğurmamızdan doğurmamamıza, çocuk doğurursak kadın olup, doğurmazsak kadın olamayacağımıza kadar görüşlerinden bahsetmiştik ya çok artırabiliriz bu örnekleri. Son yıllarda özellikle çok var. Diyanet İşleri Başkanlığı da kadının yerinin aynı iktidar gibi ev olması gerektiğini söyleyen en önemli en çok sesini bu konuda yükselten kurum. Zaten işin içine dini kullanmak gelince Diyanet İşleri Başkanlığı olmasa bile kendini ilahiyatçı zanneden büyük büyük eğitimini nereden aldığını bilmediğimiz neye göre konuştuklarını anlamadığımız insanların kadınlarla ilgili neler söylediğini, neler anlattığını özellikle sosyal medyada görebilirsiniz. Diyanet İşleri de boşanmayla ilgili bir değerlendirme yapmış. Yani boşanmak da yasak yani biliyorsunuz neredeyse. Sonra geçmiş demiş ki kadının annelik görevi vereceği hizmetten, iş hayatından çok daha önemlidir. Şöyledir böyledir. Yine kadını eve tıkacak evden çıkartmayacak sözleri sarf etmiş. Bir kez de ha hatırlarsanız emanet demişti Diyanet İşleri Başkanlığı kadınlar için bize. Biz kimsenin emaneti falan olmak istemiyoruz. Biz ayakta durmak istiyoruz. Bunu yapabiliriz. Evlatları büyüten biziz. Yemeğinizi ütüyü yapan biziz. Biz niye emanet oluyoruz. İzin verin biz de çalışalım. Ayaklarımızın üzerinde durabilelim. Öyle ayrılındı diye, ahlakı sadece, ahlak sadece kadınla alakalı bir şey değildir. Bunları birbirinden ayırırsak çok daha güzel sonuçlara varabiliriz toplumca. Diyanet İşleri Başkanlığı boşanmaları eleştirdiği konuşmasında hiç bir meslek ya da hedef aile olmaktan, anne olmaktan, hedef ya da meslek herhalde aile olmakla anne olmak, daha önemli kabul edilemez dedi. ERBAŞ'ın eğitim videosu tüm din görevlilerine ulaştırıldı." şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
İhlale konu haber programında, sunucu tarafından; "Az sonra Diyanet İşleri Başkanlığının, bizim kadınlığımıza, yuvamıza, ailemize, çocuk sahibi olmamıza, iş yaşamımıza dair nasıl neye karıştığı ile ilgili haberi de getireceğiz ekrana. Öyle olduğu müddetçe bu cinayetler de devam edecek gibi görünüyor." şeklinde, Diyanet İşleri Başkanlığına yönelik yapılan açıklamaların ve kullanılan ifadelerin kamusal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmadığı; yayın sırasında kullanılan bu ifadelerin dürüst, kişi ve kurumları zedelemeyecek nitelikte olması hususuna özen gösterilmediği; Medya hizmet sağlayıcının haber vermeye çalışırken, Diyanet İşleri Başkanlığının kadın cinayetleriyle ilgili olarak konunun çözümüne yönelik yaptığı çalışmalarını görmezden gelerek Diyanet İşleri Başkanlığının suçlu olduğuna dair kesin yargı cümleleri ile olayın anlatıldığı, medyanın taraflı yayınlarla önyargılı bir kamuoyu oluşturarak yargıya intikal etmiş bir konuda haber niteliği aşılarak Diyanet İşleri Başkanlığının suçluymuş gibi kamuoyunda bir intiba oluşmasına neden olabilecek nitelikte yayın yapıldığı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde yer alan; "Suçlu olduğu yargı kararı ile kesinleşmedikçe kimse suçlu ilan edilemez veya suçluymuş gibi gösterilemez; yargıya intikal eden konularda yargılama süresince, haber niteliği dışında yargılama sürecini ve tarafsızlığını etkiler nitelikte olamaz." hükmünün ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %2 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Kasım 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 375.000,00 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2020 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 25.881 (yirmibeşbinsekizyüzseksenbir) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.


