İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 08.02.2021 tarih ve 2100 sayılı yazısına konu TV 8 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 30.10.2020 ve 06.11.2020 tarihlerinde saat 19:27 ve 18:19’da yayınlanan “Kırmızı Oda” isimli dizi film yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
TV 8 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun, cuma akşamları bir psikiyatri kliniğine gelen hastaların yaşam öykülerinin anlatıldığı, hasta geçmişine ilişkin olayları anlatırken eş zamanlı olarak geçmişte yaşanan olayların farklı oyuncular tarafından canlandırıldığı, "7 yaş ve üzeri, şiddet ve korku ile olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar" koruyucu sembolleri ile yayınlanan “Kırmızı Oda” isimli dizi filmin 30.10.2020 tarihinde saat 21:18:38’de yayınlanan bölümde geçen diyaloglarda; “Yakaladım. Nerdesin? Alya? Çık ortaya. Nerdesin! ... Dışarı çık! (Annesi Alya'yı bulur fakat Alya annesinden kaçar, kendini banyoya kitler.)-Gel buraya, Aç kapıyı, aç! Aç kapıyı, çık dışarı çık. Aç kapıyı! Çık dışarı, çık! Elbet çıkacaksın buradan küçük fare. Elbet sen oradan çıkacaksın ben sana gününü göstereceğim aç kapıyı! Aç, Aç diyorum. (Alya'nın annesi mutfağa iner ve sucuk pişirir, Alya sucuğun kokusunu alır ve acıkır. Musluktan su içemeyen Alya diş fırçalarının olduğu kaptaki suyu içer. Annesi yukarı çıkar ve yatağına uzanır, Alya mutfağa iner.)- Alya! (Alya korkar ve elindeki leblebileri yere düşürür.)- Yakaladım. Seni yakaladım. (Saçından tutar.) Şimdi: Birden uzanıp saçımdan yakaladı beni. Sonra öyle bir savurdu ki odanın öbür ucuna uçup üzerinde kocaman bir vazo olan sehpa ile birlikte yere düştüm. Vazo kırılmış. Cam kırıkları, leblebiler, kırılan sehpanın parçaları... Ev savaş alanına dönmüştü. Biliyor musunuz, insan çok korkunca hiçbir şey hissetmiyor. Acı duymuyor, ağlamıyor, bağırmıyor. Geçmiş: (Alya elleriye başını koruyarak yerde yatmaktadır, Annesi eline sinekliği alır ve Alya'ya vurmaya başlar.) Şimdi:- Önce sinekliğin geniş ucunu kullanarak vuruyordu bana, nereye denk gelirse. Sonra canımı yeterince yakamadığını düşünmüş olacak ki sinekliği ters çevirdi. Ucunu kamçı gibi kullanarak bacaklarıma vurmaya başladı. Siz hiç kamçının hava çıkardığı sesi duydunuz mu?- Böyle bir soruya nasıl cevap verebilirim? Susmaktan başka ne yapabilirim?- Bazı sorular vardır işte böyle psikiyatristler de durup kalırlar. Kamçı havada yükselip hızlanıp böyle indikçe çıkan ... diye bir sesin ardından benim çığlıklarım başlıyordu. Sanki kocaman bir senfoni orkestrası kurulmuş gibi oraya. Önce kamçı vızıldıyor, ardından annem hönkürüyor. Aaaaa! En son da ben bağırıyordum. Geçmiş:- Beni gösteren o parmağın kopsun inşallah, kopsun! Biraz aklım olsaydı, doğduğun gün ellerimle boğardım seni. Şimdi: Sonunda, orkestra parçayı bitirip sustuğunda annem bir yanda, kamçı bir yanda, ben de köşede yatıyordum. Orada ne kadar öyle kaldım hatırlamıyorum. Bayılmışım. Kendime geldiğimde hava kararmıştı. Savaş alanına dönen mutfağı toplamış, hemen yanı başımdaki masada oturup bir yandan keyifle kahvesini içip diğer yandan yan gözle bana bakıyordu. Geçmiş: (Alya yerden kalkmaya çalışır, annesi saçından tutarak odasına götürür, yatağa fırlatır ve odaya kilitler.)- Ölmemi istiyordu. Geçmiş: (Alya yatağında saatine bakarak gülümser, aşağıdan annesi ile babasının tartışma sesleri gelir.)- Hayvan herif! (Eline büyük tahta kaşık alır ve eşine vurur.)- Saçmalama manyak! (Kadının elinden kaşığı alır ve yere fırlatır, eline aldığı cam şişeyi duvara atar.)- Ne yapıyorsun, ne yapıyorsun? (Eline aldığı şişeyi ona doğru vurur.)- (Kadının saçlarından çekerek) Seni yerlerde sürüklerim haberin olsun ha! Psikopat!- Bırak saçımı! (Adam kadını yere doğru iter.) Şimdi:- Bir anda göz göze geldik. Bana öyle kötü baktı ki kanım dondu. En son babaanneme öyle bakmıştı. Artık kesin anlamıştım, öldürecekti beni. Er ya da geç... Hemen odama kaçtım. Bir an önce uyuyup o evden kurtulmak, en azından rüyalarımda ferahlamak istemiştim. Ama sonra gece yarısı üzerimde korkunç bir ağırlıkla uyandım. (Alya uyanır ve üstünde annesi vardır.) Beni boğacak sandım, işte şimdi dedim şimdi öleceksin. Şimdi öldürecek. O kadar korktum ki sesim bile çıkmadı. Babama bile bağıramadım. (Annesi Alya'nın kolundaki saati alır ve havanda ezer.) Annem benim başıma gelen en ufak bir iyiliğe bile dayanamazdı. Baktı ki babam varken beni öldüremeyecek, o da sevinçlerimi öldürdü. Hayatımda aldığım ilk ve son hediye de böylece onun ellerinde yok oldu. Üstüne üstlük babamdan yine dayak yedi. Babam görmüştü saatin başına geleni. Bir de bunun için dövdü annemi. Birbirlerinin kanlı bıçaklı düşmanıydılar artık. Ve şiddetin dozu giderek artmıştı. Bu artık bir karı koca kavgası değil, bir savaştı. - Küçücük bir çocuğun büyüdüğü eve insan inanamıyor.- Tıpkı annemin bana yaptığı gibi babam da anneme öldüresiye saldırıyordu. Babam bir an için bile evden çıksa, içki almak için beş dakika bile çıkmış olsa bu defa da annem benim üzerime saldırıyordu. Geçmiş: (Annesi Alya'nın saçından tutarak yürür, Alya bağırır. O sırada babası eve gelir.)- Lan yeter ulan yeter be! Ben senin her gün peşinden mi koşacağım lan! Her gün her gün peşinden mi koşacağım lan! Bu çocuğa vurmayacaksın. Ben varken de vurmayacaksın yokken de vurmayacaksın. (Babası annesini yere fırlatır, annesi bağırmaya başladığı,)
06.11.2020 tarihinde saat 21:27:38’de yayınlanan bölümde ise; “(...) Şimdi: Çok korktum. Önce banyoya gitti. Abdest aldı. Sonra çıktı, içeri gitti. Banyoya sandalye götürdü. Geçmiş:(Alya'nın annesi, elinde ip ve sandalyeyle banyoya gider.)...(Alya, annesinin çağrısı üzerine banyoya gider ve annesi onu sandalyenin karşısına oturtarak kapıyı kapatır.) Şimdi:....Aman tanrım, ne büyük çaresizlik.... Dayaktan hatta ölümden bile kaçmıyor. Her insanda doğuştan var olan kendini koruma refleksi bu kızda yok. Gerçi çocuklar çok korktuklarında biz yetişkinlerden daha farklı tepki verirler. Onlar donar kalır, Alya'da da öyle olmuş. Bir çocuk için ne kadar korkunç şeyler bunlar Alya, bırak çocuğu koca insanların bile ödü kopar. Sonra peki, sonra ne oldu? - Ellerimi öyle sıkı bağladı ki kıpırdayamaz oldum. (Bu esnada geçmişe gidilir ve Alya'nın annesinin, Alya'yı sandalyeye bağlama sahnesi gösterilir.)- Öyle uslu uslu oturdun ha? Kim bilir nasıl da korkuyordun, gerçekten inanılmaz.- Daha inanamayacağınız çok şey anlatacağım bugün. Bunları duymaya hazır mısınız? Geçmiş:(Alya'nın annesi elinde büyük bir bıçakla, Alya'yı sandalyeye bağladığı odaya girer ve bıçağı tavana doğru sallamaya başlar. Ardından sandalyeyi getirir ve önce tavana sonra Alya'ya doğru bakar.)....Geçmiş: (Alya'nın annesi elindeki bıçakla Alya'yı bağladığı sandalyenin arkasına geçer ve Alya'nın ellerinin bağlı olduğu halattan fazla olan kısmı keser. Elindeki halat ve bıçak ile Alya'nın önündeki sandalyeye oturur. Alya'ya bakarak halata düğüm atmaya başlar. Sandalyenin üzerine çıkarak halatı tavandaki çengele geçirir ve halatın fazla olan kısmını elindeki bıçak ile keser.)Şimdi: Kendini asacak, hem de öz kızının gözleri önünde, bu nasıl bir vahşet Allah'ım!- Sonra konuşmaya başladı. (Alya, Doktor Hanım'a bakarak, eline masanın üzerindeki kalemi alır. Kalemi Doktor Hanım'a doğru tutarak konuşmaya başlar.) O gün hamamda, elinde havlularla beklerken, (Alya'nın annesinin görüntüsü ekrana gelir ve cümleye devam eder.) o cadının ölmesini, (Cümleyi Alya tamamlar.) benden çok sen istiyordun! Ben yapmadım. Beceremedim....Geçmiş: Sen o kopasıca parmağınla beni gösterdin! Beni gösterip katilin ben olduğumu söyledin! Öldür onu dediler. Öldür onu yoksa seni cehennemde yakarız dediler! Sen bir ucube doğurdun. Kendi pisliğini kendin temizle dediler! (Alya'nın annesi elinde tuttuğu bıçağı Alya'ya doğrultmuş şekilde sandalyenin üzerinde durmaktadır ve bıçağı sallayarak konuşmaya devam eder.) Çok uğraştım ama olmadı. Ne onu ne seni kendi ellerimle öldüremedim! (Bıçağı iki eliyle tutarak gülmeye başlar.) Ama sonra bana öyle bir güç verdiler ki. Öyle bir güç verdiler ki. Tam onu yok etmeyi düşündüğüm anda yaşlı cadı öldü. Sen beni bir şeye benzetemiyorsun ama (Bıçağın ucunu kendisine doğru yönelterek konuşur.) onu ben öldürdüm. Ben istedim ve öldü. Şimdi de aynı şeyi senin için istiyorum. Sen de öleceksin. Benim esas oğullarım öldü! Sen niye yaşayacakmışsın ki! Boşuna direnme bu senin kaderinde var. Senin anan da katil baban da katil! İstesen de bu yazgıyı alnından silemezsin. Ya bir gün sen birini öldüreceksin ya da birileri seni öldürecek. Yaşadığın sürece sen, ben olacaksın. Artık sen yoksun. Benim yapamadıklarımı yapacak sonra benim gittiğim yere geleceksin. Biz seninle orada beraber yanacağız. Bizim yazgımız böyle. (Kafasıyla sol tarafı işaret ederek konuşmaya devam eder.) Öyle söylediler bana. (Elindeki bıçağın ucunu parmağına değdirir.) Hadi gel. Gel seninle birlikte yanalım. Hı? O el artık senin elin değil, o el benim elim. O parmağın da benim parmağım. O sandalyede oturan da sen değilsin benim! Bundan sonra sen yoksun artık. Ben varım. Şimdi: (Ellerini boğazına götürür ve konuşmaya başlar.) Sonra ilmeği boynuna geçirdi. (Önünde duran sehpaya tekme atar.) Bir vuruşta devirdi sandalyeyi. (Elleriyle boğazını sıkmaya başlar.)” şeklinde görüntü ve ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Çocukların ve gençlerin dış dünyayı tanıması ve anlamlandırmasında televizyonun hâlâ çok güçlü bir etkisi vardır. Çocuğu en yoğun etkileyen kitle iletişim aracı ise yine televizyondur. Televizyondaki bazı programlar çocuğun zihinsel ve duygusal gelişimine olumlu etkilerde bulunurken bazıları ise son derece olumsuz etkilere yol açabilmektedir. Örneğin çocuklar iletişim araçlarında sunulan şiddeti kolaylıkla taklit edebilirler. Saldırganlık ve şiddetin sembolik olduğunun bilincinde olmayan çocuklar bu davranışları kendilerine örnek alabilir ve taklit edebilirler. Ayrıca, çocuklar televizyonda gördüklerini mutlak gerçek olarak algılayabilirler. Gözleri önünde olanı biteni bir oyun ya da temsil olduğunu bilmez, gerçek sanabilirler.
Türk hukukunda yer alan düzenlemelerde; çocuk ve gençlerin korunmasına yönelik söz konusu yayın ilkesinin dayanağı olan 1982 Anayasası'nın "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41/2. maddesinde "Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar". hükmü yer almaktadır. 6112 sayılı Kanunun 8/2. maddesi ise şu şekildedir: "Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde ve koruyucu sembol kullanılsa dahi yayınlanamaz". Yayın Hizmeti Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğinin 8/2. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "Korumalı saatlerdeki program tanıtımlarında çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlaki gelişimine zarar verebilecek türde şiddet, cinsellik ve benzeri unsurlar taşıyan içeriklere yer verilemez."
Diğer taraftan 1989 yılında Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen ve Türkiye'nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi'nin 1. maddesi, 18 yaşına kadar her insanın çocuk olarak kabul edilmesi gerektiğini hüküm altına almakta, 3. maddesi de "Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir." şeklinde hüküm altına alınmış olup 17. maddesinde ise "Taraf devletler kitle iletişim araçlarının önemini kabul ederek çocuğun; özellikle toplumsal, ruhsal ve ahlaki esenliği ile bedensel ve zihinsel sağlığını geliştirmeye yönelik çeşitli ulusal ve uluslararası kaynaklardan bilgi ve belge edinmesini sağlar" hükmünü getirerek, çocukların bilgi edinme ve haberleşme hak ve özgürlüklerinin medya aracılığıyla gerçekleşebileceğini vurgulamakta ve sözleşmeyi imzalayan taraf devletlerdeki medyaya ve medya yöneticilerine çocuk haklarının özenli bir biçimde korunabilmesi için özel bir sorumluluk yüklemektedir.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi Nisan 1997'de UNESCO Merkezinde bir araya gelerek çocuk ve medya başlığı altında on iki tavsiyeden oluşan birinci aşama eylem planını kabul etmiş olup bu tavsiyelerinden birisi de çocukların zararlı etkilere karşı korunması için medya kuruluşlarıyla yapılan çalışmalara ilişkindir. Önemle belirtmemiz gerekir ki medyanın sorumluğunun yalnızca sözleşme ile sınırlı olmadığı, bütün yayınlarında çocuğun öncelikli yüksek yararı temelinde çocuğa karşı sorumlu olduğu dikkatten uzak tutulmamalıdır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, bir psikiyatri kliniğine gelen hastaların gerçek hayat öykülerinin anlatıldığı ihlale konu dizide, bir annenin çocuğuna psikolojik ve fiziksel şiddet uyguladığı sahnelerin etkileyici ve akılda kalıcı nitelikte sunulduğu, bu durumun şiddete meyilli kişiler tarafından örnek alınma olasılığının göz ardı edildiği, dizi filmler konusu itibariyle her ne kadar kurgusal yapımlar olsa da: şiddet içeren sahnelerin çocuk ve genç kitle üzerinde bırakabileceği psikolojik etki ve yaratabileceği travma konusunda gerekli hassasiyet gösterilmeden ekrana yansıtılarak bu kitlenin zararlı içeriklere maruz bırakıldığı, dolayısıyla çocukların ve gençlerin ekran başında olmaları muhtemel bir saat diliminde yayınlanması ve çocukların olumsuz etkilenebileceği şiddet sahneleri içermesi göz önüne alındığında; çocukların ve gençlerin zihinsel veya ahlaki gelişimine zarar verebilecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin ikinci fıkrasının ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; "Radyo ve televizyon yayın hizmetlerinde, çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel veya ahlakî gelişimine zarar verebilecek türde içerik taşıyan programlar bunların izleyebileceği zaman dilimlerinde ve koruyucu sembol kullanılsa dahi yayınlanamaz." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. …” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ekim 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 80.724.634,53 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 1.614.493,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP’in karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.


