İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 08.02.2021 tarih ve 2098 sayılı yazısına konu STAR TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 23.11.2020 tarihinde saat 20:58’de yayınlanan “Sefirin Kızı” adlı dizi film yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
STAR TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun, 23.11.2020 tarihinde saat 20:58’de yayınladığı, “Sefirin Kızı” adlı dizi filmde, dizi film karakterleri arasında geçen diyaloglarda; “Loki, Menekşe’nin bulunduğu aracı takip eder ve elinde bıçakla arabadan iner.) Loki: Menekşe! Seni öldüreceğim demiştim.- Dur Loki ne yapıyorsun!- Yapma oğlum! Loki yapma, yapma!- Dur!- Loki, Loki kurban olayım etme ne olur. Loki kurban olayım etme ne olur, Loki.- Ben sana ne ettim kızım? Seni sevmekten başka sana ne ettim? Ha? (Loki, Menekşe’yi bıçaklar.)- Loki, Loki.- Ulen, ulen sen gebe bile değilsin. Lan herkesi kandırıyorsun sen. Şeytansın sen, şeytan. Şeytansın sen! (Loki, Menekşe’yi art arda bıçaklar.) (Sahra arkadan yaklaşarak Loki’nin boğazını kestiği, Loki ve Menekşe oldukları yere yığılırlar.)” şeklinde ifade ve görüntülere yer verildiği görülmüştür.
Ülkemizde kadına yönelik şiddetin önemli bir sorun olduğu ve bunu önlemek için gerek devlet gerek sivil toplum kuruluşlarının çaba gösterdikleri bilinmektedir. Öyle ki kadına yönelik şiddetin önlenmesi devlet politikasına dönüşmüş ve buna yönelik düzenlemeler yapılmıştır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun yürürlüğe girmiş ve yine Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı (2016-2020) hazırlanmıştır.
Yine bu alanda Türkiye uluslararası sözleşmelere de taraftır. Bunlardan birincisi ve en bilineni Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 1979 yılında kabul edilmiş olup, Türkiye'nin 1985 yılında imzaladığı ve 19 Ocak 1986'da yürürlüğe giren CEDAW Sözleşmesi'dir (Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi). Bu Sözleşme ile Türkiye, kadına karşı her türlü ayrımcılığın önlenmesi ve bütün diğer kişi, örgüt ya da kuruluşların kadına karşı ayrımcılık yapmasını önlemekle yükümlü kılmıştır. İkincisi, 4-15 Eylül 1995 tarihleri arasında Pekin'de gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler 4. Dünya Kadın Konferansı'nın sonucunda kabul edilmiş olan Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu isimli iki belgedir. Konferansa katılan Türkiye, her iki belgeyi de hiçbir çekince koymadan kabul etmiştir. Hükümetler, Eylem Platformu'nun "Stratejik Hedefler ve Eylemler" başlıklı 4. bölümünde "Kadınlar ve Medya" başlığı altında yer alan 243. maddenin (e) fıkrasında: "Medyada sergilenen, cinselliği ön plana çıkaran klişelerin, cinsiyet ayrımcılığı yaptığı, doğası gereği küçültücü olduğu ve hakaret içerdiği kavramını yerleştirmek," ve 244. maddenin (b) fıkrasında: "Reklamlar dahil medyada yer alan, kadını küçültücü, şiddet içeren veya pornografik materyale ilişkin olarak, ifade özgürlüğü ile uyumlu mesleki standartlar ve idari kurallar oluşturmak" ile yükümlü tutulmuşlardır.
Bu yasal düzenlemeler çerçevesinde şiddet ve özelinde kadına şiddetin sonlandırılması için sorumluluğun sadece "Kamu Otoriteleri"nde olmaması gerektiği ve dolayısıyla medya dahil tüm toplum kesimlerinin bu konuda kendini sorumlu hissetmesi gerektiği açıktır. Medyanın şiddetin öğretildiği, üretildiği, şiddete karşı duyarsızlaşmaya neden olan bir araç olmaktan sıyrılıp yayınlarında kadına karşı şiddete duyarlılık kazandırması, sorumlu davranması beklenmektedir. Bu nedenle medyanın kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddete neden olan toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını destekleyici öyküler yerine, bu davranış kalıplarını ortadan kaldıracak dizi senaryolarına yer vermesinin kadına yönelik şiddet konusunda toplumsal farkındalık oluşturmaya olumlu ve önemli katkılar sağlayacağı kuşku götürmez bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu dizi filmde, şiddet içeren sahnelerde kan görüntülerine net bir şekilde yer verilmemesinin, bıçak ile boğaz kesme anının çok açık ve detaylı bir şekilde verilmemesinin, bu sahnelerin 23:42 gibi geç olarak tabir edilebilecek bir saatte yayınlanmasının, izleyiciler üzerindeki etkisini azaltmadığı ve yukarıdaki öngörüler ve düzenlemelerle bağdaşmadığı, bahsi geçen sahnelere ilişkin olarak “RTÜK İletişim Merkezi”ne çok sayıda şikâyet iletildiği ve bu şekilde şiddet içeren sahnelerin ekranlarda görülmek istenmediğinin seyirciler tarafından belirtildiği belirlenmiştir. Dizi filmler konusu itibariyle bir kurgudan ibaret olsa da; bir kadına yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlara yer verilmesinin kamusal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle söz konusu yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Anılan yayın kuruluşu hakkında;
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinin ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti, anılan madde ile korunmak istenen kamusal menfaat göz önünde bulundurularak, %2 oranında idari para cezası uygulanmasına karar verilmesi takdir edilmiştir.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinde yer alan; "Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ekim 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 39.311.863,62 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 786.237,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir...” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP’in karşı oyu ve oyçokluğu ile karar verildi.


