İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 08.02.2021 tarih ve 259 sayılı yazısına konu TELE 1 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 01.02.2021 tarihinde saat 21:00’da yayınlanan "Anında Manşet" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; TELE 1 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta her hafta pazartesi günü canlı olarak yayınlanan, sunuculuğunu Tuncay Mollaveisoğlu'nun yaptığı, 01.02.2021 tarihinde saat 21:00’da yayınlanan "Anında Manşet" adlı programda geçen diyaloglarda; “(...) Yani demokratik yolda seçimle gelen seçimle gidebilmeli. Bunu yıllardır Türk milleti başardı. Bu defada da yapması lazım. Tayyip Bey "gitmeyeceğim" bilmem ne gibi bir sürü şeyler söylüyor veya söylettiriyor. Gideceksin kardeşim! Senden önceki 11 Cumhurbaşkanı nasıl gittiyse, seçimle geldiler, gittiler. Sen de gideceksin görev süreni tamamlayınca. Söylüyorum ben: sen şah değilsin, padişah değilsin, sultan değilsin. Aklını başına al kardeşim. Yarın yapayalnız kalacaksın. Bunların tarihte onlarca, yüzlerce örneği var. Hiçbir dikta heveslisi insan, hiçbir tek adam yatağında ölmemiştir Tuncay Bey. Yapmayın kardeşim. Sizi ... İçimizde sizin için merhamet kırıntısını dahi taşıyacağımız hareketleri bari yapmayın da biz de size de yarın ilerde bir acıma duygumuzu size karşı gösterebilelim...- Bir detayın altını çizmek isterim. Sayın Şirin size gelmeden önce Sayın Serdaroğlu, şimdi RTÜK Tele 1 söz konusu olduğu zaman biraz böyle öküz altında buzağı da arıyor. Siz az önce yaptığınız konuşmada AKP Genel Başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN'ı eleştirirken hiçbir diktatör yatağında ölmedi diye bir ifade kullandınız. Oradan subliminal mesajlar deyip çok farklı noktalara RTÜK işi götürebilir. O yüzden bu yayın sırası içinde hatırlatmak istedim. O konuda değerlendirmenizi alalım...- Ben tabi ki sizi üzmek istemem. Ben bu söylediklerimi yazıyorum bir de üstelik. 120'nin üzerinde davam var. Mahkemelerde de bunu Tayyip Bey'in, daha doğrusu AKP'nin tetikçi hakim ve savcılarıyla da boğuşuyorum. Türkiye'ye yakışmıyor bu görüntüler. Asla yakışmıyor Türkiye'ye. O çocuklar bizim çocuklarımız. Ama Tayyip Bey'e yakışıyor. AKP'nin yöneticilerine yakışıyor. Bu şekilde Türkiye'nin birliğini sağlamaları mümkün değil. Eğer Türkiye'yi paramparça etmek istiyorlarsa bu gittikleri yolda devam ederler. Gene de biz bölünmeyiz. Ona da fırsat vermeyiz Allah'ın izniyle. Ama benim buradan, kendisi aynı zamanda banka yönetim kurulu üyesi olan RTÜK Başkanı'na söyleyeceğim var. Sayın Başkan benim söylediklerim benim fikrim. Ben isterseniz geleyim sizin RTÜK'ünüzün önünde sizin yüzünüze karşı da söyleyeyim. Bu ülke, bu cumhuriyet can vererek, kan dökerek kurulmuş bir cumhuriyet. Onu 3-5 tane cemaat ve tarikat artığına biz bırakmayız kardeşim. Bu laflar benim laflarım, Tele 1 ile veya başka bir televizyon kanalıyla alakası yok. Mahkemeye verecekseniz beni verirsiniz zaten ... Onun için rahat olun, kimse bir şey yapamaz kardeşim. Biz eleştiririz doğruları söyleriz. Kimseye hakaret etmiyoruz. Ama hakaret varsa sözlerimizde onun da hesabını yargı önünde veririz. Teşekkür ederim. - Hakaret değil Sayın Serdaroğlu, "tehdit ediyor" şeklinde bir yoruma neden olur, biliyorsunuz hukuk düzenini. Tele 1 olduğu zaman, Cumhuriyet Gazetesi olduğu zaman, bağımsız medya kuruluşları olduğu zaman ifadelerden yola çıkarak niyet okuyorlar ... o yüzden bir tehdit olmadığını en azından ifade edelim.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Demokrasinin en temel önceliklerinden biri halkın haber alma özgürlüğü olduğundan demokratik rejimlerde medya, kamuoyu oluşumunda hayati öneme sahip bir aktördür. Öyle ki; medyanın yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü güç olduğu çoğu otorite tarafından kabul edilmektedir. Basın, yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü kuvvettir.
Günümüzde medyanın gücünün artması ile medya mensuplarının sorumluluklarının da aynı ölçüde arttığı bir gerçektir. Görevlerinden biri de halkı bilgilendirmek olan medya mensuplarının görüşlerini herhangi bir baskı altında kalmadan açık bir şekilde ifade etmesi, yorum programlarında siyasi kişi, kurum ve kuruluşları eleştirmesi, onların söz ve eylemleri hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi son derece doğal bir haktır. Ancak, şüphesiz bu hak, sınırsız ve kontrolsüz bir eleştiriyi beraberinde getirmemeli, yasa ve ahlak kuralları içerisinde çizilen bazı sınırlar yardımıyla kamuoyunun doğru ve objektif bir şekilde bilgilendirilmesine katkı sağlamak amacıyla kullanılmalıdır. Ayrıca yayınlarda eleştiri hakkı kullanırken kişi, kurum ve kuruluşların haklarının da gözetilmesi, eleştiri sınırları ötesine geçilerek kişi veya kurumları küçük düşürücü ve aşağılayıcı söylemlerden kaçınılması ve toplumun belirli kesiminin itibarını zedeleyebilecek ifadelerden sakınılması gerekmektedir.
Demokratik idare biçimi siyasal anlamda bireylerin haklarını yasayla koruma altına alan değerler bütününü ifade ederken, sosyolojik anlamda ise bu değerler bütününün uygulamaya yönelik içeriğinin düzenlenmesini ifade etmektedir. Her bireyin her konuda kendine has kanaati olacağı ön kabulüyle, her fikrin ifade bulduğu mecra yani kitle iletişim araçları marifetiyle başka bireylerin korunma ve saygı duyulma hakkı ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bireysel düşünce ve yargılarında herkes özgürdür. Ancak sorumlu yayıncılık anlayışını benimsemesi gereken medya hizmet sağlayıcı kuruluşlarda bunların ifade edilmesi sırasında hak ihlali doğurabilecek itham edici ya da yargılayıcı bir üslubun kullanılması hukuki ve ahlaki düzeydeki çeşitli sorunları ortaya çıkarabilecektir. Bu noktada program sunucu ve yapımcılarından bu sorumluluk çerçevesinde yayın yapmaları beklenmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda, “Sizi ... İçimizde sizin için merhamet kırıntısını dahi taşıyacağımız hareketleri bari yapmayın da biz de size de yarın ilerde bir acıma duygumuzu size karşı gösterebilelim”, “Mahkemelerde Tayyip Bey'in, daha doğrusu AKP'nin tetikçi hakim ve savcılarıyla da boğuşuyorum.” şeklinde yapılan yorumların ve kullanılan ifadelerin kamusal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmadığı, bu ifadelerin toplumsal huzurun olumsuz yönde etkilenmesine yol açabilecek nitelikte ayrıştırıcı bir dil olarak kullanıldığı, söz konusu ifadelerden bir süre sonra program moderatörünün mezkur ifadelerin tehdit olarak algılanabileceği gerekçesiyle uyarıda bulunmuş ise de; program konuğunun ifadelerde herhangi bir düzeltme yapmadığı, ayrıca, bir hukuk devletinde kuvvetler ayrılığı ilkesinin güvencesi konumunda bulunan yargı camiası mensuplarıyla ilgili genelleyici bir üslupla “tetikçi” ifadesini kullanarak hitap edilmesinin kişi ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ve bu meslek gruplarının toplum nezdindeki itibarını zedeleyebilecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %2 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ocak 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 153.787,20 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2021 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 28.238 (yirmisekizbinikiyüzotuzsekiz) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.


