İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 08.02.2021 tarih ve 168 sayılı yazısına konu HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 22.01.2021 tarihinde saat 20:00’da yayınladığı "Özlem Gürses ile 20. Saat" isimli program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta, 22.01.2021 tarihinde saat 20:00’da yayınlanan sunuculuğunu Özlem Gürses’in yaptığı, "Özlem Gürses ile 20. Saat" adlı programda, sunucu tarafından; “Bugün çok olağanüstü bir haber okudum. Gazete Pencere’de okudum. Her sabah mutlaka okuduğum yayın organlarından biri dijitalde. Gazete Pencere’de sayın Bahçeli'ye aşı yapan bir hemşire vardı. O hemşirenin darp edildiğini siz biliyor muydunuz?-Yok bilmiyordum ben de sizden duydum.-Ben de Gazete Pencere’de okudum ve aklım durdu. Aynen şöyle açıklamış bu darbı gerçekleştiren kişi; önümdeki dosyadan bulmaya çalışayım. Numune Hastanesi acil servisinde tedaviye alınmış bu hemşire hanım. Gülnaz Şırınga “Neye uğradığımı anlamadım arkamdan gelen dört kişi aniden sopalarla vurmaya başladı kendisine vururken bir yandan da canımızı acıtanın canına okuruz diye bağırdıklarını” söyledi. Bahçeli'ye, sayın Bahçeli'ye aşı yaptığı için onun canını acıttığını düşündükleri için bu kadıncağızı darp etmişler.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Demokrasinin en temel önceliklerinden biri halkın haber alma özgürlüğü olduğundan demokratik rejimlerde medya, kamuoyu oluşumunda hayati öneme sahip bir aktördür. Öyle ki; medyanın yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü güç olduğu çoğu otorite tarafından kabul edilmektedir. Bu açıdan bakıldığında medyanın gücü ne kadar fazlaysa medya mensuplarının sorumluluğunun da o ölçüde arttığını söylemek mümkündür. Muhakkak ki medya mensuplarının halka karşı sorumlulukları bulunan siyasi kişi veya kuruluşları eleştirme ve onların gerçekleştirdikleri eylemler hakkında kamuoyunu bilgilendirme hakkı bulunmaktadır. Ancak bu hak kullanılırken soruşturulması gazetecilik olanakları içinde bulunan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğuna emin olunmaksızın yayınlanmamalıdır.
Haber aktarımında doğruluk ve gerçeklik haberciler açısından hem hukuki hem de ahlaki zorunluluktur. Gerçek olmayan haber ve duyurular, mesleki etik değerlere ters düşen durumlardandır. Medya kuruluşlarının kamuoyunu aydınlatma, bilgilendirme görevi bilhassa kriz durumlarında hassasiyetle ve sorumlulukla ele alınmalıdır. Bir yayın sırasında yayına konu olan net ve doğru bilgilere erişim izleyici kitle nezdinde çok önemlidir. Kesinlikten uzak bilgilerle yapılan haberler, habere ve haberciye karşı güven kaybına neden olmaktadır. Haber unsurlarından ve ögelerinden en önemlisi doğruluk ve gerçekliktir. Haberci olay ve durumları haberleştirirken dürüstçe, gerçeğe uygun olarak haberini oluşturmalıdır. Haberin doğruluğu denildiğinde haberde verilen bilgilerin doğru olduğu, yanlış bilgilerin haberde yer almadığı anlaşılmalıdır. Bilindiği üzere bir program yayınlanmadan önce teknik hazırlık, stüdyo içerik hazırlığı vb. birçok ön denetimden geçmektedir. Sunucu tarafından böyle bir haberin meslek ilkeleri uyarınca teyit edilmeksizin yayınlanmaması gerekir.
Bununla birlikte; Gazeteciler seçtikleri haberleri topluma ileterek, bireylerin hem yakın çevrelerinde, hem de ulusal ve uluslararası düzeyde yaşanılan olaylar hakkında bilgi edinmesini sağlar. Toplumun bağımsız temsilcileri olarak isimlendirilen gazeteciler, toplum içindeki grupların kanaatlerini birbirlerine ileterek toplumsal iletişimin gerçekleşmesine yardımcı olurlar. Gerçeklerin değiştirilerek aktarılması, kişinin yanlış bilgilendirilmesine ve toplum içinde yanlış anlaşılmalara neden olabilir.
Özellikle günümüzde dijital medyanın gelişimiyle bir nevi izlenme oranı göstergesi olan “çok kliklenme” arayışıyla sansasyonel başlıklar, haber içeriği ile ilgisi olmayan başlıklar veya mizah maksatlı haberler çoğalmıştır. Bu durum da sadece okuyucuyu değil zaman zaman gazetecileri de yanıltabilmektedir. Tabi ki burada yanılanın gazeteci olması geniş halk kitlelerinin de kitlesel olarak yanıltılmasına yol açmaktadır. Bu noktada gazeteci ya da program sorumlusu yanılma ihtimalini göz önünde bulundurarak mesleki sorumluluğu gereği haber içeriğinin doğruluğunu farklı kaynaklardan teyit etmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda, sunucu tarafından; “...Numune Hastanesi acil servisinde tedaviye alınmış bu hemşire hanım. Gülnaz Şırınga “Neye uğradığımı anlamadım arkamdan gelen dört kişi aniden sopalarla vurmaya başladı kendisine vururken bir yandan da canımızı acıtanın canına okuruz diye bağırdıklarını” söyledi. Bahçeli'ye, sayın Bahçeli'ye aşı yaptığı için onun canını acıttığını düşündükleri için bu kadıncağızı darp etmişler.” şeklinde sarf edilen ifadelerle, bir yayın organında okuduğu metni aktardığı, daha sonradan kamuoyunca mizah amaçlı olarak belirtilen yayın organında yayınlanmış olduğu anlaşılan haberin, sunucu tarafından herhangi bir araştırma, inceleme sürecinden geçirilmeksizin, doğruluğundan emin olmaksızın gerçek bir habermiş gibi sunulduğu, bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan; "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %2 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Aralık 2020 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 1.240.591,18 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2021 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 28.238 (yirmisekizbinikiyüzotuzsekiz) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.


