İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 29.03.2021 tarih ve 686 sayılı yazısına konu HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 16,23.02.2021, 02.03.2021 tarihinde saat 20:00’da yayınladığı "Özlem Gürses ile Kayda Geçsin" isimli program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta, 16,23.02.2021, 02.03.2021 tarihinde saat 20:00’da yayınlanan sunuculuğunu Özlem Gürses’in yaptığı, "Özlem Gürses ile Kayda Geçsin" adlı programın 16.02.2021 tarihli bölümde geçen diyaloglarda; “Arka kapaktaki zaten soruları Murat'a sorsak sabaha kadar yayın yapmamız gerekir. Kapak şöyle: Melih Gökçek Başbakan olabilmek için neler yaptı? AKP kurulmadan önce ABD ziyaretinde neler yaşandı?...30 yıl boyunca nasıl örgüt gibi hareket etti? A takımında kimler vardı? Fenerbahçe'ye neden başkan olmak istedi?...Şimdi tabi öyle öyle olunca noluyo bu soruşturmalar bi noktada duruyor tabi çünkü o kadar enteresan isimler o kadar enteresan kritik roller içinde ki bu ağın içinde anladığım kadarıyla yani devam ediyim sorulara Murat'ın arka kapağındaki. Genelev patronları Ankara'da neler yaptı?... Gözaltına alındığında kim kurtardı? Trafik kavgasında neden silah kullanıldı? Turgut Özal kime ve neden 'dangalak' dedi? İlk parsel parsel satış ne zaman gerçekleşti? Ankapark ihalesinin ucu hangi mafya liderine uzandı? Osman Gökçek ölen çete lideriyle ne konuştu? Zekeriya Öz'ü Dubai'de ağırlayan kişinin Melih Gökçek ile ne ilişkisi vardı? FETÖ firarisini kim, nasıl korudu? 17-25 Aralıktan sonra FETÖ'ye imar rantı sağlandı mı? 15 Temmuz'dan sonra FETÖ'cü isme parsel verildi mi? Akıl almaz sorular. Şunu anlat "Zekeriya Öz'ü Dubai'de ağırlayan kişinin Melih Gökçek ile ne ilişkisi vardı?"- Melih Gökçek'in ASKİ Melih Gökçek'in Belediye Başkanlığı döneminde Belediye iştiraki olan ASKİ'de bi yapılanma mevcut. Bu yapılanmanın kısa kısa anlatmak için söylüyorum. Ana kilit adamı Ali Okan Çam. Ali Okan Çam dediğimiz kişi daha öncesinde BELBETON'un yani yine başka bir iştirakin yönetim kurulundaydı. Ali Okan Çam'ın aynı zamanda akrabaları da ASKİ'nin içersinde çalışıyor. Dünürü de ASKİ'nin içersinde çalışıyor. Düşünün ki ihaleye girecek ihaleyi düzenleyen kurumun içerisindeki kişiler de orada çalışıyor. ... Ali Okan Çam'ın birlikte iş yaptığı kişi aynı zamanda Zekeriya Öz 'ü Dubai'de ağırlayıp onun bütün masraflarını karşılayan kişi. - Ne kadar güzel. Peki bunlara yönelik bi soruşturma süreci var mı şu anda?- Hiç bi şey yok. Şöyle bi şey var. Mesela Melih Gökçek hakkında yapılan bütün şikâyetler bi savcının göğsünde yumuşamış. Ne tesadüf bütün takipsizlik kararlarını veren bir tek savcı.- Ama davaların ona gitmesi nasıl oluyor Murat? Yani davalar da hep özellikle bi savcı var Ankara'da ve Melih Gökçek hakkında olan davalar da hep ona gidiyor. Nasıl böyle bi şey ayarlanıyor acaba bilmiyoruz Murat da onu soruyor kitabında.- Şadan Sakınan FETÖ firarisi, bütün Melih Gökçek hakkındaki takipsizlik kararını veren savcı. ....- Tabloda bi şey göstereyim mi size?- Lütfen.- Mesela FETÖ'den bahsediyoruz ya (şemayı göstererek), FETÖ'de şurada bi şey var mesela. Bu FETÖ ağı burada. Sayın Melih Gökçek'in ve ekibinin. Şimdi 17-25 Aralık'ı biz hep baz aldık ya hani deniyor ya FETÖ ile mücadelede biz 17-25 Aralık'ı baz alıyoruz deniyor değil mi? Burada 17-25 Aralık'ı baz alıyorsak eğer ben iki tane isim söyleyeceğim biri Kamil Kılıç biri Hasan Uçar. Kamil Kılıç Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri, Hasan Uçar'sa Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin maliyesinden sorumlu, oranın parasının kasasının başındaki kişi. İkisi de firari. Melih Gökçek'in bürokratları ve belediyeyi yönettiği bir numaralı bürokratları. Bakın iki isimden bahsediyorum size Kamil Kılıç, Hasan Uçar. 17-25 Aralık'tan sonra bile atama yaptı bu insanlar hakkında. - Benim anlamadığım kimin, hangi partinin belediye başkanıydı sayın Gökçek. - Ak Parti.- Bağımsız bir belediye başkanı değildi yani, bağlı olduğu bir siyasi parti vardı. O siyasi partinin de bu firari şahıslarla ilgili bir siyasi sorumluluğu ya da hukuki sorumluluğu yok mu hiç değilse yani....- Bunlar ne zaman gittiler biliyor musunuz?15 Temmuzdan sonra. 15 Temmuz oldu 15 Temmuz'da hâlâ görevdeydi sonra gittiler, kaçtılar. Şimdi çıkıp da insanlar hakkında Bank Asya'ya para yatıran insan hakkında işte ya da çok küçük bi bağlantı 'sen FETÖ cüsün', oğluyla birlikte sen şusun sen busun, hainsin diyorlar ya. Yav şunları çıkıp birinin anlatması gerekiyor, bir savcı Allah rızası için kalkıp da bu insanları çağırıp sormuyor mu? Soramıcaklar niye biliyor musunuz? Melih Gökçek siyasi ayağın başıdır. Melih Gökçek'i yargılamaya başladığınız zaman işte FETÖ'nün siyasi ayağını da yargılamaya başlarsınız. - Emsal teşkil ediyor çünkü.- Tabi emsal teşkil edecek. Niye? Milyarlarca TL Türk milletinin, fakirin, fukaranın, yoksulun hakkı -ekranı göstererek- işte gördüğünüz bu isimlerin hepsine peşkeş çekilmiş durumda. Tek tek, isim isim, ihale ihale, kişi kişi hepsini vermeye hazırım ben.”,
23.02.2021 tarihli bölümde geçen diyaloglarda;“- Şöyle tabii kitabı yazdıktan sonra çarşamba günü kitapçılarda yer aldı kitabım ardından iki gün boyunca cuma günü özellikle ilk önce Sayın Melih Gökçek Haber Global TV'de bir yayına bağlandı, orada kitabım soruldu sunucu tarafından, kitabımla ilgili işte ben çünkü ben Cumhuriyet gazetesine vermiş olduğum röportajda dedim ki Sayın Melih Gökçek şayet bu kitaptan dolayı ben savcıları göreve davet ediyorum. Bu kitap eğer içindeki belgelerle birlikte ve Ankara Büyükşehir Belediyesine vermiş olduğu dosyalarla birleştirilip eğer soruşturmalar başlarsa FETÖ'nün siyasi ayağının aynı zamanda FETÖ'ye aktarılan paraların ayağı başlamış olacak dedim, siyasi ayağı başlamış olacak dedim.- Yani neredeyse sen aslında sen Türkiye'de uzun zamandır gündemde olan fakat sonra birdenbire buharlaşıp uçan o gündem maddesine geri döndün ve dedin ki eğer FETÖ'nün siyasi ayağı varsa bunun adresi Ankara olabilir. Ben doğru anladım değil mi Timur?- En önemli örneklerinden biri olabilir. Murat'ın gerçekten yani çok çok başarılı bir kitap ve burada şunu çok net bir şekilde görüyoruz. Yani Bank Asya'ya para yatırdığı için çeşit çeşit kişiler sanık olabiliyor ama Melih Gökçek yani doğrudan FETÖ firarisi olan ve FETÖ'nün bütün o imar rantlarını organize eden ekibin tepesinde duruyor ve Murat bunu belgeleriyle tek tek o arazilerin nasıl verildiği, nasıl imar planlarının değiştirildiği, hangi FETÖ'cü isimlerin bakın bugün firari olan hangi FETÖ'cü isimlerin bu rantlarla zengin olduğunu ve FETÖ'nün kasasının doldurulduğunu ve daha sonra bununla ilgili usulsüzlüklerin nasıl üstünün örtüldüğünü görüyoruz hatta. Bir FETÖ'cü savcı eliyle bir FETÖ'cü örgüt eliyle nasıl bir şekilde bu büyük suçlar, büyük hırsızlıklar, büyük yolsuzluklar dosyaları yok ediliyor, sümen altı ediliyor ve kitaptaki en önemli unsurlardan biri Murat'ın dediği gibi FETÖ'nün siyasi ve finans ayağına dair çok önemli delilleri kitapta okurlar gerçekten de okuduğunda diyecekler ha demek ki bu iş böyle yürüyormuş diyecekler.- Murat Ağırel'in bize geçen hafta programın finalinde anlattığı bir şema var, Murat kitabında dosya dosya Sayın Melih Gökçek'in Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı dönemindeki satın alınmalar, ihale dosyaları bütün bunları zaten ayrıntılarıyla yazıyor ve açıyor fakat aslında bir finale ulaşıyor, bir tez üretiyor buradan gazetecilik tezi geçen hafta da anlattı yayının başında da anlattı. O tez şu, Murat Ağırel diyor ki Ankara Büyükşehir Belediyesi uzun süre şu yapıları fonladı ve bunun bir sebebi vardı diyor ve buradaki bazı isimleri ve girift ilişkileri bize deşifre ediyor ve sonra da şu teze ulaşıyor bu insanların pek çoğu bu isimlerin pek çoğu şu anda FETÖ'den ya yargılanıyorlar ya firariler.- Ne yapıyorlar programa çıkmadan önce daha önce yine ben cezaevindeyken bir iddia atılıyor ortaya Derya Derviş diye bir ağabeyim var. Sen Murat'a FETÖ'cü demişsin diye işte şeyleri çıktı, adam yalanladı bununla ilgili duyurular yaptı, Sayın Avukat Celal Ülgen ile birlikte tekzip yayınlattı. Yayından önce defalarca Derya ağabeyi arıyor, ya Murat'a FETÖ'cü demişsin şunu bir konuşalım, yayına çıkacak çünkü bir sonraki adımı ne biliyor musun, FETÖ'cülük iddiası çünkü itibarsızlaştırmak için bunu yapacak, FETÖ taktikleri, aynısı çünkü bir içerik oluşturacak trollerle saldırtacak, itibarsızlaştıracak, itibarsızlaştırdıktan sonra o iddiaları kadük hale getirmek için bir de FETÖ'cü iftirası yapacak çünkü kendi geçmişini unutturacak insanlara, yediği naneleri insanlara göstermeyecek.- Kelimelerimizi dikkatli seçelim.- Bir şey demedim ya nane yemiş dedim, nane yemek kötü bir şey mi?”,
02.03.2021 tarihli bölümde geçen diyaloglarda ise;“- Hayatımızda hiç seyretmediğimiz televizyonlarda hakkımızda gene neler söylendi? Zavallı mı demişler bize? Zavallı gazeteciler, zavallı gazeteciler....- Destekleyiciler arttı mı, Bayder Maynof'tan geldi mi? Tamil gerillalarından, Kızıl Kmerler'den- Abi şöyle, en son bildiğim kadarıyla, şimdi, PKK beni destekliyormuş, HDP beni destekliyormuş öğrendim. FETÖ'cü şerefsizler beni destekliyormuş onu da öğrendim. İşte İspanya- Bunlar hep o programda mı açıklandı?- Tabi tabi tabi, ben ama şey- Hangi programdan bahsettiğimizi izleyicilerimiz Twitter'a yorum olarak yazabilirler ama zaten herhalde tahmin ediyorsunuzdur. ....- Geçmişindeki yaşadıklarıyla geleceği tezahür etmeye çalışan insanların programlarını ciddiye almasak da, bazı dostlarım diyor ki ya Murat nolursun çık cevap ver, nolursun şunu yap....- Şunu diyorum ki ben mümkün değil cevap vermek istemiyorum ama insanları öyle bir manipule ediyorlar ki ve öyle yalanlar söylüyorlar ki, bakın yalan diyorum yanlış demiyorum yalan diyorum özellikle, bunu ancak, bunu ancak- Bak şu var bir de Murat, şurada bak; suç tanımını kişiler belirleyemez yasa belirler hukuk belirler. Orada mesela bahsedilen kişiler, işte avukatlar, gazeteciler ya da milletvekillerine ilişkin suçlama bir zaten suç, kendi başına bir suç. Onları bir örgütle ilişkilendirme, bunu yapacak olan adli makamlardır. Kişiler böyle bir şey yapamaz. - Bir operasyon bir kumpas yapılıyor Erdem Kılıç'a, Ahmet Zeki Üçok'la birlikte, bir kumpas yapılıyor, kumpasta Osman Gökçek'in kimliği çıkıyor oradan, fotoğrafları çıkıyor. Sonra Erdem Kılıç, astsubay kumpasa uğrayan astsubay diyor ki kardeşim Osman Gökçek bana geldi. Çankaya Belediye Başkanlığı döneminde, Çankaya Belediye Başkanlığı'na aday olmak için kısa dönem askerlik yapmaya çalıştığını bana söyledi. Sonra evraklarını bıraktı, fotoğrafını bıraktı. O yapılan baskında da bunlar ortaya çıkınca da davada ben davet ettim diyor....- Osman Gökçek bu davaya eklenmemek için savcı Hikmet Usta FETÖ savcısı Hikmet Usta ve hakimi Celal Kara tarafından 11. Ağır Ceza Mahkemesi, FETÖ'nün karargahı kısmındaki mahkeme tarafından korunmuş illiyet bağını göstermek için. - Ben diyorum ki; Beyaz TV'nin mal sahibi, Beyaz TV'nin var olduğu şuanda hâlihazırda işletmesinin devam ettiği yerin sahibi, Alaaddin Kaya, FETÖ'cü Alaaddin Kaya'dır. Neden el konulmadı? O dönemdeki sermaye artışlarıyla Beyaz TV içerisindeki sermaye artışlarının arasındaki bağ nedir, bunu sorguluyorum. Diyorum ki; bir gazeteciyi dövdükleri zaman, Gökçek'in çocukları, gazeteci ve yanındaki iki oğlunu ve karısını dövdükleri zaman...- Şu samuray kılıçlı.- Samuray kılıçlı. Bundan dolayı ceza aldıklarında yanlarında bulunan Murat Genç isimli kişiye, kasasında 15 milyon TL sermayesi varken 12,5 milyon dolara özelleştirip, özelleştirmeden 7 ay sonra da 200 küsur milyon TL lik ihale verip yıllık da milyarlarca TL ihale verilmesi ve ardından da Hürriyet Gazetesi'nde Oya Armutçu'nun imzasıyla bir haber çıktığı zaman gecenin üçünde Hande Fırat'ı niye aradı, aralarındaki bağ nedir? Murat Genç'in uçağıyla kaç defa seyahat etmiştir? Bununla ilgili, yine devam ediyorum, Osman Gökçek Samanyolu Koleji'nden mezun olmuştur FETÖ'nün okulu, Samanyolu Koleji'nin beşinci katındaki toplantılara katılmış mıdır? Aynı zamanda FETÖ'nün lideri Fethullah Gülen, soyadını bile Gülen yapacak kadar seven ve şu anda Amerika'da bulunan Enes Kanter'le abilik bağı nedir? Evinize kaç defa geldi ya da geldi mi? Ben bunların soruların cevaplarını bekliyorum. Mesela Samanyolu Mezunları Derneği'nin mütevelli heyetinde Ankara imamları ile birlikte mütevelli heyetinde bulundunuz mu? Arnavutluk'la ne gibi bağlantılarınız var, merak ediyorum. Arnavutluk'taki FETÖ'yle bağlantılı insanlarla ne gibi bağınız var ve bunlarla ilgili Dubai'de, Singapur'da Uzak Doğu'da Afrika'da bulunan maddi olarak bir bağınız var mı, ben bunları da merak ediyorum. E bunların bağının çıkabilmesi için de mahkemelerde 11 yıllık 12 yıllık HTS kayıtları çıktığında kaç tane bağ çıkacak çok merak ediyorum. E bunlarla ilgili 2016'da 15 Temmuz Darbesi olana kadar, 15 Temmuz Darbesi olana kadar, 17-25 Aralık diyoruz ya, MİT krizinde diğer sorunlarda niye ortalarda yoktunuz, ben çok merak ediyorum bunlarla ilgili. Hep bunları art arda sordum işte, bu soruların cevabını alamıyorum ben. Bu soruların cevabını alamıyorum ama her seferinde bir başka yalanla ortaya çıkıyorlar. İşte o yalanları da gösteriyorum halka ki hani bunlar kumpas kurmaya çalışıyorlar yanındaki birkaç tetikçiyle birlikte ondan sonra sosyal medyada da trollerle birlikte saldırı yapıyorlar, aynı beyitler aynı isimler aynı şeylerle saldırı yapıyorlar işte şu yalandı bu yalandı şuydu. Ya işte her şey açık görünüyor....- Orada 97 dolara filan mal ediyor ya Erkan Minerkom A.Ş.'den de 107 dolara alıyorlar kömürü, 107 dolara alıyorlar kendileri o dengeyi tutturuyorlar. Peki Erkan A.Ş. Minerkom A.Ş. başka belediyeye, Sivas Belediyesi'ne İstanbul Belediyesi'ne ıvır zıvır bir dünya belediyeye şeye veriyor, onlar kaça satıyor? 54 dolara arkadaşlar.- Bir dakika, aynı şirket aynı kömürü başka belediyeye...- Aynı şirket 107 dolara Ankara'ya satarken başka belediyeye 54 dolara satıyor.- Neden böyle bir şey oluyor?- Soyuluyor. - Çünkü bir tekel var ve o tekel bütün parayı toplamaya başlıyor.- Tekel dediğin Ankara Belediyesi.-Evet belediye. ....- Bu fabrikanın sahiplerinden bir tanesine ulaştım ben. - Ben tam onu soracaktım kimmiş diye yani bu.- Adam anlattı ve inanın benim tüylerim ürperdi. İşte ben diyorum ki sayın savcılar faaliyete geçsin. Adama neler yapmışlar, tarikat liderinin yanına götürmüşler, tarikat liderinin yanında buna dualar mualar okutturmuşlar, adamı tehdit etmişler. Adamın elinde neler var, anlatacağım diyor her şeyi diyor, beni nasıl tehdit ettiklerini, ailemi nasıl tehdit ettiklerini.- Açma diye mi tehdit ediyorlar?- Sat diye. Hisseleri sat diye, elinden almak için.- Niye başka bir yerde, madem böyle bir şey yapacak niye başka bir yerde yapmıyorlar bunu?- Aceleleri var abi.- Operasyon yapacaklar çünkü.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Demokrasinin en temel önceliklerinden biri halkın haber alma özgürlüğü olduğundan demokratik rejimlerde medya, kamuoyu oluşumunda hayati öneme sahip bir aktördür. Öyle ki; medyanın yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü güç olduğu çoğu otorite tarafından kabul edilmektedir.
Bu açıdan bakıldığında medyanın gücü ne kadar fazlaysa medya mensuplarının sorumluluğunun da o ölçüde arttığını söylemek mümkündür. Muhakkak ki medya mensuplarının halka karşı sorumlulukları bulunan kişi veya kuruluşları eleştirme ve onların gerçekleştirdikleri eylemler hakkında kamuoyunu bilgilendirme hakkı bulunmaktadır. Ancak bu hak kullanılırken tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerinden ödün verilerek kamuoyunu yanlış yönlendirebilecek yayınlardan sakınılması; kişi, kurum ve kuruluşların haklarının da gözetilmesi gerekmektedir.
Medya hizmet sağlayıcılar, yayın hizmetlerini kamusal sorumluluk anlayışıyla kanunlarda yer alan ilkelere ve basın meslek ilkelerine uygun olarak sunmalıdır. Bu ilkelere göre tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerinden ödün vererek kamuoyunu yanlış yönlendirebilecek yayınlardan sakınılmalı, soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanmamalıdır. Medya hizmet sağlayıcı kuruluşların yayınlarında, yayıncılık sorumluluğunun yerine getirilmesi oldukça önemlidir. Bilgiler, olaylar ve olgular yayıncılık bilinci çerçevesinde kamuoyuna sunulmalıdır.
Bununla birlikte, demokratik idare biçimi siyasal anlamda bireylerin haklarını yasayla koruma altına alan değerler bütününü ifade ederken, sosyolojik anlamda ise bu değerler bütününün uygulamaya yönelik içeriğinin düzenlenmesini ifade etmektedir. Her bireyin her konuda kendine has kanaati olacağı ön kabulüyle, her fikrin ifade bulduğu mecra yani kitle iletişim araçları marifetiyle başka bireylerin korunma ve saygı duyulma hakkı ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bireysel düşünce ve yargılarında herkes özgürdür. Ancak kamuya yönelik yayıncılık yapan bir yayın organında bunların ifade edilmesi sırasında hak ihlali doğurabilecek itham edici ya da yargılayıcı bir üslubun kullanılması hukuki ve ahlaki düzeydeki çeşitli sorunları ortaya çıkarabilecektir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda, "Melih Gökçek siyasi ayağın başıdır; "Milyarlarca TL Türk milletinin, fakirin, fukaranın, yoksulun hakkı -ekranı göstererek- işte gördüğünüz bu isimlerin hepsine peşkeş çekilmiş durumda"; "FETÖ'cülük iddiası çünkü itibarsızlaştırmak için bunu yapacak, FETÖ taktikleri, aynısı çünkü içerik oluşturacak trollerle saldırtacak, itibarsızlaştıracak, itibarsızlaştırdıktan sonra iddiaları kadük hale getirmek için bir de FETÖ'cü iftirası yapacak çünkü kendi geçmişini unutturacak insanlara, yediği naneleri insanlara göstermeyecek"; "Çünkü bir tekel var, ve o tekel bütün parayı toplamaya başlıyor"; "Tekel dediğin Ankara Belediyesi"; "Operasyon yapacaklar çünkü " şeklinde sarf edilen ifadelerin, tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerinden ödün verilerek kamuoyunu yanlış yönlendirilebilecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan; "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %2 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Şubat 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 798.150,89 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2021 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 28.238 (yirmisekizbinikiyüzotuzsekiz) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 31.03.2021 tarih, 2021/13 sayılı toplantısında alınan 17 no.lu karara karşı oy yazısı.
İlhan TAŞCI Şerhidir.


