İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 09.04.2021 tarih ve 716 sayılı yazısına konu FOX logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 16.03.2021 tarihinde saat 20:01’de yayınlanan “Baraj” adlı dizi film yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
FOX logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun, 16.03.2021 tarihinde saat 20:01’de yayınladığı, “Baraj” adlı dizi filmde, dizi film karakterleri arasında geçen diyaloglarda; “Nazım benim de sana söylemem gereken bir şey var.- Ay sen bir şey söyleme Allah aşkına ya. Çünkü sen ne zaman bir şey söylediğinde benim tepem atıyor. Zaten hamileyim bir de uğraşamayacağım.- Ne var hamileysen ben de hamileyim. Senden hamileyim Nazım.- Yalan söylüyorsun.- Yoo yalan değil. Dernek gecesini hatırla. O gece senin yanına gelmiştim. Nikahtan bir gece önce Nazım hatırlasana. Böyle öğrenmeni istemezdim gerçekten ama...- Nazım? Ne diyor ya evlilikten önceki gece falan. Ne ne diyor? Doğru mu söylüyor?- Bahar, şey... Doğru. Doğru söylüyor.- Nasıl ya, inanamıyorum ya inanamıyorum.- İster inan ister inanma ama gerçek bu. Yani aslında ben senden önce hamileymişim ama biraz geç fark ettim.- Nazım ne diyor bu Allah aşkına?- Bahar şey biz evlenmeden önceydi.- Evet evet doğru söylüyor evlenmeden önceydi. Yani nereden baksan nikaha üç beş saat falan vardı.- Yalan söylüyorsun. Yalan söylüyor. Yalan söylüyor değil mi Nazım? Nazım bir şey söylesene. - Evet Nazım bir şey söylesene. O gecenin sabahında Bahar ile evlenmedin mi?- Ya sen ne aşağılık bir insansın ya, kocam o benim kocam. Geçmişsin karşıma kocandan hamileyim diyorsun.- Valla ben ne olduysa onu söylüyorum, öyle değil mi Nazım?- Bahar o tam olarak öyle değil. Şey biz burada konuşmasak. Gel ben sana evde her şeyi anlatayım gel.- Tamam siz konuşun haberleşiriz sonra. - Ya sen gerçekten tanıdığım en ucuz kadınsın ya. Burada böyle bir şey söylenir mi? Bu adamdan çocuğum olacak benim.- Benim bir çocuğum var zaten, şimdi ikincisi olacak. - Ben gerçekten dayanamayacağım artık bu saçmalıkları da dinleyemeyeceğim.- Bahar dur bekle.- Ya ne? Ne bekleyeceğim, ben sadece seni sevdim ya. Sadece seni sevdim.- Ben de sadece seni sevdim.”, “Zerrin ve Nehir Selim Bey'in kapısını çalar. Zerrin kapıdaki "Yeminli Mali Müşavir Recep KIYAT" yazan tabelayı gösterir ve değiştirmesini söyler. Selim kapıdaki tabelayı çıkarır ve "Op. DR. Selim ELTAŞ Jinekolog" yazan tabelayı takar. Zerrin içeri girer ve etrafı kontrol eder. Zerrin Nazım'ı ikna edebilmek için Selim'i tembihler.”, - (Etrafa bakar.) Güzel hiç fena değil. (Tabloyu göstererek.) Şu olmamış ama neyse idare eder. İyi güzel tamam kısa zamanda halletmişsin. Ultrason ayarladın mı?- Tabii tabii. Tarihi de ayarladım. Bir başkasının ultrason görüntülerini USB'ye kaydettim. Ekranda o görünecek.- Tamam. Şimdi Selimciğim ne olur aklında tut. Tam tarihi vereceksin. Diyeceksin ki 2 ay 3 gün.- Ya 2 ay 3 gün çok değil mi? Ben bunu 1 ay ..- Çok değil Selim. 2 ay 3 gün diyeceksin. 3 ay 2 gün falan deme sakın ha. Rezil oluruz. Gözünü seveyim. 2 ay 3 gün.- Tamam Zerrin. Sakin ol.- Eşinizle biraz konuştuk siz gelmeden. Birinci trimester evresindeymiş. Bu gebelikte en hassas dönemdir.- Öyle mi?- Öyle.-Hazır. İçeride.-Tamam. Hemen geliyorum.(Nazım ile beraber Nehir'in olduğu muayene odasına geçerler. Nehir sedyenin üzerinde yatmaktadır.)- Evet, biraz soğuk olabilir. (Ultrason için Nehir'in karnına jel döker. Bu esnada Nazım' da olanları izlemektedir.)(Selim ultrasona bakmaya başlar.)- Evet, bakalım şimdi. İşte evet. Güzel. Bakın burası bebeğin başı, ayakları, elleri. Epey büyümüş.- Kaç aylık peki doktor bey? Kaç aylık?- Tamam. Bakıyorum. 2 ay. Tamı tamına 8 hafta 3 gün diyor. E tabii artı eksi birkaç gün oynayabilir.- Bak ben sana söylemiştim.- Kalp atışlarını da dinleyelim. (Kalp atış sesleri gelir.)- Kalp atışı mı bu?(Selim başını evet anlamında sallar ve Nehir'e bakar.)- Çok güzel her şey yolunda. Kalkabilirsiniz. Ben de bebeğin fotoğrafını çıkarayım.(Nehir sedyeden kalkar.)- Buyurun bu da bebeğinizin ilk fotoğrafı. (Nehir'e fotoğrafı verir.) Ben içerideyim.”, “Aaa Bahar seni gördüğüm çok iyi oldu dur. Sen bana inanmıyordun ya al kendi gözlerinle gör.- (Ultrason kağıdına bakar)- Ne oldu? Doğru muymuş söylediğim her şey?- Başkası ile evli birinden çocuğun olacak diye mi bu kadar mutlusun?- Sen ne evliliğinden bahsediyorsun ya? Sen çaldın onu benden ama geri alacağım. Sen de avucunu yalayacaksın.- Sen ne diyorsun ya? Sen ne diyorsun? Ben de hamileyim unutma benim de bir çocuğum olacak. Hatta sonra bir tane daha yapacağım, sonra bir tane daha. Aile kuracağım ve sen de oturup seyredeceksin. - Göreceğiz kim kimi seyredecek.- Nehirciğim, kocam aradı da evde beni bekliyor. Şimdi önümden çekilirsen kocamın yanına gideceğim.- Ne kocam kocam kocam... Nispet yapar gibi. Sen kimsin ya, sen Nazım'ı bırakmıyorsun ama o seni bırakacak. Bana gelecek bana.”, “Ne var Bahar?- O pasta buraya gelmeyecek, sen de öyle. Gecemi mahvetmene izin vermeyeceğim.- Geceni mahvetmek mi? Pastayla mı? Üstüme gelme Bahar. Gelirsen geceni değil hayatını mahvederim.- Ben de seninkini. - Nerede sende o cesaret. Öyle olsaydı Nazım'a çoktan hamile olmadığını söylemiştin.- Sen niye söylemedin? Seni ne durduruyor? Ha doğru, seninki yalan hamilelikti değil mi?- Seninki gerçek hamilelik sanki. sen de hamile değilsin ben de değilim. Gideyim Nazım'a söyleyeyim mi? Karın seni kandırıyor, aslında hamile falan değil deyim mi?- Sen hepimizi kandırdın. Basbayağı yalan söyledin ya. Ortada hiçbir şey yokken hamileyim dedin.- Siz, siz ne diyorsunuz ya? Nasıl yani? Siz hamile değil misiniz?” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Anayasamızın 41. maddesine göre "Aile; Türk toplumunun temelidir." Sadece mevzuat bağlamında değil değerler hiyerarşimizde de ailenin korunması ve aile bağlarına ihtimam gösterilmesi en üst sıralarda yer almaktadır. Ancak hem ülkemizde hem de dünyada ailenin korunması ve güçlendirilmesi konusunda medyanın yoğun olarak olumsuz algı ve değerler yaydığı görülmektedir. Bu nedenle medyada aileyi değersizleştiren, genel ahlaka, milli ve manevi değerlere uymayan yayınlara ilişkin tedbirlerin geliştirilmesi gerekmektedir. Her toplumun kendine özgü bir takım değerlere sahip olduğu ve bu değerlerin toplumu ayakta tuttuğu göz ardı edilmemelidir.
Medyanın insanları etkileme ve kamuoyu oluşturma kabiliyeti çok güçlüdür. Bu kabiliyet medyanın bütün insanlara rahatlıkla ulaşabiliyor olmasından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte medyanın sahip olduğu bu güç, beraberinde büyük sorumluluklar da getirmektedir. Özellikle dizilerin toplumu etkileme gücü çok yüksektir. Bu durumda toplumun bilgi ve kültür seviyesini artırıcı diziler ile kültürel gelişmemize katkı sağlanabileceği gibi, aile içi dayanışmayı özendiren ve ahlaklı yaşamayı erdemli bir davranış olarak gösteren diziler ile de toplumun çekirdeği olan aile kurumumuza katkıda bulunabilecektir. Söz konusu dizi dikkate alındığında yukarıdaki düşüncelerin sadece temenni olarak kaldığı görülmektedir. Ülkemiz tarafından 07.09.1992 tarihinde imzalanan ve 01.05.1994 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa Sınır Ötesi Sözleşmesi'nin "Yayıncının Sorumlulukları" başlıklı 7'nci maddesinde de programların ahlaka aykırı olmaması gerektiği vurgulanmış, bu konuda yayıncıya özel sorumluluklar yüklenmiştir. Dolayısıyla toplumun ahlaki değerlerinin korunması sadece iç hukukumuz değil uluslararası hukuk prensiplerinde de güvence altına alınmayı gerektirecek kadar önemli ve hassasiyet gösterilmesi gereken bir husus olarak tanımlanmıştır.
Medyanın önemi ve işlevleri dikkate alındığında toplumun bilinçlenmesi konusunda medyaya önemli görevler düştüğü bilinmektedir. Medya hizmet sağlayıcılar kadın temsillerine yer verirken kadına yönelik her türlü aşağılamayı duyarsızlaştırıcı, sıradanlaştırıcı, meşrulaştırıcı olmaktan uzak kamusal sorumluluk anlayışına uygun olarak sunmalıdır.
Yukarıda verilen açıklamalarla birlikte değerlendirildiğinde ihlale konu dizide; evlilik ve ailenin varlığını anlamsız kılan ve bu değerleri zayıflatan ve toplumumuzda kutsal olarak kabul edilen evliliğe dair bakış açısını olumsuz yönde değiştirecek nitelikte içeriklere yer verildiğinden hareketle izleyenlerin gündelik yaşamlarında televizyonun çok önemli bir konumda olduğu düşünüldüğünde aile kurumunun itibarsızlaştıran ve toplumu yozlaştıran yayınların ekranlara getirilmesi toplumun da zayıflaması anlamına gelmektedir. Konu itibariyle dizi filmler her ne kadar kurgusal yapımlar olsa da hikâyelerini hayatın içinden aldıkları, toplumda gerçeklik noktasında bir karşılık bulabildiği, dizi içerisinde yer alan söz konusu sahnelerde yer alan toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı davranışların örnek alınma olasılığının var olabileceği gerçeğinin göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Gündelik yaşamdan kesitlerin aktarıldığı, kurgusal metinlere dayanan televizyon dizileri, karakterleri ve anlatılan hikâyeleri aracılığıyla izleyicilerin zihninde "gerçek bir dünya" algısı yaratmaktadır. Dolayısıyla dizinin mezkur bölümünde üzerinde odaklanılan 'yalancı hamilelik' hadisesinin, medya hizmet sağlayıcı kuruluşlardan beklenen toplumsal değerlere ilişkin hassasiyetlerin çok uzağında olduğu ve Türk toplumunun milli ve manevi değerlerine aykırı olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle söz konusu yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Anılan yayın kuruluşu hakkında;
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti, anılan madde ile korunmak istenen kamusal menfaat göz önünde bulundurularak, %2 oranında idari para cezası uygulanmasına karar verilmesi takdir edilmiştir.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan; “Toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz.” ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Şubat 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 50.616.750,19 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 1.012.335,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir...” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ile İlhan TAŞÇI’nın karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 14.04.2021 tarih, 2021/15 sayılı toplantısında alınan 15 no.lu karara karşı oy yazısı.
İlhan TAŞCI Şerhidir.


