İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 12.04.2021 tarih ve 719 sayılı yazısına konu FOX logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 29.03.2021 tarihinde saat 20:01’de yayınlanan “Yasak Elma” adlı dizi film yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
FOX logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun, 29.03.2021 tarihinde saat 20:01’de yayınladığı, “Yasak Elma” adlı dizi filmde, dizi film karakterleri Şahika, Hasan Ali, Caner ve Ender arasında geçen diyaloglarda; (Yemeğe zehir koyarken mırıldanır) Başkanım benim, olgun sevgilim, seni kendi ellerimle beslerim... Senin iştahın, benim zehirim, işte şimdi naneyi yedin... - Yalnız Caner, eğer o Şahika birini daha öldürecek diye iştahlanmıyorsa, bak ben de Ender değilim ha.- Ya tabii ki ablacığım. Mahmut'un üstünden kaç hafta geçti.- Caner sen bana söyle bakayım, gerçekten Mahmut'u Şahika mı öldürdü?- Kesin yüzde bir milyon.- Hadi yaa.- Zavallı Hasan Ali.- Az sonra Şahika ölüm listesine bir kocasını daha ekleyecek, kazanan ve son gülen biz olacağız ama daha işimiz var. Biraz daha var. - Vardır tabii vardır, olmaz mı, biter mi bizim işimiz?- Hayatım, sonunda baş başa kalabildik.- Kalmasaydık daha iyiydi. - Niye öyle diyorsun hayatım? Sana kendi ellerimle yemek hazırladım. Sevdiğin gibi acısını bol bol koydum. Benim gibi kim bakabilir sana?- Eh yani eksik olma, sağ ol.- Çok özel bir sos hazırladım- Çok güzel, ne var sosta?- Peki bu gecenin özelliği ne acaba?- Yani evliliğimizde farklı bir aşamaya geçiyoruz öyle değil mi hayatım?- Ne aşaması bu?- Yani bunu level atlamak gibi düşün. Aynı dili konuşuyoruz, birbirimizi daha iyi anlıyoruz. Öyle değil mi?- E evet orası öyle.- Kim derdi ki zoraki başladığın evlilik bir ömür boyu sürecek.- (öksürmeye başlar) Bir ömür boyu derken? Fazla iddialı olmuyor mu?- Hayatım tıkandın mı? Ömür boyu derken senin ömründen bahsediyorum.- (Hasan Ali, Şahika'yı boğmaya çalışırken yere düşer ve bayılır. Şahika'nın topuğundan tutar)- Ben bu anı bir yerden hatırlıyorum.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Aile, çocuk, genç, yetişkin, yaşlı, erkek veya kadın herkes için en doğal ve temel sığınaktır. Fertler, toplumsal hayata ilk olarak ailede hazırlanırlar, dinini, inancını, ahlak, edep, saygı, sevgiyi önce ailede öğrenirler. Aile kurumunun toplumun en doğal ve temel birimi olup toplum ve devlet tarafından korunma hakkına sahip olduğu hususu, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 16. maddesi başta olmak üzere, evrensel düzeyde kabul gören birçok insan hakları metninde yer almaktadır. Anayasamızın 41. maddesine göre de "Aile, Türk toplumunun temelidir." Sadece mevzuat bağlamında değil değerler hiyerarşimizde de ailenin korunması ve aile bağlarına ihtimam gösterilmesi en üst sıralarda yer almaktadır. Toplumun önemli bir parçası olarak aile, üstlendiği rol gereği ve yerine getirdiği işlevleriyle geçmişten günümüze hemen her toplumun karakteristiğini yansıtmaktadır. Milletin ayırıcı vasıflarını, değer yargılarını, inanç ve düşünce kalıplarını bünyesinde barındıran, bu değer ve düşünce kalıplarının aktarılmasını ve kuşaklar arası bağın sürdürülmesini sağlayan aile, kendinde içkin olan bir değere sahiptir. Hem ülkemizde hem de dünyada ailenin korunması ve güçlendirilmesi konusunda medyanın yoğun olarak olumsuz algı ve değerler yaydığı görülmektedir. Bu nedenle medyada aileyi kötüleyen, değersizleştiren, sapkın ilişkileri konu edinen, çocukları kimlik bunalımlarına sokan, aile bireylerinin kişilik haklarını ihlal eden; genel ahlaka, milli ve manevi değerlere uymayan yayınlara ilişkin tedbirlerin geliştirilmesi gerekmektedir.
Toplumların devamını sağlayan ortak ahlaki, kültürel değerleri vardır. Bir toplumda yaşamanın gerektirdiği ortak değerlere sahip çıkmak, sağlıklı nesillerin yetişmesi, toplumun devamı için elzem gözükmektedir.
Medyanın insanları etkileme ve kamuoyu oluşturma kabiliyetinin çok güçlü olduğu bilinmektedir. Bu kabiliyet medyanın bütün insanlara rahatlıkla ulaşabiliyor olmasından kaynaklanmaktadır. Bununla birlikte medyanın sahip olduğu bu güç, beraberinde büyük sorumluluklar da getirmektedir. Özellikle dizilerin toplumu etkileme gücü çok yüksektir. Diziler birçok açıdan diğer program türlerinden farklılık göstermektedir. Öyle ki, belirli periyotlarda yayınlanan dizilerde, insan yaşamının akışına benzer bir olay örgüsü ile izleyicinin karşısına çıkılmaktadır. Bu özellikler dizilerin etkisinin artmasına, izlenme oranının fazla olmasına ve toplumda kolayca kabul görmesine zemin hazırlamaktadır. Bunun yansımaları izleyiciler üzerinde farklı alanlarda gözlenebilmektedir. Bireylerin aile üyeleriyle, arkadaşlarıyla kısaca toplumu oluşturan diğer üyelerle olan ilişkileri, diyalogları ve davranışları bu yansımaya örnek olabilir. Öyle ki günlük konuşmalar, şakalaşmalar, insanların birbirine hitap etme tarzları, yaşam biçimleri, tüketim alışkanlıkları dizilerdeki kahramanlarınki gibi olabilmektedir. Televizyon dizilerinin, hem çok fazla oluşu hem de izlenme oranlarının yüksek olması nedeniyle kültürel dönüşüm ve yozlaşmada etkili olduğu açıklanmıştır. Dolayısıyla dizilerin içeriğine, konularına ve karakterlerin yansıtılma biçimlerine bakıldığında toplumu ne kadar etkileyebileceği ve onu dönüştürebileceği görülebilir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu dizi filmde, eşini zehirleyerek öldürmek suretiyle maddi kazanç elde etme hadisesinin ve dizinin başlangıç bölümünden son bölümüne kadar kadın karakterler üzerinden verilen maddi kazanç için her yol mübahtır tarzındaki mesajların, medya hizmet sağlayıcı kuruluşlardan beklenen toplumsal değerlere ilişkin hassasiyetlerin çok uzağında olduğu, konusu itibariyle dizi filmler her ne kadar kurgusal yapımlar olsa da, hikâyelerini hayatın içinden aldıkları, toplumda gerçeklik noktasında bir karşılık bulabildiği, söz konusu dizide yer alan çarpık ilişkilerin ve maddi kazanç için 'kocasını zehirleyen' ve bu zehirleme hadisesini daha önce de başka bir eşine yapmış bir kadın karakterin ekranda normalleştirilerek, yer yer mizah malzemesi yapılarak sempatik bir karakter gibi sunulmasının Türk aile yapısına ve değerlerimize aykırılık içerdiği, televizyon programlarında bu tarz konuların görülme sıklığı arttıkça; toplumun bu ilişkileri normalleştirmesine, duyarsızlaşmasına ve dolayısıyla toplumsal değerlerin yozlaşmasına neden olacağı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle söz konusu yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Anılan yayın kuruluşu hakkında;
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti, anılan madde ile korunmak istenen kamusal menfaat göz önünde bulundurularak, %2 oranında idari para cezası uygulanmasına karar verilmesi takdir edilmiştir.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan; “Toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz.” ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Şubat 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 50.616.750,19 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 1.012.335,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir...” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ile İlhan TAŞÇI’nın karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 14.04.2021 tarih, 2021/15 sayılı toplantısında alınan 16 no.lu karara karşı oy yazısı.
İlhan TAŞCI Şerhidir.


