İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 19.04.2021 tarih ve 744 sayılı yazısına konu KRT logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 13.04.2021 tarihinde saat 20:04’te yayınlanan "Şimdiki Zaman" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; KRT logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından 13.04.2021 tarihinde saat 20:04’te yayınlanan sunuculuğunu Gürkan Hacır’ın yaptığı, Engin Özkoç’un konuk olarak katıldığı "Şimdiki Zaman" adlı programda; “(...) Ya ilk okudum zaten tweetimi biliyorsunuz sabahleyin hemen tweetimi attım, kendi şeyime. Şimdi biz CHP olarak da ve muhalefet partilerinin tümü aslında Türkiye'ye şöyle sesleniyoruz. Diyoruz ki; Şu anda bir darbe yönetimi tarafından yönetiliyoruz. 15 Temmuz'dan sonra 20 Temmuz darbesini gerçekleştiren, bir darbe yönetimi tarafından yönetiliyoruz. Nedir bu darbe yönetimi, nasıldır? Darbe anayasayı askıya alır, di mi? Peki şu anda anayasa askıda mıdır? Elbette, askıdadır. Anayasa mahkemelerini yerel mahkemelerle hiçe sayan bir sistem yürüyor. Anayasa mahkemesi bir karar alıyor. Yerel mahkeme bunu hayır ben uygulamıyorum diyebiliyor. Peki darbelerde meclis askıya alınır mı? Evet alınıyor. Peki, şimdi alındı mı meclis askıya? Askıya alındı. Neden? Güvenlik soruşturmasıyla ilgili gelen yasa muhalefetin oylarıyla reddediliyor, muhalefetin oylarıyla reddediliyor. Çünkü kendileri o anda Genel Kurul salonunda yoklar. Ama karar çıkıyor. Meclis başkanı reddedilmiştir diyor. Ama daha sonra Genel Kurulda tekrar bir tezkere getirtip orada oylatıp tekrar bu kararı çıkartıyorlar. Şimdi bütün bunlar peki hukukla ilgili, yargıyla ilgili bunlar askıya alınıyor mu? Alındı mı? Elbette alındı. Gerek Genel Başkanımızla ilgili, gerek başka davalarla ilgili, davalarda kendi istedikleri gibi çıkmayan davaların hâkimlerini görevden aldılar, görevden aldılar. Yerine kendi istedikleri kararı çıkartacak hâkimleri ve savcıları atadılar ve o kararları çıkarttılar. Şimdi bu darbe yönetimi değil de nedir? Peki meclis mi çıkartıyor yasaları yoksa Cumhurbaşkanı karar ve kararnameleriyle bir kişi mi yürütüyor? Şu anda bir kişinin dediği mi oluyor yoksa meclisin aldığı kararlar mı uygulamaya geçiyor? Bir kişi bir karar alıyor. Varlığını Türk varlığına değil AKP varlığına armağan etmiş başka bir siyasi parti, iktidardaki azınlığı destekleyerek bir kişinin aldığı kararları noter gibi orada oyluyor. Şimdi böyle bir durumda biz demokrasiden, özgürlükten bahsedebilir miyiz? Bu şu andaki uygulama tam bir darbe uygulamasıdır. Her yönüyle bir darbe uygulamasıdır. O yüzden birincisi darbe gelecek mi, gelmeyecek mi tartışmalarını bir tarafa bırakmamız lazım. Darbe şu anda yapılmıştır ve uygulama halindedir. Ne yasama ne yargı kendi başına, özerk, kendi kararlarını alamıyor. Diyorlar ki bakanlar değişecek mi? Kabine değişikliği olacak mı? Şimdi bana, ben biliyorum gelecek bakanların hepsini..... Türkiye Cumhuriyeti'nde bir tek darbeci var. Adı Recep Tayyip ERDOĞAN'dır. Darbe ile yönetiyorsunuz.- Bunun hesabını vermeden Türkiye Cumhuriyetinde onun gidebileceği bir yer olmadığı için, kaçabileceği bir yer olmadığı için Türkiye Cumhuriyetinde yaşanan bu yoksulluğun bu bitmişliğin, tükenmişliğin, bu intiharların, bu annelerin, babaların, şehitlerin hesabını vermeden bir yere kaçamayacağı, gidemeyeceği için ne olursa olsun o koltuğuna yapışmak zorunda. Ama Türk milleti Türkiye Cumhuriyetinde dün ne başardıysa bugün de az önce sizin ifade ettiğiniz gibi kim, tüm diktatörlerin başına gelen onun da başına gelecektir. Galip olan iyiler, galip olan millet, galip olan Cumhuriyet olacaktır. - Bizim yapacağımız tek bir şey var. Bütün bunları onlara seslenip aynı amirallerin dediği gibi, aynı büyük elçilerin dediği gibi, aynı milletvekillerinin dediği gibi, bütün sivil toplum örgütleri, bütün meslek odaları, bütün meslek odaları, Türkiye'de bütün akademisyenler, sizin yaptığınızı, sizin söylediğinizi söyleyerek, konuşarak, anlatarak bu hükumetin bir an önce buradan ayrılmasını sağlamak lazım. Türkiye'nin tek kurtuluşu Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidardan gitmesidir.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Günümüzde medyanın gücünün artması ile medya mensuplarının sorumluluklarının da aynı ölçüde arttığı bir gerçektir. Medya mensuplarının siyasi kişi, kurum ve kuruluşları eleştirmesi, onların söz ve eylemleri hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi tabii bir durumdur. Ancak bu hakları kullanırken kişi, kurum ve kuruluşların haklarının da gözetilmesi gerekmektedir.
Demokratik rejimlerde basın, ifade hürriyetinin geniş kitlelere ulaştırılması ve farklı görüşlerin dile getirilmesinde en etkili araç olarak demokrasinin de teminatıdır. Demokrasi çeşitlilik ve çoğulculuk esasında ilerlerse halk için olur. Çoğulculuğun ve çeşitliliğin birarada var olabilmesinin yegane yolu karşılıklı sınırların çizilmesiyle mümkündür. Sınırların çizilmesi bireylerin tekleştirilmesi, özgürlüklerinin alınması değil bireyin hakkının devletçe kontrol altına alınmasıdır. Buradan hareketle devletin kitle iletişim araçlarını kontrol etmesi toplumsal sözleşmenin gereğinin devletçe yerine getirilmesidir. Kitle iletişim araçları halkın yönelimini ve kültürel birlikteliğini belirleyebilen bir güç olarak demokrasilerde seçimlerin öznesinin ve özneyi kılanın tercihleri üzerinde etkili olduğu gayet açıktır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda, program konuğu tarafından, "Türkiye Cumhuriyeti'nde bir tek darbeci var. Adı Recep Tayyip ERDOĞAN'dır. Darbe ile yönetiyorsunuz.", "Tüm diktatörlerin başına gelen onun da başına gelecektir. Galip olan iyiler, galip olan millet, galip olan Cumhuriyet olacaktır.", "Türkiye'nin tek kurtuluşu Recep Tayyip Erdoğan'ın iktidardan gitmesidir." şeklinde sarf edilen ifadelerin, sorumlu yayıncılık anlayışıyla bağdaşmadığı, yayıncılar canlı yayın gerçekleştirirken yayın sırasında kullanılan ifadelerin dürüst, kişi ve kurumları zedelemeyecek nitelikte olması hususuna özen göstermeli; yayıncılığın kamusal sorumluluk görevi olduğu ve yayınların Basın Meslek İlkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerekliliği unutulmamalıdır. Bu ilkelere göre yayınlarda kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilmemesi gerekmektedir. Burada ele alınan programda da demokrasinin en üst düzey temsil makamı olan Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanlığı Makamı hakkında tam da demokrasinin en büyük karşıtı olan "darbe" kavramı ile ilişkilendirilmesinin hem Cumhurbaşkanı'nın şahsını hem de Cumhurbaşkanlığı makamını eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ve itibarsızlaştırıcı nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; "..., kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %3 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Mart 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 87.552,84 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2021 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 28.238 (yirmisekizbinikiyüzotuzsekiz) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi İlhan TAŞCI’nın karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 21.04.2021 tarih, 2021/16 sayılı toplantısında alınan 15 no.lu karara karşı oy yazısı.
İlhan TAŞCI Şerhidir.


