İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 01.06.2021 tarih ve 868 sayılı yazısına konu HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 26.05.2021 tarihinde saat 22:00’da yayınladığı "Şirin Payzın ile Sözüm Var" isimli program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta, 26.05.2021 tarihinde saat 22:00’da yayınlanan sunuculuğunu Şirin Payzın’ın yaptığı, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 20.05.2021 tarihinde Rize’nin İkizdere ilçesinde yaptığı esnaf ziyareti sırasında bir grup tarafından tepkiyle karşılanması sonrasında AK Partili ve İYİ Partililerin yaşadığı gerginliğin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve diğer parti liderleri tarafından yapılan değerlendirmelerin yorumlandığı "Şirin Payzın ile Sözüm Var" adlı programda, program sunucusu tarafından; “Bu kadar kadına yönelik şiddetin konuşulduğu bir ortamda Cumhurbaşkanı’nın çıkıp bir kadın siyasetçiye şimdilik az dövdüler ama ileride daha fazla da dövebilirler anlamında şiddeti ve dövmeyi önceleyen ve de yücelten bir tavır takınması İstanbul Sözleşmesi’nden de neden çıktığımızı anlatıyor ve üslubun da bu yani şu kadınları da gördük demek ki kadın siyasetçi… Kadınların siyasete bakışı ve sahip çıkmasıyla birtakım baş edilemediği görüldüğü zaman yumruklar konuşsun diyen bir erkek siyasetçiden bahsediyoruz gibi bir durum var, bu boyutu da var yani kadına yönelik şiddettir bu açıklamalar, dipnot düşelim ve Barış’a bırakalım sözü. Bilmiyorum siz bir cümle söylemek ister misiniz?” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Medyanın gücü ne kadar fazlaysa medya mensuplarının sorumluluğunun da o ölçüde arttığını söylemek mümkündür. Muhakkak ki medya mensuplarının halka karşı sorumlulukları bulunan siyasi kişi veya kuruluşları eleştirme ve onların gerçekleştirdikleri eylemler hakkında kamuoyunu bilgilendirme hakkı bulunmaktadır. Ancak bu hak kullanılırken tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerinden ödün verilerek kamuoyunu yanlış yönlendirebilecek yayınlardan sakınılması; kişi, kurum ve kuruluşların haklarının da gözetilmesi gerekmektedir.
Ülkemizin karşılaştığı sorunları çözmede etkili olması gereken kurumlar yerine, olan biteni rekabet ortamı içerisinde, yüzeysel olarak aktarmaya çalışan, asıl amaçları kâr etmek olan iletişim araçları oluşturduğu algıyla güçlenmekte ve sorunların derinleşmesine neden olmaktadır. Siyasi amaçları nihai hedef olarak gören gazeteciler, kendi gerçeklerini yeniden yazarken bambaşka bir görüntü oluşturmada sakınca görmemekte ve taraflı davranabilmektedirler. Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin gazetecilik mesleğiyle ilgili işaret ettiği ahlaki sorumluluk, toplum bilincinin gelişmesini sağlama, haber ve yorumların kişisel yargılar içermemesi ya da gerçekleri çarpıtmaması ve gizlememesi gibi gazeteciliğin topluma borçlu olduğu etik ilkelere uygun davranılmalıdır.
Gazeteciler ve yayıncılar genellikle haberin gerektirdiği bilgi ve sorumluluğu haberin veya yorumlanacak iletinin yapılış aşamalarında araştırma ve yayınlama süreçlerinde nesnel verilere, dengeli habercilik ilkesine değil, hedef kitlenin beklentisine göre şekillendirebilmektedirler. Haberde veya yorumlanan iletide tarafsızlık kavramını uygulayabilmek için tartışılan konuyla ilgili tüm bilgiler aktarılmalı, tartışmalı konularda tarafların görüşleri bildirilmeli, konuyla ilgili güncellenen bir durum varsa ortaya konmalı, haber kaynağının sözleri veya görüntüleri özünü kaybetmeden maddi gerçekliğe dayalı olarak aktarılmalıdır.
Gazeteciler veya yorumcular yayıncılık politikalarıyla zıt yönde yer alan enformasyonu hariç tutarak ya da deforme ederek farklı bakış açılarını dışlamak ve nihayetinde güçlü bir siyasi bakış açısı üretmek ve bu ideolojiye destekçi sağlamak, izleyicinin belirli bir görüş noktasını kabulünü sağlamak düsturuyla hareket edebilmektedir. Yine gazeteciler bir ideolojiye karşı yakınlık veya sempati duyduğundan bazı olguları görmezden gelebilmekte, ideolojiyi temsil eden harekete zarar vereceğini düşündükleri olayları haberleştirmekten kaçınabilmekte veya kısmen ifraz edebilmektedirler.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda, program sunucusu tarafından; “Bu kadar kadına yönelik şiddetin konuşulduğu bir ortamda Cumhurbaşkanı’nın çıkıp bir kadın siyasetçiye şimdilik az dövdüler ama ileride daha fazla da dövebilirler anlamında şiddeti ve dövmeyi önceleyen ve de yücelten bir tavır takınması İstanbul Sözleşmesi’nden de neden çıktığımızı anlatıyor ve üslubun da bu yani şu kadınları da gördük demek ki kadın siyasetçi… Kadınların siyasete bakışı ve sahip çıkmasıyla birtakım baş edilemediği görüldüğü zaman yumruklar konuşsun diyen bir erkek siyasetçiden bahsediyoruz gibi bir durum var, bu boyutu da var yani kadına yönelik şiddettir bu açıklamalar, dipnot düşelim ve Barış’a bırakalım sözü. Bilmiyorum siz bir cümle söylemek ister misiniz?” şeklinde sarf edilen ifadelerle, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmalarının bağlamı dışında bir anlama dönüştürülerek metnin bağlamının tahrip edilmesinin bu kadar açık olmasının izleyicinin verilen mesajı doğru anlama imkanını ortadan kaldırdığı, iki parti liderinin siyasi rakip olmalarından dolayı birbirleri hakkında yaptıkları yorumlar olarak değerlendirilmesi gereken açıklamaların tek taraflı olacak şekilde gösterilmesi amaçlanarak program içerisinde sarf edilen ifadelerin toplumda özgürce kanaat oluşumunu engellemeye yönelik olarak sunulduğu, söz konusu ifadelerde cinsiyeti belirginleştiren, bir cinsiyeti, bir kimliği hedef alan açıklamalar olmadığı hâlde bağlamı değiştirilip izleyicilere kadına şiddet konusuyla ilişkilendirilmesinin tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerinden ödün verilerek kamuoyunu yanlış yönlendirilebilecek nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan; "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %2 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Nisan 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 1.184.520,04 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2021 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 28.238 (yirmisekizbinikiyüzotuzsekiz) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.


