İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 09.08.2021 tarih ve 1086 sayılı yazısına konu KRT logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 03, 04.08.2021 tarihlerinde saat 18:30’da yayınladığı "Ana Haber Bülteni" yayınlarına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; KRT logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından 03, 04.08.2021 tarihlerinde saat 18:30’da yayınlanan, "Ana Haber Bülteni"nin 03.08.2021 tarihli kısımda geçen diyaloglarda; “Aydın Söke'den geldim. Gönüllü olarak geldim. Ben buraya geleli 2 saat oldu. Bir saat önce vardı bir helikopter ve daha şimdi yeni geldi. Başka helikopter yok burda. Hayvanları çıkardık ordan. Yok. Devlet nerede? - Devlet burada. Devleti yönetenler yok. Hepimiz devletiz. Ama devleti yönetenler yok. - Yönetenler geldiği zaman uçak uçmuyor, helikopterler uçmuyor. Emniyetliymiş... Ormanlarımız yansın, hayvanlar yansın, insanlar yandı. Çökertme yandı... Aydın Söke'den gönüllü geldim, malzemelerimle geldim. - Sen gönüllü geldin. Devlet gelemiyor. - Gelemez. İçişleri Bakanı geliyor gönüllü, konuşmaya geliyor. Kahveye konuşmaya geliyor. Başka hiçbir yere gelemez. - ...Konuşmaya geliyor. İş vaadinde bulunuyor buralara. Otel yapacaklar buralara. Turizm Bakanı iş vaadinde bulunuyor. Ayıptır sana ya. Yazıklar olsun sana. Bizim ciğerimiz yanıyor sen kart dağıtıyorsun Turizm Bakanı. Al buna iş bulacağım diyorsun. Nerede bulacaksın işi, nerede? Otel yapmazsan buraya nerede iş bulacaksın?... Diğer bakanlar nerede? Yok mu başka bakan. Turizm Bakanı'ndan başka, İçişleri Bakanı'ndan, Orman Bakanı'ndan başka bakan yok mu? Sesimizi duymuyor mu kimse? Recep Tayyip Erdoğan sarayda çayını kahvesini yudumlasın, sarılsın torunlarına. Halk sarılmış çam ağaçlarına, zeytin ağaçlarına, onlarla beraber yanıyor. Bizim içimiz yanıyor. Onların vicdanı sızlamıyor. Yazıklar olsun size yazıklar olsun.”, saat 18:48:20’de "Türkiye Yangın Kıskacında" başlığı ile verilen haberde yangın bölgesindeki vatandaşların ağlamaları, feryatlarının ekrana getirildiği,”, “Bakan konuşuyor. 1000 sorti yaptılar diyor. Yav 1000 sorti yapılsa bu yangınlar söner Değerli arkadaşlar. Sayın Bakan'ın söylediği gibi eğer 1000 sorti yapılsaydı yangın sönerdi. Hayali sortilerle yangın sönmez. Sayın Bakan hayali sortilerle yangın söneceğini düşünüyor. RTÜK Başkanı yayın yasağı ile yangının söneceğini düşünüyor. Bakan da hayali sortilerle yangının söneceğini düşünüyor....”,
04.08.2021 tarihli Ana Haber Bülteninde ise; "Yangından İnsan Manzaraları" başlığı ile verilen haberde yangın bölgesindeki insanların feryatlarının ekrana getirildiği, haber bülteninde yer alan haber başlıkların da;-Termik Santral Yeniden Tehdit Altında-Antalya 8 Gündür Yanıyor-Muğla'da 7 Noktada Yangın var-Ne Gelen Var Ne Giden, Yangında Kaçarken Boğuluyordu- OGM Ormanlar İçin Adım Atmamış 18:54:02- 5 Yangın Uçağımız Duruyor, CHP Milletvekilleri Türk Hava Kurumu'nun Uçaklarını Görüntüledi -THK'nın Uçaklarına Belediyeler Talip-THK'nın Taşınmazı Satılıyor-Termik Santral Yeniden Tehdit Altında-Uçak Gönderin Feryadı( Muhittin Böcek)- Yangın Haberlerine Sansür İddiası-İspanya Uçakları Havada-Ormanlar Yapılaşmaya mı Açılacak? Muhalefet Turizm Teşvik Kanunundaki Değişikliğe Tepki Gösteriyor-Turizm Teşvik Kanununda değişiklik-Termik santral yeniden tehdit altında” şeklinde ifade ve görüntülere yer verildiği görülmüştür.
Medya hizmet sağlayıcılar haber yayınları ile toplumun haber alma hakkına hizmet ederek önemli bir kamusal görev yerine getirmektedir. Kriz zamanı olarak kabul edeceğimiz, olağanüstü durumlardan olan "Mega Yangın" olarak nitelenen, ülkemizin farklı noktalarında çok sayıda çıkan yangınlar gerek haber gerekse yorum programlarının konusu olmuştur. Ormanlarımız tüm toplumun ortak varlığı olması sebebiyle orman yangınları kamuoyu tarafından yakından takip edilmekte ve bilgi edinilmeye çalışılmaktadır.
Olağanüstü durumlarda kişiler yoğun şekilde endişe, korku ve panik yaşayabilmektedirler. Bu durum bir an önce olan bitenden haberdar olma isteğini ortaya çıkarmaktadır. Kriz dönemlerinde haberler içerik ve görüntü olarak daha ilgi çekici hale gelmektedir. Kriz dönem haberciliği bu nedenle olağan dışı bir habercilik profesyonelliğini gerekli kılmaktadır. Bu dönemlerde haberciliğin toplumsal ruh sağlığını bozmayacak, halkta korku ve paniğe yol açmayacak şekilde yapılması ve sağlıklı bilgilerin zamanında ulaştırılması önem kazanmaktadır. Her olağanüstü olay kendine has bir karakteristik yapıya sahiptir. Buna göre içerisinde bulunulan olağanüstü durum, kişisel ve toplumsal bazda sebep olacağı sonuçlar göz önüne alınarak değerlendirilmeli ve hassas davranılmalıdır.
Kriz döneminde yapılan habercilikte medya, toplumsal sorumluluk anlamında kritik bir görev üstlenmektedir. Bilgiye duyulan toplumsal ihtiyaç ile ticari çıkarlar güdüsü ile yapılacak yayınlar ayrı ayrı bu çerçevenin parçalarıdır. Savaş, doğal afet, terör saldırılarının ekrana getirildiği yayınlar bir kriz yönetimini gerektirmektedir. Bu dönemde aktarılacak herhangi bir bilginin binlerce hatta milyonlarca kişiye ulaşacağı düşünülerek toplumu bir tedirginlik, korku, panik gibi duyguların içerisine iletebileceği ihtimali göz önünde tutulmalıdır. Bu gibi olağanüstü durumlarda yapılan yayınlarda çok daha hassas ve sağduyulu bir bakış açısına sahip olunması gerekmektedir. Gerek bölgede yaşayan halkın gerekse çalışmalara katılanların moral ve motivasyonlarının yüksek tutulması için yayınlarda azami özen gösterilmesi kamusal yayıncılık gereğidir. Kriz zamanlarında doğru, tarafsız ve sağduyulu haber yayıncılığı elzem görülmektedir.
Medya hizmet sağlayıcıların imzalayarak uymayı taahhüt ettikleri "Görsel-İşitsel Yayıncılık Etik İlkeleri" 15’inci maddesinde; "Savaş, terör amaçlı saldırı, doğal afet ve benzeri olağanüstü durumların ortaya çıkardığı kriz zamanlarında sağduyulu ve sorumlu davranmak; toplumda korku ve infial oluşturabilecek yayınlardan kaçınmak" ilkesi kriz zamanlarında yayıncılara nasıl bir yayıncılık anlayışı sergilemeleri gerektiğini hatırlatmaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, İhlale konu yayında, yangına ilişkin verilen haberlerde kamuoyunun devlete olan güvenini sarsacak, halkın moral ve motivasyonunu düşürecek nitelikte olduğu, kamuoyunun bilgi edinme hakkına hizmet etmekten ziyade, sürekli belirli konuların gündemde tutularak algı oluşturulmaya çalışıldığı, yanan orman arazilerinin turizme açılacağı gibi söylemlerin tekrarlanarak manipülatif bir yayıncılık yapıldığı, yangın bölgelerinden yapılan canlı yayınlar ile halkta korku ve endişeye yol açacak görüntülerin ekrana getirildiği, dolayısıyla kamusal sorumluluk anlayışından uzak bir yayıncılık yapıldığı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan, "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur.” ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %2 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Temmuz 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 228.756,86 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2021 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 28.238 (yirmisekizbinikiyüzotuzsekiz) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP’in karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.


