İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 09.08.2021 tarih ve 1094 sayılı yazısına konu KRT logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 03.08.2021 tarihinde saat 20:00’da yayınladığı "Şimdiki Zaman" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; KRT logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından 03.08.2021 tarihinde saat 20:00’da yayınlanan, sunuculuğunu Gürhan Hacır'ın yaptığı, Erol Mütercimler, Serdar Akinan, Barış Yarkadaş, Barış Doster ve Uğur Dündar’ın konuk olarak katıldığı "Şimdiki Zaman" adlı programda, geçen diyaloglarda; “Uğur abi neden uçaklar harekete geçmiyor sizce? Noluyor? Nedir yani, takıldıkları yer neresi? - ... Cumhuriyet'in diğer kurumları gibi, nasıl Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında Cumhuriyet'in dikili ağaçları teker teker satıldılarsa, yerlerinden söküldüler, başka kurumlara döndürüldülerse, Türk Hava Kurumu da benzer bir akıbeti yaşıyor. İnatla, ısrarla Türk Hava Kurumu'nun paralize olmasını, gücünü yitirmesini ve onun yerine başka bir takım kuruluşların kurumların ve yandaşların ihalelerle Türk Hava Kurumu'nun yaptığı işleri üstlenmesine yol açabilecek bir anlayışa sahip bu iktidar. Bunun adını koyalım yani. Türk Hava Kurumu, Cumhuriyet'in güzide kurumlarından biridir ve Adalet ve Kalkınma Partisi'nin hedeflerinden biri haline bu nedenle gelmiştir. - ...Fakat bu Orman Bakanı kadar beceriksizini çok ender gördüm. Beceriksiz. Tarımı bitirdi. Hayvancılığı bitirdi. Sayesinde orman da bitiyor. Ve hala bunun sekreter olarak bu sistemde yerinde tutturuluyor olmuş olması hayret verici bir husustur. - Bi kere, çok açık söyleyeceğim, yöneticilerin vatan sevgisi yok. Vatan sevgisi olan insan o ormanlar orada yandığında efendim benim helikopterim yok, benim uçağım yok. Zaten Türk Hava Kurumu'nun uçakları eskimiş diye pişkin pişkin konuşmaz, ... O Orman Bakanı'nın yüzünde mesela hiçbir acı hissediyor musunuz? Ya bir Orman Bakanı, bir Tarım ve Orman Bakanı 100 binlerce ağaç yandığında bir acı bir duygu, bir öfke belirtmez mi? Ya sanki bir maç izlemiş o maçtan çıkmış gelmiş, maçla ilgili yorum yapıyor Orman Bakanı. Hissetmiyor, içinde öyle bir duygu yok adamın. AKP kabinesinde de öyle bir duygu yok... Bir AKP'li Bakan'ın yüzünde bir tane ifade gördünüz mü? İçişleri Bakanı çıkıp diyor ki: "Elimle mi söndüreceğim?" Orman Bakanı diyor ki: "Ben zaten bütün uçakları kabul etmiyorum, kalabalık yapıyorlar." diyor. AKP'li Belediye Başkanı çıkıp diyor ki: "O kadar güzel evler yapacağız ki, evi yanmayanlar da diyecek ki keşke benim evim de yansaydı da TOKİ gelip bana da ev yapsaydı." Ya ben hayatımda böyle bir pişkinlik, böyle bir vurdumduymazlık, böyle bir beceriksizlik, böyle bir liyakatsizlik görmedim. Görmedim arkadaş! Marmaris yanıyor. Umurlarında değil. Umurlarında değil. - Ama siz otel sahibi olan turizmciyi Bakanlığın başına getirirsen, tüccarı tarımın bilmem neyin başına getirirsen kardeşim, her şeyi öldürürsün. Her şeyi. Okul sahibini eğitim bakanı yaparsan.- Hastane sahibini Sağlık Bakanı. ...- Şimdi büyük bir rezaletin içindeyiz. Büyük bir skandallar zincirinin içindeyiz. Türkiye Cumhuriyeti'nin kurumlarına olan düşmanlıklarını, o kurumlara olan kinlerini adeta kustular. En başta da Türk Hava Kurumu'nu iş yapamaz hale getirdiler. - Ormanlarımız sadece yanarak yok olmadı. Ormanlarımız AKP'nin politikaları yüzünden yok oldu. Bugün temiz hava alamıyoruz, bugün içecek bir bardak su bulamıyoruz. Bakın söylüyorum içecek bir bardak su bulamayacağımız günler kapıda. Ama ne bunu görebilen bir iktidar var ne buna karşı önlem alan bir iktidar var. ... Benim vergilerim ile eğer uçak almıyorsan ve çıkıp bunu da pişkin pişkin bizim elimizde zaten orman yangınını söndürecek uçak filosu yok diyorsan, senin bu aptalca politikaların yüzünden orman işçiliği ortadan kaldırılmışsa, senin bu aptalca politikaların yüzünden orman köylülüğü yok edilmişse, eskiden yangınlar çıktığında ilk müdahale eden orman köylüleri bu köylerden bu ormanların etrafından göç politikaları ile boşaltılmışsa, orman işçilerinin eğitimine ara vermişsen ya da aldığın orman işçilerini hala partizanca AKP genel merkezinden giden listelerle oluşturuyorsan sen bu ülkeyi yönetemezsin kardeşim. Senin bu ülkeyi yönetemediğini bir kez daha görüyoruz. 7 gündür Türkiye cayır cayır yanıyor. 7 gündür ortada devlet yok. 7 gündür ortada hükûmet yok. 7 gündür sadece hamaset var. Sadece devletimizi aciz göstermeyin söylemleri var. Yav kardeşim sen yangını söndüremiyorsan acizsin, kardeşim acizsin! Acizsin!...” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Medya hizmet sağlayıcılar, haber yayınları ile toplumun haber alma hakkına hizmet ederek önemli bir kamusal görev yerine getirmektedir. Kriz zamanı olarak kabul edeceğimiz, olağanüstü durumlardan olan "Mega Yangın" olarak nitelenen, ülkemizin farklı noktalarında çok sayıda çıkan yangınlar gerek haber gerekse yorum programlarının konusu olmuştur. Ormanlarımız tüm toplumun ortak varlığı olması sebebiyle orman yangınları kamuoyu tarafından yakından takip edilmekte ve bilgi edinilmeye çalışılmaktadır. Gerek bölgede yaşayan halkın gerekse çalışmalara katılanların moral ve motivasyonlarının yüksek tutulması için yayınlarda azami özen gösterilmesi kamusal yayıncılık gereğidir. Kriz zamanlarında doğru, tarafsız ve sağduyulu haber yayıncılığı elzem görülmektedir.
Görevlerinden biri de halkı bilgilendirmek olan yayın kuruluşlarının, yorum programlarında eleştirilere yer vermesi son derece doğaldır. Medya mensuplarının görüşlerini herhangi bir baskı altında kalmadan açık bir şekilde ifade etmesi, birtakım kişi veya kuruluşları eleştirmesi ve onların gerçekleştirdikleri eylemler hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi basın özgürlüğü anlamında son derece önemlidir. Ancak, şüphesiz bu hak, sınırsız ve kontrolsüz bir eleştiriyi beraberinde getirmemeli, yasa ve ahlak kuralları içerisinde çizilen bazı sınırlar yardımıyla kamuoyunun doğru ve objektif bir şekilde bilgilendirilmesine katkı sağlamak amacıyla kullanılmalıdır. Ayrıca kişi, kurum ve kuruluşların haklarının da gözetilmesi gerekmektedir.
AİHM'nin Lingens Avusturya içtihadında da belirtildiği üzere, ifade özgürlüğü demokratik bir toplumun asli temellerindendir. Bu, toplumun ilerlemesinin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşullarından birini oluşturur. Basının görevi, kamu yararını ilgilendiren başka alanlarda olduğu gibi siyasi konularda da bilgi ve fikirleri açıklamaktır. Buna karsın, AİHM'nin Times Newspapers Limited No:1-2 Birleşik Krallık kararında belirtildiği üzere, Sözleşmenin 10. maddesi, basının halkın yararına olan ciddi meseleleri işlemesinin söz konusu olduğu durumlarda dahi, hiçbir sınırlama içermeyen bir ifade özgürlüğünü güvenceye almaz. Bu maddenin 2. fıkrası uyarınca, basın ifade özgürlüğünü kullanırken, görev ve sorumluluklarına uygun davranmak durumundadır. Bu görev ve sorumluluklar, görülmekte olan davada olduğu gibi, basının yayımladığı haberlerin kişilerin şeref ve hakları üzerinde ağır etkiler yaratma riski taşıdığı durumlarda, özellikle önem arz etmektedir. Diğer yandan Sözleşmenin 10. maddesinin gazetecilere sunduğu koruma, gerçeğe uygun ve sorumlu bir gazeteciliğin gerektirdiği ilkeleri gözeten, güvenilir haberler sunacak biçimde iyi niyetle hareket etme şartına bağlıdır. Yine AİHM'nin birçok kararında da, kamu kurumları ve yayın kuruluşlarınca, kişiler hakkında yapılan yayınlarda masumiyet karinesinin ihlal edilmemesi ve bu ilkenin de sıkı bir şekilde korunması gerektiği vurgulanmıştır.
Medya hizmet sağlayıcıların imzalayarak uymayı taahhüt ettikleri "Görsel-İşitsel Yayıncılık Etik İlkeleri" 15’inci maddesinde; "Savaş, terör amaçlı saldırı, doğal afet ve benzeri olağanüstü durumların ortaya çıkardığı kriz zamanlarında sağduyulu ve sorumlu davranmak; toplumda korku ve infial oluşturabilecek yayınlardan kaçınmak" ilkesi kriz zamanlarında yayıncılara nasıl bir yayıncılık anlayışı sergilemeleri gerektiğini hatırlatmaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, İhlale konu yayında, yapılan yorumlarda kamuoyunun devlete olan güvenini sarsacak, halkın moral ve motivasyonunu düşürecek nitelikte olduğu, kamuoyunun bilgi edinme hakkına hizmet etmekten ziyade, sürekli belirli konuların gündemde tutularak algı oluşturulmaya çalışıldığı, kişi ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde, küçük düşürücü, itibarsızlaştıracak nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; "..., kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %2 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Temmuz 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 228.756,86 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2021 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 28.238 (yirmisekizbinikiyüzotuzsekiz) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP’in karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.


