İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 03.09.2021 tarih ve 1122 sayılı yazısına konu FOX logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 14.07.2021, 02.09.2021 tarihinde 16:18, 16:30 saatlerinde yayınlanan "Fulya ile Umudun Olsun" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
FOX logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun, 14.07.2021, 02.09.2021 tarihinde 16:18, 16:30 saatlerinde canlı olarak "7 Yaş ve Üzeri" ve "Olumsuz Örnek Oluşturabilecek Davranışlar" koruyucu sembolleri ile yayınlanan sunuculuğunu Fulya Öztürk'ün yaptığı "Fulya ile Umudun Olsun" adlı programın, 14.07.2021 tarihinde yayınlanan bölümde; "Beni buraya getiren, mağdur duruma düşüren kendisi. Sözleri verdi kendisi tutmadı. Siktir ol git sen burada işin ne dedi, kimse ondan zorla bir şey almadı.",
02.09.2021 tarihli yayında geçen diyaloglarda ise; “(...) Sen 2016 yılında Muharrem'in askerlik arkadaşı Necati ile mi beraberdin? Yani önce sen mi aldattın eşini?... Neden vardı? İlgi görmüyordum ben bundan, ne sevgi görüyordum ne ailesinden bir şey görüyordum.... Niye sen Necati'ye baktın? Ne oldu? Sevdin mi böyle birbirinizden çok mu hoşlandınız, ne oldu Zarina?... Nasıl ilgi gösteriyordu sana, ne yapıyordu, çiçek mi yolluyordu eve? Yoksa gizli gizli bir yerde buluşup işte çok güzelsin Zarina, çok zarifsin Zarina falan mı diyordu? Yani nasıl etkiledi seni Necati?... Kadın olduğumu hissettim. Ben hiçbir zaman kadın olmadım ki bunun yanında. E-Nabız'dan çıkarabilirsiniz, ben geldiğimden ağrı kesici kullandım hep.- Yani şöyle mi, her anlamda mı diyorsun, yani her anlamda mı?- Sadece cinsellik olarak değil, ilgi gördüm ben, sevgi gördüm.- Hediyeler alıyordu, seni çok seviyorum çok güzel bir kadınsın, öyle mi diyordu? Yani nasıl, anlat biraz. Hı? ... Cinsel organını çekip başkalarına gönderiyordu.- Evet, parayla parayla şey yapıyordu gidiyordu. Arkadaşlarına şey yapıyordu. ... İkinci çocuğum Necati'den, bunun değil.- Ne?- Evet, size söyleyebilirim. DNA Testi de istiyorum, DNA testi de yapabilirsiniz.- Bir dakika, Senin götürdüğün beş yaşındaki çocuk kimden?- Necati'den.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Toplumsal değerler, belli bir toplumda meydana gelen ve genel kabul gören düşünce ve normları yansıtan ölçütlerdir. Aile, din, hukuk, eğitim, ekonomi gibi kurumlar toplumsal değerlerin etkisi altında şekillenir. Toplumsal değerler, toplumsal yapı ve düzenin devamlılığı için çok önem arz eder. İnsan yaradılışı gereği sosyal bir varlıktır ve insan için toplumsal hayat ne kadar önemli ve gerekliyse bir toplum için de o toplumun çekirdeğini oluşturan aile o kadar önemlidir. Aile toplumlarda kültürün, insani değerlerin ve tarihi sürekliliğin koruyucusu ve aktarıcısıdır. Türk toplumu geçmişten bu yana aile değerlerine verdiği önem sayesinde gelişimini sürdürmüş ve kültürel kimliğini korumayı başarmıştır. Aile; çocuk, genç, yetişkin, yaşlı, erkek veya kadın herkes için en doğal ve temel sığınaktır. Fertler, toplumsal hayata ilk olarak ailede hazırlanırlar, dinini, inancını, ahlak, edep, saygı, sevgiyi önce ailede öğrenirler. Aile kurumunun toplumun en doğal ve temel birimi olup toplum ve devlet tarafından korunma hakkına sahip olduğu hususu, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 16 ncı maddesi başta olmak üzere, evrensel düzeyde kabul gören birçok insan hakları metninde yer almaktadır. Anayasamızın 41 nci maddesine göre de "Aile, Türk toplumunun temelidir." Sadece mevzuat bağlamında değil değerler hiyerarşimizde de ailenin korunması ve aile bağlarına ihtimam gösterilmesi en üst sıralarda yer almaktadır. Toplumun önemli bir parçası olarak aile, üstlendiği rol gereği ve yerine getirdiği işlevleriyle geçmişten günümüze hemen her toplumun karakteristiğini yansıtmaktadır. Milletin ayırıcı vasıflarını, değer yargılarını, inanç ve düşünce kalıplarını bünyesinde barındıran, bu değer ve düşünce kalıplarının aktarılmasını ve kuşaklar arası bağın sürdürülmesini sağlayan aile, kendinde içkin olan bir değere sahiptir.
Bununla birlikte, gündelik hayatta yaşanan tüm konular kitle iletişim araçları ile geniş kitlelere ulaştırılarak görünür, bilinir ve tartışılır hâle getirilmektedir. Genel olarak kamuoyunu ilgilendiren bu süreçte ise bilgi aktarımı yapılırken bireylerin bilgilendirilmesi ve de belirli düzeyde yaygın bilinç oluşturulması yayın kuruluşları tarafından hedeflenmektedir. Mikro ölçekte aileyi, makro ölçekte ise toplumu ilgilendiren problemler ele alınırken programda kendini ifade etme imkânı verilen kişiler çeşitli mahrem konuları stüdyo ortamından tüm ülkenin gündemine taşınabilecek şekilde iddia, içerik ve ayrıntılı tasvirler ile gözler önüne sermektedir. Herhangi bir çözüme ya da sonuca kavuşturmadan bir tür kurgusallık içinde katılımcıların hayatları birer seyirlik nesneye dönüştürülmektedir.
Medya tarafından izlenme kaygısı ile aile değerlerini zedeleyen içeriklerin gösterimi, evlilik ve aile kurumunun olumsuz temsili, aileyi ve dolayısıyla toplumu olumsuz yönde etkilemektedir. Aile kavramı zaman içerisinde dönüşüme uğramışsa da ailenin korunması, ülkemiz için hâlâ en önemli ilkelerden biridir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda, "Sen 2016 yılında Muharrem'in askerlik arkadaşı Necati ile mi beraberdin? Yani önce sen mi aldattın eşini?", "Niye sen Necati'ye baktın? Ne oldu? Sevdin mi böyle birbirinizden çok mu hoşlandınız, ne oldu Zarina?", "Kadın olduğumu hissettim. Ben hiçbir zaman kadın olmadım ki bunun yanında.", "Cinsel organını çekip başkalarına gönderiyordu.", "Evet, parayla parayla şey yapıyordu gidiyordu.", "İkinci çocuğum Necati'den, bunun değil." şeklinde sarf edilen ifadelerin, Türk aile kurumunun saygınlığına zarar verecek ve gayriahlaki ilişkileri meşrulaştıracak bir mahiyet arz ettiği ortadadır. Bilindiği gibi aile, bireylerin kendilerini güvende hissettikleri sevgi ve saygı temelinde var olan bir kurumdur. Bu programda ise aile bireylerinin birbirine karşı olan davranışları toplumun aile kavramına atfettiği güven, sevgi, saygı gibi kavramlarla anlam bulan değere zarar verecek ve aile üyelerine karşı olumsuz davranışları kanıksatacak bir içeriğe sahiptir. Yayıncı kuruluş söz konusu programda aile üyelerinin birbirlerine karşı sergiledikleri olumsuz davranışların tek tek anlatılmasına aracılık ettiğinden bu durumun aile mefhumunun kapsadığı değerlerin erozyona uğramasına ve aile üyelerinin birbirlerine yönelik olumsuz davranışlarının toplumda kanıksanarak bu türden topluma zarar verici nitelikteki durumların normalleşmesine yol açabileceği, dolayısıyla mezkur yayının, Türk aile yapısına, genel ahlaka ve manevi değerlerimize aykırılık içerdiği, televizyon programlarında bu tarz konuların görülme sıklığı arttıkça; toplumun bu ilişkileri normalleştirmesine, duyarsızlaşmasına ve toplumsal değerlerin yozlaşmasına neden olacağı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle söz konusu yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Anılan yayın kuruluşu hakkında;
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti, anılan madde ile korunmak istenen kamusal menfaat göz önünde bulundurularak, %2 oranında idari para cezası uygulanmasına karar verilmesi takdir edilmiştir.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan; “Toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz.” ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ağustos 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 32.688.159,11 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 653.763,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir...” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ile İlhan TAŞÇI’nın karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 07.09.2021 tarih, 2021/35 sayılı toplantısında alınan 17 No’lu karara karşı oy yazısı.
İlhan TAŞCI Şerhidir.


