İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 03.09.2021 tarih ve 1124 sayılı yazısına konu KANAL D logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 27.08.2021, 30.08.2021, 31.08.2021, 01.09.2021 tarihlerinde saat 16:00’da yayınlanan "Ece Üner İle Susma" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
KANAL D logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun, 27.08.2021, 30.08.2021, 31.08.2021, 01.09.2021 tarihlerinde saat 16:00’da canlı olarak "7 Yaş ve Üzeri", "Şiddet ve Korku" ve "Olumsuz Örnek Oluşturabilecek Davranışlar" koruyucu sembolleri ile yayınlanan sunuculuğunu Ece ÜNER'in yaptığı "Ece Üner ile Susma" adlı programın,
27.08.2021 tarihli bölümünde geçen diyaloglarda; “(...) Şimdi bugün bütün Türkiye'yi ayağa kaldıracak bir iddia ve bir hikâye ile başlayacağız. Ben bu olayı ilk duyduğum zaman tüylerim diken diken oldu. ... Ve her saniyesinde, duyduğum andan şu ana kadar, inşallah doğru değildir, inşallah bu gerçek değildir diyorum kendi kendime. ... Öyle şeyler anlatıyor ki bir taraftan da inanmamak elde değil. ...- Eşimle babam, yani öz babam, gördüm zaten şoka girdim.- Yani siz bunu gözünüzle gördünüz öyle mi? ... Nasıl oldu anlatsanıza? - Eşimle babam, yakaladım aynı şekilde. Gördüm. hâlâ daha şoktayım, nasıl oldu bilmiyorum yani, eşime söyledim bu nedir? Eşim inkâr etti sonra darp ettim, eşime vurdum. Eşim her şeyi açıkladı. Yaklaşık, ben askerdeyken, yaklaşık 20 yıl önce berabermiş. Yani ben vatani görevi yaparken bunlar bu ilişkiye devam etmişler. ... Korkunç bir şey… Nasıl oldu? O güne dönelim. ...- Ben şoka girmeseydim, inan ki ikisi de kurtulamazdı elimden.... Karınızı ertesi gün darp ettiniz ve hapse girdiniz değil mi bu yüzden? Ama o tartışma sırasında karınız size bir şey söylüyor? ...Diyor ki; beş çocukları var, iki çocuk da babandan, diyor. Eşi bir de kavga sırasında bunu söylüyor. - Siz nesebin reddi davası açtınız mı?- Açtım hocam. - Şimdi, bir kere daha söyleyelim. Yani ben inanın, içim çekildi, hakikaten böyle artık tansiyonum oynadı bunu duyunca ama hâlâ iddia demek durumundayız bununla ilgili, yani Adnan Bey’in iddiaları, gerçi bu iddialar ile ilgili mahkemeye de başvurmuş kendisi. …- Peki başka kardeşlerinizin eşlerine böyle bir şey yapmış mı? - Bilmiyorum Hocam, başka kimseye iftira atmak istemiyorum. Görmediğim için bir şey diyemem. - Şimdi belki o da çıkacak. Bilmiyoruz ki! Belki o da çıkacak, bilmiyoruz. …- Gerçekse biz Adnan Bey’e hem hukuki anlamda hem de DNA testi için hem de psikolojik danışmanlık her türlü desteği vereceğiz, onu söyleyelim.... Artı DNA testi konusunda yardımcı da olacağız, bu meselenin ortaya çıkması konusunda. - Yani, bütün bu şeylerde biz sana destek olacağız, iddiaların ispatı konusunda, hepsi konusunda.
30.08.2021 tarihli bölümde geçen diyaloglarda; “Hakikaten tüyler ürperten, insanın tüylerini diken diken eden, duyduğunda inanmak istemediği bir konu. Cuma günü Adnan geldi dedi ki benim çocuklarımın babamdan olduğuna inanıyorum ve DNA testi istiyorum dedi hâlâ da bu iddiasının arkasında, değil mi Adnan ?...- Evet, peki şimdi aslında burada bir mesele daha var. Hiçbir şey aslında göründüğü gibi değil. Bazen kahramanlar karşımıza hain olarak çıkıyor bazen hainler kahraman olarak çıkıyor bazen mağdurlar hain olarak çıkıyor bazen hainler mağdur olarak çıkıyor. O yüzden hiçbir şey göründüğü gibi değil. Bu meselede de diğer meselelerdeki gibi taraflarla konuşacağız. ...- Ama şimdi sen bak burada okutacağım çünkü RTÜK'ün bazı kuralları var, o kurallar gereği biz burada bazı şeyleri söyleyemeyiz, okuyamayız, paylaşamayız da. ... Korkunç bir iddia Ayşegül ile ilgili o yüzden söyleyemiyorum ben. - Adnan sen bize Cuma günü geldin ve dedin ki benim aslında eşim ve babam berabermiş. Ben bunu geçen sene babam bize misafirliğe geldiğinde gözümle gördüm. Onları birlikte yakaladım. Ondan sonra ertesi gün burada hiçbir şekilde tasvip etmeyeceğimiz şekilde şiddet uyguladım eşime orada öğrendim ki iki çocuğum babamdanmış, beş çocuğum için de DNA testi istiyorum dedin. - Ben hep işte buna karşıyım. Yani rezil olacak işler oluyor da ondan sonra bu konuşulunca rezil etmek oluyor. Olurken ne oluyor? O zaman ahlak nerede? Onun için bunları konuşacağız ve bunları düzelteceğiz, çözeceğiz. ...- Peki yani dediğim gibi bunun anlaşılması için hepsinin aynı anda burada olabilmesi lazım ve kan vermesi gerekiyor ki biz bu DNA testini sonuçlandıralım. Öyle tek başına babanın gidip Gebze' de kan vermesi yetmiyor. Ama öncesinde iddiaların odağındaki isimleri de tek tek dinlememiz gerekiyor. Çünkü bu çok büyük bir iddia. Dediğimiz gibi geçen sene öğreniyorum ki babam bize geldiğinde gece ikide ışıklar yanıyor, gidiyorum bakıyorum babamla eşim beraber diyor Adnan. Çocuklarım için DNA testi istiyorum diyor. Çok çok büyük iddialar var. İddia içinde iddia var bu arada böyle matruşka bebekleri gibi çıkıyor. Yarın devam edeceğiz ve bütün tarafları da mutlaka yayınımıza bekliyoruz...”, "Adnan'ın 5 Çocuğunun Babası Kim?", "Adnan'ın Türkiye'yi Sarsan İddiaları Doğru Mu?", "Adnan Para İçin Babasına İftira mı Atıyor?" Adnan Her Şeyi Önceden Biliyor Muydu?", "Kimin İddiaları Doğru Adnan'ın mı Ailesinin mi?", "DNA Testiyle Her Şey Ortaya Çıkacak", "Adnan'ın Ardından Kardeşinden Sarsıcı İddialar", "İddiaların Odağındaki Baldız Canlı Yayında", "Türkiye'yi Sarsan Olayda Peş Peşe Şok İddialar", "Gündeme Bomba Gibi Düşen İddialar! Kim Doğruyu Söylüyor?"
31.08.2021 tarihli bölümde geçen diyaloglarda; “... Biliyorsunuz Cuma günü Adnan K. (soy isim Ece Üner tarafından açıkça söyleniyor) geldi ve dedi ki çocuklarım babamdan, DNA testi istiyorum. Türkiye'yi sarsan bu olayın taraflarıyla bugün konuşmaya devam edeceğiz. İddialar hep büyük büyük ve olayın taraflarının yeni söyleyecekleri var ve bambaşka iddialara da gebe konu. ..., ...Susmasın, gelsin biz ona sahip çıkacağız. Ayşegül beni duyuyorsundur diye tahmin ediyorum şu anda. Bunca yıldır verdiğin ifadelerden, ikrarından şundan bundan anlıyorum ki sen çok ağır baskı altında imişsin. Öyleyse gel burada konuş, anlat.”, "Skandal İddia: Eşimi Babamla Yakaladım", "Türkiye'yi Sarsan Olayda Büyük Yüzleşme", "DNA Testi Yapılacak mı?", "Korkunç Olay 20 Yıldır Sürüyor muydu?", "Çocuklar Babamdansa Karım Üvey Annem mi Oluyor?", "Şimdi Çocuklarım Kardeşim Eşim de Üvey Annem mi Olacak?"
01.09.2021 tarihli bölümünde geçen diyaloglarda ise ;“Günlerdir konuştuğumuz mesele. Adnan K. (soy isim Ece Üner tarafından açıkça söyleniyor) buraya geldi ve dedi ki ben eşimin babamla birlikte olduğunu, üstelik bunun da 20 yıldır devam ettiğini öğrendim. 5 çocuğum için de DNA testi istiyorum çünkü bu çocukların benden değil babamdan olduğunu düşünüyorum dedi. Bu korkunç iddia Türkiye'nin gündemine bomba gibi oturdu. Tabi bu iddianın odağında bir isim var, o isim Ayşegül. Bütün iddiaların odağındaki isim Ayşegül bugün burada stüdyomuzda ve biz bugün Ayşegül'ü dinleyeceğiz. O da artık susmayacak, Ayşegül hoş geldin. - Yavaş yavaş anlat Ayşegül, daha sakin anlat, daha da iyi anlayalım. Haklısın ama işte onları anlattıkça rahatlayacaksın, anlattıkça, içini boşalttıkça rahatlayacaksın...- Adnan K.'nın (soy isim Ece Üner tarafından açıkça söyleniyor) iddialarının odağındaki isimler bir tanesi aslında babamla 20 yıldır birliktelermiş dediği eşi Ayşegül bugün burada olayı tüm detayları ile bizimle paylaşıyor. Biraz sonra da DNA testi için İstanbul'a gelen baba İsmet'le konuşacağız. Az sonra bakalım o neler söyleyecek bize. Şimdi Ayşegül ben seni dinlemeye devam etmek istiyorum ve tekrar o güne dönmek istiyorum. Şimdi o gün geldi, sen benim yanıma yat dedi ben kabul etmedim. O sırada ben gece uyuyordum o sırada birkaç kere, onu da anlayamadım bu arada o detayın bir anlamı mı var? -Şimdi biz ne yapıyoruz biliyor musun, yarın biz topluca Ayşegül'ü, Adnan'ı, İsmet'i ve çocukları hep birlikte DNA testine yolluyoruz. İlk işimiz bu. Ondan sonra çıkacak ortaya zaten her şey...”, "Ben Duvara Doğru Kaçtıkça Üzerime Doğru Geliyordu", "Skandalın Detayları... 20 Yıl Önce Neler Yaşandı?", "Türkiye'yi Ayağa Kaldıran Olayda Şok İddialar Gelmeye Devam Ediyor!", "Türkiye'yi Sarsan Skandalda Büyük Yüzleşme" şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Aile kurumu bireyin sosyalleşmesi, güven kazanması, kişiliğinin şekillenmesi ve kültürel kimliğini içselleştirmesi konusunda en önemli toplumsal unsurdur. Aile ayrıca, toplumsal değerlerimizin ve kültürel kodlarımızın sürekliliğini ve bunların benimsetilmesini ve nesilden nesile aktarılmasını sağlamaktadır. Bu bağlamda, aile toplum için vazgeçilmez bir önem arz etmektedir. Aile kavramının içinin boşaltılması sonucu temel fonksiyonlarını yerine getiremeyen ailelerin, o toplumun içten içe zayıflamasına ve sonunda bütün toplumun etkileneceği bir toplumsal savrulmanın oluşmasına neden olacağı açıktır. Unutmamak gerekir ki güçlü ve sağlıklı bir toplum ancak güçlü ve sağlam temeller üzerine oturtulmuş aileler ile mümkün olacaktır. Bu nitelikteki yayın içerikleri incelendiğinde aile kurumunun itibarsızlaştırıldığı ve toplumun yozlaştırıldığı düşünülmektedir. Bu açıdan aile kurumunun zayıflaması genel olarak değerlendirildiğinde toplumun da zayıflaması ve dönüşmesi anlamına gelmektedir.
Mahremiyet, bireye özgü olması nedeniyle bireyin özel yaşam alanı, kişisel gizliliği olarak da ifade edilmektedir. Kavram, yalnız kalma ya da bırakılma hakkını ve kişisel yaşam ile bilgilere dair ayrıntıların kimlerle paylaşabileceğini de içerir. Özel hayat; kişinin güven duyduğu kimselerle paylaştığı, öteki tüm kişilerin bilgisinden uzak tuttuğu ve başkaları tarafından öğrenilmesini istemediği “giz alanı” ve kişinin giz alanına dahil olmayan fakat ailesi, yakınları ve arkadaşları gibi kendisine yakın kişilerle paylaştığı ve bunun dışındaki kişilere gizli kalmasını istediği “özel alanı” da içeren daha geniş bir kavramdır. Aslında kişinin kimliği, onur ve şöhreti, kişisel verileri, psikolojik ve fiziksel bütünlüğü, ayrıca cinsel hayatı bir bütün olarak özel hayatı yani mahremiyetini oluşturan ögelerdir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne göre; isim, cinsel kimlik, etnik kimlik, yaşam biçimi ve görüntü kişinin kimliğini belirler ve özel hayatın parçaları içerisinde yer alır. Tüm bunlar düşünüldüğünde, söz konusu programda konuklar için sözde güvenli bir ortam yaratılmakta ve konuklar ekranda dile getirmemeleri gereken şeyleri aktararak bu şekilde hem kendilerine, hem topluma ve toplum değerlerine zarar verebilmektedirler.
Toplumsal değerler, belli bir toplumda meydana gelen ve genel kabul gören düşünce ve normları yansıtan ölçütlerdir. Aile, din, hukuk, eğitim, ekonomi gibi kurumlar toplumsal değerlerin etkisi altında şekillenir. Toplumsal değerler, toplumsal yapı ve düzenin devamlılığı için çok önem arz eder. İnsan yaradılışı gereği sosyal bir varlıktır ve insan için toplumsal hayat ne kadar önemli ve gerekliyse bir toplum için de o toplumun çekirdeğini oluşturan aile o kadar önemlidir. Aile toplumlarda kültürün, insani değerlerin ve tarihi sürekliliğin koruyucusu ve aktarıcısıdır. Türk toplumu geçmişten bu yana aile değerlerine verdiği önem sayesinde gelişimini sürdürmüş ve kültürel kimliğini korumayı başarmıştır. Medya da toplumsal değerlerin aktarımı, paylaşımı, değişimi ve yeniden üretimi konusunda önemli bir araçtır. Ancak zamanla toplumsal değişimlerle beraber aile değerlerinde de birtakım değişimler meydana gelmektedir. Özellikle kitle iletişim araçlarının aile değerlerini göz ardı etmesiyle birlikte ahlaki ve kültürel yozlaşmalar yaşanmaktadır.
Bunula birlikte, gündelik hayatta yaşanan bütün konular kitle iletişim araçları ile geniş kitlelere ulaştırılarak görünür, bilinir ve tartışılır hâle getirilmektedir. Genel olarak kamuoyunu ilgilendiren bu süreçte ise bilgi aktarımı yapılırken bireylerin bilgilendirilmesi ve de belirli düzeyde yaygın bilinç oluşturulması yayın kuruluşları tarafından hedeflenmektedir. Mikro ölçekte aileyi, makro ölçekte ise toplumu ilgilendiren problemler ele alınırken programda kendini ifade etme imkânı verilen kişiler çeşitli mahrem konuları stüdyo ortamından tüm ülkenin gündemine taşınabilecek şekilde iddia, içerik ve ayrıntılı tasvirler ile gözler önüne sermektedir. Herhangi bir çözüme ya da sonuca kavuşturmadan bir tür kurgusallık içinde katılımcıların hayatları birer seyirlik nesneye dönüştürülmektedir.
Medya tarafından izlenme kaygısı ile aile değerlerini zedeleyen içeriklerin gösterimi, evlilik ve aile kurumunun olumsuz temsili, aileyi ve dolayısıyla toplumu olumsuz yönde etkilemektedir. Aile kavramı zaman içerisinde dönüşüme uğramışsa da ailenin korunması, ülkemiz için hâlâ en önemli ilkelerden biridir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda, "Adnan'ın 5 Çocuğunun Babası Kim?", "DNA Testiyle Her Şey Ortaya Çıkacak", "Şimdi Çocuklarım Kardeşim Eşim de Üvey Annem mi Olacak?" vb. şeklinde yazılı ve sözlü ifadelerle, Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde mahkemelerde görülmesi gereken bir ihtilafın, ekranlar aracılıyla ve sunucunun abartılı tepkileri eşliğinde bir reality show kapsamında 5 çocuğun babasının kim olduğunun irdelenmesi, programa katılan herkesin özel hayatlarının en ince ayrıntılarına varacak kadar ifşa ettirilmesi, katılımcıların birbirlerine iddia ve isnatları, adı geçen herkesin sanki programa katılmaz ise iddialar doğrulanmış kabul edilecek şekilde psikolojik olarak programa çıkmaya zorlanması sadece hukuki değil aynı zamanda vicdani ve ahlaki olarak da izahı olmayan bir yayın anlayışıdır. Yayıncı kuruluş söz konusu programda, aile üyelerinin birbirlerine karşı sergiledikleri olumsuz davranışların tek tek anlatılmasına aracılık ettiğinden bu durumun aile mefhumunun kapsadığı değerlerin erozyona uğramasına ve aile üyelerinin birbirine yönelik olumsuz davranışlarının toplumda kanıksanarak bu türden topluma zarar verici nitelikteki durumların normalleşmesine yol açabileceği, dolayısıyla mezkur yayının, Türk aile yapısına, genel ahlaka ve manevi değerlerimize aykırılık içerdiği, televizyon programlarında bu tarz konuların görülme sıklığı arttıkça; toplumun bu ilişkileri normalleştirmesine, duyarsızlaşmasına ve toplumsal değerlerin yozlaşmasına neden olacağı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle söz konusu yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Anılan yayın kuruluşu hakkında;
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti, anılan madde ile korunmak istenen kamusal menfaat göz önünde bulundurularak, %2 oranında idari para cezası uygulanmasına karar verilmesi takdir edilmiştir.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde yer alan; “Toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz.” ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ağustos 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 24.750.161,20 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde iki oranı (%2) 495.003,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir...” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ile İlhan TAŞÇI’nın karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 07.09.2021 tarih, 2021/35 sayılı toplantısında alınan 19 No’lu karara karşı oy yazısı.
İlhan TAŞCI Şerhidir.


