İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 03.09.2021 tarih ve 1252 sayılı yazısına konu HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 27.08.2021 tarihinde saat 20:00’da yayınladığı "Perdenin Önü Arkası" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; HALK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 27.08.2021 tarihinde saat 20:00’da canlı olarak yayınlanan, sunuculuğunu Özlem Gürses'in yaptığı, İpek Özbey, İsmail Saymaz ve Hakan Çelenk’in konuk olarak katıldığı, "Perdenin Önü Arkası" adlı programda, geçen diyaloglarda; “(...) Utanç verici, rezil kadının teki, rezil, edepsiz, saygısız yani daha fazlasını da söylemek istiyorum ama şimdilik bu kadarla bırakayım. Yani kendisine nasılsınız...- Hiç yakıştı mı bizim toplumsal değerlerimize falan sen daha önce böyle bir şey...- Bunlara yakışıyor işte , bunlara yakışıyor, bunlara yakışmaz mı bunlara? Tam böyle bir... Bunlar edepesiz ve utanmaz insanlar oldukları için bunlara yakışır. Yani kendisine nasılsın demeye gelmiş, ya geçiyorum siyasetçiyi...- Büyüğe hürmet, efendime söyleyim nezaket, ya bütün kuralları, bütün bu toplumu ayakta tutabilecek, insanı insan yapacak bütün değerleri bir utanmaz kadın, bir rezil kadın alaşağı ediyor ve Sayın Kılıçdaoğluna git burdan diyip o çocuğuma dokunma diyor. Asıl sen o çocuğa dokunmaman lazım. Asıl bu devlet devlet olsa bu çocuğu senden alması lazım. Çünkü böyle bir rezil kadın o çocuğu...- O çocuğu gayri insani ne kadar değer varsa onu eriştirecek. Bu çocuğa bu kadının, bu rezil kadının, bu utanmaz kadının bu çocuğa doğru bir şey öğretmesi mümkün değil. Bir kere bu kadına bakarak yaşlılara saygısızlık yapmayı öğrenir, büyüklerine hakaret etmeyi öğrenir. Bu kadından ne öğrenir insan yani. Bu kadından o devletin o çocuğu koruması lazım. Bir diğeri...- ... Utanmaz kadın, rezil kadın yani yakışıyor... Bu türden insanlar böyle... Yani bu çocuğun bu kadından korunması lazım doğrusu. Bu çocuğun bu kadından korunması lazım. Bu manzarada yani elbette ki o şehre o yöreye özgüllenemez, ona genellemez. Gördüğüm kadarıyla taraftar da bulmadı. Çünkü herkes utandı yani...- ... bu edepsiz kadın, bu utanmaz kadın da bütün memleketin kötülüklerinin müsebbibi olduğuna inandığı için bu edepsizliği yapar Kemal Kılıçdaroğlu'na. Halbuki dediğim üzere, yani burada bu kadından o çocuğun öğrenecek hiçbir şeyi yoktur insana dair.- Öğretilmiş edepsizlik işte.- Yani ne olur? Bu kadın çocuğuna ne öğretir? Yaşlıya saygısızlığı öğretir. Yaşlıya yer vermemeyi öğretir. Yaşlıya tekme atmayı öğretir. Büyüğüne küfür etmeyi öğretir. Ondan sonra...- Zayıfı ezmeyi öğretir.- Garibi ezmeyi öğretir. Garibanı, fukarayı ezmeyi öğretir. Altta kalanın canı çıksını öğretir. Başkasının emeğine” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin İfade Özgürlüğüne ilişkin 10. maddesinde; "1.Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir. 2.Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda gerekli tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, nizamın sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlâkın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin açığa vurulmasının önlenmesi veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı merasime, koşullara, sınırlamalara veya yaptırımlara bağlanabilir." kuralı yer almaktadır.
5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3'üncü maddesinde; Basının özgür olduğu, bu özgürlüğün; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içereceği, basın özgürlüğünün kullanılmasının ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabileceği hükmüne yer verilmiştir.
Görevlerinden biri de halkı bilgilendirmek olan medyanın, yorum programlarında eleştirilere yer vermesi son derece doğaldır. Fakat eleştiri hakkı sınırsız değildir. Bu hak kanun ve ahlak kuralları içerisinde ve özellikle kamuoyunun olumlu yönde oluşmasına ve toplumun daha ileriye götürülmesine yardım amacıyla yapılmalıdır. Bu bağlamda ifade özgürlüğünün başka özgürlüklerin kullanılmasını kısıtlayacağı ve zarar görmesine yol açacağı durumlarda sınırlandırılabileceği, dolayısıyla sınırsız olmadığı ulusal ve uluslararası hukuk metinlerinden anlaşılmaktadır.
İfade özgürlüğü bağlamında değerlendirildiğinde, ilgili yayının; kullanılan ifadelerin herhangi bir belge, bilgi veya kanıta dayandırılmaması, kişi ve kuruluşlar hakkında sarf edilen söylemlerin kişi ve kuruluşlara karşı suçlayıcı ithamlarda bulunması sebebiyle ifade özgürlüğünün sınırları dışında olduğu görülmektedir. Uluslararası belgeler ve ulusal hukuk kaynaklarına bakıldığında ifade özgürlüğü hakkını kullanan kişi ve kuruluşların belirli sınırlamalara tabi olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar birey düşünce ve yargılarını ifade ederken özgürse de bunların sonucunda ifade edilen düşünce ve yargıların başka kişi ve kuruluşlar üzerinde hukuki ve ahlaki boyutta etkileri ortaya çıkmaktadır. Bu durumun bir yayın organında gerçekleşmesi; kullanılan ifadelerin karşı tarafı yargılayıcı, suçlayıcı bir biçimde olması ise sorumlu yayıncılık anlayışı çerçevesinde birtakım sonuçlar çıkmasına neden olabilmektedir.
Günümüzde medyanın gücünün artması ile medya mensuplarının sorumluluklarının da aynı ölçüde arttığı bir gerçektir. Medya mensuplarının siyasi kişi, kurum ve kuruluşları eleştirmesi; onların söz ve eylemleri hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi tabii bir durumdur. Ancak bu hakları kullanırken kişi, kurum ve kuruluşların haklarının da gözetilmesi gerekmektedir. Yayıncılar canlı yayın gerçekleştirirken yayın sırasında kullanılan ifadelerin dürüst, kişi ve kurumları zedelemeyecek nitelikte olması hususuna özen göstermeli; yayıncılığın kamusal sorumluluk görevi olduğu ve yayınların Basın Meslek İlkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerekliliği unutulmamalıdır. Bu ilkelere göre yayınlarda kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilmemesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda; “(...) Utanç verici, rezil kadının teki, rezil, edepsiz, saygısız yani daha fazlasını da söylemek istiyorum ama şimdilik bu kadarla bırakayım... Bunlara yakışıyor işte , bunlara yakışıyor, bunlara yakışmaz mı bunlara? Tam böyle bir... Bunlar edepsiz ve utanmaz insanlar oldukları için bunlara yakışır...bir utanmaz kadın, bir rezil kadın alaşağı ediyor ...Asıl bu devlet devlet olsa bu çocuğu senden alması lazım. Çünkü böyle bir rezil kadın o çocuğu... bu edepsiz kadın, bu utanmaz kadın da bütün memleketin kötülüklerinin müsebbibi olduğuna inandığı için bu edepsizliği yapar...Bu kadın çocuğuna ne öğretir? Yaşlıya saygısızlığı öğretir. Yaşlıya yer vermemeyi öğretir. Yaşlıya tekme atmayı öğretir. Büyüğüne küfür etmeyi öğretir. - Garibi ezmeyi öğretir. Garibanı, fukarayı ezmeyi öğretir. Altta kalanın canı çıksını öğretir. ...” şeklinde ifadelerle, kadın vatandaşın annelik vasıflarını da içine alacak şekilde toplumsal ve kültürel değerler açısından hakarete varan ifadelerle eleştirildiği, devlet desteği ile çocuğun anneden alınması gerektiği ve alınmadığı takdirde topluma zararlı bir bireyin yetişmesinin önüne geçilemeyeceğinin ifade edildiği görülmektedir. Yayıncılar canlı yayın gerçekleştirirken yayın sırasında kullanılan ifadelerin kişi ve kurumları zedelemeyecek nitelikte olması hususuna özen göstermeli, yayınların Basın Meslek İlkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerekliliğini unutmamalıdırlar. Bu ilkelere göre yayınlarda kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan, tehdit eden veya hakaret niteliği taşıyan ifadelere yer verilmemesi gerektiğinden söz konusu yayının eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, itibarsızlaştırıcı veya hakaret niteliğinde ifadeler içerdiği kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. …” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Temmuz 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 1.807.095,86 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde üç oranı (%3) 54.213,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.
Toplantıya Ait Şerhler
Üst Kurulun 07.09.2021 tarih, 2021/35 sayılı toplantısında alınan 24 No’lu karara karşı oy yazısı.
İlhan TAŞCI Şerhidir.


