İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 16.11.2021 tarih ve 1564 sayılı yazısına konu SHOW TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 08.11.2021 tarihinde saat 20:00’da yayınlanan “Üç Kuruş” adlı dizi film yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, SHOW TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından 08.11.2021 tarihinde saat 20:00’da yayınlanan “Üç Kuruş” adlı dizi filmde, dizi film karakterleri arasında geçen diyaloglarda; “(...) -Tamam bir dur. - Lan hadisene- Ya tamam lan dur çekiyorum.- Ne oluyor lan? Kim var lan orada?- Film mi çeviriyonuz lan siz burada, gelin şöyle. (Her iki çocuk "abi bırak, nolur bırak" diye yalvarmaktadır.) Çocukların Babası -çocukların annesini tutarak- : Dur dur, sarhoşlar ben hallederim. - Noluyo lan hee sen bizi magazine maskara mı etcen lan? - Yok abi biz sizi çekmedik ki yeminle. - Kimi çektiniz peki lan? - bakışlardan çocuğun dansözlerin resmini çektiğini anlar- Haa vay parlaklar, vay şoparlar bizim karıları dikizlemeye geldiniz yani öyle mi?- Beyim beyim onlar çocuk ya ya bırakın. -tabancasını masaya koyarak- Bas geri, aferin. Ne lan bu dansöz diye bunları attınız önümüze, bu karıyı da öyle oturttunuz öyle karşımıza. Bu mu lan sizin aleminiz hee bu mu? Hani Biricik gelecekti lan hani Biricik gelecekti haa noldu? Noldu oğlum? Ulan var ya hayatınız yalan sizin be, hayatınız yalan Nerede lan Biricik? - Beyim hastaymış vallahi billahi hasta. - Hasta -çocukları kast ederek iyi bu ... lar turp gibi maşallah haa. Bunlar Biricik gibi de kıvırtırlar şimdi. Geçin lan şuraya, geç -bu esnada çocuklar bırak diye yalvarmaktadır-- Bırak lan çocukları. İstersen ben geleyim. Ne yapacaksan yap. - Hadi lan oradan ucube. Bir de senle uğraşamayız otur oturduğun yerde. Aç la sen de müzik. Aç radyoyu aç radyoyu....Haaa -çocukları işaret ederek- hadi oynayın bakayım. ....Çocukların Babası -ağlayarak- Oğlum hadi oynayın nolur oynayın nolur yalvarırım. - Yok yok böyle olmadı. Sen şu karıların üstünden şu tülü mülü bir şeyleri al da bağla bakıyım sağına soluna, havaya girsinler. - Bırakın lan çocukları, bırakın. Bırak lan çocukları bırak, bırak lan - anne çocuklardan birine sarılarak kucağına alır- -elindeki silahın tetiğini çekerek kadına doğrultur- Bırak çocuğu. -bu sırada çocuk ağlamaya başlar- Ben oynayacak dediysem oynayacak.”, “saat 21:49:14'te Kartal karakteri restorana girer ve Nezih karakterinin yanına gider. Tam konuşacakken Nezih tarafından susturulur ve Nezih'in adamları Kartal'ı loş ışıklı ve boş bir kata götürür. Orada üç erkek tarafından tekme ve yumruklarla dövülür. Kanlar içinde kalan Kartal, arkasında duran sandalyeye tutunarak kalkmaya çalışır.- Yüzüme vurmayın daha fazla, Nezih Bey'in karşısına çıkamıycaz. -bunu dedikten sonra bir kişi tarafından yüzüne yumruk atılır-- Şopara bak yaa, hâlâ Nezih Bey diyor.”, O sırada Kartal'ın zihninde geçmişi canlanır, küçükken dansözlerin ve rakı masasının olduğu bir ortamda bir erkek tarafından kendisine şopar kelimesinin söylendiğini hatırlar. Ayakkabısının ucuna yerleştirdiği bir tür düzenekten bıçağı bir hareketle açar ve orada bulunan üç erkeğe bıçakla saldırır. Ardından hayatta kalan adamlardan birini silahla öldürdüğü, “saat 22:07:47 itibarıyla yer verilen görüntü ve anlatımda ise barda servis elemanı olarak çalıştığı anlaşılan bir kadına fiziki taciz yapıldığı ve ilgili sahnenin açıkça gösterildiği, ilgili bölümde bir erkeğin eliyle kadının kalçasına dokunduğu bunun üzerine kadının bir tepsiyle tacizde bulunan kişiye vurduğu, daha sonra tacizcinin kadına saldırmak üzereyken olay yerinde bulunan ve Komiser Efe karakterini canlandıran kişinin müdahalesi ile tacizde bulunduğu kadından "Hanımefendi özür dileriz, kusura bakmayın biz ayıp ettik.", “saat 22:21:30 itibarıyla İrfan karakterinin geçmişte kendisine kötülük yaptığına inandığı birini elindeki ucu sivri bir nesneyi önce beline sonra da göğsüne sokarak öldürdüğü, daha sonra soğukkanlılıkla fotoğrafını çekerek ölü karakterin üstüne üç kuruştan oluşan bozuk paraları atarak işlediği cinayeti bir tür ritüel hâline getirerek olay yerinden kaçtığı görülmüştür.
Bilindiği üzere, televizyon yayınlarında gündelik yaşamda yer alan genel ya da münferit olayları konu edinen dramatik yapımlar izleyici kitleyi bilinç ya da bilinçaltı düzeyinde çeşitli açılardan etkilemektedir. Şiddetin her türlü temsiline yer verilmesi suretiyle ise yayın kuruluşlarının yapımlarda izleyici nezdinde öne çıkıp fark edilir olmak arzu ve baskısıyla zaman zaman toplumsal hassasiyetleri göz ardı ettiği düşünülmektedir.
Çocuk ve kadın istismarı birey ve toplum üzerinde büyük etkiler yaratmakta ve birçok soruna neden olmaktadır. Bir istismar biçimi olan cinsel istismar hem psikolojik hem de fizyolojik açıdan diğer istismar türlerine oranla kişi üzerinde daha çok zarara neden olabilmektedir. Bu konuda medyanın etkisi de oldukça önemlidir
Medya kendi ontolojik ve epistemolojik zeminini, ahlak normlarını, estetik kaygılarını merkeze alarak insanı ve insanın algıladığı dünyayı şekillendirmekte, bunun kontrolünü insanın elinden almakta ve bunu bir yaşam biçimi olarak dayatmaktadır. İnsan teknolojik araçları inşa ettiği gibi nesne de insanları inşa etmektedir. Bu nedenle kitle iletişim araçlarının insanın şeyleri algılama kalıplarını etkilediği aşikârdır. Mcluhan ve Powers da "Teknoloji insan duygularından herhangi bir
tanesini öne çıkarmaya zorlar; aynı anda öteki duyular ise ya zayıflatılır ya da geçici olarak tümüyle ortadan kaldırılır. Bu süreç, insanın kendi uzantılarına, ilahî niteliğin bir biçimi olarak tapınma eğilimini bir kez daha ortaya çıkarır. Yeterince ileri gidildiğinde ise insan kendi makinesinin bir yaratığı hâline gelir." demiştir.
Televizyon, bilgi çağı olarak adlandırılan günümüzde dahi merkezî hikâye anlatıcı görevini sürdürmektedir. İnternet gibi kullanıcının daha aktif ve etkileşimli olmasını gerektiren bir mecranın aksine televizyon, kullanıcısına; hem kullanıcının beğeni ve istekleri hem de sair toplumsal beklentiler çerçevesinde bir seçki sunarak her haneye ortak imgeler ve mesajlar iletmektedir. Şiddet, seyircilerin en kolay özdeşlik kurabileceği unsurlardan biri olarak görüldüğünden kurgusal dünyada sıklıkla şiddet temsili olduğu görülmektedir. Gerçek hayatta çok daha örtük olan şiddet, kurgusal dünyada apaçık bir şekilde temsil edilebilmektedir. Bu temsil sayesinde de seyirci kitlesinin ilgisi çekilmektedir. Dizilerde hikâye anlatımının büyük bir parçasını oluşturan şiddet, sembolik fonksiyonlarla hikâyelerin büyük ölçekli temsilinin unsurlarını şekillendirmektedir.
Dizilerdeki hikâye anlatımında, oyuncular arasındaki iktidar dengeleri üzerinden “güçlü”, “güçsüz” rol dağılımları yapılarak, kimin şiddet uygulayacağı, kimin şiddet gören olacağı şekillendirilmektedir. Gerbner’e göre, ana rollerdeki oyuncular ya şiddeti uygulayan ya da bu şiddetten mağdur olan, yani “kurban” rolünde olabilirler. Şiddetin dozu arttıkça, şiddeti uygulayan ve bu şiddetin kurbanı olan oyuncuların karakterlerinin de daha gerçekçi algılanması söz konusu olabilmektedir.
Televizyonun düzenli ve tutarlı örüntülerle sunduğu kurgusal şiddet ilk bakışta masum şiddet olarak görülebilir. Çünkü kurgusal programlar gerçek dünya değildir. Kurgusal şiddet, mizah, komedi, drama gibi belirli bir programın mesajını iletmek için başvurulan ögelerden biri olarak savunulabilir. Yani, şiddet eğlence sektörüne hizmet eden televizyonun birçok eğlence ayağından biridir. Ancak bu durumun normalleştirilmiş ve haliyle içselleştirilmiş şiddetin gerçek dünyada yansımasında da bir rol oynadığı düşünülmektedir.
Televizyonun izleyiciler üzerinde yaptığı etkiler konusunda yapılan araştırmalarda; medyada yayınlanan, özellikle de televizyonda yer alan şiddet olaylarının, toplum genelindeki saldırganlık oranları üzerindeki istatistiksel olarak anlamlı düzeyde bir artışı tetiklediği, medyanın değerlerimiz, tutum ve davranışlarımızı şekillendirmede de etkileyici bir güç olduğunu, televizyonun tüm kitle araçları içerisinde belki de en kolay erişilen ve en yaygın kullanılan araç olması nedeniyle en etkili öğrenme kanalı olarak dikkat çektiği, yapılan bilimsel araştırmaların televizyon ve medyada izlenen şiddetin gerek kısa, gerekse uzun vadede izleyicilerin duygu, düşünce, değer, tutum ve davranışları üzerinde tetikleyici, hızlandırıcı ve özendirici bir etkisi olduğu yönündeki tespitler; ekranlardan verilen şiddet mesajlarının tüm izleyicileri olumsuz yönde etkilediğini, izlenen şiddet sahnelerinin tutum ve davranışlara yansıyarak toplumda gittikçe yaygınlaşan ve bireylerin sorunlarını şiddet uygulayarak çözmeye yönelik davranış değişiklikleri oluşturduğunu kanıtlar niteliktedir.
Kadına yönelik şiddetin farklı biçimleri söz konusudur. Bunlar fiziksel, psikolojik, cinsel, ekonomik, kültürel ve sembolik şiddettir. Bunlardan en çok bilineni ve görünür olanı fiziksel şiddettir. Fiziksel şiddet; dayak başta olmak üzere darp etmek, kesici aletle yaralamak veya öldürmek, ateşli silahla yaralamak veya öldürmek, üzerine yakıcı kimyasal madde dökmek, kadının uzuvlarını (burnunu, kulağını) kesmek vb. gibi travmatik, dramatik sonuçlar doğuran bir şiddet türüdür.
Türkiye genelinde 2014 yılında yapılan araştırmada kadına yönelik fiziksel şiddetin %68 olduğu belirtilmektedir. Kadın cinayetleri eylem araştırmasına göre, 2009-2013 yılları arasında, 949 kadından 453’ü (%56’sı) “ayrılma, reddedilme, kıskançlık” nedeniyle öldürülmüştür. Yine 2009-2013 yılları arasında 949 kadından 356’sının (%75’i) koca-partner ya da eski koca-eski partner tarafından öldürüldüğü belirtilmektedir
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu dizi filmde, çocukların uğradığı psikolojik şiddet sonucu yaşadıkları mahcubiyet ve üzüntü hâlinin müzikle güçlendirilmiş dramatik kurguyla ve yakın plan çekimlerle izleyicilere aktarıldığı, bununla birlikte, kadın ve erkek karakterlere uygulanan şiddet türleri 'güçlünün' 'zayıf' üzerinde kurduğu bir tür baskı, yönetme, sindirme ve tahakküm kurma biçimi olarak şekillendirilmiş, şiddetin şiddeti doğurduğu bir atmosferde şiddetin döngüselliği vurgulanarak yine şiddetin sorun çözmenin tek yöntemiymiş gibi bir kurgusal algının oluşturulduğu, ağırlıklı olarak görsel unsurlarla ele alınan şiddet sahnelerinde, yaşanılan sosyoekonomik çevre itibarıyla 'öteki' olarak algı oluşturularak konumlandırılan bir grubun senaryolaştırıldığı, psikolojik ve fiziksel şiddetin zihinlerde meşru bir olguymuş gibi algılanmasına sebep olduğu, “kadına şiddet/taciz” ve "karşılıklı şiddet" ile ilgili sahnelerin her ne kadar bir senaryodan ibaret olsa da; taciz sahneleri, kadına karşı şiddetin işlendiği yapımlar, toplumu kadına yönelik şiddete karşı bilinçlendirmenin aksine, dizi filmde geçen bu tür görüntü ve söylemlerle kadının istismar edilerek toplumun duyarsızlaşmasına neden olacağı, dolayısıyla izleyicilerin söz konusu durumları normalleştirmelerine, içselleştirmelerine ve şiddetin gerçek dünyada yer bulmasına yol açacak bir etkiye sebep olabileceği kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (s) ve (ş) bentlerinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Anılan yayın kuruluşu hakkında;
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (s) ve (ş) bentlerinin ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti, anılan madde ile korunmak istenen kamusal menfaat göz önünde bulundurularak, %3 oranında idari para cezası uygulanmasına karar verilmesi takdir edilmiştir.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinde yer alan, "Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez." ve (ş) bendinde yer alan, "Şiddeti özendirici veya kanıksatıcı olamaz." ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” hükmü uyarınca, idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ekim 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 62.042.770,75 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde üç oranı (%3) 1.861.283,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir...” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oybirliği ile karar verildi.


