İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 11.11.2021 tarih ve 1551 sayılı yazısına konu FM TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 29.10.2021 tarihinde saat 21:04’de yayınlanan "Sorarım" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
FM TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından 29.10.2021 tarihinde saat 21:04’de yayınlanan dini, tarihi, siyasi vb konuların ele alındığı, sunuculuğunu Abdülbaki Kalkan'ın yaptığı, konuk olarak Recep Konuk ve Murat Bayaral'ın katıldığı "Sorarım" adlı programda, program sunucusu ve konukları arasında geçen diyaloglarda; “(...) Ben özellikle 29 Ekim günlerinde hep simsiyah giyiniyorum. Yani hilafetin ilga edilip kaldırıldığı, İslam'ın unutturulmaya çalışıldığı günü ben kutlama yani haya ediyorum. Bugüne de böyle hani matem olarak, sitem olarak özellikle siyah giymeye gayret ediyorum yani 29 Ekim çamuriyet günlerinde... Müslümanım deyip de bu günü kutlayanı da kınıyorum yani. Müslümanım diyen yani Müslümanlıkla Cumhuriyet'i kutlamak bir arada olmaz, mümkün değil yani bu ikisi bir olamaz... Ya Müslüman değilsindir kutluyorsundur ya da kutlamıyorsundur Müslümansındır.- Müslümanlar! Bu günü biz bayram olarak kutlayamayız. ... "Size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum" diyerek topların düşeceği yere yollanıp öldürülüyor. Hepsi mikserin içine atılıp bitiriliyor... ...., yani hepsi orada hepsi şehit edildi. Eğer bu 400.000 kişi geri gelseydi bu zat bu hareketleri yapabilecek miydi yani? Demek ki bu 400.000 kişinin burada öğütülmesi lazımdı, geri gelmemesi lazımdı. Böyle bir talimat var. -... Millet maymuna, domuza döndü denizin altında... - ... Depremi ben birinci sıradan yaşadım. Eniştem orada öldü. Onlarca akrabamız öldü. Gölcük'telerdi. O gece o üste, Yalova'daki üste neler yaşandığını ben biliyorum. Allah orayı batırdı. Ve dalgıçlar o görüntüleri yayınladı. Domuz oldu ya maymun oldu orada ölenler. Allah batırdı orayı ya... Kavaklı Sahili'nde oldu bu olay. O gece toplantı yapıldı oraya. O zamanın, dönemin Çevik Bir, Cumhurbaşkanı bilmem ya bizi konuşturmayın ya.”, "400.000 tane adam Çanakkale meydanına çıkıyor ve İngiliz toplarının altına "Size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum" diyerek topların düşeceği yere yollanıp öldürülüyor. Hepsi mikserin içine atılıp bitiriliyor... Yani şimdi şunu demek istiyorum: Bu 400.000 tane oraya giden adam başımızdaki sarığa, annemizin başındaki örtüye zeval gelmesin, ezan susmasın diye oraya gidip mücadele ettiler. Halifeye zarar gelmesin diye gittiler oraya. Ve geldikten, yani hepsi orada hepsi şehit edildi. Eğer bu 400.000 kişi geri gelseydi bu zat bu hareketleri yapabilecek miydi yani? Demek ki bu 400.000 kişinin burada öğütülmesi lazımdı, geri gelmemesi lazımdı. Böyle bir talimat var." şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Anayasa'nın 26'ncı maddesinde “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” başlığı altında yer alan “Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir. Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.” şeklinde özgürlükçü demokratik sistem açısından düşünce özgürlüğüne getirilebilecek ve genel kabul gören düşünce özgürlüğünü sınırlama nedenlerinden bahsedilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin İfade Özgürlüğüne ilişkin 10’uncu maddesinde: "1. Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir alma ve verme özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir. 2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda gerekli tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, nizamın sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması, gizli bilgilerin açığa vurulmasının önlenmesi veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı merasime, koşullara, sınırlamalara veya yaptırımlara bağlanabilir." kuralı yer almaktadır.
AİHM'nin Lingens Avusturya içtihadında da belirtildiği üzere, ifade özgürlüğü demokratik bir toplumun asli temellerindendir. Bu, toplumun ilerlemesinin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşullarından birini oluşturur. Basının görevi, kamu yararını ilgilendiren başka alanlarda olduğu
gibi, siyasi konularda da bilgi ve fikirleri açıklamaktır. Buna karşın, AİHM'nin Times Newspapers Limited No 1-2 Birleşik Krallık kararında belirtildiği üzere, Sözleşmenin 10’uncu maddesi, basının halkın yararına olan ciddi meseleleri işlemesinin söz konusu olduğu durumlarda dahi, hiçbir sınırlama içermeyen bir ifade özgürlüğünü güvenceye almaz. Bu maddenin 2’inci fıkrası uyarınca, basın ifade özgürlüğünü kullanırken, görev ve sorumluluklarına uygun davranmak durumundadır.” denilmektedir.
Bu doğrultuda, her ne kadar medya, görüş ve eleştirilerin ifade edilebildiği mecra olarak görev yapsa da bu görev yerine getirilerken bazı değerlerin ve hassasiyetlerin gözetilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda; “Ben özellikle 29 Ekim günlerinde hep simsiyah giyiniyorum. Yani hilafetin ilga edilip kaldırıldığı, İslam'ın unutturulmaya çalışıldığı günü ben kutlama yani haya ediyorum. Bugüne de böyle hani matem olarak, sitem olarak özellikle siyah giymeye gayret ediyorum yani 29 Ekim çamuriyet günlerinde... Müslümanım deyip de bu günü kutlayanı da kınıyorum yani. Müslümanım diyen yani Müslümanlıkla Cumhuriyet'i kutlamak bir arada olmaz, mümkün değil yani bu ikisi bir olamaz... Müslümanlar! Bu günü biz bayram olarak kutlayamayız...29 Ekim çamuriyet bayramı...” vb. şeklinde ifadelerle, ifade özgürlüğü kullanılırken uyulması gereken görev ve sorumluluklardan uzak, toplumda özgürce kanaat oluşumunu engelleyici, milli duyguları incitici, toplumsal değerlere ilişkin hassasiyetleri dikkate almayan, Mustafa Kemal Atatürk ve şehitlerin manevi hatırasına saygısızlık içeren, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı, eleştiri sınırını aşan suçlayıcı, hakaret edici ve küçük düşürücü nitelikte ifadelere yer verilmesinin kamusal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmadığı gibi ülkemizin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırılık teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan; "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı olamaz." hükmünün ihlal edildiği sabit görülmüştür.
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin ihlali nedeniyle; Kanun’un 32’inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca, ihlalin ağırlığı, ihlalin mahiyeti, anılan madde ile korunmak istenen kamusal menfaat göz önünde bulundurularak, %3 oranında idari para cezası uygulanmasına ve idari tedbir olarak program yayınının üç (3) kez durdurulmasına karar verilmesi takdir edilmiştir.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan; "Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı olamaz." ilkesinin ihlali nedeniyle;
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Bu Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz. Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına, isteğe bağlı yayın hizmetlerinde ihlale konu programın katalogdan çıkarılmasına karar verilir. İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” hükmü uyarınca, idari para cezası ve program yayını durdurma idari tedbirinin uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %3 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Eylül 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 127.203,42 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2021 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 28.238 (yirmisekizbinikiyüzotuzsekiz) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) İdarî tedbir olarak, ihlale konu PROGRAM YAYINININ TAKDİREN 3 (ÜÇ) KEZ DURDURULMASINA, bu idari tedbirin uygulanma zamanın kuruluşa yapılacak tebligatta bildirilmesine,
c) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan; “…Yükümlülük veya yasağa aykırılık dolayısıyla idarî tedbir olarak programın yayınının durdurulması kararının verilmesi halinde, yaptırım uygulanmasına sebebiyet veren fiilin işlenmesinden dolayı sorumluluğu olan programın yapımcısı veya varsa sunucusu, yayının durdurulduğu süre zarfında, aynı veya farklı medya hizmet sağlayıcı kuruluşta hiçbir ad altında başka bir program yapamaz veya sunamaz.” hükmü uyarınca, işlem yapılması hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
d) İdari tedbir uygulanması sonucu yayını durdurulan programın yerine, Üst Kurulca gönderilen programların, programın başında; “Bu program, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun 17.11.2021 tarih ve 2021/45 sayılı toplantısında alınan 19 No’lu kararı uyarınca, kuruluşumuzun 29.10.2021 tarihinde saat 21:04’de yayınladığı "Sorarım" adlı program yayınında, 6112 sayılı Kanun'un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan, yayın hizmetleri ‘Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı olamaz.’ ilkesinin ihlali nedeniyle idari tedbir uygulanması sonucu yayını durdurulan program yerine yayınlanmaktadır.” metninin anlaşılır şekilde okunarak DVD/CD’de yer aldığı şekliyle ticari iletişim yayını içermeksizin yayınlanmasına, ayrıca anılan metnin program yayını süresince ekranın altında akar yazı ile verilmesine,
e) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentlerindeki ilkelerle dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapılmasını müteakip verilecek yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının on güne kadar durdurulmasına; ikinci tekrarı halinde ise, yayın lisansının iptaline karar verilir. … Programlarının yayını veya yayınları süreli durdurulan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yaptırım kararının tebliğine rağmen kararın gereklerine aykırı olarak yayınlarına devam etmesi halinde yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.


