İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 15.11.2021 tarih ve 1228 sayılı yazısına konu KAFA RADYO çağrı işaretiyle yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 24.08.2021 tarihinde saat 07:00’da yayınladığı "Nihat’la Muhabbet” isimli program yayınına ilişkin uzman raporu ile ses kayıtlarının incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, KAFA RADYO çağrı işaretiyle yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 24.08.2021 tarihinde saat 07:00’da yayınladığı "Nihat’la Muhabbet" adlı programda, sunucu tarafından; "Bu arada enflasyon farkı var ama onlar arada gerçekleşecek iban operasyonuyla illa bir iban verilecek. Hatta korkarım ilerde iban verilmekten de vazgeçilecek, ibana gerek yok, siz uğraşmayın, vatandaşımız yorulmasın diye biz maaşınızdan direkt kesiyoruz da denebilir, özellikle memurlardan. Öyle ya devlet iban verip para toplamaya çalıştığına göre, devlet bunu da diyebilir yani. Hiç ibanla mibanla uğraşmasın vatandaşımız diye biz bir kolaylık getirdik kendilerinin maaşlarından….", "Bu arada bu verilen yardımların yani toplanan yardımların, ibanlarla toplanan yardımların nereye gittiği de belli değil biliyorsun onu sorduğun zaman da kabahatli oluyorsun. Hatırlayınız, daha önceki yardımlarda, toplanan paraların nereye harcandığını sorduğunda detaylı yanıt verilmemesi, nereye harcandığının bilinmemesi, hatta onu geçtim mesela belediyeler böyle bir yardım kampanyası yaptığında- ki belediyeler çok daha şeffaf yapıyorlar- ama tabii cıss belediyeler onlar. Muhalefet belediyeleri. Onlar yaptığı zaman öyle bir kampanya, şak diye o kampanyalara yasak getiriliyor biliyorsunuz. Hatta toplanan paralara el kondu, bunu da gördük." şeklinde ifadelere yer verildiği tespit edilmiştir.
Bilindiği üzere, Demokrasinin en temel önceliklerinden biri halkın haber alma özgürlüğü olduğundan demokratik rejimlerde medya, kamuoyu oluşumunda hayati derecede öneme sahip bir aktördür. Öyle ki; medyanın yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü güç olduğu çoğu otorite tarafından kabul edilmektedir: "Basın, yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü kuvvettir. Genel olarak dördüncü güç unsuru olduğu kabul edilen medyanın vatandaşlara bilgilerin ulaşmasında önemli bir rol üstlendiği de dikkat çekilmesi gereken bir husustur: "Medyanın dördüncü güç rolüne ilişkin klasik değerlendirme, hükümet hakkında enformasyon toplayan ve tüm yurttaşlara hükümet hakkında enformasyon dağıtan bağımsız medyanın, bir denge unsuru ve hayati önem taşıyan bir kontrol mekanizması olarak hizmet ettiği yönündedir.
Bu açıdan bakıldığında medyanın gücü ne kadar fazlaysa medya mensuplarının sorumluluğunun da o ölçüde arttığını söylemek mümkündür. Muhakkak ki medya mensuplarının halka karşı sorumlulukları bulunan siyasi kişi veya kuruluşları eleştirme ve onların gerçekleştirdikleri eylemler hakkında kamuoyunu bilgilendirme hakkı bulunmaktadır. Ancak bu hak kullanılırken tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerinden ödün verilerek kamuoyunu yanlış yönlendirebilecek yayınlardan sakınılması; kişi, kurum ve kuruluşların haklarının da gözetilmesi gerekmektedir. Medya hizmet sağlayıcılar, yayın hizmetlerini kamusal sorumluluk anlayışıyla kanunlarda yer alan ilkelere ve basın meslek ilkelerine uygun olarak sunmalıdır. Bu ilkelere göre tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerinden ödün vererek kamuoyunu yanlış yönlendirebilecek yayınlardan sakınılmalı, soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanmamalıdır.
Demokratik idare biçimi siyasal anlamda bireylerin haklarını yasayla koruma altına alan değerler bütününü ifade ederken, sosyolojik anlamda ise bu değerler bütününün uygulamaya yönelik içeriğinin düzenlenmesini ifade etmektedir. Her bireyin her konuda kendine has kanaati olacağı ön kabulüyle, her fikrin ifade bulduğu mecra yani kitle iletişim araçları marifetiyle başka bireylerin korunma ve saygı duyulma hakkı ortaya çıkmaktadır. Ancak, şüphesiz bu hak, sınırsız ve kontrolsüz bir eleştiriyi beraberinde getirmemeli, yasa ve ahlak kuralları içerisinde çizilen bazı sınırlar yardımıyla kamuoyunun doğru ve objektif bir şekilde bilgilendirilmesine katkı sağlamak amacıyla kullanılmalıdır. Ayrıca kişi, kurum ve kuruluşların haklarının da gözetilmesi gerekmektedir. Yayıncılığın kamusal bir sorumluluk olduğu gerçeğinden yola çıkarak gazetecilik olanakları içerisinde üretilen haberlerin tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas alması beklenmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu yayında, sunucu tarafından; "İbanlarla toplanan yardımların nereye gittiği belli değil.", "Daha önceki yardımlarda, toplanan paraların nereye harcandığını sorduğunda detaylı yanıt verilmemesi, nereye harcandığının bilinmemesi", "Muhalif belediyeler tarafından toplanan paralara el kondu.", "...tabii cıss belediyeler onlar. Muhalefet belediyeleri." şeklinde ifadelerle, olağanüstü dönemlerde toplumsal dayanışmanın güçlenmesi için, mağdurların zararlarının en hızlı şekilde giderilmesi adına, devlet imkanlarına ilave olarak, yardımda bulunmak isteyen vatandaşlara güvenilir bir yardım kanalı olarak resmi makamlarca verilen iban numaralarına gönderilen paraların, herhangi bir delil veya kanıt bulunmaksızın, başka yerlerde kullanıldığının ima edilmesi toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel teşkil edebilecek nitelikte olduğu, dolayısıyla herhangi bir bilgi ve belge sunulmaksızın resmi olarak kayıt altına alınan yardımların amacının dışında kullanıldığına yönelik sarf edilen ifadelerin tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkeleriyle bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; ..." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8 inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Temmuz 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 870.394,40 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde bir oranı (%1) 8.704,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir. …” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP’in karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.


