İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 06.12.2021 tarih ve 1330 sayılı yazısına konu FM TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 10.09.2021 tarihinde saat 19:01’de yayınladığı "Sosyal Alem" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; FM TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluş tarafından 10.09.2021 tarihinde saat 19:01’de canlı olarak yayınlanan, sunuculuğunu Murat Bayaral’ın yaptığı, dini, tarihi, siyasi vb. konuların ele alındığı, "Sosyal Alem" adlı programda, program sunucusu tarafından; "İslama küfür edenin prim yaptığı bir dönemde yaşıyoruz. Ondan sonra medreseler kapatılsın. Medreseler ne yaptı ya…Bütün teröristler üniversiteden çıkıyor. Niye buralar kapatılsın demiyorsun? Bana bir tane medreseden terörist göster. Bana bir tane medreseden vatanına, milletine ihanet eden bir adam göster. Gösteremezsin…Senin eğitimin sıfır, yerlerde sürünüyor. Çocuklarımızda ahlak bitti. Ahlak diye bir şey yok, ana baba saygısı, vatan sevgisi hiçbir şey kalmadı. Neden böyle oluyor? Biz bu çocuklara milli eğitim veriyoruz. Fransa'dan taşıma, papazların yapmış olduğu önlük ile milli eğitim veriyoruz. Milli eğitim, yerli eğitimi maşallah…Besmelesiz... okunan her eğitimin, ilmin sonu kesiktir, bereketsizdir. Hiçbir işe yaramaz, çöptür o. Orada yetişen adam da çöptür…Bu kadar pisliğin eğitildiği, bu kadar putçulukla eğitilen, bu kadar ahlaksızca eğitilen çocuklarımızın içine hiç değilse onları o evlatlarımızı toparlayıp, onları ahirete güzel götürüp, ahiret ile Allah arasında köprü olacak medresede üç beş tane parmak sayısı kadar adam yetiştirelim diyoruz, ona da göz dikiyorsunuz be. Ona da kuduruyorsunuz, salyalarınız akıyor...Akademisyenlerine bak din düşmanı, devlet düşmanı, millet düşmanı. Bürokratlarına bak hepsi aynı. Hakimleri ve adaleti saymıyorum zaten, bunları konuşmuyorum zaten. Ne adaleti ya! Hangi adaletten bahsediyorsun... Bu eğitimden çıkan hakim ne olacak ki ya. Bilmem neyin vatanseverliği, bilmem neyin putseverliği bunlarla yetişen adamdan ne olur ya.” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Kamusal alan içerisinde muhtelif ideolojiler tarafından üretilen söylemler, belirli bir karşıtlık içerisinde iktidar mücadelesi ederler. Demokratik bir toplumda farklı dini, ulus, etnik vs. kimlikleri haiz muhtelif gruplar arasındaki fikir ve inanç farklılığının korunması hem kamusal alanı oluşturan kurumlar hem de bireyler açısından temel bir gerekliliktir. Fikir ve ifade özgürlüğü hakkının belirlenmiş çerçevesi içerisinde, eleştiri sınırları aşılmadan gerçekliğin farklı inşalarının kamuoyuyla paylaşılması demokratik toplum doğasının gereğidir. Demokrasinin en temel önceliklerinden biri halkın haber alma özgürlüğü olduğundan demokratik rejimlerde medya, kamuoyu oluşumunda hayati öneme sahip bir aktördür. Medya organlarının günümüzde toplum üzerinde oldukça etkili olup kamuoyu oluşumunda pay sahibi haline gelmesi, medya hizmet sağlayıcılarının dikkat etmesi gereken sorumlu yayıncılık anlayışı ve öz denetim ilkesini de beraberinde getirmiştir. Medyanın gücü ne kadar fazlaysa medya mensuplarının sorumluluğunun da o ölçüde arttığını söylemek mümkündür. Muhakkak ki medya mensuplarının siyasi kişi veya kuruluşları eleştirme ve onların gerçekleştirdikleri eylemler hakkında kamuoyunu bilgilendirme hakkı bulunmaktadır. Ancak bu hak kullanılırken eleştiriye maruz kalan kişi veya kurumların hak ve itibarlarının da gözetilmesi gerekmektedir.
Demokratik rejimlerde basın, ifade hürriyetinin geniş kitlelere ulaştırılması ve farklı görüşlerin dile getirilmesinde en etkili araç olarak demokrasinin de teminatıdır. Demokrasi çeşitlilik ve çoğulculuk esasında ilerlerse halk içindir. Çoğulculuğun ve çeşitliliğin bir arada var olabilmesinin yegâne yolu karşılıklı sınırların çizilmesiyle mümkündür. Buradan hareketle devletin kitle iletişim araçlarını denetlemesi toplumsal sözleşmenin gereğinin devletçe yerine getirilmesidir. Kitle iletişim araçlarının halkın yönelimini ve kültürel birlikteliğini belirleyebilen bir güç olarak demokrasilerde çok önemli bir yer tuttuğu açıktır. Dolayısıyla halkın doğru bilgilendirilmesi, kamuoyunda özgür kanaat oluşması, medyanın elinde bulundurduğu iletişim gücünü toplumun aleyhine kullanmaması için ilgili düzenlemeler mevzuatla gerçekleştirilir ve denetleme mekanizmalarınca denetlenir. Bu bağlamda medya kuruluşları için rehber niteliğinde olan yayın etiği, medya hizmet sağlayıcı kuruluşları toplumsal hassasiyetleri göz önüne alarak yayın yapmaları hususunda uyarır. Aynı zamanda yasa, yayıncı kuruluşların ekranlarında yer verdikleri programlarda dikkatli bir dil ve üslup kullanmalarını şart koşar. Bu dikkatli dil ekranların tarafsızlığı ve itibarının teminatıdır.
Yayıncılığın aynı zamanda bir kamusal sorumluluk görevi olduğu da düşünüldüğünde yayınların 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun ve Basın Meslek İlkeleri çerçevesinde yürütülmesi gerekmektedir. Bu ilkeler doğrultusunda ise, yayınlarda kişileri ve kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşüren, aşağılayan veya iftira niteliği taşıyan ifadelere yer verilmemelidir.
İhlale konu programda, sunucu tarafından milli eğitim sistemi ve bu sistemde yetişen ve toplumun büyük bir kesimini kapsayan kişiler ile akademisyenler, bürokratlar ve hakimlere yönelik olarak “Bütün teröristler üniversiteden çıkıyor, Ahlak diye bir şey yok, ana baba saygısı, vatan sevgisi hiçbir şey kalmadı. Neden böyle oluyor? Biz bu çocuklara milli eğitim veriyoruz., Besmelesiz...okunan her eğitimin, ilmin sonu kesiktir, bereketsizdir. Hiçbir işe yaramaz, çöptür o. Orada yetişen adam da çöptür. Bu kadar pisliğin eğitildiği, bu kadar putçulukla eğitilen, bu kadar ahlaksızca eğitilen çocuklarımız…, Akademisyenlerine bak din düşmanı, devlet düşmanı, millet düşmanı. Bürokratlarına bak hepsi aynı, Bu eğitimden çıkan hakim ne olacak ki ya. Bilmem neyin vatanseverliği, bilmem neyin put severliği bunlarla yetişen adamdan ne olur ya.” şeklinde sarf edilen söylemlerin ifade özgürlüğü kullanılırken uyulması gereken görev ve sorumluluklardan uzak, devletin kurum ve kuruluşlarının saygınlığını zedeleyici, devletin üst düzey eğitimci ve yöneticileri hakkında olumsuz ön yargılar oluşturabilecek, eğitim kurumlarını zan altında bırakabilecek, toplumun millî duygularını incitecek ve toplumda özgürce kanaat oluşumunu engelleyecek şekilde kullanılan suçlayıcı ifadelerin medya hizmet sağlayıcı kuruluşlardan beklenen toplumsal değerlere ilişkin hassasiyetleri dikkate almayan, eleştiri sınırı ötesinde suçlayıcı, hakaret edici ve küçük düşürücü nitelikte ifadeler olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %3 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ağustos 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 43.220,34 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2021 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 28.238 (yirmisekizbinikiyüzotuzsekiz) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.


