İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 25.11.2021 tarih ve 1610 sayılı yazısına konu TELE 1 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 19.11.2021 tarihinde saat 21:00’da yayınlanan "Demokrasi Arenası" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere; TELE 1 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta 19.11.2021 tarihinde saat 21:00’da yayınlanan, sunuculuğunu Uğur Dündar’ın yaptığı "Demokrasi Arenası" adlı programda, program konuğu Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Engin Altay tarafından; “Ama bu işi şöyle toparlayalım, Recep Tayyip Erdoğan bence diktatör. Mecliste de onu tutanaklara geçirdim, artık diktatör demek bir eleştiridir. Ama siz gene demeyin, ben diyeyim. Recep Tayyip Erdoğan; kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle 36 bin kişi hakkında soruşturma, 160 bin soruşturma açıldı da 36 bini kovuşturuluyor. 36 bin kişi ile davalık, mahkemelik. Bu bile Türkiye'yi nasıl birinin yönettiğinin çok basit, en yalın örneğidir. Ama bilinsin ki 84 milyon da ondan davacı. Ve bu mahkemenin görüleceği bir gün var. Ben o günü çok yakın olduğunu, o güne az kaldığına inanıyorum ve Türkiye'nin ilk seçimlerinde salt bir diktatörden kurtuluyor olmayacağız, Türkiye'nin ilk seçimlerinde Türkiye ikinci Kurtuluş Savaşı'nı da kazanmış olacak. Birinci Kurtuluş Savaşı'mızı emparyalist devletlere ve onların yerli işbirlikçilerine karşı yaptık, Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde bir Kemal bu savaşı yaptı, şimdi başka bir Kemal de devlete çöreklenen haramilerden ve Allah ile aldatanlardan devleti kurtarmak için bir savaş veriyor. Gelin bu savaşın bir neferi olun. ...” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Demokrasinin en temel önceliklerinden biri halkın haber alma özgürlüğü olduğundan demokratik rejimlerde medya, kamuoyu oluşumunda hayati öneme sahip bir aktördür. Öyle ki; medyanın yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü güç olduğu çoğu otorite tarafından kabul edilmektedir. Basın, yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü kuvvettir.
Günümüzde medyanın gücünün artması ile medya mensuplarının sorumluluklarının da aynı ölçüde arttığı bir gerçektir. Görevlerinden biri de halkı bilgilendirmek olan medya mensuplarının görüşlerini herhangi bir baskı altında kalmadan açık bir şekilde ifade etmesi, yorum programlarında siyasi kişi, kurum ve kuruluşları eleştirmesi, onların söz ve eylemleri hakkında kamuoyunu bilgilendirmesi son derece doğal bir haktır. Ancak, şüphesiz bu hak, sınırsız ve kontrolsüz bir eleştiriyi beraberinde getirmemeli, yasa ve ahlak kuralları içerisinde çizilen bazı sınırlar yardımıyla kamuoyunun doğru ve objektif bir şekilde bilgilendirilmesine katkı sağlamak amacıyla kullanılmalıdır. Ayrıca yayınlarda eleştiri hakkı kullanırken kişi, kurum ve kuruluşların haklarının da gözetilmesi, eleştiri sınırları ötesine geçilerek kişi veya kurumları küçük düşürücü ve aşağılayıcı söylemlerden kaçınılması ve toplumun belirli kesiminin itibarını zedeleyebilecek ifadelerden sakınılması gerekmektedir.
Demokratik idare biçimi siyasal anlamda bireylerin haklarını yasayla koruma altına alan değerler bütününü ifade ederken, sosyolojik anlamda ise bu değerler bütününün uygulamaya yönelik içeriğinin düzenlenmesini ifade etmektedir. Her bireyin her konuda kendine has kanaati olacağı ön kabulüyle, her fikrin ifade bulduğu mecra yani kitle iletişim araçları marifetiyle başka bireylerin korunma ve saygı duyulma hakkı ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bireysel düşünce ve yargılarında herkes özgürdür. Ancak sorumlu yayıncılık anlayışını benimsemesi gereken medya hizmet sağlayıcı kuruluşlarda bunların ifade edilmesi sırasında hak ihlali doğurabilecek itham edici ya da yargılayıcı bir üslubun kullanılması hukuki ve ahlaki düzeydeki çeşitli sorunları ortaya çıkarabilecektir. Bu noktada program sunucu ve yapımcılarından bu sorumluluk çerçevesinde yayın yapmaları beklenmektedir. Nitekim, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun'da medya hizmet sağlayıcılar, yayın hizmetlerini kamusal sorumluluk anlayışıyla, yayın ilkelerine uygun olarak sunmakla yükümlü kılınmıştır.
Dikta, TDK'nin Güncel Türkçe Sözlüğü'nde "Hiçbir şart olmaksızın körü körüne uyulması gereken buyruk" şeklinde tanımlanmaktadır. Dikta yönetimleri insanlara ne yapıp ne yapmaması gerektiğini buyuran bir yönetim şeklidir. Tarih boyunca ortaya çıkan dikta yönetimlerine Stalin dönemi Sovyetler Birliği, Mussolini dönemi İtalya'sı, Hitler dönemi Almanya'sı ve Franco dönemi İspanya’sı örnek olarak verilebilir. Verilen bu örneklerde de görülebileceği gibi dikta yönetimlerinde tek bir şahsın ya da partinin devlet idaresine hâkim olduğu ve bunların genellikle demokratik olmayan yöntemlerle yönetime geldikleri söylenebilir. Hürriyetçi demokrasi ise dikta yönetiminin tam karşıtı bir anlayışa sahiptir. Ekonomik olarak serbest rekabete dayanan, inanç ve düşünce hürriyetini savunan bir yönetim şeklidir. Bu yönetim şeklinde vatandaşlar, düzenli aralıklarla yapılan seçimler aracılığıyla siyasal katılımda bulundukları gibi aynı zamanda gerekli görülen anlarda gerçekleştirilen referandumlar aracılığıyla halkın doğrudan iradesi kendini gösterir. Hürriyetçi demokrasiler evrensel seçim hakkını savunur. Bütün yetişkinlerin dil, din, ırk, sosyal statü ayırmaksızın seçime katılmasına izin verir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin demokratik bir yönetime sahip olduğu Anayasa’nın 2’nci maddesi ile güvence altına alınmıştır. Özgürlükçü, çoğulcu, çağdaş demokrasinin en önemli koşullarından biri hukuk devleti ilkesidir. Hukuk devleti ilkesi, hukukun üstünlüğünün yaşama geçirildiği, yönetimde keyfiliğin önlendiği, devletin hukuka bağlı olduğu, yargının bağımsız niteliğinin güvence altına alındığı, hukuk kurallarının herkese eşit davrandığı bir sistemi ifade etmektedir. Hukuk devleti, devlet iktidarının hukuka bağlılığını ve dengelenmesini kuvvetler ayrılığı ilkesi ile temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması ile sağlamaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda, meşru seçimler sonucu Cumhurbaşkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan hakkında program konuğu tarafından sarf edilen ve tarihte demokratik olmayan yöntemlerle göreve gelerek bir çok temel hak ve özgürlükleri yok saymalarıyla bilinen liderler için kullanılan “diktatör” ifadesinin kullanılmasının eleştiri sınırları kapsamı dışında olduğu, bu ifadenin kullanımı sırasında moderatörün herhangi bir müdahalede bulunmayarak kullanılan ifadeye yönelik bir uyarı veya düzeltmeye yer vermeyerek zımnen de olsa bu ifadelerin kabul edilebilir olduğu izlenimini oluşturduğu kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; "..., kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %3 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Ekim 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 510.221,00 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2021 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 28.238 (yirmisekizbinikiyüzotuzsekiz) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP ve İlhan TAŞCI’nın karşı oyları ve oy çokluğu ile karar verildi.


