İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının, 02.02.2022 tarih ve 142 sayılı yazısına konu ATV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta, 27.01.2022 tarihinde yayınlanan "Esra Erol’da" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntüleri, Üst Kurulun 04.02.2022 tarihli toplantısının gündemine, 2022/05 sayılı ve 31 No.lu madde başlığıyla alınmış ve görüşülmüştür.
Üst Kurul gündemine alınan uzman raporu özetle şöyledir:
“ATV logosu ile yayın yapmakta olan Turkuvaz Aktif Televizyon Prodüksiyon Anonim Şirketi ticari unvanlı medya hizmet sağlayıcı kuruluşta hafta içi her gün saat 16:20'de sunuculuğunu Esra EROL'un yaptığı "Esra EROL'DA" adlı program canlı yayınlanmaktadır. “Genel İzleyici" koruyucu sembolü ile yayınlanan programda kayıp kişiler aranmakta ya da ailevi meseleler konuşulmaktadır. Münevver Yıldırım, annesi ve babası ile birlikte 18 yaşındaki kız kardeşinin kendinden 22 yaş büyük, 40 yaşında evli, 2 çocuk sahibi bir adama kaçması nedeniyle 26.01.2022 tarihinde programa katılmıştır. Söz konusu programın 27.01.2022 tarihli yayınında Elif Yıldırım isimli 18 yaşındaki genç kızın olayı işlenmeye devam etmiştir. Esra Erol, programının ilerleyen bölümünde Elif Yıldırım'ı Kütahya'dan getirttiğini belirterek ve onun yanına gidiyorum diyerek, stüdyonun içinde ayrı bir bölmeye yönelmiştir. Burada Elif Yıldırım suratını kapatmış vaziyette oturmaktadır. Esra Erol'un kameralarla birlikte içeri girmesine, "ben görünmeyeceğim, çekmeyin" diye ağlayarak ve bağırarak tepki göstermiştir (Bu sırada kızın yüzü ekranda görünmüştür). Esra Erol bu tepki karşısında arkanı dön diyerek Elif Yıldırım'a kızmıştır. Esra Erol'un kızın ailesi ile konuştuğu bölümde de genç kızın görüntüsü yine ekrana verilmiştir.
…
Yukarıda ayrıntılarına yer verilen yayında görüleceği üzere, 18 yaşında bir genç kız istemediği halde, belki yüzün gösterilmeyecek vaadiyle canlı yayına çıkarılmıştır. Esra Erol kameralar eşliğinde yanına gittiğinde genç kız adeta sinir krizi geçirmiştir. Program sunucusu olan Esra Erol, genç kıza bağırmış, onu küçük düşürmüştür. Yaşadığı olayların travması içinde olan genç kız program aracılığıyla, reyting uğruna sömürülmüş, tekrar mağdur edilmiştir. Nitekim rapora konu yayında Elif Yıldırım ağlayarak dışarı çıkmak istediğini defalarca dile getirmiş olmasına rağmen ancak saat 18:14:50'de ailesiyle birlikte çıkmasına izin verilmiştir.
…
Sonuç olarak, ATV logolu, Turkuvaz Aktif Televizyon Prodüksiyon Anonim Şirketi unvanlı medya hizmet sağlayıcının 27.01.2022 tarihli Esra Erol'da programı nedeniyle 6112 sayılı Kanun'un 8. maddesi ilk fıkrası (ç) bendinde düzenlenen "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." hükmüne aykırı yayın yaptığı değerlendirilmiştir.”
Üst Kurul’un uzman raporuna istinaden yaptığı görüşme sonucunda aldığı karar da özetle şöyledir:
“Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, ihlale konu programda; 18 yaşında genç bir kızın somut olayda programa çıkmak ve yüzünün görülmesini istemeyen ve rızasının olmadığı açık olmasına rağmen yüzü ve içinde bulunduğu ruh halinin ekranlar aracılığı ile gösterilerek kişilik haklarına zarar verildiği, program sunucusunun ekran aracılığıyla hitap edebilme gücünü kullanarak olayın mağduruna bağırarak, azarlayarak milyonlar önünde küçük düşürdüğü ve genç kızın tekrar mağdur edildiği, genç kızın dışarı çıkmak istediğini defalarca dile getirmesine rağmen uzun süre programda tutulduğu, istemediği halde fotoğrafı ve isminin defalarca kullanıldığı, dolayısıyla programa çıkmak istememesine rağmen yüzünün ekranda gösterilmesinin kamusal sorumluluk anlayışı ile bağdaşmadığı gibi insan onurunu, küçük düşürücü ve kişilik haklarının ihlal edildiği kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan; "İnsan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanunun diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Aralık 2021 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 138.569.473,06 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde bir oranı (%1) 1.385.695,00 TL İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,…”
kararı, “oy çokluğu” ile verilmiştir.
Bu bağlamda Üst Kurul kararına katılmama gerekçem aşağıda belirtilmektedir:
1. Üst Kurul’un yaptırım kararına konu olan “Esra Erol’da” adlı programın ilgili yayınındaki içerik, uzman raporunda da belirtildiği üzere 26.01.2022 tarihi itibarıyla seyirciye sunulmaya başlanmış; sonraki günlerde de konu edilmeye devam edilmiştir. Raporda; “18 yaşındaki bir genç kızın, 40 yaşında evli, iki çocuklu bir adama kaçması, aldatılan kadının kocasının ihanetini canlı yayın sırasında milyonlarca izleyici ile aynı anda öğrenmesi, adamın kaçırdığı genç kızı, eşiyle beraber yaşadığı evin çatı katında saklaması” gibi hususlar belirtilmiştir.
2. Raporda belirtilen hususlar; müeyyide önerilen bölümde göz ardı edilerek, sadece “Genç kızın yüzünün yayın içinde isteği dışında deşifre edilmesi” bölümü ihlal olarak sunulmuştur.
3. Üst Kurul da ihlal olarak sunulan bölümlere atfen, 6112 sayılı Yasa’nın 8. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi çerçevesinde idari yaptırım uygulanmasına karar vermiştir. Karar oy çokluğuyla alınmıştır.
4. Oysa, ihlal teşkil eden içeriğin bir bütün olarak ele alınması, değerlendirilmesi ve yaptırım kararının bu çerçevede alınması gerekmektedir. Yalnızca tek bir bölüm için yaptırım kararı alınması doğru değildir.
5. Hafta içi her gün, 2,5 saat süreyle, insanların özel hayatlarında yaşanan tüm olumsuz tutum ve davranışları, toplumun en küçük yapısını oluşturan aile kavramını zedeleyecek ve gelecek nesillere aktarılması gereken ahlaki değerleri dinamitleyecek şekilde aktarılan programa, üstelik en alt sınırdan uygulanan cezai müeyyide, uygun bulunan ilkemizi kapsamakla birlikte, tam olarak karşılayacak, bire bir örtüşecek nitelikten uzaktır.
6. Ayrıca; rapora konu 27.01.2022 tarihindeki programın ilk bölümünde, 19 dakika süreyle yer verilen ancak ihlal raporunda yer almayan bölümde “Aile içi ensest bir ilişki” konu edilmiş, %25 zihinsel engelli olduğu vurgulanan 19 yaşındaki bir genç kızın, annesinin kardeşi yani öz dayısı tarafından kaçırılması, cinsel istismara uğraması ve yayın tarihi itibarıyla, beraber yaşamaları konu edilmektedir.
7. Üstelik, engelli genç kızın telefonda dayısı için “Ben Mahmut’un yanında çok mutluyum” açıklaması da ekrana getirilmiş, engelli genç kızın resmi ve ismi arka planda uzun sürelerle yer almıştır.
8. Bu bağlamda; uzman raporuna konu olan bölüm ile uzman raporunda yer almayan bölümler birlikte ve/veya ayrı ayrı değerlendirildiğinde de, toplumun en uç kesimine kadar ulaşabilen ulusal bir yayın kuruluşunda ve sürekli bir biçimde ekrana getirilen bu içerikler değerlendirilirken, bütün olarak ele alınması gerektiği açıktır.
9. Üst Kurul’un gündemine gelen ve uzman raporuna konu olan bölüm, tek başına düşünüldüğünde dahi 6112 sayılı Yasa’nın 8. maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde belirlenen; “Toplumun milli ve manevi değerlerine, genel ahlaka ve ailenin korunması ilkesine aykırı olamaz.” hükmü çerçevesinde bir ihlalin söz konusu olduğu açıktır. Üstelik bu ihlal, uzman raporuna konu olmayan bölümler de dikkate alındığında, aynı maddenin ilgili bendi kapsamında pekişmektedir.
Bu bendin cezai müeyyidesi ise, “İdari Yaptırımlar” başlıklı; 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin birinci fıkrasında “Bu Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (d), (f), (g), (ğ), (h), (n), (ö), (s), (ş) ve (t) bentlerindeki yayın hizmeti ilkelerine ve aynı maddenin dördüncü fıkrasına aykırı yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara, ihlalin ağırlığı ve yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde ikisinden beşine kadar idarî para cezası verilir.…Ayrıca, idarî tedbir olarak, ihlale konu programın yayınının beş keze kadar durdurulmasına,…İhlalin mahiyeti göz önünde bulundurularak, bu fıkra hükümlerine göre idarî para cezası ile birlikte idarî tedbire karar verilebileceği gibi, sadece idarî para cezasına veya tedbire de karar verilebilir.” şeklinde hüküm altına alınmıştır.
Sonuç olarak, programdaki ihlalin en alt düzeyden cezalandırılmasının, bu tarz yayınların devamlılığına ve toplum üzerinde yaratacağı tahribatın katlanarak artmasına neden olacağı kanaatindeyim. Bu gerekçeyle karara, ilgili yayının yukarıda andığım yaptırım maddesinden daha üst bir cezayla cezalandırılması gerektiğini, Üst Kurul toplantısında da ifade ederek, karşı oy kullandım.


