İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 01.06.2021 tarih ve 781 sayılı uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda; FOX logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun, 24.03.2021 tarihinde saat 20:00’da yayınladığı, “Masumiyet” adlı dizi filmde,, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (s) bendinde yer alan; "Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden programlar içeremez." ilkesinin ihlal edildiği gerekçesiyle, “oy çokluğu” ile alınan karara karşı oy kullandım.
Karşı Oy kullanma gerekçelerim aşağıda belirtilmiştir:
Dizi filmde; bir genç kızın, sevgilisi tarafından şiddete uğraması, bebeğini kaybetmesi ve ölümden dönmesi sonucunda, süregelen mahkeme safhaları işlenmektedir. Ana tema bu olay nedeniyle açılan mahkeme süreci üzerine kurgulanmıştır. Söz konusu bölümde ise genç kız sevgilisinin sadece ilk darbeyi (sandalye ile) vurduğunu, sonraki darbelerin yüzünü göremediği bir başka kişi tarafından yapıldığını söylemiş, dolayısıyla bu ifade doğrultusunda sevgilisinin ayağındaki kelepçe çıkarılarak, tutuksuz yargılanmasına karar verilmiş ve gencin evinde küçük bir kutlama yapılmıştır. Uzman Raporunda; "Masumiyet" adlı dizinin açık bir şekilde kadına yönelik fiziksel şiddet üzerine kurgulandığı anlaşılmaktadır. Bahse konu dizideki klipleri ve deşifreleri yapılan sahnelerde hamile bir kadına 'sandalyeyle vurma' eylemi hafifleştirilip normalleştirilmiştir. Öyle ki, görüntülerde İlker karakteri Ela karakterine yönelik gerçekleştirdiği şiddetin tamamından değil ama bir kısmından(!) sorumlu tutulduğu için, ödül mahiyetinde bir kutlama yapıldığı görülmektedir… Şiddet uygulayanın "az şiddet uyguladığı, şiddeti başlatıp devam ettirmediği, sadece sandalyeyle vurduğu ve devamında şiddeti kestiği" gerekçeleriyle zafer kazanmış edasıyla evde kutlama yaptığının gösterilmesi de elbette sistematik duyarsızlaşmaya ve mağdur açısından çaresizliğe yol açacaktır. Bu kadar hassas bir konuda yayıncı kuruluşun ekrana getirdiği kutlama sahnesinin ihlal barındırdığı düşünülmektedir.” denilmektedir.
1. Öncelikle; Uzman Raporunu, “kutlama” üzerinden gerekçelendirmiş, kutlama sırasındaki diyalogları eklemiş ve olayları tek taraflı açıklamıştır. Kutlama esnasında ve sonrasındaki konuşmalar rapora eklenmemiştir. Oysaki sevgilisine şiddet uygulayan gencin kayınpederi son derece sert sözlerle; (22.43.09-22.45.25) “…Mutlu günümüz? Bitti mi her şey? Tamam, mı yani? Kutlanacak ne söyledi Ela Yüksel bugün mesela? “Bana şiddet uyguladı, sandalyeyle saldırdı vs.” Bunu mu kutluyoruz? Sen ne düşünüyorsun kızım? Evlendiğin adamın aynı zamanda birlikte olduğu başka bir genç kadına şiddetiyle ilgili olarak ne düşünüyorsun acaba? Ya da böyle şeyler düşünmek istemiyor musun? / (Kızına) Sen bu gece kimin yanında uyuyacaksın biliyorsun değil mi? Bir hemcinsine, başka bir genç kadına şiddet uygulamış birinin yanında uyuyacaksın… O başlattı, ilk darbeyi vurdu, sandalyeyle saldırdı. Bunlar benim değil, kocam dediğin adam için söylenmiş sözler. Sen ne için sevineceksin şimdi kızım? Sandalyeyle vurup devamını getirememiş olmasına mı? Bana değil kendine cevap ver. Sen bu gece kimin yanında uyuyacaksın İrem?” şeklinde, kutlama yapılmasını eleştirmiştir. Hatta dizinin devamında gencin annesinin oğlunun davranışını onaylamadığını belirten; “Kayınpederinin söylediklerini duydun değil mi? Herkesin içinde senin yüzüne söylediklerini sadece o mu düşünüyor sanıyorsun? Güldük eğlendik, kutladık ama bu iş burada bitmedi. Daha gerçekleri ortaya çıkaramadık. Deliller hala orada. Ve o kız seni tamamen aklamadı. Bana saldırdı dedi.” şeklindeki sözleri de Rapor’a eklenmemiştir.
Dolayısıyla, dizi filmin bütün olarak değerlendirilmesi ve “kitlelere verdiği mesajın” da tüm diyaloglar bağlamında ele alınması gerekirken, bu husus Uzman tarafından göz ardı edilmiş, şiddetin hiçbir şekilde kabul edilemez olduğuna ilişkin söylemler rapora alınmazken, sadece annenin oğlunun (kısmen) suçsuz bulunması nedeniyle yaptığı kutlama üzerinden rapor oluşturulmuştur. Kaldı ki, yukarıda verilen deşifrede de görüleceği üzere, anne bile oğlunun tamamen aklanmadığını belirtmektedir.
2. Bir diğer husus da, dizi filme uygulanan yaptırım kararının, Üst Kurulun 02 Haziran 2021 tarih ve 22 sayılı Gündem’inde alınmasıdır. Dizi film ise daha önce, 24 Mayıs 2021 tarihinde 13. Bölümü ile “Final” yapmış ve final bölümünde genç kıza şiddet uygulayanlar ortaya çıkarılmış ve mahkeme tarafından tek tek cezalandırılmıştır. Hatta sürekli oğlunu koruyan ve her hatasının üzerini örtmeye çalışan annelere ders niteliğinde bir finalle sonlandırılmıştır.
3. Rapora konu olan diziye atfen, televizyonlarda yayınlanan dizi ve filmler nihayetinde kurgusal yayınlardır. Bu bağlamda, örneğin bir diziyi 90 dakikalık bir yapım olarak kabul ettiğimizde, filmin bir bölümü izleyeni farklı gerekçelerle rahatsız edecek unsurlar içerebilir. Dizinin yaptırıma gerekçe olarak gösterilen bölümü de yaklaşık 1 dakika (22.40.41-22.41.39) sürmüştür. Ancak yaptırıma gerekçe olan bölümün devamı yukarıda da örneklediğim üzere pozitif bir yöne doğru gelişmiştir. Bu nedenle kurgusal bir yayın olan diziler, senaryo bütünlüğü içinde değerlendirilmelidir. Ki, Üst Kurul bir ilke kararı olarak tüm dizi filmleri de bu çerçevede ele almalıdır.
4. Elbette, genel olarak sinemanın kurul kararına konu olan yayım kapsamında dizi filmlerin önemli işlevleri arasında “davranış modeli” oluşturma vardır. Çünkü filmlerin/ dizi filmlerin iç dinamiğinde yer alan davranış modeli oluşturma rolü, seyirciyi/ izleyiciyi ikna etmek veya seyirci/ izleyiciye öğretme amacını taşımaktır. Bu çerçevede bakıldığında “Masumiyet” dizisinin ilerleyen bölümleri ve özellikle final bölümünün örnek gösterilebilecek bir “davranış modeli” üzerine kurgulandığı kabul edilmelidir. Aksi halde, “İyi” olanın daha iyi anlatımında ve/ veya “Kötü” olanın “İyi” olana dönüşebileceği gerçeğinin izleyiciye aktarılmasında, sinemanın yedinci sanat olarak insanlığın sanatsal değerleri arasındaki yerini aldığı tarihten bu yana kullanılan “Tez- anti tez” kullanılarak şekillenen sinematografik diline hiçbir koşulda yer verilememesi sonucunu da doğurur.
5. AİHM kararlarında sanatsal ifadelere siyasi ifadelerle tanınan ayrıcalıklara göre daha az ayrıcalık tanındığı görülecektir. Ancak, bu içtihatta karşın AİHM, sanatsal ifadeler söz konusu olduğunda şiddete çağrı olarak nitelendirilebilecek bazı ifadeleri ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirmektedir. Anayasa Mahkememiz de sanatsal eserlerin demokratik bir toplum için taşıdığı büyük öneme dikkat çekerek; devletin, sanat eserini yaratan kişilerin ifade özgürlüklerine gereksiz müdahalelerde bulunmama yükümlülüğü konusunda daha hassas davranması gerektiği doğrultusunda bir yaklaşım belirlemiştir. Öte yandan sanatsal ifadelerin açıklanmasında kamusal yetki kullanan makamlara da çok dar bir takdir aralığı bırakılmıştır. Kamu otoriteleri veya toplumun bir kesimi için hoş olmayan düşüncelere, şiddeti teşvik etmediği, terör eylemlerini haklı göstermediği ve nefret duygusunun oluşmasını desteklemediği sürece sınırlama getirilemeyeceği kabul edilmiştir. (Örneğin; AYM, Fatih Taş Kararı, B. No: 2013/1461, 12/11/2014, § 104.)
6. Üst Kurulun 14.11.2018 tarih ve 2018/46 sayılı toplantısının 10 No.lu kararında, “Bizim Hikaye” isimli bir dizi filmde yer alan sahneler, çocuklar ve gençler için sakıncalı bulunarak, yaptırım kararı uygulanmıştır. Bu karara ilişkin; Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesi tarafından 10/03/2021 tarih ve 2020/744 E. Ve 2021/344 K. sayılı karar ile “dava konusu işlemin iptaline” karar verilmiştir. Kararda; “Uyuşmazlığın çözümünün, teknik ve bilimsel bilgiyi gerektirdiği gerekçesiyle Danıştay 13. Daire Başkanlığının 15/06/2021 tarih ve E:2021/1750, K:2021/2247 sayıl kararı uyarınca Dairemizce yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, bilirkişi heyetince düzenlenen 01.04.2022 tarihinde kayda giren bilirkişi raporunda özetle; ‘…Söz konusu davranışların rol model (örnek) olmaktan öte, olumsuz sonuçlarının ortaya konulmasının (üvey annenin Filiz’in söylediklerini doğru bulması, aşık olunan karakterin hırsız olduğunun ortaya çıkması) ergenler için uyarıcı ve caydırıcı nitelik taşıdığı düşünülmüştür…’ … rapor hükme esas alınabilecek nitelikte bulunmuştur.” denilmektedir.
7. Öte yandan, Ankara 2. İdare Mahkemesi’nin, 2021/1565 E-2021/2123 K sayı, 17/11/2021 tarihli, Üst Kurulun 14.04.2021 tarihli ve 2021//15-16 nolu kararı hakkında “…işlemin iptaline” ilişkin kararında;
“Görsel iletişim araçlarından biri olan televizyon aracılığıyla yapılan yayınların, izleyiciler üzerinde etki yaratabileceği açık ise de; dava konusu işleme esas alınan “dizi” yayınının izleyiciyi bilgilendirme, düşündürme, eğitme, öğretme gibi saiklerle yapılan Kültür-Sanat, Eğitim, Siyaset, Haber vb programları gibi gerçeklik algısı oluşturan programlardan farklı olarak, belirlenen yaş grupları üzerindeki izleyiciler yönünden, ilgili yayın kuruluşunun ticari gaye ile yayınladığı, bir senaryoya bağlı olarak oluşturulmuş kurgusal bir ürün olduğu ve bu tür yayınların pek çoğunda benzer konuların işlendiği açıktır.” denilmektedir.
Dolayısıyla, yukarıda açıkladığım nedenlerle, kurgusal bir yayın olan dizinin senaryo bütünlüğü içinde değerlendirilmesi gerektiği ve söz konusu dizi filmin “Toplumsal cinsiyet eşitliğine ters düşen, kadınlara yönelik baskıları teşvik eden ve kadını istismar eden” bir yapım olduğunu düşünmediğim için, karara karşı oy kullandım.

