İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 31.03.2022 tarih ve 397 sayılı yazısına konu DORUK TV logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 27.03.2022 tarihinde saat 09:01’de yayınladığı "Mücahid Han ile Sohbet-i İhvan" adlı program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Bahse konu yayına ilişkin uzman raporunda ayrıntıları belirtildiği üzere, kuruluşun 27.03.2022 tarihinde saat 09:01’de yayınladığı sunuculuğunu Mücahid Han’nın yaptığı, "Mücahid Han ile Sohbet-i İhvan" adlı programda, sunucu tarafından; “Efendim inşallah, önümüzde iki saatimiz var dertleşeğiz, muhabbetleşeceğiz, dertlerimize derman arayacağız, sıkıntılarımıza çözüm arayacağız. Dertlerimizin sebebini beraberce araştıracağız, sıkıntılarımızın sebebini beraberce araştıracağız. Üzerimizde ne var ne yok bunları canlı canlı inşallah burada muhabbet edeceğiz... Bela, musibet yağmur gibi yağıyor, sıkıntılar bitmiyor, elem keder eksik olmuyor, dert tasa eksik olmuyor ve bu sıkıntıların sebebi ne onu da anlayamıyoruz... Nedir bu sıkıntıların sebebi birileri bir şeyler yapmış olabilirler mi? Yani efendim yapıyorlar, bugün maalesef keşke bu meseleler konuşulmasa ama, bu meselelerin konuşulmamasının müsebbibi kimler? Bu sihir ve büyü yoluna müracaat edenler yani, bu utanmazlar. Birileri birilerine büyü yapmasa, birileri birilerinin şerri ile uğraşmasa hiç bu meseleler gündeme gelir mi?...İşte böyle pis ve hain kimselerin zulmüne maruz kalmış olabilir miyiz, bu kimselerden bize bir saldırı gelmiş olabilir mi? Bizim üzerimizde de böyle bir sihirdir, musallattır, nazardır vesairedir yani böyle bir şeyler yapılmış olabilir mi? Biz canlı yayında bunları konuşuyoruz...” program sunucusu ile programa telefon ile bağlanan izleyiciler arasında geçen diyaloglarda ise; “Kıymet oğlu Gökhan ve Erhan. ... Tamam inşallah biz bir bakalım ondan sonra konuşacağız biraz bekleyin Abla. ... Şimdi abilerinin ismini verdin. Abilerinin üzerinden bakım yaptık ama daha doğrusu sadece bir aileye tesir eden bir sihir hali var. Tabi bu abilerinde daha böyle zirveye ulaşmış şekilde. Onların üzerine daha bir şekilde tesir etmiş. Bir huzursuzluk bir geçimsizlik, anlaşamama yani aralarındaki kardeşlik hukukuna uymayacak şekilde birbirlerine muamelede bulunma, efendim normalde bunlar garındaş... Dolayısıyla bu geçimsizlikler huzursuzluklar anlaşamama gardaşlığa yakışmayacak şekilde aralarında bir soğukluk ailede bir soğukluk olması niyetiyle okumayla büyü yapılmış bir kadın tarafından. Yani şer okuma ile. O sihirin tesiri arada bir sevgisizlik ve muhabbetsizlik meydana getiriyor Bahar Abla...Bir kadın ama bu kadın akrabanız değil Abla. Akrabanız değilden kastım şu kan bağınız yok. Sonradan akrabalık oluşmuş, sonradan bir akrabalık oluşmuş ama işte bir kuzenin gibi vs. bir doğuştan akraban değil yani. Hani gelin alırsın gelin verirsin. Sonradan akrabaların olur. Bunun gibi aileye sonradan girmiş bir kadın Abla…Tamam inşallah sevgili kardeşim. Beykoz'a sevgi ve selamlarımızı gönderiyoruz. İnşallah televizyondan takip edebilirsin. Biz bakıyoruz... Enes Can kardeşim. Yani şu anda temizlenme var Elhamdulillah, lakin ara ara sıkıntılar bazı sıkıntılar yaşanabilir. Tam manasıyla bir temizlenmeden bahsedemeyiz. Aslında bunu şöyle anlatsam daha doğru olur. Mesela bir insan diyelim efendim adamın böyle sırtında işte bilmem kaç kilo taş var. O taş kaldırdığın zaman ne olur o çok büyük ferahlar yani. Ama o belki onu on gün taşıdı, belki bir ay taşıdı belki efendim bir sene taşıdı dolayısıyla mutlaka o belde bir süre daha o ağrı hissedecek sıkıntı hissedecek. Bu sihrin tesiri devam ediyorken o zamandaki kadar ağır sıkıntılar yaşanmaz ama ara ara hala bunun tesiri hissedilebilir. Ama tesiri devam eden bir sihir yok şu anda Elhamdulillah bozulmuş, onun enerjisini onun ağırlığını ara ara hissedebilirsiniz…Tamam biraz bekleyin Abla, bakıyorum inşallah... Yani sihirle, büyüyle karı kocanın arasının bozulabileceğini Rabbimiz haber veriyor. Bugün de maalesef sihrin, büyünün tesiri ile yuvaları yıkılan çok insanlar var... Şimdi hınzır yağı ile yapılmış bir sihrin tesiri var üzerimizde. Hınzır yağı, bilmiyorum hiç duydunuz mu domuz yağı büyüsü derler buna yani. Efendim domuz yağı sürerek yapılıyor. Hınzır yağı ile yapılmış bir sihrin tesiri var üzerinizde ve bu haneyi olumsuz olarak etkiliyor Çiğdem Abla... İsminde "k" harfi olan bir kadın tarafından yapılmış...”, “Mücahid Han İle Sohbet-İ İhvan", "Bilgi İçin (Ücretsiz Hat) 0212 981 15 …", "Üzerimde Musallat Var Mı? Nasıl Anlarım?", "Eşler Arasında Geçimsizlik Mi Var?", "Negatif Enerjiden Nasıl Korunurum? Ekran Başına!", "İşlerim Bozuk, İş Hayatım Nasıl Düzelir? ", "Ailemde Geçimsizlik, İşlerimde Bereketsizlik Var Diyenler!", "Kısmetim Kapalı Diyenler, Kısmet Bağlılığı Nasıl Anlaşılır?", "Geceleri Uyuyamıyorum, Kabuslar Görüyorum Diyenler!", "Elimi Neye Atsam Kuruyor Diyenler! Bizi Dikkatlice İzleyin" vb. şeklinde sözlü ve yazılı ifadelere yer verildiği görülmüştür.
İhlale konu programda, her insanın yaşam süreci içerisinde karşılaşmaları mümkün olan bazı maddi/manevi ve ruhsal sıkıntıların çoğunun, cin, büyü, nazar, musallat vb. sebeplerden kaynaklandığının ifade edildiği ve bu yönde bazı reçeteler sunularak izleyicilerin dini hassasiyetlerinin istismarına yol açabilecek nitelikte yayın yapıldığı, bu tür yayınların insanları kaygı, korku ve endişeye sevk edebileceği ve bu konularda çeşitli sıkıntılar yaşamakta olan izleyicilerin maddi manevi zarara uğratılabileceği, dolayısıyla, maddi sıkıntılar, ailevi problemler, sağlık sorunları vb. sorunların nedenini batıl inanışlara ve uygulamalara dayandırıldığı, bu yolla mezkur yayında, kişisel çıkar sağlamak amacıyla insanların dini duygularının istismar edildiği kanaatine varılmıştır.
Bu nedenlerle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun'un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (r) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (r) bendinde yer alan; "Yayın hizmetleri ...kişileri fal veya batıl inançlar yoluyla istismar edemez." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %3 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Şubat 2022 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının bulunmadığı değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2022 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 38.460,00 (otuzsekizbindörtyüzaltmış) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “ (…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir…” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Oy birliği ile karar verildi.


