İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığının 10.06.2022 tarih ve 690 sayılı yazısına konu Tele 1 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşun 07.06.2022 tarihinde saat 19:59’da yayınladığı "18 Dakika" isimli program yayınına ilişkin uzman raporu ile video görüntülerinin incelenmesi ve değerlendirilmesiyle yapılan görüşmeler sonucunda;
Tele 1 logosuyla yayın yapan medya hizmet sağlayıcı kuruluşta, 07.06.2022 tarihinde saat 19:59’da yayınlanan, Dr. Merdan Yanardağ ve Prof. Dr. Emre Kongar’ın katılımıyla canlı olarak yayınlanan "18 Dakika" adlı programda geçen diyaloglarda; “Şimdi gündemimizde başka konular da var, seyircilerimizi biz hani sadece Tele 1 ile meşgul etmeyelim ama RTÜK ile ilgili enteresan bir haber var ona değineceğim. ... RTÜK bu kestiği cezalardan elde ettiği paraları nereye harcıyor? Merak ettik nereye harcıyormuş? Tabi birçok yere harcıyor ama bir tanesi çok enteresan. Vallahi 2 milyon 800 bin lirayı, RTÜK yaklaşık 2 milyon 900 bin lirayı yurt dışında Medya Okuryazarlığı Çalıştayları düzenlemiş. ...Medya Okuryazarlığı Çalıştayı için Belgrad'da düzenlenmiş bir tanesi. Bir tanesi Belçika Brüksel'de düzenlenmiş iyi mi? Medya Okuryazarlığı Çalıştayı. Avusturya Viyana, Fas Kazablanka; çok romantik Kazablanka, Romanya Bükreş böyle devam ediyor. Altı çalıştaya, tam altı tane çalıştay düzenlenmiş iktidarın baskı ve sansür aracı gibi adeta işleyen RTÜK buralara 2 milyon, yaklaşık 2 milyon 900 bin 800 küsur bin lira para harcamış. Peki ne olmuş? Sayıştay denetimine takılmış bu; ama o yüzden Sayıştay raporlarının yayınlanmasını yasakladılar. Şimdi bunlar resmi belgelerle sabit değerli seyirciler. Yorum falan yapmıyoruz. Olgudan, haberden söz ediyorum size. RTÜK usulsüz harcırah kullanmaktan dolayı rapor edilmiş Sayıştay tarafından....- Ben merak ediyorum. Mesela o sorumluların evi, barkı, arabası için satış kararını çıkarttı mı Maliye Bakanlığı merak ediyorum. Merak ediyorum değerli seyirciler sizden alınan paralar. Yani sizden alınan derken işte Tele 1'i izlediğiniz için bize kesilen cezaların nereye gittiği belli. Buralara harcanıyor. Belgrad'da medya okuryazarlığı. Ben merak ediyorum. Sırpça mı yaptınız ya Çalıştayı? Niye Belgrad? Niye gittiniz oraya? Mesela bu Belgrad Medya Okuryazarlığı Çalıştayı'nın belgeleri nerede? Mesela oraya sunulan tebliğler, yapılan konuşmalar, bunun için bir yazılı belge şey bir doküman çıktı mı ortaya yararlanabileceğimiz akademik anlamda? Çalıştay bir de çok fiyakalı isimler bunlar. Merak ediyorum, bilmediğim için soruyorum. Mesela Macaristan Budapeşte. O da çok romantik yani biblo gibi bir şehir. Orada da çalıştay düzenlemişler hocam. O halde Macarca galiba. Orada ne olması lazım?- Ya ne çalışmışlar sevgili Yanardağ? Ne çalışmışlar?- Belli değil Hocam. Yani ortada bir belge yok. Yani bunların bir sonuç raporları olabilir, yani sunulan tebliğler kitap halinde yayınlanabilir. Çalıştayın ürünleri olur değil mi? Raporların...- Ne çalışmışlar evet, ne çalışmışlar?- Bilmiyoruz, bilmiyoruz. Fas Kazablanka’ya bittim ama! Yani orada artık pes ediyorum. Fas Kazablanka’da Medya Çalıştayı, Medya Okuryazarlığı Çalıştayı yapılmış.- Humphrey Bogart, sevgili Yanardağ, Humphrey Bogart’la Ingrid Bergman’ın filmi Kazablanka, yapmayın yani şimdi. Oraya gidip o film üzerinde çalıştay yaptılar herhalde.- Sen yine çal Sam....- Evet, kessin. Kendileri mi çalışmış? Yoksa oradaki birtakım insanları mı çalıştırmışlar? Yani bir şeyler mi öğrenmişler, bir şeyler mi öğretmişler, tebliğ verenler mi var? Falan filan. Neyse, ne çalıştıklarını bilmiyoruz ama benim dikkatimi çeken başka bir rastlantı, toplam harcamaları 2 milyon 800 bin lira gibi. Ne tesadüf , Tele 1'e kestikleri toplam cezayla hemen hemen aynı. 2 milyon 700....” şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, demokrasinin en temel önceliklerinden biri halkın haber alma özgürlüğü olduğundan demokratik rejimlerde medya, kamuoyu oluşumunda hayati derecede öneme sahip bir aktördür. Öyle ki; medyanın yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü güç olduğu çoğu otorite tarafından kabul edilmektedir: "Basın; yasama, yürütme ve yargıdan sonra gelen dördüncü kuvvettir. Genel olarak dördüncü güç unsuru olduğu kabul edilen medyanın vatandaşlara bilgilerin ulaşmasında önemli bir rol üstlendiği de dikkat çekilmesi gereken bir husustur." Medyanın dördüncü güç rolüne ilişkin klasik değerlendirme, hükûmet hakkında enformasyon toplayan ve tüm yurttaşlara hükûmet hakkında enformasyon dağıtan bağımsız medyanın, bir denge unsuru ve hayati önem taşıyan bir kontrol mekanizması olarak hizmet ettiği yönündedir.
Bu açıdan bakıldığında medyanın gücü ne kadar fazlaysa medya mensuplarının sorumluluğunun da o ölçüde arttığını söylemek mümkündür. Muhakkak ki medya mensuplarının halka karşı sorumlulukları bulunan kişi veya kuruluşları eleştirme ve onların gerçekleştirdikleri eylemler hakkında kamuoyunu bilgilendirme hakkı bulunmaktadır. Ancak bu hak kullanılırken tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerinden ödün verilerek kamuoyunu yanlış yönlendirebilecek yayınlardan sakınılması; kişi, kurum ve kuruluşların haklarının da gözetilmesi gerekmektedir. Medya hizmet sağlayıcılar, yayın hizmetlerini kamusal sorumluluk anlayışıyla kanunlarda yer alan ilkelere ve basın meslek ilkelerine uygun olarak sunmalıdır. Ayrıca, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisinin gazetecilik mesleğiyle ilgili işaret ettiği ahlaki sorumluluk kapsamında, toplum bilincinin gelişmesini sağlama, haber ve yorumların kişisel yargılar içermemesi ya da gerçekleri çarpıtmaması ve gizlememesi gibi gazeteciliğin topluma borçlu olduğu etik ilkelere uygun davranılmalıdır. Buna göre tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerinden ödün vererek kamuoyunu yanlış yönlendirebilecek yayınlardan sakınılmalı, soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanmamalıdır.
Gazeteciler ve yayıncılar genellikle haberin gerektirdiği bilgi ve sorumluluğu haberin veya yorumlanacak iletinin yapılış aşamalarında araştırma ve yayınlama süreçlerinde nesnel verilere, dengeli habercilik ilkesine değil, hedef kitlenin beklentisine göre şekillendirebilmektedirler. Haberde veya yorumlanan iletide tarafsızlık kavramını uygulayabilmek için tartışılan konuyla ilgili tüm bilgiler aktarılmalı, tartışmalı konularda tarafların görüşleri bildirilmeli, konuyla ilgili güncellenen bir durum varsa ortaya konmalı, haber kaynağının sözleri veya görüntüleri özünü kaybetmeden maddi gerçekliğe dayalı olarak aktarılmalıdır.
Medya hizmet sağlayıcı kuruluşların sorumlu yayıncılık ilkesiyle ve azami ölçüde dikkatle hareket etmesi etik haberciliğin birincil gereklerindendir. Bir yayıncı kuruluş, doğruluk ve gerçeklikten ödün vermesi durumunda ilk amacı olması gereken “doğru bilgi aktarma” ilkesine aykırı bir tutum ortaya koyduğunu ve beraberinde kaçınılmaz olarak etik sorunların doğacağını dikkate almalıdır. Gazeteciler seçtikleri haberleri topluma ileterek, bireylerin hem yakın çevrelerinde hem de ulusal ve uluslararası düzeyde yaşanılan olaylar hakkında toplumun bilgi edinmesini sağlar. Toplumun bağımsız temsilcileri olarak isimlendirilen gazeteciler, toplum içindeki grupların kanaatlerini birbirlerine ileterek toplumsal iletişimin gerçekleşmesine yardımcı olurlar. Gerçeklerin değiştirilerek aktarılması; kişinin yanlış bilgilendirilmesine, toplum içinde yanlış anlaşılmalara dolayısıyla dezenformasyona sebep olabilir. Türk Dil Kurumunun dijital sözlüğünde "bilgi çarpıtma" olarak tanımlanan dezenformasyon, Aşkın (2015) tarafından "gerçekliğin toplumsal olarak yeniden inşasına amaçlı müdahale" şeklinde ifade edilmektedir.1 Webster sözlüğünde ise "kamuoyunu etkilemek ya da gerçeği gizlemek amacıyla, kasıtlı olarak yanlış bilginin sıklıkla gizlice yayılması" olarak tanımlanmıştır.2
Dezenformasyon gerçek olay ile haber anlatısı arasındaki süreçte kendisini göstermektedir. Dezenformasyon haberlerin hazırlanışı, izleyicilere sunuluşu ve sonrasında toplumsal gerçekliğin inşa edilerek kulaktan kulağa dolaşması ile yaygınlaşmaktadır. Dezenformasyonun amacı doğrudan fikirleri değiştirmek değil, bireyleri şüpheye düşürmektir. Oluşturulan veri bulutu içerisinde, varılan her yargıyı kuşkuda bırakmak ve hakikati saptırmaktır. Dezenformasyon sürekli tekrar edildiğinde enformasyonu geçersiz kılmaktadır. Bu durumda dezenformasyonun anlamı esas olarak hakikatten sapma olduğu gibi, sürekliliğin ve tekrarın beraberinde getirdiği bir değersizleştirme politikasıdır Tüm bu süreçler, dezenformasyona konu kişi veya kuruluşların değersizleştirilmesinin dışında bilgi akışını sağlayan ve demokrasinin dördüncü gücü olarak görülen basın ve medyaya olan güvenin sarsılmasına da sebep olabilir. Basının güvenilirliğinin yara alması, kurum ve kuruluşların değersizleştirilmesinden çok daha vahim sonuçlara yol açabilir.
Ayrıca, kabahatler karşılığında uygulanacak olan idarî yaptırımlar, idarî para cezası ve idarî tedbirlere ilişkin hükümler 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nda belirtilmiştir. Söz konusu Kanun’un 17’inci maddesinin 3’üncü bendindeki “10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen idarî para cezalarının ilgili kanunlarında 1/6/2005 tarihinden sonra belirlenen oranın dışındaki kısmı ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idarî para cezaları Genel Bütçeye gelir kaydedilir. Sosyal güvenlik kurumları ile mahalli idareler tarafından verilen idarî para cezaları kendi bütçelerine gelir kaydedilir. Diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen idarî para cezaları ise, ilgili kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla, Genel Bütçeye gelir kaydedilir.” hükmü ile idari para cezalarının Genel Bütçeye gelir olarak kaydedildiği belirtilmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, İhlale konu programda; "RTÜK bu kestiği cezalardan elde ettiği paraları nereye harcıyor? Merak ettik nereye harcıyormuş? Tabi birçok yere harcıyor ama bir tanesi çok enteresan. Vallahi 2 milyon 800 bin lirayı RTÜK yaklaşık 2 milyon 900 bin lirayı yurt dışında Medya Okuryazarlığı Çalıştayları düzenlemiş.", tam altı tane çalıştay düzenlenmiş iktidarın baskı ve sansür aracı gibi adeta işleyen RTÜK buralara 2 milyon, yaklaşık 2 milyon 900 bin 800 küsur bin lira para harcamış. Peki ne olmuş? Sayıştay denetimine takılmış bu", "değerli seyirciler sizden alınan paralar. Yani sizden alınan derken işte Tele 1'i izlediğiniz için bize kesilen cezaların nereye gittiği belli. Buralara harcanıyor. Belgrad'da medya okuryazarlığı.","Ya ne çalışmışlar sevgili Yanardağ? Ne çalışmışlar? Dr. Merdan YANARDAĞ: Belli değil hocam. Yani ortada bir belge yok. ","toplam harcamaları 2 milyon 800 bin lira gibi. Ne tesadüf ,Tele 1'e kestikleri toplam cezayla hemen hemen aynı. 2 milyon 700..." şeklinde sarf edilen ifadelerle, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunca yayıncı kuruluşlara verilen cezaların tahsil edildiği ve bu paraların dünyanın farklı yerlerindeki şehirlerde düzenlenen çalıştaylar için harcandığı, bu paralardan harcırah ödemesi yapıldığı algısı oluşturulmaya çalışıldığı, oysaki tüm bireylerin kolaylıkla erişim sağlayabilecekleri yasal düzenlemelere bakılmadan, herhangi bilgi, belge ve kanıt gösterilmeden, maddi bir gerçekliğe dayanmadan tamamen şahsi kanaatle bir değerlendirmede bulunularak kamuoyunun yanlış bilgilendirildiği, soruşturulması mümkün olan bir haberle ilgili gerekli özen gösterilmeden yeterli araştırma yapılmadan ve kanıt sunulmadan yapılan bu açıklamaların kamusal sorumluluk anlayışıyla bağdaşmadığı gibi tarafsızlık, gerçeklik, doğruluk ve soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz ilkeleriyle bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle mezkur yayında, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.
Bu itibarla;
6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan; "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz; haberin verilişinde abartılı ses ve görüntüye, doğal sesin dışında efekt ve müziğe yer verilemez; görüntülerin arşiv veya canlandırma niteliği ile ajanslardan veya başka bir medya kaynağından alınan haberlerin kaynağının belirtilmesi zorunludur." ilkesinin ihlali nedeniyle,
6112 sayılı Kanun'un 32’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “8’inci maddenin birinci fıkrasının diğer bentleri ile ikinci ve üçüncü fıkralarında ve bu Kanun’un diğer maddelerinde belirlenen ilke, yükümlülük veya yasaklara aykırı yayın yapan ve/veya bu Kanun hükümleri kapsamında Üst Kurul tarafından belirlenen yükümlülüklerini yerine getirmeyen medya hizmet sağlayıcıya ihlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, ihlalin tespit edildiği aydan bir önceki aydaki brüt ticari iletişim gelirinin yüzde birinden yüzde üçüne kadar idari para cezası verilir. İdarî para cezası miktarı, radyo kuruluşları için bin Türk Lirasından, televizyon kuruluşları ve isteğe bağlı medya hizmet sağlayıcıları için onbin Türk Lirasından az olamaz.” hükmü uyarınca idari para cezası uygulanması gerektiği,
a) İhlalin ağırlığı, yayının ortamı ve alanı göz önünde bulundurularak, kuruluşa %3 oranında idari para cezası uygulanmasına,
Ancak, ihlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Mayıs 2022 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının 1.071.562,29 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, televizyon kuruluşları için idari para cezasının 10.000 (onbin) Türk Lirasından az olamayacağından, 2022 yılı için belirlenen yeniden değerleme oranına göre 38.460,00 (otuzsekizbindörtyüzaltmış) Türk Lirası İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,
b) 6112 sayılı Kanun'un 32’inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “(…) 8’inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (d) bentleri dışındaki bentlerini, aynı maddenin ikinci fıkrasını ve bu Kanunun yayın hizmetlerinde ticari iletişimi düzenleyen hükümlerinden herhangi birini yaptırım kararının tebliğinden itibaren bir yıl içinde yirmiden fazla ihlal eden medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayını beş güne kadar durdurulur. Bir yıl içinde aynı ihlalin tekrarı halinde, medya hizmet sağlayıcı kuruluşun yayınının beş günden on güne kadar durdurulmasına; ihlalin ikinci tekrarı halinde ise yayın lisansının iptaline karar verilir.” hükmü uyarınca işlem tesis edileceği hususunun yapılacak tebligatta bildirilmesine,
Üst Kurul Üyesi Okan KONURALP’in karşı oyu ve oy çokluğu ile karar verildi.


